BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.01.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
265
Dün
:
4633
Toplam
:
15488757
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’IN SIĞIRI
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Değerli okurlar, bu yazımda, benim çocukluk hatta ilk gençlik yıllarımdan anılarımdan kalan bir sosyal olayı bizden genç kuşaklara becerebildiğim kadarı ile anlatmak istedim.

Sığır denilince genelde inek ve öküz gibi büyükbaş hayvanlar akla gelir. Ama benim çocukluğumda sığır, Yozgat’ı bir baştan bir başa geçen yüzlerce inek, öküz ve camızlardan oluşmuş büyükbaş bir havyam sürüsü akla gelir.

Cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla 1950li, 60lı, 70li yıllarda Yozgat’a yakın Amasya, Niğde, Dinar vs. gibi İç Anadolu’nun il ve ilçelerinde bulunmuştuk. Yozgat’ta yaşadığımız sığır olayı bunların hiç birinde yoktu.

Yozgat’ın çiftçilikle iştigal eden bazı büyük ailelerinin yakın köylerde büyük arazileri vardı. Bazı köylerin tamamı, bazılarının yarısı ve bir kısmı bu ailelerin mülkiyetindeydi. Bu ailelerin köylerde küçük ve büyük baş hayvanları da vardı. Köylerde arazisi olan olmayan herkesin Yozgat’ta büyük bahçeli evleri hatta konakları vardı. Bu büyük bahçeli evlerin bir köşesinde mutlaka tavuklar için yapılmış bir kümes ve atların ve büyükbaş hayvanların barındırıldığı ahırları bulunurdu. Köylerden bir getirisi olmayan bu ailelerin de ahırlarında en azından sağmalık bir adet ineği ya da camızı vardı. Bunlardan elde edilen süt, çocukları ya da torunları beslerdi.

Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin Mutafoğlu mahallesinde köprünün başındaki evinin ahırında da bir tanesi mutlaka camız olmak şartı ile birkaç büyükbaş hayvanı olurdu. Ahırımız biraz büyükceydi (sonra ev oldu) çünkü dedemin özel faytonu için bir çift de at vardı. Dayılı köyünde iki katlı evi, binek olarak kullandığı atını koymak için küçük bir ahırı ve tarlaları vardı ama köyde büyük baş hayvan beslenmezdi.

Gelinlerinin (bizim eşlerimiz) hayran oldukları anneannem sabah 05 de kalkar, iki kız yardımcısı ile ahırdaki hayvanları sağar onları sığıra yetiştirirdi.

Yozgat’ın bu erken sessiz saatinde şehrin konumu itibariyle güney doğusundan kalkarak şehrin merkezinden geçip Şeker Pınara yani kuzey batısına doğru yüzlerce büyükbaş hayvan sokaklardan akarak gelirdi. Sığır sürüsü daha Ali Efendi Camisinin oralardayken sesi bize kadar gelirdi. Koçulunun fırının oraya gelince bizde hayvanları ahırdan çıkarır sürü önümüzden geçerken içine katardık. Katardık derken, koca bir kışı ahırda geçiren zavallı hayvanlar büyük bir keyifle arkadaşlarına katılırlardı.

Bu sığır sürüsünü n geçişi epey bir zaman sürerdi. Hayvan sayısını sorarsanız şimdi tahmin etmem çok zor ama şöyle tarif edebilirim. Bir kere, üç yüzden fazladır ama beş yüz kadar da olabilir mi diye düşünüyorum. Şimdi düşündüğünüz sayıyı dört ile çarpın, bu kadar ayağın kurak geçen yaz günleri nasıl bir toz kaldırdığını hayal edebilirsiniz. Bu toz birde akşam dönüşünde tekrarlanırdı tabi.

Şimdi lütfen Amerikan kovboy filmlerinde kovboy denilen atlı çobanların yönettiği sürüleri gözünüzde canlandırın. Bizim sığır sürüsünün başında bir çoban, tabi yaya olarak. Sürünün boyunca iki yanında yine birkaç çoban ve sonda bir çoban tabi ellerinde asaları ve yanlarında kangal ya da karabaş köpekleri ile. Sığır sürüsü o zamanki Yozgat’ın ancak iki fayton yan yana geçecek genişlikteki sokaklarında akarken eğer sokaktaysanız en yakı evin sokak kapısı kuytuluğuna sığınmanız şarttır. Yoksa vücudunuza ciddi hasarlar alabilirsiniz. Sığır araziye dağılıp otlamaya başlayınca köpekler de gölge buldukları yerlerde şekerleme yaparlardı. Onların asıl görevi akşamüzeri sürüyü toplamaktı. Göz alabildiğince uzaklara dağılan hayvanları o kadar kısa sürede toplarlar ki bu olayı mutlaka yaşamak gerekir.

Bu yüzlerce hayvan henüz betona teslim olmamış Yozgat’ın çevresindeki otlaklarda doyurulduktan sonra havanın kararmasına yakın tekrar şehrin içine doğru sürülürdü.

Kuzenim Halit Çapanoğlu (Amasya da idam edilen Çapanoğlu Halit Bey’in torunu ) şöyle anlatmıştı; “Senin babaannem Esma Hanımefendinin babası Hayrullah Efendi son Osmanlı meclis-i mebus anında milletvekiliyken Yozgat’ın batısında büyük araziler satın almış. O vakitler hiçbir şekilde kullanılmayan bu arazilerde Yozgat sığırının otlatılmasına izin vermiş.” Bknz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2390

Akşamüzeri sığırın Yozgat’a dönüşü de muhteşem olurdu. Sığır daha dönmeden Kel Hasan içinde saç örgülü kurabiyeler olan arabası ile gelir bizde para almak için eve koşardık. Sürü daha Şeker Pınarındayken bunu hisseden ahırlardaki buzağılar, malaklar(manda yavrusu) ana özlemi ile bağırmaya başlarlardı. Bizde yola çıkar sığırın gelmesini beklerdik. Sürü evlerin önünden geçerken o evin hayvanı sürüden ayrılır açık tutulan kapıdan içeri girerdi. (Akşam olduğunda eve girmemiz için annelerimiz kaç kere çağırırdı.)

Bu sefer aksi yönde giden sürü yine arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak yorgun çobanları ile gözden kaybolurdu.

Bu günkü Yozgat ‘mı? Yumurtayı bile marketten alıyor.

06.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
1957 GAZİANTEP OLAYLARI VE YOZGAT
Abdulkadir Bey,

Menderes de "güç zehirlenmesine" uğrayan başbakanlardan biridir.
Uzun süre yönetim de kalmak, tablonun aleyhine döndüğünü fark etmesini engelledi ya da gücüne inanarak durumu önemsemedi. Toplumu ayrıştırıcı yaklaşımlarından en çok aklımda kalan; "Vatan Cephesi"dir. Mevcut bir tek radyo kanalından, her gün sinir bozucu bir biçimde, saatlerce vatan cephesine iltihak edenlerin adları okunurdu: Ali Köstebek, Ayşe Köstebek, Eşe Köstebek, Neşe Köstebek... Sayıp dökülen bu isimlerin dışında kalanlar da dışlanmış, ötelenmiş kişilerdi!

İdamlara gelince, yanlıştı! İdama, işkenceye, insan onurunu yok eden girişimlere karşıyım. Cezayı hak etmek, yukarıda saydıklarımı da hak etmek anlamına gelmez.

Bu ülkenin iyi günler görmesi dileğiyle ve saygılarımla.
mehlika filiz ulusoy -- 21.06.2013 18:09
1957 GAZİANTEP OLAYLARI VE YOZGAT
Sayın Çapanoğlu; bu vatana- millete çalışan veya çalışmak isteyen tüm güçlü liderler öldürülüyor sonrada arkasından düzmeceler bir birini izliyor, veya badem gözlü ilan ediliyor.Bir zamanların "Denizgezmiş"i şimdi kahraman ilan edildiği gibi. Dp nin suçu ne olursa olsun Sayın Menderes'in akibeti ipte sallanmak olmamalıydı.Zamanın halkındaki iletişim yetersizliği,okur yazar azlığı; yani cehaletin getirileri bazı çıkar çevrelerince sürekli kullanılmış. Anlaşılan birileri birilerinin kanıyla beslenmiş.

Umula ki bundan sonra adalet terazisi dengede tutula...
Saygılar hürmetler
ali -- 19.06.2013 19:26
BİR OTOBÜS YOLCULUĞU
Sayın Çapanoğlu; Yazılarınızı emin olun ki okuyorum ama yorum yapacak fırsat bulamıyorum.Yine çok önemli bir konuya değinmişsiniz.Elhamdülillah ülkemizin çoğunluğu müslüman. Bizim Dinimiz bize her şeyden önce insan hakkını öğretir. Alla(c.c) tüm günahları Rahmetiyle,Merhametiyle bağışlıyor. Ancak, insanların birbirlerine olan haklarını birbirlerine bırakıyor."İnsan hakkı" öyle kapsamlı bir hak ki, sosyal yaşamının tümünü kapsıyor ve sosyal düzeni sağlıyor.Ancak, herkes müslüman, fakat müslüman olmanın yükümlülüklerini pek azımız taşıyor, pek azımız dinimizin gereklerini düşünüyoruz.Avrupalılar birbirine daha saygılı, daha edepli. Oysaki bizler onlardan ileri olmamız gerekirken fersah fersah gerilerdeyiz. Buda gösteriyor ki her şey lafta kalıyor.Mehlika Hanfendi'nin yazdığı yorumdaki inceliğe bakar isek nerelerden nerelere geldiğimizi görmek mümkündür.Allah büyüğümüze küçüğümüze hidayet eylesin ki vasfımızın vasıtalatını gereğince yerinde kullanalım.Eğitim alarak eğilimsiz, görgüsüz yaşayan bir toplum olmaktan nasıl kurtuluruz? Bu konuyu düşündürdünüz.Eminimki sizin bu konu hakkında pek çok söyleyecek sözünüz,aktaracak fikirleriniz mevcuttur.

Selam ve hürmetler
SUZAN -- 06.06.2013 17:31
BİR OTOBÜS YOLCULUĞU
Abdülkadir Bey
Ne diyebilirim! Çok geçmiş olsun!
Benim çocukluğumda pek çok evin kapısında zil yoktu. Kapıyı elimizle vururduk. Anneannem: "Kapıya aşırı vurmayın! Seslenecek olursanız, evin çocuklarının ya da erkeğinin adını anın; evin kadınının hele genç kızlarının adlarını anmayın" derdi.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 03.06.2013 16:47
MUSTAFA SAGİR
Saygi deger A.Kadir Capanoglu,

Kösenizi büyük bir zevkle okuyan ve mutluluk duyan.
Memleket hasretini biraz olsun gideren okuyucunuzum.
Sizlere derin duygu ve saygilarimi iletir,kalem tutan
Elinizi öpmek isterim.
Saglikli ve huzurlu bir ömür dilegi ile.Saygilar
Latif Gürler -- 25.05.2013 11:40
MUSTAFA SAGİR
Abdülkadir Bey
Çok güzel ve aydınlatıcı bir yazı. Sağ olun. Ben de idamların yapıldığı o yerin önünden geçerek Ankara Kız Lisesi'ne giderdim. Orada, boynunda yafta ile kefen gibi beyaz bir giysi içinde asılmış kişileri uzaktan gördüm. Annem, o kominizm korkusu döneminde, çalıştığı bankadaki genç bir memurun,kendini bankanın penceresinden atarak intihar ettiğini üzülerek anlatmıştı. Bir kere cadı avı başlamasın, çorap söküğü gibi gider. Bir cadıya işkence edilir 10 cadı ortaya çıkar. Kısa zamanda o 10 cadıdan 100 cadı bulunur. Bu iş böyle sürer. Genç adam koministlikle suçlandığını, sıranın kendisine geleceğini düşünmüş olsa gerek. Muhtemelen bu olay sizin anlattığınız asılma dönemine rastlıyor. Bu ülke çok acılar yaşadı, hala da yaşıyor. Dilerim çocuklarımız güzel günler görür.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 21.05.2013 07:27
ÇAPANOĞULLARI HADİSESİ BİR İSYANMIDIR? - 1 -
iadei itibar isteriz
çapanoğlu, anamur -- 17.05.2013 23:27
ROBOT

Değerli Kuzenim Abdulkadir,

Konuyu o kadar güzel dile getirmişsinki. Yazını Milli Eğitim Müdürlerinin ve ders müfredatini yapan zatların okumasını tavsiye ederim.

Çok lüzümsuz ev ödevleri verilmektedir. Ben buna geçen hafta komşumla yaptığım sohbette şahit oldum. Çocuk 13 yaşında ve haziran ayında yapılacak imtihan, onun tahsil yaşamını değiştirecek. İmtihana hazırlanması gereken bu aylarda , ev ödevi olarak 25-26 sahifeyi içine alan bir konunun internetten renki olarak indirilmesi ve ciltlenmesi bildirilmiş. Herkesin evinde renkli yazıcı olmadığını düşünürsek, bu çocuk veya aile renkli fotokopi yaptırmak mecburiyetinde kalacak, buda ayrı bir maddi külfet.. Evinde yazıcı varsa, kartuşların ne kadar pahalı olduğu malüm. Buna ilaveten ciltleme masrafları ve talebenin kaybedeceği zaman da cabası. İmtihana hazırlanma telaşı ve heyecanı içinde olan talebe bu işler için zaman ayıramayacağından yine anne baba yapacak.

Değerli Kuzenim, luzumsuz müfredatları ne kadar güzel dile getirmişsin…Anne ve babanın evde çocuklarla ilgilenmesi için elbette daha güzel meşguliyetler vardır. Ebeveyinlere ve çocuklara sevgiyi öğretecek, çocukların zeka seviyelerini artıracak ve en önemlisi okuldan ve işten yorgun gelen her iki tarafı dinlendirecek uygulamalar yapılmalı.

Böyle güzel konulara dile getirdiğin için seni kutlarım… Kalemine sağlık değerli Kuzenim.

Mehmet Celalettin Çapanoğlu
Celalettin Çapanoğlu -- 03.05.2013 23:51
ROBOT
Gerçekten ilkokul çağında çocuğu olanların yaşadığı bir sıkıntı.Yorgun argın eve gelince çocukların dersleri ile mi yoksa böyle gereksiz şeylerle mi ugraşacağız bilemiyoruz.Çocuklar yapamadığı için biz veliler yapıyoruz ve çocuklarla geçirilecek zamanımızı da çalıyor.
Evet, yetişen nesillerde milli ruh yok çünkü Milli değerlerine bağlı bir nesilistemiyorlar. İstedikleri sadece biat eden bir nesil ki bizler(en azından ben ve ailem)çocuklarımızı sorup sorgulayan, yenilikçi,özgüveni yüksek bireyler olarak yetiştirmeye çalışıyoruz.

Unutmamalıyız ki sahip olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.

Teşekkürler.
Kadir Ahmet Danıska -- 30.04.2013 18:25
ATLAR PARLAYINCA
sayın Abdulkadir ağbey herşeyden önce bu güzel hatırakar için sonsuz teşekkürler son hatıranı yeni okudum saat gece 1.5 kafa keyfli şükr iyiyiz şimdi dahada iyi ALLAH sizden ve c.kapusuzoğlundan Razı olsun 1 yıldan fazladır gidemedim YOZGAT A Ama sayenizde hergün YOZGAT tayım yazılarınızı eksik etmeyin ben 52.yi geçtim çok duygusalım heralde çok keyif ve heycanla okuyorum elinize dilinize sağlık sizler varolun uzuuuuuuuuuuuun ve sağlıklı yaşayın inşallah.ben ALANYADAYIM yolunuz düşerse ağırlamak isterim 05070538 76 66
ihsan yeşillik -- 29.04.2013 01:33
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00