BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 15.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
252
Dün
:
4633
Toplam
:
14848729
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’IN SIĞIRI
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Değerli okurlar, bu yazımda, benim çocukluk hatta ilk gençlik yıllarımdan anılarımdan kalan bir sosyal olayı bizden genç kuşaklara becerebildiğim kadarı ile anlatmak istedim.

Sığır denilince genelde inek ve öküz gibi büyükbaş hayvanlar akla gelir. Ama benim çocukluğumda sığır, Yozgat’ı bir baştan bir başa geçen yüzlerce inek, öküz ve camızlardan oluşmuş büyükbaş bir havyam sürüsü akla gelir.

Cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla 1950li, 60lı, 70li yıllarda Yozgat’a yakın Amasya, Niğde, Dinar vs. gibi İç Anadolu’nun il ve ilçelerinde bulunmuştuk. Yozgat’ta yaşadığımız sığır olayı bunların hiç birinde yoktu.

Yozgat’ın çiftçilikle iştigal eden bazı büyük ailelerinin yakın köylerde büyük arazileri vardı. Bazı köylerin tamamı, bazılarının yarısı ve bir kısmı bu ailelerin mülkiyetindeydi. Bu ailelerin köylerde küçük ve büyük baş hayvanları da vardı. Köylerde arazisi olan olmayan herkesin Yozgat’ta büyük bahçeli evleri hatta konakları vardı. Bu büyük bahçeli evlerin bir köşesinde mutlaka tavuklar için yapılmış bir kümes ve atların ve büyükbaş hayvanların barındırıldığı ahırları bulunurdu. Köylerden bir getirisi olmayan bu ailelerin de ahırlarında en azından sağmalık bir adet ineği ya da camızı vardı. Bunlardan elde edilen süt, çocukları ya da torunları beslerdi.

Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin Mutafoğlu mahallesinde köprünün başındaki evinin ahırında da bir tanesi mutlaka camız olmak şartı ile birkaç büyükbaş hayvanı olurdu. Ahırımız biraz büyükceydi (sonra ev oldu) çünkü dedemin özel faytonu için bir çift de at vardı. Dayılı köyünde iki katlı evi, binek olarak kullandığı atını koymak için küçük bir ahırı ve tarlaları vardı ama köyde büyük baş hayvan beslenmezdi.

Gelinlerinin (bizim eşlerimiz) hayran oldukları anneannem sabah 05 de kalkar, iki kız yardımcısı ile ahırdaki hayvanları sağar onları sığıra yetiştirirdi.

Yozgat’ın bu erken sessiz saatinde şehrin konumu itibariyle güney doğusundan kalkarak şehrin merkezinden geçip Şeker Pınara yani kuzey batısına doğru yüzlerce büyükbaş hayvan sokaklardan akarak gelirdi. Sığır sürüsü daha Ali Efendi Camisinin oralardayken sesi bize kadar gelirdi. Koçulunun fırının oraya gelince bizde hayvanları ahırdan çıkarır sürü önümüzden geçerken içine katardık. Katardık derken, koca bir kışı ahırda geçiren zavallı hayvanlar büyük bir keyifle arkadaşlarına katılırlardı.

Bu sığır sürüsünü n geçişi epey bir zaman sürerdi. Hayvan sayısını sorarsanız şimdi tahmin etmem çok zor ama şöyle tarif edebilirim. Bir kere, üç yüzden fazladır ama beş yüz kadar da olabilir mi diye düşünüyorum. Şimdi düşündüğünüz sayıyı dört ile çarpın, bu kadar ayağın kurak geçen yaz günleri nasıl bir toz kaldırdığını hayal edebilirsiniz. Bu toz birde akşam dönüşünde tekrarlanırdı tabi.

Şimdi lütfen Amerikan kovboy filmlerinde kovboy denilen atlı çobanların yönettiği sürüleri gözünüzde canlandırın. Bizim sığır sürüsünün başında bir çoban, tabi yaya olarak. Sürünün boyunca iki yanında yine birkaç çoban ve sonda bir çoban tabi ellerinde asaları ve yanlarında kangal ya da karabaş köpekleri ile. Sığır sürüsü o zamanki Yozgat’ın ancak iki fayton yan yana geçecek genişlikteki sokaklarında akarken eğer sokaktaysanız en yakı evin sokak kapısı kuytuluğuna sığınmanız şarttır. Yoksa vücudunuza ciddi hasarlar alabilirsiniz. Sığır araziye dağılıp otlamaya başlayınca köpekler de gölge buldukları yerlerde şekerleme yaparlardı. Onların asıl görevi akşamüzeri sürüyü toplamaktı. Göz alabildiğince uzaklara dağılan hayvanları o kadar kısa sürede toplarlar ki bu olayı mutlaka yaşamak gerekir.

Bu yüzlerce hayvan henüz betona teslim olmamış Yozgat’ın çevresindeki otlaklarda doyurulduktan sonra havanın kararmasına yakın tekrar şehrin içine doğru sürülürdü.

Kuzenim Halit Çapanoğlu (Amasya da idam edilen Çapanoğlu Halit Bey’in torunu ) şöyle anlatmıştı; “Senin babaannem Esma Hanımefendinin babası Hayrullah Efendi son Osmanlı meclis-i mebus anında milletvekiliyken Yozgat’ın batısında büyük araziler satın almış. O vakitler hiçbir şekilde kullanılmayan bu arazilerde Yozgat sığırının otlatılmasına izin vermiş.” Bknz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2390

Akşamüzeri sığırın Yozgat’a dönüşü de muhteşem olurdu. Sığır daha dönmeden Kel Hasan içinde saç örgülü kurabiyeler olan arabası ile gelir bizde para almak için eve koşardık. Sürü daha Şeker Pınarındayken bunu hisseden ahırlardaki buzağılar, malaklar(manda yavrusu) ana özlemi ile bağırmaya başlarlardı. Bizde yola çıkar sığırın gelmesini beklerdik. Sürü evlerin önünden geçerken o evin hayvanı sürüden ayrılır açık tutulan kapıdan içeri girerdi. (Akşam olduğunda eve girmemiz için annelerimiz kaç kere çağırırdı.)

Bu sefer aksi yönde giden sürü yine arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak yorgun çobanları ile gözden kaybolurdu.

Bu günkü Yozgat ‘mı? Yumurtayı bile marketten alıyor.

06.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
HAİN
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu.Hain yazınızı ibretle ve dikkatle baştan aşağı okudum döndüm yeniden bir kere daha okudum sonra eski yazılarınızı okudum. Çapanoğullarına akraba olan beyler yazılarınız da beni eskilere götürüp duygulandırdı. Aslında biz gurbetteki Yozgatlılar kendimizi Çapanoğlu ailesinden sayarız siz kabul etsenizde etmesenizde. İsyan ile ilgili gerçekleri gözler önüne serdiğiniz için gurbetteki bir Yozgatlı olarak teşekkürlerimi kabul edin. Büyüklerimiz Yozgat halkının çok variyetli olduğunu isyandan sonra yokluk içinde kaldıklarını anlatırdı. O zaman bunun ne demek olduğunu kavrayamazdık okudukça öğreniyoruz. Yozgat tarihini anlatan yazılarınızı kitaplaştırırsanız gelecek nesillere büyük bir armağan bırakırsınız.Selam ve hürmetler.
ÖMER AYDIN -- 13.03.2013 12:20
HAİN
Sayın Abdulkadir ÇAPANOĞLU "HAİN" yazınızı defalarca okudum. Rahmetli dedemden ve babamdan dinlediklerimli birebir örtüşen bir yazı yazmışsınız.Rahmetli dedem o döneme şahit olan bir yozgatlıdır ve yozgatta o dönem ihtiraslarının esiri olan utanç abidesi bir kaç yozgatlı yozgatlıyı içerden hançerlediğini ağlamaklı anlatırdı.Sizin yazınızı evimin en güzide köşesinde çocuklarıma torunlarıma bırakmak üzere çerçeveletirmem gerektiği kanaatindeyim.Hatta
yazınızın okunabilecek en güzel puntolarla şehirin bilboardlarında herkesin görüp okuyabileceği şekilde Yozgatlıya sunulmasıda
Divane66 -- 13.03.2013 08:33
HAİN
HAİN

Değerli Kuzenim,

Bu filmin gerçek senaryosunun, Çerkez Ethem’in tarih önünde aklanması olacağı kanısındayım. Bu nedenle senaryoda olacağı belirtilen Çapanoğlu İsyanı haklı bir isyandır yorumunun filimde yer alacağına ben kesinlikle inanmıyorum. Bunun, şu anda hayatta olan üçbinden fazla Çapanoğlu torunlarına bir yutturmaca olduğu kanaatindeyim.

Bu senaryoyu hazırlayanlar, Çerkez Ethem’i yükseltmek ve yüceltmek için böyle bir film yapmaya karar vermiş olsalar gerek. Hem anne hemde baba tarafından Çapanoğlu olan ben, böyle bir filmin değil Yozgat’ta herhangibir yerde çekilmesi düşüncesini bile kınıyorum. Yozgat’ın ekonomik olarak gerilemesine, Yozgat’ı kuran Çapanoğlu ailemizin dağılmasına Çerkez Ethem sebeb olmuştur. Acaba bu filimde Çerkez Ethem ve onun hempalarının Yozgat’ı yağma ettikleri, konakları yaktıkları, çocukları ve kadınları at arabalarına bindirip sürgüne göndererek ailelerimize zulüm yapıklarını, çaldıkları ganimetleri Ankara pazarlarında sattıklarını da senaryoya koyacaklarmı? Hiç sanmam, zira bunların hiçbirisi senaryoda olmayacaktır.

İsmini aldığım Mehmet Celalettin Paşa’nın torunu olarak Hain filminin hemde Yozgat’ta çekilmesine razı olmadığımı Sayın Valimiz Abdulkadir Yazıcı Beye ve Sayın Belediye Başkanımız Yusuf Başer Beye değerli Yozgat Gazetesi aracılığı ile de duyurmak isterim.

Değerli Kuzenim Abdulkadir, Hain ismiyle çekilecek olan film hakkındaki güzel makalenle durumu aydınlattığın için teşekkür eder düşüncelerinde hem fikir olduğumu belirtirim. Yüreğine ve kalemine sağlık…

Mehmet Celalettin Çapanoğlu
Mehmet Celalettin Çapanoğlu -- 12.03.2013 19:30
HAİN
Öncelikle gazetenizin 40, yılını içtenlikle kutlayıp nice 40 yıllar diliyorum.
Bu bahsettiğiniz film Çerkez Ethem'in aklanması ve halkın aklını karıştırıp ,dikkatleri baska yerlere çekerek,laf kalabalıklığı ile olayların saptırılması için çekilmektedir.Lütfen Bozok yaylasının zeki insanları biraz sorgulayıcı ve araştırıcı olun.Burada yazılanların daha fazlasını bulacaksınız.
Dikkatleri buraya çekip uyardığınız için de ayrıca tesekkürler.
Kadir Ahmet Danıska -- 12.03.2013 16:04
HAİN
birgüzel yazı okuyan anlar,onlar yaşandı,şimdi nesillerin üzerinde ,yük bırakılmasın,bozok türkmen yaylasının haakkınıda kimselere yedirtmeyiz.sayın hocam beyinsel ve bedensel emeğine sağlık.sevgiyle kalın.
mahmut erdem -- 12.03.2013 08:55
HAİN
Abdülkadir Bey
Çok güzel ve ayrıntılı bir yazı yazmışsınız. Aklınıza ve kaleminize sağlık. Ben bu kişilere Kafkasardı'ndan nasıl sökülüp atıldıklarını ve Anadolu'ya sığınmak zorunda kaldıklarını dürüstçe inceleyerek filme almalarını öneriyorum. Böylece geçmişlerini merak eden bir çok Çerkez kökenli yurttaşımız da kendi tarihleri hakkında bir fikir edinmiş olur.

Uzunyayla Çerkezleri kendilerine sığınan Çapan beylerini Ankara'ya iade etmeyi kabul etmemiş:"Onlar bizim misafirlerimizdir." yanıtını vermiştir. Evliya Çelebiyi okurlarsa Çerkezlerin ne kadar "misafirperver" olduğunu göreceklerdir. Uzunyayla Çerkezleri,kendilerinin bu bölgeye yerleşmesini sağlayan Çapanoğluna olan gönül borcunu böyle ödemişlerdir.

Film çekme hevesinde olanlara,Çerkez kökenli yurttaşlarımızı kışkırtmaya çalışan yaklaşımlardan uzak durmalarını ve Kafkasardı filmini çekmelerini öneriyorum. Hatta bu "Kafkasardı" sözcüğü filmin adında da yer alabilir. Tarihi belgeler devlet arşivinden çıkmadan Çapanoğlu isyanı hakkında bir film çekmek uygun olmaz. Ayrıca Çapanoğlunun Anadolu topraklarındaki 300 yıllık varlığı da gözardı edilerek sadece isyanın ele alınması adaletsizlik olur.
Mehlika Filiz Ulusoy -- 11.03.2013 12:36
HAİN
saygı değer a.kadir ağbey ben kaç göbek bilmem ama yozgatın içindenim ve uzun yıllardır gurbetteyim yazılarınızın tamamınıda okudum aynı zamanda yozgat gastesinin tüm yazarlarını dikkatle takip ediyorum. yozgat ta çekilecek olan filimden yeni haberim oldu ve yozgat adına inanın üzüldüm nedeni şuki.hiç kimse sormuyor 6 millet vekili neden 4 e düştü insanlar neden yozgattan kaçıyordiye .hepiniz benden daha iyi bilirsinizki halkımızda kendine güven yok 3 kuruşluk menfaat uğruna yapmıyacağı kepazelik yok bir kısmını tenzih ediyorum tabii.bugün 4 millet vekilimiz hiç olmasa inanıyorum ki dahada iyi OlURDU ANTİDEMOKRAT ŞAHIN EMRİ İLE ellerini herşeye emme basma tulumba gibi kaldırıp indirmezlerdi vel hasıl bu çekimlerde şunu göreceğiz hralde başta TÜRK DÜŞMANLIĞ SONRADA YOZGAT DÜŞMANLIĞI anlamıyorum neisterler herşeyi elinden alınmış sindirilmiş YOZGATLIDAN İSTİYORLAR Yazılarınızı zevkle bekliyeceğim ALLAHA EMANET OLUN SAYGILARIMLA
YOZGALI GURBETCİ İHSAN -- 11.03.2013 00:32
HAİN
Sayın Çapanoğlu;Yozgat'ta bir dizinin çekilmiş olması elbette sevindirici bir olay.Yorumlarımda bu topraklarda yaşanmış bir öykünün ekranlara taşınması gerektiğini tüm gücümle anlatmaya çalıştım.Ne varki, gerçek kahramanların hayat hikayeleri canlandırılarak tarihin gerçekleri anlatılmalıydı.Tahminimce yine düzmeceler, yine yalanlar, yine aldatmacalar film şeritlerine aktarılacak.Bu ülkenin, bu memleketin insanı kendi tarihine, kendi geçmişine, kendi doğrularına sahip çıkmayı beceremediği sürece daha ne yalanlarla çıkar mihraklarınca uyutulacak. İsyan bastıranlarca soyup soğana çevrilen, sonrada "cezalı" damgası basılarak yokluğa-yoksulluğa terkedilen Yozgat' ın bu damgası silinmeye yüz tutmuşken, çekilecek bu dizi bu damgayı insan psikolojisi üzerinde yenileyecek diye düşünüyorum.Çerkez Etem'in talan ettiği bu topraklarda yeniden diriltilmesine, aklanmasına Yozgat halkı izin vermemeli.Fakat atı alan üsküdarı geçmiş görünüyor. Keşke Çapanoğulları daha atak davranıp kendilerini sadece yazı üzerinde anlatmakla yetinmemeliydiler.Onca uzun yorumlarımla böyle bir tehlikeye karşı geç kalınmadan gerçeklerin ekranlara taşınması gerektiğini anlatmaya çalışmıştım. Ne diyelim çekirgeler yola çıkmış bile.Yozgat'ın başına çöken kara bulut yeni bir afata İnşallah sebep olmaz.

Selam ve hürmetlerimle
SUZAN -- 09.03.2013 22:06
Kırk yıl bir harfin kölesi olmak
Yozgat Gazetesinin yeni yaşını kutluyorum.
Mehlika Filiz Ulusoy -- 07.03.2013 12:22
Kırk yıl bir harfin kölesi olmak
abbas sayar gibi değerli bir yazarımızı tanıyan bir kalem sahibi olarak yozgat gazetesinde yazıyor olmanız size yakışıyor.yozat basınının lomomotifi olan osman beyin gazetesinde nice yazılarını okumaya devam etmenin keyfini bize yaşatıyorsunuz.sağolun.
Semih -- 06.03.2013 10:21
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00