BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.02.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
198
Dün
:
4633
Toplam
:
15752736
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’IN SIĞIRI
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Değerli okurlar, bu yazımda, benim çocukluk hatta ilk gençlik yıllarımdan anılarımdan kalan bir sosyal olayı bizden genç kuşaklara becerebildiğim kadarı ile anlatmak istedim.

Sığır denilince genelde inek ve öküz gibi büyükbaş hayvanlar akla gelir. Ama benim çocukluğumda sığır, Yozgat’ı bir baştan bir başa geçen yüzlerce inek, öküz ve camızlardan oluşmuş büyükbaş bir havyam sürüsü akla gelir.

Cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla 1950li, 60lı, 70li yıllarda Yozgat’a yakın Amasya, Niğde, Dinar vs. gibi İç Anadolu’nun il ve ilçelerinde bulunmuştuk. Yozgat’ta yaşadığımız sığır olayı bunların hiç birinde yoktu.

Yozgat’ın çiftçilikle iştigal eden bazı büyük ailelerinin yakın köylerde büyük arazileri vardı. Bazı köylerin tamamı, bazılarının yarısı ve bir kısmı bu ailelerin mülkiyetindeydi. Bu ailelerin köylerde küçük ve büyük baş hayvanları da vardı. Köylerde arazisi olan olmayan herkesin Yozgat’ta büyük bahçeli evleri hatta konakları vardı. Bu büyük bahçeli evlerin bir köşesinde mutlaka tavuklar için yapılmış bir kümes ve atların ve büyükbaş hayvanların barındırıldığı ahırları bulunurdu. Köylerden bir getirisi olmayan bu ailelerin de ahırlarında en azından sağmalık bir adet ineği ya da camızı vardı. Bunlardan elde edilen süt, çocukları ya da torunları beslerdi.

Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin Mutafoğlu mahallesinde köprünün başındaki evinin ahırında da bir tanesi mutlaka camız olmak şartı ile birkaç büyükbaş hayvanı olurdu. Ahırımız biraz büyükceydi (sonra ev oldu) çünkü dedemin özel faytonu için bir çift de at vardı. Dayılı köyünde iki katlı evi, binek olarak kullandığı atını koymak için küçük bir ahırı ve tarlaları vardı ama köyde büyük baş hayvan beslenmezdi.

Gelinlerinin (bizim eşlerimiz) hayran oldukları anneannem sabah 05 de kalkar, iki kız yardımcısı ile ahırdaki hayvanları sağar onları sığıra yetiştirirdi.

Yozgat’ın bu erken sessiz saatinde şehrin konumu itibariyle güney doğusundan kalkarak şehrin merkezinden geçip Şeker Pınara yani kuzey batısına doğru yüzlerce büyükbaş hayvan sokaklardan akarak gelirdi. Sığır sürüsü daha Ali Efendi Camisinin oralardayken sesi bize kadar gelirdi. Koçulunun fırının oraya gelince bizde hayvanları ahırdan çıkarır sürü önümüzden geçerken içine katardık. Katardık derken, koca bir kışı ahırda geçiren zavallı hayvanlar büyük bir keyifle arkadaşlarına katılırlardı.

Bu sığır sürüsünü n geçişi epey bir zaman sürerdi. Hayvan sayısını sorarsanız şimdi tahmin etmem çok zor ama şöyle tarif edebilirim. Bir kere, üç yüzden fazladır ama beş yüz kadar da olabilir mi diye düşünüyorum. Şimdi düşündüğünüz sayıyı dört ile çarpın, bu kadar ayağın kurak geçen yaz günleri nasıl bir toz kaldırdığını hayal edebilirsiniz. Bu toz birde akşam dönüşünde tekrarlanırdı tabi.

Şimdi lütfen Amerikan kovboy filmlerinde kovboy denilen atlı çobanların yönettiği sürüleri gözünüzde canlandırın. Bizim sığır sürüsünün başında bir çoban, tabi yaya olarak. Sürünün boyunca iki yanında yine birkaç çoban ve sonda bir çoban tabi ellerinde asaları ve yanlarında kangal ya da karabaş köpekleri ile. Sığır sürüsü o zamanki Yozgat’ın ancak iki fayton yan yana geçecek genişlikteki sokaklarında akarken eğer sokaktaysanız en yakı evin sokak kapısı kuytuluğuna sığınmanız şarttır. Yoksa vücudunuza ciddi hasarlar alabilirsiniz. Sığır araziye dağılıp otlamaya başlayınca köpekler de gölge buldukları yerlerde şekerleme yaparlardı. Onların asıl görevi akşamüzeri sürüyü toplamaktı. Göz alabildiğince uzaklara dağılan hayvanları o kadar kısa sürede toplarlar ki bu olayı mutlaka yaşamak gerekir.

Bu yüzlerce hayvan henüz betona teslim olmamış Yozgat’ın çevresindeki otlaklarda doyurulduktan sonra havanın kararmasına yakın tekrar şehrin içine doğru sürülürdü.

Kuzenim Halit Çapanoğlu (Amasya da idam edilen Çapanoğlu Halit Bey’in torunu ) şöyle anlatmıştı; “Senin babaannem Esma Hanımefendinin babası Hayrullah Efendi son Osmanlı meclis-i mebus anında milletvekiliyken Yozgat’ın batısında büyük araziler satın almış. O vakitler hiçbir şekilde kullanılmayan bu arazilerde Yozgat sığırının otlatılmasına izin vermiş.” Bknz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2390

Akşamüzeri sığırın Yozgat’a dönüşü de muhteşem olurdu. Sığır daha dönmeden Kel Hasan içinde saç örgülü kurabiyeler olan arabası ile gelir bizde para almak için eve koşardık. Sürü daha Şeker Pınarındayken bunu hisseden ahırlardaki buzağılar, malaklar(manda yavrusu) ana özlemi ile bağırmaya başlarlardı. Bizde yola çıkar sığırın gelmesini beklerdik. Sürü evlerin önünden geçerken o evin hayvanı sürüden ayrılır açık tutulan kapıdan içeri girerdi. (Akşam olduğunda eve girmemiz için annelerimiz kaç kere çağırırdı.)

Bu sefer aksi yönde giden sürü yine arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak yorgun çobanları ile gözden kaybolurdu.

Bu günkü Yozgat ‘mı? Yumurtayı bile marketten alıyor.

06.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
HAİN
Hain başlıklı yazıma ilgi göstererek yorum göndermek lütfunda bulunan duyarlı okuyucularıma şükranlarımı arz ediyorum.

Abdülkadir Çapanoglu
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Abdulkadir ÇAPANOĞLU -- 14.03.2013 10:03
HAİN
Sayın Abdulkadir Bey,
Yazınızda bahsettiğiniz tıbbi atık işi yapan ve Muhittin İzzet Kandur'un akrabası olan birisi benim. Yorumlayış biçiminiz ve madde madde tavsiyeleriniz için teşekkür ederim. Dilimin döndüğünce bazı eksik bilgileri tamamlamak ve okurlarınızın da doğru bilgilerle fikir sahibi olmalarını arzu etmekteyim.

1- Çapanoğlu isyanı haklı bir isyandır; bu cümle dost meclisinde tarafımdan kullanılan bir cümledir. Ama eksiktir. Çapanoğlu isyanının başlangıcı haklıdır. Padişahın mahiyetinde yıllarca hizmet vermiş Samsun'dan Mersin'e kadar hükümran Çapanoğlu beyliği ve Edip bey gibi dönemine göre iyi okumuş, aydın ve mutasarrıflık yapmış bir zattan bahsediyoruz. Yıllarca devletine milletine sahip çıkan bir beylik bir aile neden asi olsun? Bu dönemde Edip bey Yozgat'tadır ve padışahın durumundan habersizdir. İngiliz gemilerinin boğazda ve toplarının saraya dönük olduğunu bilmemekte, Kuvva-i milliye hareketinin tamamen İngilizlerce tertip edildiğini düşünmektedir. Doğru bilgileri alabileceği şartlar maalesef oluşmamış oluşturulmamıştır. Çapanoğlu isyanının gerekçesi eksik bilgiye dayanan ama devleti yıkmaya yönelik bir isyan değildir. Bu olayı böyle görüyoruz ve değerlendiriyoruz.
2- Çerkes Ethem Hain Değildir; bu cümle altını çize çize söylediğimiz ve inandığımız bir cümledir. Bazı kitapları ve tarihçileri yazmış okumamı tavsiye etmişsiniz. Ethem ile ilgili Türkiye'de basılan 23 kaynağın tamamını okumuş, Türkiye'de resmen açık arşivlerin tamamını, İngiliz, Rus, Ürdün arşivlerini ve belgelerini arşivleyen bir gruba eksik bilgi suçlaması yapılabilmesi için biraz daha vicdanlı olunması gerektiği kanaatindeyim. Ethem bey'in Yozgat'a verdiği zarar ve bugünkü tabirle yağma, talan Yozgat kuruldu kurulalı verilmemiştir. Olayları değerlendirirken asla haddimi aşamam, ben tarihçi değilim tarihçilerin söylemiyle tarihi değerlendirirken dönemin şartları içinde değerlendirmek gerekir. Bir sıkıntı da 'Yazılan tarih mi yoksa yaşanan tarih mi?' ikilemidir. Bu film kısmet olur ve çekilirse unutulmaması gereken şey şudur, bu bir tarihi belgesel değil sinema filmi olacaktır. Senaryosu halen yazılmakta olan bir film ile ilgili kimi nasıl göstereceğini yapımcı ve senaristin dışında kimse bilmezken bir dönemsel suçluluk psikolojisine girmenin ve savunmaya geçmenin anlamsız olduğunu düşünüyorum.

3- İkinci adam kim olacak kavgasıymış; evet elimizdeki arşiv bilgi ve belgelere göre çıkardığımız sonuç bu. Film çekildiğinde beyaz perdede göstereceğimiz her olayın bir dayanağı olduğunu ispat edebilmeye muktediriz.

Film bütçesinden bahsetmişsiniz bu film 5 milyon dolarlık bir bütçe ile çekilecek. Herhangi bir fon yada kuruluştan destek alınarak yapılan bir proje yapmıyoruz. Yine meraklısı için www.sindikaproductions.com adresi resmi internet sitemizdir. Şimdiye kadar çektiğimiz filmler, projelerimiz, senaryolarımız buradan rahatlıkla görülebilir. Ayrıca film gişelerimiz televizyon satışlarımız film isimleri girildiğinde tüm dünyada ne kadar ciro yapıyor ve kaça satılıyor bunlarda açıktır. İddia ettiğiniz gibi bir fon yada karanlık güçlerin verdiği bir kaynak şimdiye kadar olmamıştır bundan sonra da olmayacaktır.

Filmin Yozgat'ta çekilmesi fikri tamamen benim kişisel fikrimdir ve yönetmene neredeyse dikta ettiğim bir konudur. Bir sinema filmi çekilirken senaryoya bağlı olarak 200-350 kişi arasında değişen bir ekip filmin çekildiği bölgede iki iki buçuk ay arasında konaklar. Alışveriş yapar, yemek yer yani para harcar. Film yapımcısı gözüyle Saat kulesi eski askerlik şubesi dışında Yozgat'ta enteresan bir mekan olmadığı halde ısrarla Yozgat deyişimin nedeni orada bırakılacak kaynaktır. Neden diye sorarsanız ben aynı zamanda Yozgat'a 1.500.000 EURO yatırım yapan, istihdam sağlayan, hariçten gazel okumayan ve rüştünü ispat etmiş biri olduğumu düşünüyorum. Yine kaynak sorarsanız hemen söyleyeyim Kayseri'de 7 yıl üst üste Kurumlar vergisinde ilk 20 arasında olduğumuzu da söylemek isterim. Yozgat'ta yılın üçte ikisini geçirirken geliştirilen bir proje bu.

Son olarak benim söylediğim ve ısrarla üzerinde durduğum, sizinde halkın fikrini bulandırıyor diye yorumladığınız bir konu. Hani bir film platosuna sahip olmanın on fabrikaya eşdeğer olması konusu. Meslek dernekleri, Meslek birliği, yapımcılar bu işi desteklerken. Uygun şartlar oluşursa biz gelir orada film çekeriz derlerken böyle bir kıvılcımı ateşlendirmek dururken ısrarla söndürmek istemenizdeki manayı kavrayamadım. Keşke olsa ve her hafta iki dizi Yozgat ta çekilse, Yazın iki sinema filmi yapılsa, İstanbul da ki büyük stüdyolara aktarılan kaynak Yozgat a gelse, Otelleri, Lokantaları, Marangozları, Tesisatçıları, Terzileri, Kuaförleri, Turizm şirketleri ve ilgili en az 100 meslek kuruluşu bu kaynaklardan faydalansa fenamı olur?
MESUT ATALAY -- 13.03.2013 22:24
HAİN
Sayın Çapanoğlu hocam.Güzel yazılarınızı beğenerek okuyor ve takip etmeye çalışıyorum.Yorumları okuyorum.Hain yazınız ile geçmişten kalan ama zaman zaman kanayan ve kanarkende içimizi acıdan bir yaramıza neşter atıyorsunuz. Çapanoğullarından sonra sahipsiz kalan bu güzel şehir Çerkez Ethemin verdiği zarardan sonra bir türlü kendini toparlayamamış. Çapanoğulları Türkü Ermenisi Rumu Çerkezi diye ayırım yapmadığından Ortaanadoluda zengin bir şehir kurmuş. Tarihe meraklı bir kişi olarak şu sonuca vardım. Çapanoğulları da milli mücadeleye başlangıçta büyük bir destek vermişler.Ellerindeki imkanları seferber etmişler ama Ankarada hükümet kurulması aşamasında ne olduysa o zaman olmuş. Zaten sizde yazılarınızda bu konuya parmak basıyorsunuz birilerinin nasıl entrika çevirdiğini anlatıyorsunuz. Yazılarınızı okuyanlara eski yazılarınızdan Türkiye büyük millet meclisi gizli celse zabıtlarını okumalarını tavsiye ederim.Çapanoğulları suçlu olsaydı Atatürk onları affedermiydi.Hal böyleyken Çerkez Ethemin Yozgatta bunca zulum ve soygun yapması ne demek oluyor. Yazınızdan başka yerlerdede nasıl eşkiyalıklar yaptığını öğreniyoruz. Bu yaşananlardan sonra bu film neyin nesi anlamak mümkün değil. Böyle bir filme izin verecek ve yardımcı olacakları tarih affetmeyecek ve mutlaka hesap soracaktır. Hürmetlerimle.
M.SADİ BİRCAN -- 13.03.2013 13:12
HAİN
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu.Hain yazınızı ibretle ve dikkatle baştan aşağı okudum döndüm yeniden bir kere daha okudum sonra eski yazılarınızı okudum. Çapanoğullarına akraba olan beyler yazılarınız da beni eskilere götürüp duygulandırdı. Aslında biz gurbetteki Yozgatlılar kendimizi Çapanoğlu ailesinden sayarız siz kabul etsenizde etmesenizde. İsyan ile ilgili gerçekleri gözler önüne serdiğiniz için gurbetteki bir Yozgatlı olarak teşekkürlerimi kabul edin. Büyüklerimiz Yozgat halkının çok variyetli olduğunu isyandan sonra yokluk içinde kaldıklarını anlatırdı. O zaman bunun ne demek olduğunu kavrayamazdık okudukça öğreniyoruz. Yozgat tarihini anlatan yazılarınızı kitaplaştırırsanız gelecek nesillere büyük bir armağan bırakırsınız.Selam ve hürmetler.
ÖMER AYDIN -- 13.03.2013 12:20
HAİN
Sayın Abdulkadir ÇAPANOĞLU "HAİN" yazınızı defalarca okudum. Rahmetli dedemden ve babamdan dinlediklerimli birebir örtüşen bir yazı yazmışsınız.Rahmetli dedem o döneme şahit olan bir yozgatlıdır ve yozgatta o dönem ihtiraslarının esiri olan utanç abidesi bir kaç yozgatlı yozgatlıyı içerden hançerlediğini ağlamaklı anlatırdı.Sizin yazınızı evimin en güzide köşesinde çocuklarıma torunlarıma bırakmak üzere çerçeveletirmem gerektiği kanaatindeyim.Hatta
yazınızın okunabilecek en güzel puntolarla şehirin bilboardlarında herkesin görüp okuyabileceği şekilde Yozgatlıya sunulmasıda
Divane66 -- 13.03.2013 08:33
HAİN
HAİN

Değerli Kuzenim,

Bu filmin gerçek senaryosunun, Çerkez Ethem’in tarih önünde aklanması olacağı kanısındayım. Bu nedenle senaryoda olacağı belirtilen Çapanoğlu İsyanı haklı bir isyandır yorumunun filimde yer alacağına ben kesinlikle inanmıyorum. Bunun, şu anda hayatta olan üçbinden fazla Çapanoğlu torunlarına bir yutturmaca olduğu kanaatindeyim.

Bu senaryoyu hazırlayanlar, Çerkez Ethem’i yükseltmek ve yüceltmek için böyle bir film yapmaya karar vermiş olsalar gerek. Hem anne hemde baba tarafından Çapanoğlu olan ben, böyle bir filmin değil Yozgat’ta herhangibir yerde çekilmesi düşüncesini bile kınıyorum. Yozgat’ın ekonomik olarak gerilemesine, Yozgat’ı kuran Çapanoğlu ailemizin dağılmasına Çerkez Ethem sebeb olmuştur. Acaba bu filimde Çerkez Ethem ve onun hempalarının Yozgat’ı yağma ettikleri, konakları yaktıkları, çocukları ve kadınları at arabalarına bindirip sürgüne göndererek ailelerimize zulüm yapıklarını, çaldıkları ganimetleri Ankara pazarlarında sattıklarını da senaryoya koyacaklarmı? Hiç sanmam, zira bunların hiçbirisi senaryoda olmayacaktır.

İsmini aldığım Mehmet Celalettin Paşa’nın torunu olarak Hain filminin hemde Yozgat’ta çekilmesine razı olmadığımı Sayın Valimiz Abdulkadir Yazıcı Beye ve Sayın Belediye Başkanımız Yusuf Başer Beye değerli Yozgat Gazetesi aracılığı ile de duyurmak isterim.

Değerli Kuzenim Abdulkadir, Hain ismiyle çekilecek olan film hakkındaki güzel makalenle durumu aydınlattığın için teşekkür eder düşüncelerinde hem fikir olduğumu belirtirim. Yüreğine ve kalemine sağlık…

Mehmet Celalettin Çapanoğlu
Mehmet Celalettin Çapanoğlu -- 12.03.2013 19:30
HAİN
Öncelikle gazetenizin 40, yılını içtenlikle kutlayıp nice 40 yıllar diliyorum.
Bu bahsettiğiniz film Çerkez Ethem'in aklanması ve halkın aklını karıştırıp ,dikkatleri baska yerlere çekerek,laf kalabalıklığı ile olayların saptırılması için çekilmektedir.Lütfen Bozok yaylasının zeki insanları biraz sorgulayıcı ve araştırıcı olun.Burada yazılanların daha fazlasını bulacaksınız.
Dikkatleri buraya çekip uyardığınız için de ayrıca tesekkürler.
Kadir Ahmet Danıska -- 12.03.2013 16:04
HAİN
birgüzel yazı okuyan anlar,onlar yaşandı,şimdi nesillerin üzerinde ,yük bırakılmasın,bozok türkmen yaylasının haakkınıda kimselere yedirtmeyiz.sayın hocam beyinsel ve bedensel emeğine sağlık.sevgiyle kalın.
mahmut erdem -- 12.03.2013 08:55
HAİN
Abdülkadir Bey
Çok güzel ve ayrıntılı bir yazı yazmışsınız. Aklınıza ve kaleminize sağlık. Ben bu kişilere Kafkasardı'ndan nasıl sökülüp atıldıklarını ve Anadolu'ya sığınmak zorunda kaldıklarını dürüstçe inceleyerek filme almalarını öneriyorum. Böylece geçmişlerini merak eden bir çok Çerkez kökenli yurttaşımız da kendi tarihleri hakkında bir fikir edinmiş olur.

Uzunyayla Çerkezleri kendilerine sığınan Çapan beylerini Ankara'ya iade etmeyi kabul etmemiş:"Onlar bizim misafirlerimizdir." yanıtını vermiştir. Evliya Çelebiyi okurlarsa Çerkezlerin ne kadar "misafirperver" olduğunu göreceklerdir. Uzunyayla Çerkezleri,kendilerinin bu bölgeye yerleşmesini sağlayan Çapanoğluna olan gönül borcunu böyle ödemişlerdir.

Film çekme hevesinde olanlara,Çerkez kökenli yurttaşlarımızı kışkırtmaya çalışan yaklaşımlardan uzak durmalarını ve Kafkasardı filmini çekmelerini öneriyorum. Hatta bu "Kafkasardı" sözcüğü filmin adında da yer alabilir. Tarihi belgeler devlet arşivinden çıkmadan Çapanoğlu isyanı hakkında bir film çekmek uygun olmaz. Ayrıca Çapanoğlunun Anadolu topraklarındaki 300 yıllık varlığı da gözardı edilerek sadece isyanın ele alınması adaletsizlik olur.
Mehlika Filiz Ulusoy -- 11.03.2013 12:36
HAİN
saygı değer a.kadir ağbey ben kaç göbek bilmem ama yozgatın içindenim ve uzun yıllardır gurbetteyim yazılarınızın tamamınıda okudum aynı zamanda yozgat gastesinin tüm yazarlarını dikkatle takip ediyorum. yozgat ta çekilecek olan filimden yeni haberim oldu ve yozgat adına inanın üzüldüm nedeni şuki.hiç kimse sormuyor 6 millet vekili neden 4 e düştü insanlar neden yozgattan kaçıyordiye .hepiniz benden daha iyi bilirsinizki halkımızda kendine güven yok 3 kuruşluk menfaat uğruna yapmıyacağı kepazelik yok bir kısmını tenzih ediyorum tabii.bugün 4 millet vekilimiz hiç olmasa inanıyorum ki dahada iyi OlURDU ANTİDEMOKRAT ŞAHIN EMRİ İLE ellerini herşeye emme basma tulumba gibi kaldırıp indirmezlerdi vel hasıl bu çekimlerde şunu göreceğiz hralde başta TÜRK DÜŞMANLIĞ SONRADA YOZGAT DÜŞMANLIĞI anlamıyorum neisterler herşeyi elinden alınmış sindirilmiş YOZGATLIDAN İSTİYORLAR Yazılarınızı zevkle bekliyeceğim ALLAHA EMANET OLUN SAYGILARIMLA
YOZGALI GURBETCİ İHSAN -- 11.03.2013 00:32
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00