BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
250
Dün
:
4633
Toplam
:
15000597
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT’IN SIĞIRI
capanoglukadir@yahoo.com.tr


Değerli okurlar, bu yazımda, benim çocukluk hatta ilk gençlik yıllarımdan anılarımdan kalan bir sosyal olayı bizden genç kuşaklara becerebildiğim kadarı ile anlatmak istedim.

Sığır denilince genelde inek ve öküz gibi büyükbaş hayvanlar akla gelir. Ama benim çocukluğumda sığır, Yozgat’ı bir baştan bir başa geçen yüzlerce inek, öküz ve camızlardan oluşmuş büyükbaş bir havyam sürüsü akla gelir.

Cennetmekân babamın memuriyeti dolayısıyla 1950li, 60lı, 70li yıllarda Yozgat’a yakın Amasya, Niğde, Dinar vs. gibi İç Anadolu’nun il ve ilçelerinde bulunmuştuk. Yozgat’ta yaşadığımız sığır olayı bunların hiç birinde yoktu.

Yozgat’ın çiftçilikle iştigal eden bazı büyük ailelerinin yakın köylerde büyük arazileri vardı. Bazı köylerin tamamı, bazılarının yarısı ve bir kısmı bu ailelerin mülkiyetindeydi. Bu ailelerin köylerde küçük ve büyük baş hayvanları da vardı. Köylerde arazisi olan olmayan herkesin Yozgat’ta büyük bahçeli evleri hatta konakları vardı. Bu büyük bahçeli evlerin bir köşesinde mutlaka tavuklar için yapılmış bir kümes ve atların ve büyükbaş hayvanların barındırıldığı ahırları bulunurdu. Köylerden bir getirisi olmayan bu ailelerin de ahırlarında en azından sağmalık bir adet ineği ya da camızı vardı. Bunlardan elde edilen süt, çocukları ya da torunları beslerdi.

Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin Mutafoğlu mahallesinde köprünün başındaki evinin ahırında da bir tanesi mutlaka camız olmak şartı ile birkaç büyükbaş hayvanı olurdu. Ahırımız biraz büyükceydi (sonra ev oldu) çünkü dedemin özel faytonu için bir çift de at vardı. Dayılı köyünde iki katlı evi, binek olarak kullandığı atını koymak için küçük bir ahırı ve tarlaları vardı ama köyde büyük baş hayvan beslenmezdi.

Gelinlerinin (bizim eşlerimiz) hayran oldukları anneannem sabah 05 de kalkar, iki kız yardımcısı ile ahırdaki hayvanları sağar onları sığıra yetiştirirdi.

Yozgat’ın bu erken sessiz saatinde şehrin konumu itibariyle güney doğusundan kalkarak şehrin merkezinden geçip Şeker Pınara yani kuzey batısına doğru yüzlerce büyükbaş hayvan sokaklardan akarak gelirdi. Sığır sürüsü daha Ali Efendi Camisinin oralardayken sesi bize kadar gelirdi. Koçulunun fırının oraya gelince bizde hayvanları ahırdan çıkarır sürü önümüzden geçerken içine katardık. Katardık derken, koca bir kışı ahırda geçiren zavallı hayvanlar büyük bir keyifle arkadaşlarına katılırlardı.

Bu sığır sürüsünü n geçişi epey bir zaman sürerdi. Hayvan sayısını sorarsanız şimdi tahmin etmem çok zor ama şöyle tarif edebilirim. Bir kere, üç yüzden fazladır ama beş yüz kadar da olabilir mi diye düşünüyorum. Şimdi düşündüğünüz sayıyı dört ile çarpın, bu kadar ayağın kurak geçen yaz günleri nasıl bir toz kaldırdığını hayal edebilirsiniz. Bu toz birde akşam dönüşünde tekrarlanırdı tabi.

Şimdi lütfen Amerikan kovboy filmlerinde kovboy denilen atlı çobanların yönettiği sürüleri gözünüzde canlandırın. Bizim sığır sürüsünün başında bir çoban, tabi yaya olarak. Sürünün boyunca iki yanında yine birkaç çoban ve sonda bir çoban tabi ellerinde asaları ve yanlarında kangal ya da karabaş köpekleri ile. Sığır sürüsü o zamanki Yozgat’ın ancak iki fayton yan yana geçecek genişlikteki sokaklarında akarken eğer sokaktaysanız en yakı evin sokak kapısı kuytuluğuna sığınmanız şarttır. Yoksa vücudunuza ciddi hasarlar alabilirsiniz. Sığır araziye dağılıp otlamaya başlayınca köpekler de gölge buldukları yerlerde şekerleme yaparlardı. Onların asıl görevi akşamüzeri sürüyü toplamaktı. Göz alabildiğince uzaklara dağılan hayvanları o kadar kısa sürede toplarlar ki bu olayı mutlaka yaşamak gerekir.

Bu yüzlerce hayvan henüz betona teslim olmamış Yozgat’ın çevresindeki otlaklarda doyurulduktan sonra havanın kararmasına yakın tekrar şehrin içine doğru sürülürdü.

Kuzenim Halit Çapanoğlu (Amasya da idam edilen Çapanoğlu Halit Bey’in torunu ) şöyle anlatmıştı; “Senin babaannem Esma Hanımefendinin babası Hayrullah Efendi son Osmanlı meclis-i mebus anında milletvekiliyken Yozgat’ın batısında büyük araziler satın almış. O vakitler hiçbir şekilde kullanılmayan bu arazilerde Yozgat sığırının otlatılmasına izin vermiş.” Bknz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2390

Akşamüzeri sığırın Yozgat’a dönüşü de muhteşem olurdu. Sığır daha dönmeden Kel Hasan içinde saç örgülü kurabiyeler olan arabası ile gelir bizde para almak için eve koşardık. Sürü daha Şeker Pınarındayken bunu hisseden ahırlardaki buzağılar, malaklar(manda yavrusu) ana özlemi ile bağırmaya başlarlardı. Bizde yola çıkar sığırın gelmesini beklerdik. Sürü evlerin önünden geçerken o evin hayvanı sürüden ayrılır açık tutulan kapıdan içeri girerdi. (Akşam olduğunda eve girmemiz için annelerimiz kaç kere çağırırdı.)

Bu sefer aksi yönde giden sürü yine arkasında büyük bir toz bulutu bırakarak yorgun çobanları ile gözden kaybolurdu.

Bu günkü Yozgat ‘mı? Yumurtayı bile marketten alıyor.

06.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT’LI RIZA BAŞÇAVUŞ
selamlar, yazınızı ilksefer okuyorum güzelde olmuş yani cuk oturmuş,önder MUSTAFA KEMAL,boşuna dememiş yurtta sulh cihanda sulh diye bizler kendi içimizde barışık olmadan ne ülkemize nede yaşamımızın varolduğu şehrimize faydamız olur. öncelikle akıllı seviyeli ve vatan sevgisiyle yetişmek enbüyük erdem değilmidirki,ne olmuş dinimize ,neden kindar nesil yetiştirmekiçin çaba harcayalım.yoksa bu toprakların yurt edinilmesinde atalarımızın söylevleri unutuldumu. saygılarımla,mahmut erdem.
mahmut erdem -- 22.02.2012 11:41
YOZGAT’LI RIZA BAŞÇAVUŞ
kaleminize sağlık türkiye bu ruhla bu günlere geldi,devletin her kuruşu değerlendiriliyor sahip çıkılıyordu, israftan kaçılıyordu ama şimdi ''devletin malı deniz ,yemiyen keriz''misalı hem yeniliyor hemde yenmesine göz yumuluyor
Sehitlerimizin ruhları şad olsun NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE
Dt. Kadir Ahmet Danıska -- 19.02.2012 23:17
GDO. LU ÜRÜNLER YARARLI MI, ZARARLI MI?
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu,Yeniçağ Gazetesinin haberine göre tohumda İsrail’e bağımlılığı kırmak için hükümetin başlattığı tohum üretim atağı meyvelerini vermeye başlamış. Son yıllarda uygulanan politikalar ve yapılan desteklemeler ile Türk tohumculuk sektörü, 2011 yılında üretim ve ihracatta rekor kırmış. Son dokuz yılda, tohumluk üretimi 4 kat, tohumluk ihracatı da 6 kat artış kaydetmiş. Türkiye, başta Rusya, Ukrayna ve İtalya olmak üzere toplam 66 ülkeye 109 milyon dolarlık tohum ihracatı gerçekleştirmiş. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Türk tohumculuk sektörünün gelişmesi için yaptığı çalışmaların olumlu sonuçlarını almaya başlamış.Demek oluyorki "bir millet uyanıyor."Saygılarımla.

BOZOKLU BOZKURT -- 13.02.2012 10:38
GDO. LU ÜRÜNLER YARARLI MI, ZARARLI MI?
çocuklarımıza ne yedireceğimizi dikkatlice düşünmemiz gerekli,sağduyunuz için tesekkürler keske devlet yetkilileri de sizler kadar sağduyulu olsalar,yozgat halkı biz istanbul da yasayanlara göre doğal beslenme konusunda daha sanslılar tadına vararak yesinler,saygılar
Dt. Kadir Ahmet Daniska -- 12.02.2012 17:31
GDO. LU ÜRÜNLER YARARLI MI, ZARARLI MI?
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu hem sizin yazınızı hemde Sacide hanımın yazısını dikkatle okudum.Emperyalist ülkelerin vahşi kapitalistleri doymak bilmeyen para hırslarına gem vuramadıkları için insanlık umurlarında değil.Bir taraftan ürettikleri zehirli gıda maddeleri,kimyasal madde içeren ambalaj malzemeleri ve muhtelif mutfak ve ev eşyaları ile topluma,bir taraftan zehirli oyuncaklar, döğüş,savaş,nefret,kin kusan bilgisayar oyunları ile de çocuklara ve gençlere zarar veriyorlar.Asil Türk Gençliği bütün bunların fakında.Bir gün titreyip kendine dönecek ve yine tarihteki yerini alacaktır.Köşenizden duyarlı halkıma sesleniyorum.Lütfen ekip biçtiğiniz tohumlarımıza ve endemik bitkilerimize sahip çıkın.Saygılarımla
BOZOKLU BOZKURT -- 11.02.2012 15:08
Eski Yozgat’tan insan manzaraları
Sayın A.kadir bey eski yozgattan bahseden yazılarınız çok güzel.Biz o günleri göremedik.Yaşlıların anlattıkları ile hayalimizde canlandırmaya çalışsakta yaşamak gibi olmaz tabi.Eski resimler bir nebze olsun hayalimize katkı yapıyor ve o zamanlar yozgat ne güzelmiş diyoruz.Yozgatla ilgili yazılarınızı merakla bekleyeceğim.saygılarımı ve selamlarımı arzederim.
şinasi barutcu -- 10.02.2012 18:00
Eski Yozgat’tan insan manzaraları
merhaba kadır bey ben sıvaslıyım ıs munasebetıyle dort ay yozgatta kaldım ve bır yozgat asıgı oldum mukemmel dostlarım oldu ve sızın soyadınızı ve aıle gecmısınızı cok dınledım ve gururlandım en azından bı turk olarak saygılarımla
mustafa peker -- 08.02.2012 09:18
Eski Yozgat’tan insan manzaraları
Evet çok güzel komşuluklarımız çok güzel dostluklarımız vardı.Apartmanların sefertası gibi dailerine tıkıldık.Artık birbirimize selam bile vermiyoruz.Yaşasın yeni Yozgat.
Pembe -- 03.02.2012 22:59
Yozgat’ta resim merakı
Gezetemizin değerli yazarı ve hemşerimiz Sayın Uğur Köseoğlu'nun vefatını üzüntü ile öğrendim.Allah gani gani rahmet etsin.Aile efradına,yakınlarına ve arkadaşlarına başsğlığı ve sabır diliyorum.
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 26.01.2012 14:46
Yozgat’ta resim merakı
Değerli Kuzenim,
Çok güzel bir konuya değinmiş ve çok güzel yazmışsın, eline sağlık. Selamlar Celalettin Çapanoğlu
Celalettin Çapanoğlu -- 24.01.2012 10:03
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00