BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 26.08.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
189
Dün
:
4716
Toplam
:
17039726
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
29 EKİM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bugün benim doğum günüm 29 Ekim. Cennetmekan babam Milli Emniyet’te yedek subaylığını yaparken İkinci dünya savaşı bitmiş ben doğmuşum 1945 yılında. Cumhuriyet bayramı sabahı dünyaya geldiğim için dedem ismi Cumhur da olsun demiş ama ismim ve soyadım zaten uzun olduğu için yazdırmaktan vazgeçmişler. Rahmetli babaannem sevgiyle baktığında Cumhurum benim derdi. Kültürlü bir İstanbul hanımefendisiydi üvey babaannem. Ve en çok beni severdi torunları arasında.

Hani bir şarkı var bilirsiniz sanatçı Teoman yapmıştı ismi paramparça. En güzelde rahmetli Müslüm Gürses okumuştu “Bugün benim doğum günüm, babamın öldüğü yaştayım ”der. Ama ben babamın öldüğü yaşta değilim. Benim babam 47 yaşında öldü, ben 74 ü buldum çok şükür. Rakamlar yer değiştirmiş. Lise talebesiydim. Cemal Süreyya üstat “Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum” diyor. Bizde üç kardeş öyle olmuştuk ki kız kardeşim daha üç yaşındaydı. Beş yaşındayken kaybettiği annesinin ismini koymuştu üzerine titrediği kızına. Bkz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=1522

Kız kardeşimiz benden 16 yaş küçük. İlkokula başladığında okul çok yakınımızda öğretmeni komşumuzdu. Okula birlikte gider gelirlerdi. Babaları tarafından okuldan alınan sınıf arkadaşlarına imrenen kardeşim bir gün anneme şöyle söylemişti; “Ben de büyük ağabeyime baba diyebilir miyim?”

Her ölüm erkendir derler, dedelerimde erken ölmüşlerdi. Biri 62 öbürü 63 yaşında. Biri ben dört yaşımdaymışım hiç hatırlamıyorum. Öbüründe ortaokul talebesiydim yazdan yaza görebilirdim ancak.

Ben dört yaşımdayken öle n dedem Muhlis Bey, Çapanoğulları hadisesinin kurbanlarından. Hain Çerkez Etemin yıkıp yaktığı soyup soğana çevirdiği Yozgat’ta elde kalanlarla müteahhitlik yaparak ailesini geçindirmeye çalışıyor. Yozgat’ın canlı tarihi 2017 yılında yitirdiğimiz rahmetli Yılmaz Göksoy hocam “Muhlis Bey, hem Çapanoğullarının hem de tüm Yozgat’ın hamisiydi” diye anlatırdı.

O’nun 1949 yılında ani ölümüyle, Yozgat milletvekili ve Milli Eğitim Bakanı Atıf Benderlioğlu’nun tavassutu ile İş Bankasına memur olmak zorunda kalır babacığım.

Memuriyeti dolayısıyla ve üçotuz para maaş ile o şehirden bu şehire ömrümüz taşrada geçti. Çok şehir, çok okul değiştirdik. Ben çok iş değiştirdim. Türkiye’nin büyük şirketlerinde yöneticilik yaptım. 12 Eylül askeri darbesinde gözaltına bile alındım. Hepimizin hayatı bir roman değil mi?

Yukarda bahsettiğim gibi cennetmekân babamı da 47 yaşında kaybedince nasıl olsa yüksek tahsil için o şehre gideceğiz diyerek 1964 yılında İstanbul’a geldik. O gün bu gündür buradayız. Ben çalışarak okudum. Kardeşlerim de okudular. Erkek kardeşim önemli bir kamu kuruluşunda yüksek mevkideydi, genel müdür olacaktı rahatsızlandı emekli oldu. 51 yaşında bu dünyaya veda etti. Babamdan dört yıl fazla yaşadı. Emekli olalı birkaç ay olmuştu birlikte gezip dolaşacaktık. Arabalarımıza telsiz bile koymuştuk.

1975 yılında evlendim. 1980 yılında kayınpederim aniden ortaya çıkan kanserden birkaç gün içinde vefat etti. Aldığı dairenin peşinatının yarısından fazlasını biz ödemiştik. Ölümü ile geride kalan taksitlerini de kayınvalidem ve kayınbiraderim çocuklarıyla otursunlar diye yine biz ödedik. Yani o cenahtan da bir fayda göremedim.

Eşim, çok tutumlu bir insan olduğu için birlikte çalışarak hep tasarruf ettik hep taksit ödedik. Birkaç gayrimenkulümüz ve hep iyi arabalarımız oldu.

Uzatmmıyayım, biriktirdiğim anılarımı zaman zaman köşemde yayınlıyorum. Hoş olanları var, olmayanları var. Aklıma geldi bir Yozgat deyimi vardı “Vefasız dünyaya çaldım çamuru, yağdı yağmur da emeklerim zayoldu” der. Yok, öyle olmadı. Yani demem o ki bu vefasız dünyada ömrümü yele, sele vermeden kurda kuşa yem etmeden, aileme ve çevreme faydalı bir insan olmayı düstur edinerek yüce Atatürk’e onun ilke ve inkılaplarına, laik cumhuriyete ve demokrasiye sonuna kadar bağlı olarak hayatımı dolu dolu yaşadım ama paramparça.

29.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Bayramda çalışırız bayramlar için!
Sayın Çapanoğlu,

Bayrama, ülkemizin önemli bir değeri olmuş Köy Enstitülü bir aydından farklı bir bakış açısıyla değinilmesi ayrı bir güzellik katmış.

Enstitülerle ilgili bir şeye rastladığımda aklımda kazınacak bir anısı daha oluştu.
Hüsnü Aydoğdu -- 13.08.2019 22:50
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
CHP veya İsmet İNÖNÜ bu gerçekleri seçim meydanlarında anlatma gereği bile duymamıştır. Çünkü yapılanların tamamı Türk Milletini korumak, geleceğe daha güvenle bakabilmek içindi. Bugün satılan Devlet fabrikalarının kurumların tamamı CHP iktidarı döneminde yapılanlardır. Bir Bektaşi fıkrası var, "Üzümü yiyorsunuz, neden suyunu içmiyorsunuz" diye. Madem öyle Halkın fabrikalarını neden yandaşlarınıza peşkeş çekiyorsunuz? sorusunu kimse sormuyor.
OSMAN KARACA -- 31.07.2019 23:23
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
Değerli hocam Sayın Mustafa Topaloğlu ve değerli araştırmacı kardeşim Hüsnü Aydoğdu, beni motive eden güzel yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum. Sağolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.07.2019 11:39
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
Sayın Çapanoğlu,


Dönemin büyük devletlerinin ve sonraki Türkiye Cumhuriyeti yönetimlerinin de karne uygulaması yaptığını belirtmişsiniz. Ben de ek olarak Sinan Meydan'ın yazdığı ve sizinle benzer bir konuyu işlediği (DP dönemindeki karne uygulamasına daha fazla odaklandığı) yazısını paylaşmak istedim.


https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/sinan-meydan/milli-korunma-kanununa-donus-inonunun-ahi-3565097/
Hüsnü Aydoğdu -- 29.07.2019 10:33
BİR ZAMANLAR CB İSTASYONLARIMIZ VARDI
Uzun uzun yazmışsınız aziz dostum. Keyifle okudum. Ah o anılar! Yaşanmışlıklar... Onların saltanatı başladı bizde şimdilerde. Onlardır bizi hayata bağlayan.
Yazalım evet. Yazalım ki kalsın. Şu fermuar meselesini de geçelim yahu. Aman enseyi karartmayalım.
Selam ve sevgiyle...
Mustafa Topaloğlu -- 22.07.2019 13:52
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Cumhuriyet Mektebi ile ilgili yazını ilgi ile okudum ve atıl bırakılmasına da üzüldüm. Hemen bütün büyüklerimiz bu mektepte okumuşlardır, anılarını hep anlatırlar. Rahmetli babam Mustafa Sütçü de bu okuldan mezundu. O da anılarında dedeniz Muhlis Bey amcanın bu okulun inşaatında yardımları olduğunu söylerdi. Yazınızı okuyunca ben de bunu hatırladım. Mekanları cennet olsun.
Mehmet Sütçü -- 11.07.2019 19:30
GİTAR VİRİTÖZÜ CARLOS SANTANA’NIN BOYACI ÇOCUKLAR İLE TÜRKİYE MACERASI
Sevgili Çapanoğlu,
Santana’ın bu hikayesini duymamıştım. Hangi meslekten olursa olsun, kişi ilkeli olduğu sürece mesleğinde başarıya ulaşıyor. Benim hayattan edindiğim tecrübe bu...
Kaleminle birlikte sağlıcakla kal...
HB Payaslıoğlu
Hilmi Bülent Payaslıoğlu -- 09.07.2019 15:21
GİTAR VİRİTÖZÜ CARLOS SANTANA’NIN BOYACI ÇOCUKLAR İLE TÜRKİYE MACERASI
ELİNİZE KALEMİNİZE SAĞLIK HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ TARİHE IŞIK TUTTUNUZ.71 YAŞINDAYIM BU GERÇEĞİ SAYENİZDE ÖĞRENDİM TEŞEKKÜR EDERİM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2019 09:51
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ
Cumhuriyet mektebi mezunlarındanım.
Daha sonra da arka avlusundaki kütüphanede, Merhum Yılmaz Göksoy ve merhum Mehmet Dalgıç öğretmenlerimin tavsiye ettikleri kitapları içerek ve avlusunda özgürce top oynayarak büyüdüm diyebilirim.
Binanın akıbetine dair endişelerimizi yazınızda belirtiğiniz koruma kararı bir nebze azaltmış olmakla birlikte, yıkılan eski asıl ilk hastane binasının akıbetini görünce koruma kararlarının, halkın ve belki yasal düzenlemelerin bile kaale alınmadığına dair endişelerimiz nedeniyle de ortadan tamamen kalkmıyor.
Bilvesile, Cumhuriyet Mektebi binamız hakkında verdiğiniz araştırma bilgileri için teşekkür ederim.
Yasin Ali ER -- 27.06.2019 15:29
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ

Sayın Çapanoğlu,
Cumhuriyet Mektebi hakkındaki yazınız beni eskilere, o mektepte okuduğum 1951-954 arasındaki yıllara götürdü. Daha önce de yazmıştım, evimiz (dedemin evi) büyük üç bahçesi, ahırı samanlığı, kuyusu üç bronz lüleli çeşmesi olan konaktı. Dedeniz Muhlis Bey'in konağının ( o zamanlar harap idi, sadece temelleri vardı, bahçesinde oynardık) batısındaki sokak ile Cumhuriyet Mektebi'nin doğusundaki sokak arasında yer alan konaktan bahsediyorum. Yakın zamanlara kadar konağın ve bahçesinin yerinde Ceylanlar Ap. ve bir iki ap. daha vardı. Şimdi ne haldedir bilmiyorum. Sokağa bakan bahçe kapımız mektebin bahçesinin doğusundaki kapıya bakıyordu. 1951 yılında evdeki yaramazlıklarımdan bıktıkları için 5 yaşını bitirir bitirmez babam beni Cumhuriyet Mektebi'ne kaydettirdi Aziz Caner adında kalın siyah çerçeveli gözlüklü çok muhterem bir öğretmenimiz vardı. Başöğretmenimiz Kaya Bey adında biriydi. Kasım Çıtak ve Sıtkı Bey adında öğretmenleri de hatırlıyorum. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum.
Babam manifaturacı olduğu için her sene okul zamanı fakir çocuklara hediye olarak dağıtılmak üzere siyah önlüklük kumaş ve beyaz naylon yaka getirir, öğretmenler odasına bırakırdı.Orada 3 yıl okudum. Teneffüste hademe Mustafa Ağa'nın zilini kapıp çalmak için uğraşırdık. O adamcağız soğuk karlı kış günlerinde evinden getirdiği bazlamaları sobanın üstünde ısıtır, peynir ve çayla yerdi. Aziz Bey öğle paydosunda mektebin bahçesindeki kovanlardan aldığı balı evden getirdiği tereyağ ile fırından aldırdığı lavaş pidelere dürüm yapar fakir öğrencilere dağıtırdı. Mekânı cennet olsun. Sınıf arkadaşlarımdan biri merhum Vehbi Ulusoy Hoca'nın küçük oğlu (emekli prof. diş hekimi) Mutahher Ulusoy aynı zamanda sıra arkadaşım idi.
Ailem 1954 yılı baharında Köseoğlu mahallesine taşınmak durumunda kalınca o zamanki Gazi Paşa (eski İsmet Paşa) mektebinde devam ettim. Hüsnü Köktürk mahalle arkadaşım, babası öğr. Ali Rıza Bey ve hanımı Müjgan Hanım o mahalleden yakın dostlarımız oldular. Gazi Paşa'da değerli oyun ve kitap arkadaşımTaha Akyol ile beraber merhum Rıfkı Bey'in sınıfında iki sene beraber okuduk. Anlayacağınız Cumhuriyet Mektebi'nden mezun olmak kısmet değilmiş. Gazi Paşa'dan oldum 1956'da. Cumhuriyet mektebindeki hayatımı hasretle anarım. Yazınız bana bunları hatırlattı. Mektebin haline çok. ama çok üzüldüm. Biz tarihne taparcasına bağlı, ama ondan kalan izleri hoyratça ve zalimce silmeyi pek seven bir milletiz maalesef. Selam ve saygılar.
A.Y. Ocak
AHMET YAŞAR OCAK -- 25.06.2019 17:26
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00