BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.03.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
280
Dün
:
4633
Toplam
:
16133872
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
29 EKİM
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Bugün benim doğum günüm 29 Ekim. Cennetmekan babam Milli Emniyet’te yedek subaylığını yaparken İkinci dünya savaşı bitmiş ben doğmuşum 1945 yılında. Cumhuriyet bayramı sabahı dünyaya geldiğim için dedem ismi Cumhur da olsun demiş ama ismim ve soyadım zaten uzun olduğu için yazdırmaktan vazgeçmişler. Rahmetli babaannem sevgiyle baktığında Cumhurum benim derdi. Kültürlü bir İstanbul hanımefendisiydi üvey babaannem. Ve en çok beni severdi torunları arasında.

Hani bir şarkı var bilirsiniz sanatçı Teoman yapmıştı ismi paramparça. En güzelde rahmetli Müslüm Gürses okumuştu “Bugün benim doğum günüm, babamın öldüğü yaştayım ”der. Ama ben babamın öldüğü yaşta değilim. Benim babam 47 yaşında öldü, ben 74 ü buldum çok şükür. Rakamlar yer değiştirmiş. Lise talebesiydim. Cemal Süreyya üstat “Sizin hiç babanız öldü mü? Benim bir kere öldü kör oldum” diyor. Bizde üç kardeş öyle olmuştuk ki kız kardeşim daha üç yaşındaydı. Beş yaşındayken kaybettiği annesinin ismini koymuştu üzerine titrediği kızına. Bkz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=1522

Kız kardeşimiz benden 16 yaş küçük. İlkokula başladığında okul çok yakınımızda öğretmeni komşumuzdu. Okula birlikte gider gelirlerdi. Babaları tarafından okuldan alınan sınıf arkadaşlarına imrenen kardeşim bir gün anneme şöyle söylemişti; “Ben de büyük ağabeyime baba diyebilir miyim?”

Her ölüm erkendir derler, dedelerimde erken ölmüşlerdi. Biri 62 öbürü 63 yaşında. Biri ben dört yaşımdaymışım hiç hatırlamıyorum. Öbüründe ortaokul talebesiydim yazdan yaza görebilirdim ancak.

Ben dört yaşımdayken öle n dedem Muhlis Bey, Çapanoğulları hadisesinin kurbanlarından. Hain Çerkez Etemin yıkıp yaktığı soyup soğana çevirdiği Yozgat’ta elde kalanlarla müteahhitlik yaparak ailesini geçindirmeye çalışıyor. Yozgat’ın canlı tarihi 2017 yılında yitirdiğimiz rahmetli Yılmaz Göksoy hocam “Muhlis Bey, hem Çapanoğullarının hem de tüm Yozgat’ın hamisiydi” diye anlatırdı.

O’nun 1949 yılında ani ölümüyle, Yozgat milletvekili ve Milli Eğitim Bakanı Atıf Benderlioğlu’nun tavassutu ile İş Bankasına memur olmak zorunda kalır babacığım.

Memuriyeti dolayısıyla ve üçotuz para maaş ile o şehirden bu şehire ömrümüz taşrada geçti. Çok şehir, çok okul değiştirdik. Ben çok iş değiştirdim. Türkiye’nin büyük şirketlerinde yöneticilik yaptım. 12 Eylül askeri darbesinde gözaltına bile alındım. Hepimizin hayatı bir roman değil mi?

Yukarda bahsettiğim gibi cennetmekân babamı da 47 yaşında kaybedince nasıl olsa yüksek tahsil için o şehre gideceğiz diyerek 1964 yılında İstanbul’a geldik. O gün bu gündür buradayız. Ben çalışarak okudum. Kardeşlerim de okudular. Erkek kardeşim önemli bir kamu kuruluşunda yüksek mevkideydi, genel müdür olacaktı rahatsızlandı emekli oldu. 51 yaşında bu dünyaya veda etti. Babamdan dört yıl fazla yaşadı. Emekli olalı birkaç ay olmuştu birlikte gezip dolaşacaktık. Arabalarımıza telsiz bile koymuştuk.

1975 yılında evlendim. 1980 yılında kayınpederim aniden ortaya çıkan kanserden birkaç gün içinde vefat etti. Aldığı dairenin peşinatının yarısından fazlasını biz ödemiştik. Ölümü ile geride kalan taksitlerini de kayınvalidem ve kayınbiraderim çocuklarıyla otursunlar diye yine biz ödedik. Yani o cenahtan da bir fayda göremedim.

Eşim, çok tutumlu bir insan olduğu için birlikte çalışarak hep tasarruf ettik hep taksit ödedik. Birkaç gayrimenkulümüz ve hep iyi arabalarımız oldu.

Uzatmmıyayım, biriktirdiğim anılarımı zaman zaman köşemde yayınlıyorum. Hoş olanları var, olmayanları var. Aklıma geldi bir Yozgat deyimi vardı “Vefasız dünyaya çaldım çamuru, yağdı yağmur da emeklerim zayoldu” der. Yok, öyle olmadı. Yani demem o ki bu vefasız dünyada ömrümü yele, sele vermeden kurda kuşa yem etmeden, aileme ve çevreme faydalı bir insan olmayı düstur edinerek yüce Atatürk’e onun ilke ve inkılaplarına, laik cumhuriyete ve demokrasiye sonuna kadar bağlı olarak hayatımı dolu dolu yaşadım ama paramparça.

29.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SEÇİM ÖNCESİ DÜŞÜNCELERİM
Yorumunuz Sn ÇAPANOĞLU hocamın değerli köşe yazısını ilgi ile okudum.Yapmış olduğu sendikal çalışmaları,aktiviteleri,çekmiş olduğu ağır sıkıntıları tüm açıklığı ile yazmış.Burada sn hocam derki ;benim siyasi düşümceme uymayan yönetim başta olsada şehrimize yapılan hizmet ve eserler önemlidir demektedir.Sn Dr Kazım ASLAN Bey'in yapmış olduğu hizmet ve eserler takdiri şayan olup,destek görmeli,devamının sağlanmasın çok uygun olacağı ifade etmiştir.Takdiri Sn Yozgat halkının görüşlerine sunmuştur
Yılmaz BİRYILDIRIR -- 18.03.2019 21:13
VE YİNE KEBAPÇIYAN
ÇOK SEVGİLİ ABDÜLKADİR ABİ.YAZINIZDAKİ İNSAN SEVGİSİNİ 1915'İ RANT YAPANLAR DEFALARCA OKUSUN.BUNUN YORUMU TARİHÇİLERE AİT.HER ZAMAN KARŞI OLDUĞUMU SÖYLERİM.YURT DIŞINDA ORTALIĞI BOŞ BULUP SAFSATA İLE DOLDURMAK KOLAYDIR.SİZİN GİBİ DERİN ARAŞTIRMALAR YAPARAK TEZLERİNİ
ORTAYA ATSINLAR.BİZLERE VE BİLHASSA BENİM İÇİN YAZDIĞINIZ ÖVGÜLERE AYRICA TEŞEKKÜR EDERİM.İNSANLARIN (BENCE ) BİLMESİ
GEREKEN ŞUDUR.SİZLE ANAMIZ BABAMIZ AYRI OLMASINA RAĞMEN CAN DOSTUMSUNU VE AĞABEYİMSİNİZ.
Adınız ve Soyadınız -- 16.03.2019 09:32
VE YİNE KEBAPÇIYAN
Sayın Çapanoğlu,

Malesef ülkemiz üzerine birçok düşünce üreten kişi/kurum var. Fakat ilginçtir, varsayalım ki bu kişi veya kurum AB vatandaşı veya merkezi orada. Kendi birliklerini birleştirmek isterken bizim ülkemizde ayrılık peşindeler. Kıbrıs'ta Rum yanlı olan bir tek devlet derken Kafkasya'da parçalanma peşindeler. Bu liste dünyanın birçok yerine uyarlanabilir.

Uluslar arasındaki iletişimde tarih, kültür, coğrafya vb. etkenler temel olması gerekirken birileri bunun yerine daha başka çıkarların peşinde koşuyor.

Halbuki sizin de söz ettiğiniz gibi Türkiye'de etnik kökeni farklı olmasına karşın, öz kardeş gibi anlaşan insanlar var. Yurt dışında kalmış, farklı etnik kimliğe sahip insanlarda bile geçmişin bağını hissedebiliyoruz. Aramızdaki bu ortak tarih, kültür ve amaç birliği bizi bir arada tutacaktır ama buna sıkıca sarılmak ve benimsemek şartıyla.
Hüsnü Aydoğdu -- 11.03.2019 17:00
VE YİNE KEBAPÇIYAN
Yüreğine sağlik,sevgili Abdulkadir.
GÜNER TÜRKOĞLU GÖKAY -- 11.03.2019 13:12
MECLİSE MİLLETVEKİLİ GÖNDERMEK İSTEMEYEN YOZGAT EŞRAFI
Sayın Çapanoğlu,

Malesef Mehmet Hulusiler hep çıkıyor ve doğal olarak hep çıkacak, düşünce oluşumunun temelini göz önüne alırsak her görüşe karşı bir karşıt görüş hep oluşuyor. Burada doğru olanı saptamak önemli oluyor tabi ki.

Bu yazışmaları ilk kez görüyorum ve bunun yanında belgelerin asıllarının da olması beni sevindirdi.

Zaten Kurtuluş Savaşı döneminde yapılan yazışmaların ve konuşmaların geneline bakarsak (özellikle İstanbul'dan yapılan) bu yazışmanın onlarla bir tutulması pek doğru olmayacaktır. Olaya biraz daha yorumsamacı bakmayı gerektiriyor.
Hüsnü Aydoğdu -- 05.03.2019 14:07
ETTİĞİ LAFA BAK…
Bu değerli açıklamalarınız için teşekkür ederiz Sn hocam.
YILMAZ BİRYILDIRIR -- 12.02.2019 09:03
İŞTE ATATÜRK'ÜN 7 ŞUBAT 1923'TE BALIKESİR ZAĞNOS PAŞA CAMİİ'NDE VERDİĞİ HUTBESİ:

Değerli dostum,
Atatürk’ün 7 Şubat 1923’te Balıkesir Zağnos Paşa Camisi (Paşa Camisi)’nde minbere çıkıp cemaate hitap etmesinin üzerinden 96 yıl geçmiş. Yıldönümünde böyle bir konuyu işlemeniz taktire şayandır. Tarihe Balıkesir Hutbesi adıyle geçen bu hutbe; Türkçe olması, memleket meselelerini dile getirmesi bakımından çok önemlidir. Ben özellikle şu paragrafın altını çizmek istiyorum:


“Camiler yalnız birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için değildir. Camiler bilhassa din ve dünya için neler yapmak mecburiyetinde olduğumuzu düşünmek, meşveret etmek (fikir alışverişinde bulunmak) içindir. Her şey ancak meşveretle iyi tarîka (yola) sevk edilir.
Biliyorsunuz ki Cenâb-ı peygamber ekseriya rufekâ-i mesâîsiyle (çalışma arkadaşlarıyla) meşveret eder, dünya umûrunda (işlerinde) kendinden kuvvetli, daha zeki arkadaşları olduğunu teslim buyururlardı.”
Teşekkürle, selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 08.02.2019 17:27
ATATÜRK, HÜZNİ BABA VE HAFIZ SÜLEYMAN
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınız aracılığıyla Yozgat'mızın önemli değerlerini gündeme getirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yeni kuşak ne yazık ki bu değerlerimiz konusunda bilgisiz. Hiç olmazsa bu tür yazılarla onları bilgilendirmek olanaklı oluyor.
Bildiğiniz gibi Yozgat kültürü üzerinde birtakım çalışmalarım var. Bu çalışmalar doğrultusunda Hafız Süleyman'ın Youtube'ta dağınık olarak yer alan taş plak kayıtlarını birleştirerek yayımlamıştım. Çoğunu kendi, bir kısmını da Hayriye Derviş'le söylediği bu kayıtların linkini aşağıda veriyorum. Söz konusu kayıtlara YouTube arama motoruna, Muhsin Köktürk Hafız Süleyman Taş Plak Kayıtları yazılarak da ulaşılabilir. Sayfada toplam 14 kalıt yer almaktadır.
Saygılarımla.

https://www.youtube.com/playlist?list=PL28IjPK2M_8ns4KD9adiZLjI7Ha07wjGm
Muhsin Köktürk -- 08.02.2019 10:24
İŞTE ATATÜRK'ÜN 7 ŞUBAT 1923'TE BALIKESİR ZAĞNOS PAŞA CAMİİ'NDE VERDİĞİ HUTBESİ:
Kurani ve İslam dinini anlamak icin dilin önemin ve halkın anlayabileceği şekilde ifade edilmesinin gerekliliğini açıkça belirtmiş Büyük Atatürk.
Tarihi kaynaklardan alınan bu bilgilerin asıl imam hatip okullarinda okutulması gerekir.
Bu aydınlatıcı yazıyı keşke tüm tutuk kafalar okusa.
Fazilet Sayılan peker -- 07.02.2019 15:43
AMASYA LİSESİ MÜDÜRÜ ve TARİH HOCAMIZ SÜLEYMAN DUYGU
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Anlattığınız anı dönemindeki sınav sistemine tabi olanlardan biriyim. Kuşkusuz bu sınav sisteminin eleştirilecek yönleri var. Ama o günün koşulları öyleydi. Ancak bu sistemin ne denli başarılı insanlar yetiştirdiği de yadsınamaz bir gerçek.O dönemlerde ve sonrasında teşekkür, takdir belgesi aslanın ağzındaydı. Şimdi bir sınıfta neredeyse teşekkür ve takdir belgesi almayan kalmadı. Buna karşın eğitim yerlerde sürünüyor. Yaz boz tahtasına çevrilen eğitim sistemimiz;eleştirmeyen, sorgulamayan kişiler yetiştiriyor.Ne diyeyim ki, neyi tutsak elimizde kalıyor.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 02.02.2019 09:18
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00