BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.03.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
212
Dün
:
4633
Toplam
:
16134493
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
HOP DEDİK
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okuyucular, aşağıda okuyacağınız anıları değişik kaynaklardan derleyerek sizinle paylaşıyorum. Umarım beğenirsiniz.

1960-1970 yıllarında çok kullandığımız bir deyimdi “hop dedik”.

27 Mayıs 1960 günü ihtilal yapılmış ordu yönetime el koymuştu. Başbakanlık Müsteşarı Alparslan Türkeş’in başkanlığında birkaç Milli Birlik Komitesi üyesi basını bilgilendirmek için Ankara’da bir basın toplantısı yapıyorlar. Türkiye’nin ilk kültür bakanı Rahmetli Talat Halman şöyle anlatıyor.

“Basın toplantısını yöneten Alpaslan Türkeş diyor ki: "Soru soracak gazeteciler önce kendi isimlerini söylesinler, sonra da gazetelerinin adını”. Herkes kurala uyuyor, önce kendi isimlerini sonrada temsil ettikleri gazetenin ismini söylüyorlar.

- “Ecvet Güresin, Cumhuriyet .”
- “Nadir Nadi, Cumhuriyet ."
- “Metin Toker, Akis.”
- “Ömer Sami Coşar, Milliyet."
- “Şinasi Nahit Berker, Hop Dedik."
-
Salonda bir kahkaha tufanı koparken Milli Birlik komitesi üyeleri kıpkırmızı oluyorlar. Asık suratlı bir Milli Birlik Komitesi üyesi "Ne dedin, ne dedin?" diye sertçe soruyor. Şinasi Nahit Berker tekrar ediyor: "Hop dedik, hop dedik!"

Ortalık karışıyor, rahmetli Alpaslan Türkeş zor sakinleştiriliyor. Haliyle toplantılın da ciddiyeti kalmıyor.”

Rahmetli İsmet Paşanın damadı gazeteci Metin Toker’in de akrabası olan Şinasi Nahit Berker, 1950'li yılların sonuna doğru, "Hop Dedik" başlıklı bir mizah gazetesi çıkarıyordu. Bu yüzden de toplantı da dergisinin ismiyle kendini böyle tanıtmıştı.

1920 yılı İstanbul doğumlu olan Şinasi Nahit Berker, yükseköğrenimini yarıda bırakarak Ulus gazetesinde muhabir olarak gazeteciliğe başladı. Yeni Ulus ve Halkçı adlarıyla da çıkan bu gazeteye küçük fıkralar yazdı (1954-71). Demokrat Parti döneminde (1950-60) yazılarından dolayı yirmi dokuz ay cezaevinde kaldı. Çıkardığı” Kalburüstü” ve” Hop dedik” adlı mizah dergileri kısa ömürlü oldu. Aynı türde yazılarını Cumhuriyet (1983), Güneş (1985) gazetelerinde yayımladı.

DSP İstanbul Milletvekili Ahmet Tan da onun şu olayını anlatmıştı: “Berker, 1960’lı yıllarda Kuğulu Park’ın bulunduğu alanda sahipsiz bir koyun sürüsü görür. Ağaçtan kopardığı bir dal parçasıyla koyunları Kuğulu Park’ın yanında bulunan Fransız Büyükelçiliği’nin bahçe duvarından atlatır. Koyunlar büyükelçiliğin bahçesinde otlarken, sefire balkona çıkar ve Fransızca “Çıkın buradan” diye bağırır. Fransızca bilen Şinasi Nahit Berker “İyi ama koyunlar Fransızca bilmiyorlar ki” karşılığını verir. Kendi dilinde yanıt almaktan şaşkına dönen sefire “Ola la, bu ülkenin çobanları bile Fransızca biliyor” der...”

O yıllarda Hürriyet Gazetesinin yazı işleri müdürlerinden olan Yüksel Baştunç da şöyle anlatıyor:
“Ünlü mizah yazarı Şinasi Nahit Berker bir gün Hürriyet Gazetesi'nin Cağaloğlu'ndaki binasına geldi. Gözünde kocaman bir pamuk ve sargı bezleri… Hemen içeri aldık:
“Hayrola Şinasi Nahit, gözüne ne oldu?”
“Gözüme kuş girdi!”
Olacak iş değil! Alçaktan uçan bir saka kuşu yönünü şaşırmış, gözüne çarpmış. Hem öyle şiddetli bir çarpma imiş ki, gözünden kan fışkırmış ve zavallı kuş cağız da oracıkta can vermiş.
Muhabir ve foto muhabirlerini çağırıp röportaj yaptırdık.
Ertesi gün “Ünlü yazar Şinasi Nahit'in gözüne kuş girdi” diye Hürriyet'in birinci sayfasında bir haber… Hem de resimli… Bu haberin çıktığının ertesi günü de Ankara'da yayınlanan Ulus Gazetesi'nde bir haber:
“Hürriyet Gazetesi'ni nasıl aldattım? İmza: Şinasi Nahit Berker.”
Hürriyet'in tahkik etmeden haber kullandığını ispat için Şinasi Nahit bu oyuna başvurmuş!

En sevdiğiniz yaşayan kadın kahramanlar sorusuna? Bir memur veya işçiyle evlenmek cesaretini gösteren kadın kahramanlar diye cevap verir.

Şu iki ünlü sözde ona aittir “Gazeteci olunmaz, gazeteci doğulur”. “Bu memleket uzun laftan battı.”

Basını susturmak için Demokrat Parti’nin son dönemlerinde 15 DP milletvekilinden oluşan ve olağanüstü yetkilerle donatılmış “Tahkikat Komisyonu” kuruldu. Komisyon hükümete yönelik eleştirilerde bulunan gazetecilerin gözaltına alınmasına aracılık yapıyordu.

Komisyonun, kararlarına karşı çıkanları 3 yıla kadar tutuklama hakkı bile vardı.

Bu tahkikat komisyonu, ana muhalefet partisi lideri İsmet İnönü’ye Demokrat Partiyi eleştirmesi nedeniyle TBMM’de 12 oturum men cezası verdi.

DP Hükümetine muhalif olan 79 yaşındaki Hüseyin Cahit Yalçın tutuklanıp cezaevine konan ilk duayen gazetecilerden biriydi.

İsmet İnönü’nün damadı Metin Toker de, akrabası Şinasi Nahit Berker de operasyonlar dâhilinde gözaltına alındılar. Şinasi Nahit Berker tutuklandı. Mümtaz Faik Ferik gibi duayen gazeteciler yaşlarına bakılmadan cezaevine konuldu. CHP yanlısı Ulus Gazetesi en ağır saldırılara uğrayan basın organıydı. Ulus Gazetesi sık sık kapatıldı: Mallarına bile el konuldu. Ulus Gazetesi Genel Yayın Müdürü Nihat Subaşı, yazı işleri müdürleri Erdoğan Tamer, Cenap Çetiner, Muzaffer Erdost, Cemal Yıldırım Akis Dergisi’nden Metin Toker, Kurtul Altuğ sorguya çekildiler. Cemal Yıldırım ve Kurtul Altuğ tutuklandılar. 1950-1960 yılları arasında 824 gazete ve dergi hakkında dava açıldı.

Cezaevine konan gazeteci sayısı o kadar çoktu ki, Ankara Ulucanlar Cezaevi’nin bir koğuşuna gazeteciler “Hilton” adını vermişti. 1950 Demokrat Parti döneminden itibaren gazeteciler ve aileleri çok acılar yaşadılar. Bir araştırmaya göre en stresli mesleklerin diş hekimliği ve gazetecilik olduğu açıklanmıştı.

Basın tarihimize iz bırakan Şinasi Nahit Berker’i 2 Ocak 2001 tarihinde kaybettik. Mekânı cennet olsun.






Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SEÇİM ÖNCESİ DÜŞÜNCELERİM
Yorumunuz Sn ÇAPANOĞLU hocamın değerli köşe yazısını ilgi ile okudum.Yapmış olduğu sendikal çalışmaları,aktiviteleri,çekmiş olduğu ağır sıkıntıları tüm açıklığı ile yazmış.Burada sn hocam derki ;benim siyasi düşümceme uymayan yönetim başta olsada şehrimize yapılan hizmet ve eserler önemlidir demektedir.Sn Dr Kazım ASLAN Bey'in yapmış olduğu hizmet ve eserler takdiri şayan olup,destek görmeli,devamının sağlanmasın çok uygun olacağı ifade etmiştir.Takdiri Sn Yozgat halkının görüşlerine sunmuştur
Yılmaz BİRYILDIRIR -- 18.03.2019 21:13
VE YİNE KEBAPÇIYAN
ÇOK SEVGİLİ ABDÜLKADİR ABİ.YAZINIZDAKİ İNSAN SEVGİSİNİ 1915'İ RANT YAPANLAR DEFALARCA OKUSUN.BUNUN YORUMU TARİHÇİLERE AİT.HER ZAMAN KARŞI OLDUĞUMU SÖYLERİM.YURT DIŞINDA ORTALIĞI BOŞ BULUP SAFSATA İLE DOLDURMAK KOLAYDIR.SİZİN GİBİ DERİN ARAŞTIRMALAR YAPARAK TEZLERİNİ
ORTAYA ATSINLAR.BİZLERE VE BİLHASSA BENİM İÇİN YAZDIĞINIZ ÖVGÜLERE AYRICA TEŞEKKÜR EDERİM.İNSANLARIN (BENCE ) BİLMESİ
GEREKEN ŞUDUR.SİZLE ANAMIZ BABAMIZ AYRI OLMASINA RAĞMEN CAN DOSTUMSUNU VE AĞABEYİMSİNİZ.
Adınız ve Soyadınız -- 16.03.2019 09:32
VE YİNE KEBAPÇIYAN
Sayın Çapanoğlu,

Malesef ülkemiz üzerine birçok düşünce üreten kişi/kurum var. Fakat ilginçtir, varsayalım ki bu kişi veya kurum AB vatandaşı veya merkezi orada. Kendi birliklerini birleştirmek isterken bizim ülkemizde ayrılık peşindeler. Kıbrıs'ta Rum yanlı olan bir tek devlet derken Kafkasya'da parçalanma peşindeler. Bu liste dünyanın birçok yerine uyarlanabilir.

Uluslar arasındaki iletişimde tarih, kültür, coğrafya vb. etkenler temel olması gerekirken birileri bunun yerine daha başka çıkarların peşinde koşuyor.

Halbuki sizin de söz ettiğiniz gibi Türkiye'de etnik kökeni farklı olmasına karşın, öz kardeş gibi anlaşan insanlar var. Yurt dışında kalmış, farklı etnik kimliğe sahip insanlarda bile geçmişin bağını hissedebiliyoruz. Aramızdaki bu ortak tarih, kültür ve amaç birliği bizi bir arada tutacaktır ama buna sıkıca sarılmak ve benimsemek şartıyla.
Hüsnü Aydoğdu -- 11.03.2019 17:00
VE YİNE KEBAPÇIYAN
Yüreğine sağlik,sevgili Abdulkadir.
GÜNER TÜRKOĞLU GÖKAY -- 11.03.2019 13:12
MECLİSE MİLLETVEKİLİ GÖNDERMEK İSTEMEYEN YOZGAT EŞRAFI
Sayın Çapanoğlu,

Malesef Mehmet Hulusiler hep çıkıyor ve doğal olarak hep çıkacak, düşünce oluşumunun temelini göz önüne alırsak her görüşe karşı bir karşıt görüş hep oluşuyor. Burada doğru olanı saptamak önemli oluyor tabi ki.

Bu yazışmaları ilk kez görüyorum ve bunun yanında belgelerin asıllarının da olması beni sevindirdi.

Zaten Kurtuluş Savaşı döneminde yapılan yazışmaların ve konuşmaların geneline bakarsak (özellikle İstanbul'dan yapılan) bu yazışmanın onlarla bir tutulması pek doğru olmayacaktır. Olaya biraz daha yorumsamacı bakmayı gerektiriyor.
Hüsnü Aydoğdu -- 05.03.2019 14:07
ETTİĞİ LAFA BAK…
Bu değerli açıklamalarınız için teşekkür ederiz Sn hocam.
YILMAZ BİRYILDIRIR -- 12.02.2019 09:03
İŞTE ATATÜRK'ÜN 7 ŞUBAT 1923'TE BALIKESİR ZAĞNOS PAŞA CAMİİ'NDE VERDİĞİ HUTBESİ:

Değerli dostum,
Atatürk’ün 7 Şubat 1923’te Balıkesir Zağnos Paşa Camisi (Paşa Camisi)’nde minbere çıkıp cemaate hitap etmesinin üzerinden 96 yıl geçmiş. Yıldönümünde böyle bir konuyu işlemeniz taktire şayandır. Tarihe Balıkesir Hutbesi adıyle geçen bu hutbe; Türkçe olması, memleket meselelerini dile getirmesi bakımından çok önemlidir. Ben özellikle şu paragrafın altını çizmek istiyorum:


“Camiler yalnız birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için değildir. Camiler bilhassa din ve dünya için neler yapmak mecburiyetinde olduğumuzu düşünmek, meşveret etmek (fikir alışverişinde bulunmak) içindir. Her şey ancak meşveretle iyi tarîka (yola) sevk edilir.
Biliyorsunuz ki Cenâb-ı peygamber ekseriya rufekâ-i mesâîsiyle (çalışma arkadaşlarıyla) meşveret eder, dünya umûrunda (işlerinde) kendinden kuvvetli, daha zeki arkadaşları olduğunu teslim buyururlardı.”
Teşekkürle, selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 08.02.2019 17:27
ATATÜRK, HÜZNİ BABA VE HAFIZ SÜLEYMAN
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Yazınız aracılığıyla Yozgat'mızın önemli değerlerini gündeme getirdiğiniz için çok teşekkür ederim. Yeni kuşak ne yazık ki bu değerlerimiz konusunda bilgisiz. Hiç olmazsa bu tür yazılarla onları bilgilendirmek olanaklı oluyor.
Bildiğiniz gibi Yozgat kültürü üzerinde birtakım çalışmalarım var. Bu çalışmalar doğrultusunda Hafız Süleyman'ın Youtube'ta dağınık olarak yer alan taş plak kayıtlarını birleştirerek yayımlamıştım. Çoğunu kendi, bir kısmını da Hayriye Derviş'le söylediği bu kayıtların linkini aşağıda veriyorum. Söz konusu kayıtlara YouTube arama motoruna, Muhsin Köktürk Hafız Süleyman Taş Plak Kayıtları yazılarak da ulaşılabilir. Sayfada toplam 14 kalıt yer almaktadır.
Saygılarımla.

https://www.youtube.com/playlist?list=PL28IjPK2M_8ns4KD9adiZLjI7Ha07wjGm
Muhsin Köktürk -- 08.02.2019 10:24
İŞTE ATATÜRK'ÜN 7 ŞUBAT 1923'TE BALIKESİR ZAĞNOS PAŞA CAMİİ'NDE VERDİĞİ HUTBESİ:
Kurani ve İslam dinini anlamak icin dilin önemin ve halkın anlayabileceği şekilde ifade edilmesinin gerekliliğini açıkça belirtmiş Büyük Atatürk.
Tarihi kaynaklardan alınan bu bilgilerin asıl imam hatip okullarinda okutulması gerekir.
Bu aydınlatıcı yazıyı keşke tüm tutuk kafalar okusa.
Fazilet Sayılan peker -- 07.02.2019 15:43
AMASYA LİSESİ MÜDÜRÜ ve TARİH HOCAMIZ SÜLEYMAN DUYGU
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Anlattığınız anı dönemindeki sınav sistemine tabi olanlardan biriyim. Kuşkusuz bu sınav sisteminin eleştirilecek yönleri var. Ama o günün koşulları öyleydi. Ancak bu sistemin ne denli başarılı insanlar yetiştirdiği de yadsınamaz bir gerçek.O dönemlerde ve sonrasında teşekkür, takdir belgesi aslanın ağzındaydı. Şimdi bir sınıfta neredeyse teşekkür ve takdir belgesi almayan kalmadı. Buna karşın eğitim yerlerde sürünüyor. Yaz boz tahtasına çevrilen eğitim sistemimiz;eleştirmeyen, sorgulamayan kişiler yetiştiriyor.Ne diyeyim ki, neyi tutsak elimizde kalıyor.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 02.02.2019 09:18
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00