BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.07.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
215
Dün
:
4633
Toplam
:
16993628
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ETTİĞİ LAFA BAK…
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, Kardeşim Ahmet Yaşar Aydoğan (Bulutlardaki Atatürk fotoğrafını çeken Mustafa Kemal Aydoğan hocamızın oğlu) bana 28 Kasım 1999 tarihli Cumhuriyet Pazar Dergi Sayı: 714, Sayfa: 1 -4- 6 da yayımlanmış bir yazının kopyasını gönderdi. Yazar Oral çalışlar, şöyle bir yazı kaleme almış; TÜYAP Kitap Fuarı’nın konuklarından birisi de Ermeni asıllı Fransız araştırmacı Jean Claude Kebapçıyan'dı. Kebapçıyan, Ermeni Diasporası Araştırmaları Merkezi'nin kurucusuydu. Uzun yıllardır, Türkiye ile diyalog yanlısı bir çizgi izlediği için başı derde girmiş, Ermeniler içindeki diyalog karşıtı kesimlerin tepkisini çekmişti. Bundan 12 yıl önce Ermeni asıllı Şarkıcı Charles Aznavour'la yaptığı diyalog yanlısı söyleşisi nedeniyle Armenia adli dergiden kovulmuştu. Ancak aradan geçen zaman içinde Yozgatlı Kebapçıyan'ın savunduğu diyalog çizgisi yaygınlık kazandı. Türk ve Ermeni aydınları arasında başlayan bu dostluk köprüsü giderek gelişti. Kebapçıyan, ailesinin Yozgat'ta yaptırdığı şehrin saat kulesindeki saatin 1915'de durduğunu düşünüyor ve "Bu saati gelin hep birlikte yeniden çalıştıralım" çağrısını yapıyor.

“Araştırmacı” Kebapçıyan Efendi devamla demiş ki; "1942 yılında Paris'te doğdum. Yozgatlı bir Ermeni ailenin oğluyum. Annemlerin döneminde bir saat kulesi varmış. Öğrendiğime göre bu saat hala çalışıyormuş. Bu saat kulesi annemin bir akrabası tarafından yapılmış (buyur burdan yak). 1989 yılında Ermenistan'daki büyük deprem sırasında Gümrü saat kulesindeki saat depremin olduğu an durmuş. Annemin Yozgat'taki akrabalarının yaptığı saat de sanırım 1915'te durdu. Simdi bu saati hep birlikte yeniden çalıştırmamız gerekiyor. Annem bana kalan bağlardan, evlerden, çeşmelerden söz ederdi. Hep güzel şeylerden bahsederdi.

Yazının yayım tarihi oldukça eski ama Cumhuriyet Gazetesinin Pazar dergisi gibi önemli bir yayında yayımlanıyor. Bu gazetenin okurları ve hele hafta sonu bu dergiyi okuyanlar oldukça seçici insanlar. Şimdi bu insanlar o tarihten bu yana bilmeyerek büyük bir yanlışın içine düştüler ve hafızalarına böyle yerleşti.

Değerli okurlar, diyelim ki Kebapçıyan Efendi meydanı boş bulmuş sallıyor, bir gazeteci bir olayı, bir anıyı kaleme alırken üstünkörü de olsa bir araştırma yapmaz mı? Kebapçıyan Efendi doğru mu söylüyor acaba? Acaba yaptıran değil de inşaatta amele olarak çalışan mıdır diye bir sorgulama yapmadan yazıyı yayınlaması doğru mudur? Çünkü birinci paragrafta “Kebapçıyan, ailesinin Yozgat'ta yaptırdığı şehrin saat kulesindeki” cümlesinden saat kulesini Kebapçıyan ailesinin yaptırdığı anlamı çıkıyor ve bu yazıyı okuyan herkesin zihninde böyle kalacaktır. İkinci paragrafta ise “Bu saat kulesi annemin bir akrabası tarafından yapılmış” cümlesinden de saat kulesinin inşaatında çalışmış anlamı çıkarılabilirse de okuyucunun zihninde birinci paragraftaki anlam kalacaktır.

Başkanlık sistemine verdiği destekle “Bizim canımıza yetti parlamenter sistem artık” sözleriyle gündeme gelen ve Galatasaray adasına sahip çıkan II. Abdülhamit'in beşinci kuşak torunu Nilhan Osmanoğlu gibi Kebapçıyan Efendi de Yozgat saat kulesine sahip mi çıkıyor? O tarihten bu yana kimseden ses çıkmadığına göre öyle oluyor galiba.

Bildiğiniz gibi Saat kulesini benim gibi 9. Göbekten Çapanoğlu torunu olan Sayın Tunç Şenel’in büyük dedesi ve 1908 yılında dönemin belediye başkanı olan Tevfikzade Ahmet Bey yaptırmıştır. Mimarı Şakir Ustadır. 1325 / M.1902- 1908 Tarihli Ankara salnamesinde saat kulesinden ayrıntılı bir şekilde bahsedilir. Çanı 288 kğ. ağırlığındadır. Çanın topu sekiz parça 282 kg. Saatin topu, 50 kg. ağırlığındadır. Çanını yukarıya iki kırmızı lira karşılığında Hamal Kör Musa çıkartmıştır. Gayri Menkul Eski Eserler Yüksek Kurulu başkanlığınca 1978 yılında korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Her yarım ve tek saatlerde ispatlı olarak çalan saatin üzerinde Norez’Jura ve L.D. Odobey Gadet yazılıdır. İspatlı çalması demek haber verdiği saati kısa aralıkla iki kere çalması demektir. Buçuklara bir kere vurur kısa bir süre sonra tekrar bir kere daha vururdu. Saat başlarında da örneğin saatin beş olduğunu bildiriyorsa kısa aralıkla iki defa beş vururdu. Yozgat’ın sessizliğinde Şekerpınarından Abdullanın Bostana, Nohutludan Çamlığa kadar her yandan duyulurdu.

Ne yazık ki 23 Haziran 1920 de Yozgat’a gelen hain Çerkez Ethem ve aveneleri , ertesi günü divan-ı harp kurarak saat kulesini yaptıran Tevfikzade Ahmet Efendiyle birlikte Çapanoğullarından Mahmut ve Vasıf beyleri, Ceritzade Hüsnü efendi’yi, Mutasarrıf Necip beyi, Hafız Şahap ve oğlu Rafet’i, Kadı Remzi efendi de olmak üzere toplam 12 kişiyi “davaları sonradan görülmek” üzere hemen astırır. Daha darağacı bile kurulmadığından büyük amcam Hüsnü Efendi (Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin ağabeyi ve Yozgat eski Belediye Reisi) ile Hafız Şahap belediye balkonunun eliböğründelerine asılırlar.

Yozgatlının kapısı ve gönlü herkese açıktır, misafiri seferiz, başköşeye oturturuz. Ama saat kulesini akrabalarım yaptırmış dediğin zaman yüzümüz bir hoş olur Kebapçıyan Efendi ve Oral Çalışlar Efendi.



11.02.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Cumhuriyet Mektebi ile ilgili yazını ilgi ile okudum ve atıl bırakılmasına da üzüldüm. Hemen bütün büyüklerimiz bu mektepte okumuşlardır, anılarını hep anlatırlar. Rahmetli babam Mustafa Sütçü de bu okuldan mezundu. O da anılarında dedeniz Muhlis Bey amcanın bu okulun inşaatında yardımları olduğunu söylerdi. Yazınızı okuyunca ben de bunu hatırladım. Mekanları cennet olsun.
Mehmet Sütçü -- 11.07.2019 19:30
GİTAR VİRİTÖZÜ CARLOS SANTANA’NIN BOYACI ÇOCUKLAR İLE TÜRKİYE MACERASI
Sevgili Çapanoğlu,
Santana’ın bu hikayesini duymamıştım. Hangi meslekten olursa olsun, kişi ilkeli olduğu sürece mesleğinde başarıya ulaşıyor. Benim hayattan edindiğim tecrübe bu...
Kaleminle birlikte sağlıcakla kal...
HB Payaslıoğlu
Hilmi Bülent Payaslıoğlu -- 09.07.2019 15:21
GİTAR VİRİTÖZÜ CARLOS SANTANA’NIN BOYACI ÇOCUKLAR İLE TÜRKİYE MACERASI
ELİNİZE KALEMİNİZE SAĞLIK HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ TARİHE IŞIK TUTTUNUZ.71 YAŞINDAYIM BU GERÇEĞİ SAYENİZDE ÖĞRENDİM TEŞEKKÜR EDERİM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2019 09:51
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ
Cumhuriyet mektebi mezunlarındanım.
Daha sonra da arka avlusundaki kütüphanede, Merhum Yılmaz Göksoy ve merhum Mehmet Dalgıç öğretmenlerimin tavsiye ettikleri kitapları içerek ve avlusunda özgürce top oynayarak büyüdüm diyebilirim.
Binanın akıbetine dair endişelerimizi yazınızda belirtiğiniz koruma kararı bir nebze azaltmış olmakla birlikte, yıkılan eski asıl ilk hastane binasının akıbetini görünce koruma kararlarının, halkın ve belki yasal düzenlemelerin bile kaale alınmadığına dair endişelerimiz nedeniyle de ortadan tamamen kalkmıyor.
Bilvesile, Cumhuriyet Mektebi binamız hakkında verdiğiniz araştırma bilgileri için teşekkür ederim.
Yasin Ali ER -- 27.06.2019 15:29
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ

Sayın Çapanoğlu,
Cumhuriyet Mektebi hakkındaki yazınız beni eskilere, o mektepte okuduğum 1951-954 arasındaki yıllara götürdü. Daha önce de yazmıştım, evimiz (dedemin evi) büyük üç bahçesi, ahırı samanlığı, kuyusu üç bronz lüleli çeşmesi olan konaktı. Dedeniz Muhlis Bey'in konağının ( o zamanlar harap idi, sadece temelleri vardı, bahçesinde oynardık) batısındaki sokak ile Cumhuriyet Mektebi'nin doğusundaki sokak arasında yer alan konaktan bahsediyorum. Yakın zamanlara kadar konağın ve bahçesinin yerinde Ceylanlar Ap. ve bir iki ap. daha vardı. Şimdi ne haldedir bilmiyorum. Sokağa bakan bahçe kapımız mektebin bahçesinin doğusundaki kapıya bakıyordu. 1951 yılında evdeki yaramazlıklarımdan bıktıkları için 5 yaşını bitirir bitirmez babam beni Cumhuriyet Mektebi'ne kaydettirdi Aziz Caner adında kalın siyah çerçeveli gözlüklü çok muhterem bir öğretmenimiz vardı. Başöğretmenimiz Kaya Bey adında biriydi. Kasım Çıtak ve Sıtkı Bey adında öğretmenleri de hatırlıyorum. Hepsine Allah'tan rahmet diliyorum.
Babam manifaturacı olduğu için her sene okul zamanı fakir çocuklara hediye olarak dağıtılmak üzere siyah önlüklük kumaş ve beyaz naylon yaka getirir, öğretmenler odasına bırakırdı.Orada 3 yıl okudum. Teneffüste hademe Mustafa Ağa'nın zilini kapıp çalmak için uğraşırdık. O adamcağız soğuk karlı kış günlerinde evinden getirdiği bazlamaları sobanın üstünde ısıtır, peynir ve çayla yerdi. Aziz Bey öğle paydosunda mektebin bahçesindeki kovanlardan aldığı balı evden getirdiği tereyağ ile fırından aldırdığı lavaş pidelere dürüm yapar fakir öğrencilere dağıtırdı. Mekânı cennet olsun. Sınıf arkadaşlarımdan biri merhum Vehbi Ulusoy Hoca'nın küçük oğlu (emekli prof. diş hekimi) Mutahher Ulusoy aynı zamanda sıra arkadaşım idi.
Ailem 1954 yılı baharında Köseoğlu mahallesine taşınmak durumunda kalınca o zamanki Gazi Paşa (eski İsmet Paşa) mektebinde devam ettim. Hüsnü Köktürk mahalle arkadaşım, babası öğr. Ali Rıza Bey ve hanımı Müjgan Hanım o mahalleden yakın dostlarımız oldular. Gazi Paşa'da değerli oyun ve kitap arkadaşımTaha Akyol ile beraber merhum Rıfkı Bey'in sınıfında iki sene beraber okuduk. Anlayacağınız Cumhuriyet Mektebi'nden mezun olmak kısmet değilmiş. Gazi Paşa'dan oldum 1956'da. Cumhuriyet mektebindeki hayatımı hasretle anarım. Yazınız bana bunları hatırlattı. Mektebin haline çok. ama çok üzüldüm. Biz tarihne taparcasına bağlı, ama ondan kalan izleri hoyratça ve zalimce silmeyi pek seven bir milletiz maalesef. Selam ve saygılar.
A.Y. Ocak
AHMET YAŞAR OCAK -- 25.06.2019 17:26
TÜRKÇE EZAN’IN KALDIRILMASI
Üzgünüm ki Arapça'nın kutsal bir dil sayılması yanlışlığı da var. Kuran, Araplar arasına indiği için Çince indirilecek bir durumu yoktu. Kaldı ki bir dili kutsal saymak da Kuran'ın anlatısına ters bir durum yaratıyor.

Ayrıca Kuran'da dinin Türkçe yaşanabilmesini de engelleyecek hiçbir yasa da bulunmuyor. Tersine her topluluğa bir elçi yolladık diye yazıldığına göre dini terimlerin Türkçe olabileceği de açık.

Kuran'daki ayetlerde ve yazının en başında belirtildiği gibi önemli olan okuduğunu ve yaptığını anlayabilmektir. Arapça bilen Arapça, Türkçe bilen Türkçe, Almanca bilen Almanca yaşar.
Hüsnü Aydoğdu -- 17.06.2019 11:23
İyi bayramlar hocam
Kıymetli abim, mükemmel bir anlatımla günümüzü, geçmişle örneklemişsiniz. Nerde kaldı o vatanını, milletini, şahsiyetini ve ulvi değerlerini birilerine peşkeş çekmeyen mükemmel insanlar. Maalesef ülkemiz Öğrencilerine araştırma ödevleri yükleyip, sonrada bu araştırmaları kendisinin akademik ünvanları için kullanan güya akademisyenlerle doldu.
Yılmaz Göksoy beyefendi Milli Eğitim Camiasında ismini duyurmuş bir insan. Ben görevim sırasında hizmetlerini bir konuya vesile olarak bakanlık müfettişimden takdirle bahsedilirken öğrenmiştim . Ruhu şad olsun. saygılar sunuyorum. Sevgiyle kalın.
Oğuz Karlı -- 03.06.2019 11:09
CEBELLEZİ
Çok güzel bir hikaye ve de günümüzle o kadar örtüşüyor ki. Kutlarım.
Oğuz Karlı -- 07.05.2019 13:10
KİLOMETRE TAŞLARI
Yine nokta atışlarınızla okuyucuyu gerçeklerle buluşturdunuz. Kutlarım ve hem yüreğinize, hem kaleminize sağlık.

OĞUZ KARLI -- 04.05.2019 19:35
GEÇMİŞTE KALAN BİR ACI HATIRA-ÇAPANOĞLU HALİT BEY ve HİLMİ EFENDİ - 1
Sevgili Abdulkadir Çapanoğlu,
Tarihi bir olayın gerçeği er veya geç bir şekilde ortaya mutlaka çıkmakta…
Yıllar sonra iki eski arkadaş, yani sen ve ben, tesadüfen bir araya geliyor, dağarcıklarında küçük kırıntılar halinde kalmış bilgiler bir birbirine ekleniyor ve tarihin karanlıklarında unutulmuş bir olay gün yüzüne çıkıyor. Hem de nasıl çıkıyor; hani eski bir söz vardır ya, “Yanlış hesap Bağdat'tan döner.” diye.
“Geçmişte Kalan Acı Bir Hatıra …” başlıklı yazınızda vurguladığınız “yanlış hesap” ta, daha uzun bir güzergâh takip ederek, Yozgat’tan yola çıkıyor, Amasya’ya varıyor, oradan Ankara tarikiyle Tokyo’ya, tekrar Ankara’ya dönüyor ve nihayet İstanbul’a yorgun argın vasıl olduğunda dikkatle canlandırılıp, titizlikle denetlendikten sonra, okurlarının takdirine sunuluyor.
Kutluyorum seni Değerli Kardeşim; babamın Kurtuluş Savaşı’nda başından geçen bir hikâyeyi de bu vesileyle tarihe bir not olarak düşürdüğün için,Payaslıoğlu Ailesi ve kendi adıma ayrıca şükranlarımı sunuyorum.
Hilmi Bülent Payaslıoğlu -- 23.04.2019 12:48
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00