BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.04.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
208
Dün
:
4633
Toplam
:
16175005
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
ETTİĞİ LAFA BAK…
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, Kardeşim Ahmet Yaşar Aydoğan (Bulutlardaki Atatürk fotoğrafını çeken Mustafa Kemal Aydoğan hocamızın oğlu) bana 28 Kasım 1999 tarihli Cumhuriyet Pazar Dergi Sayı: 714, Sayfa: 1 -4- 6 da yayımlanmış bir yazının kopyasını gönderdi. Yazar Oral çalışlar, şöyle bir yazı kaleme almış; TÜYAP Kitap Fuarı’nın konuklarından birisi de Ermeni asıllı Fransız araştırmacı Jean Claude Kebapçıyan'dı. Kebapçıyan, Ermeni Diasporası Araştırmaları Merkezi'nin kurucusuydu. Uzun yıllardır, Türkiye ile diyalog yanlısı bir çizgi izlediği için başı derde girmiş, Ermeniler içindeki diyalog karşıtı kesimlerin tepkisini çekmişti. Bundan 12 yıl önce Ermeni asıllı Şarkıcı Charles Aznavour'la yaptığı diyalog yanlısı söyleşisi nedeniyle Armenia adli dergiden kovulmuştu. Ancak aradan geçen zaman içinde Yozgatlı Kebapçıyan'ın savunduğu diyalog çizgisi yaygınlık kazandı. Türk ve Ermeni aydınları arasında başlayan bu dostluk köprüsü giderek gelişti. Kebapçıyan, ailesinin Yozgat'ta yaptırdığı şehrin saat kulesindeki saatin 1915'de durduğunu düşünüyor ve "Bu saati gelin hep birlikte yeniden çalıştıralım" çağrısını yapıyor.

“Araştırmacı” Kebapçıyan Efendi devamla demiş ki; "1942 yılında Paris'te doğdum. Yozgatlı bir Ermeni ailenin oğluyum. Annemlerin döneminde bir saat kulesi varmış. Öğrendiğime göre bu saat hala çalışıyormuş. Bu saat kulesi annemin bir akrabası tarafından yapılmış (buyur burdan yak). 1989 yılında Ermenistan'daki büyük deprem sırasında Gümrü saat kulesindeki saat depremin olduğu an durmuş. Annemin Yozgat'taki akrabalarının yaptığı saat de sanırım 1915'te durdu. Simdi bu saati hep birlikte yeniden çalıştırmamız gerekiyor. Annem bana kalan bağlardan, evlerden, çeşmelerden söz ederdi. Hep güzel şeylerden bahsederdi.

Yazının yayım tarihi oldukça eski ama Cumhuriyet Gazetesinin Pazar dergisi gibi önemli bir yayında yayımlanıyor. Bu gazetenin okurları ve hele hafta sonu bu dergiyi okuyanlar oldukça seçici insanlar. Şimdi bu insanlar o tarihten bu yana bilmeyerek büyük bir yanlışın içine düştüler ve hafızalarına böyle yerleşti.

Değerli okurlar, diyelim ki Kebapçıyan Efendi meydanı boş bulmuş sallıyor, bir gazeteci bir olayı, bir anıyı kaleme alırken üstünkörü de olsa bir araştırma yapmaz mı? Kebapçıyan Efendi doğru mu söylüyor acaba? Acaba yaptıran değil de inşaatta amele olarak çalışan mıdır diye bir sorgulama yapmadan yazıyı yayınlaması doğru mudur? Çünkü birinci paragrafta “Kebapçıyan, ailesinin Yozgat'ta yaptırdığı şehrin saat kulesindeki” cümlesinden saat kulesini Kebapçıyan ailesinin yaptırdığı anlamı çıkıyor ve bu yazıyı okuyan herkesin zihninde böyle kalacaktır. İkinci paragrafta ise “Bu saat kulesi annemin bir akrabası tarafından yapılmış” cümlesinden de saat kulesinin inşaatında çalışmış anlamı çıkarılabilirse de okuyucunun zihninde birinci paragraftaki anlam kalacaktır.

Başkanlık sistemine verdiği destekle “Bizim canımıza yetti parlamenter sistem artık” sözleriyle gündeme gelen ve Galatasaray adasına sahip çıkan II. Abdülhamit'in beşinci kuşak torunu Nilhan Osmanoğlu gibi Kebapçıyan Efendi de Yozgat saat kulesine sahip mi çıkıyor? O tarihten bu yana kimseden ses çıkmadığına göre öyle oluyor galiba.

Bildiğiniz gibi Saat kulesini benim gibi 9. Göbekten Çapanoğlu torunu olan Sayın Tunç Şenel’in büyük dedesi ve 1908 yılında dönemin belediye başkanı olan Tevfikzade Ahmet Bey yaptırmıştır. Mimarı Şakir Ustadır. 1325 / M.1902- 1908 Tarihli Ankara salnamesinde saat kulesinden ayrıntılı bir şekilde bahsedilir. Çanı 288 kğ. ağırlığındadır. Çanın topu sekiz parça 282 kg. Saatin topu, 50 kg. ağırlığındadır. Çanını yukarıya iki kırmızı lira karşılığında Hamal Kör Musa çıkartmıştır. Gayri Menkul Eski Eserler Yüksek Kurulu başkanlığınca 1978 yılında korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmiştir. Her yarım ve tek saatlerde ispatlı olarak çalan saatin üzerinde Norez’Jura ve L.D. Odobey Gadet yazılıdır. İspatlı çalması demek haber verdiği saati kısa aralıkla iki kere çalması demektir. Buçuklara bir kere vurur kısa bir süre sonra tekrar bir kere daha vururdu. Saat başlarında da örneğin saatin beş olduğunu bildiriyorsa kısa aralıkla iki defa beş vururdu. Yozgat’ın sessizliğinde Şekerpınarından Abdullanın Bostana, Nohutludan Çamlığa kadar her yandan duyulurdu.

Ne yazık ki 23 Haziran 1920 de Yozgat’a gelen hain Çerkez Ethem ve aveneleri , ertesi günü divan-ı harp kurarak saat kulesini yaptıran Tevfikzade Ahmet Efendiyle birlikte Çapanoğullarından Mahmut ve Vasıf beyleri, Ceritzade Hüsnü efendi’yi, Mutasarrıf Necip beyi, Hafız Şahap ve oğlu Rafet’i, Kadı Remzi efendi de olmak üzere toplam 12 kişiyi “davaları sonradan görülmek” üzere hemen astırır. Daha darağacı bile kurulmadığından büyük amcam Hüsnü Efendi (Dedem Ceritzade Şükrü Efendinin ağabeyi ve Yozgat eski Belediye Reisi) ile Hafız Şahap belediye balkonunun eliböğründelerine asılırlar.

Yozgatlının kapısı ve gönlü herkese açıktır, misafiri seferiz, başköşeye oturturuz. Ama saat kulesini akrabalarım yaptırmış dediğin zaman yüzümüz bir hoş olur Kebapçıyan Efendi ve Oral Çalışlar Efendi.



11.02.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
CEBELLEZİ
Hikayenin sonunu merakla okudum. Sonunu çok iç açıcı göremedim de cebellezi yapanların hikayeleri hep camilere gidenler üzerinden anlatılır oldu. Aslında bu ülkede ne çok çalıp çırpanlar oldu. mesela, denizgezmiş bankaları soyup soğana çeviriyordu. Neyse ki bu garibanda Allah korkusu olduğundan vicdan azabı çekmiş. Acaba Allah korkusu olmayıp da parayı yüküyle çalanlar bu kadar acı çektiler mi?

Tarafsız ve ders verici hikayeler okumak dileğiyle
Aytekin Güven -- 08.04.2019 23:23
CEBELLEZİ
Sayın Çapanoğlu,

Çalmanın en tehlikelilerinden biri olan gizlice ya da kılıfına sokarak aşırma gibi bir olayı (cebellezi daha genel bir anlam içersede) güzelce anlatabilen bir örnek bularak bizimle paylaşmışsınız.

Atalarımızın da bununla ilgili her şeyi tek cümlede anlatan güzel bir sözü var: Hırsız evden olursa mandayı bacadan aşırır.
Hüsnü Aydoğdu -- 05.04.2019 20:07
VARLIK FONU
Sayın Çapanoğlu,

Bir kez daha görüyoruz ki geçmişte yaşanmış olaylar belki bütünüyle belki bir yönüyle günümüzde de yaşanabiliyor.

Biz geçmişten ders çıkarıp gelecekle ilgili çıkarımlarda bulunabiliyor muyuz sorusu üzerine düşünmek için güzel bir örnek.
Hüsnü Aydoğdu -- 29.03.2019 17:24
SEÇİM ÖNCESİ DÜŞÜNCELERİM
Sayın Çapanoğlu bende kalbi Yozgatta kendi gurbette bir Yozgatlıyım. Yozgata her geldiğimde şehirdeki olumlu değişiklikleri görüyorum. Bende sizin gibi partilerin şahısların üzerinde durmuyorum yapılanlara bakıyorum. Yozgat bu zamana kadar kimseden bir yardım görmedi. Bozok üniversitesine yapılan yatırımları hariç tutuyorum keşke askerde olsaydı. Değişik partilerden seçilen Yozgat milletvekillerininde hiçbir faydası olmadı. Hatta daha da kötü oldu mesela tolçarşı gibi. Kazım bey başkan olduktan sonra biraz eli yüzü düzeldi. Mesela büyükcaminin etrafı güzel olmuş. Konaklar güzel olmuş. Hal güzel olmuş. Otogar güzel olmuş. Sarraflar caddesinde yürünmüyordu trafiğe kapanmış iyi olmuş. Keşke fabrikalar kapanmasaydı. Kazım bey güzel eserler bıraktı. İnşallah bundan sonra da güzel şeyler yapar. Ben hemşerilerimin oylarını Kazım beyden yana kullanmalarını isterim. İnşallah öyle olur. Saygılarımla.
S.Ahmet Genç -- 22.03.2019 11:15
SEÇİM ÖNCESİ DÜŞÜNCELERİM
Kazım Arslanın Yozgata yaptığı hizmetler bence herhangi bir parti ile eş tutulamaz. Ak parti milletvekili olarak Yozgatı temsil edenlerden Yozgat bu güne kadar hiçbir fayda görmedi. Kim olduklarını hepimiz biliyoruz. Buna rağmen Yozgata her gediklerinde itibar gösterdik alkışladık. Yozgatlı olarak yanlış yaptık. Partilerin değil Yozgat için çalışanın bir şeyler yapanın yanında olmamız gerekiyor. Benim düşüncen budur.
Turan T. -- 18.03.2019 22:52
SEÇİM ÖNCESİ DÜŞÜNCELERİM
Yorumunuz Sn ÇAPANOĞLU hocamın değerli köşe yazısını ilgi ile okudum.Yapmış olduğu sendikal çalışmaları,aktiviteleri,çekmiş olduğu ağır sıkıntıları tüm açıklığı ile yazmış.Burada sn hocam derki ;benim siyasi düşümceme uymayan yönetim başta olsada şehrimize yapılan hizmet ve eserler önemlidir demektedir.Sn Dr Kazım ASLAN Bey'in yapmış olduğu hizmet ve eserler takdiri şayan olup,destek görmeli,devamının sağlanmasın çok uygun olacağı ifade etmiştir.Takdiri Sn Yozgat halkının görüşlerine sunmuştur
Yılmaz BİRYILDIRIR -- 18.03.2019 21:13
VE YİNE KEBAPÇIYAN
ÇOK SEVGİLİ ABDÜLKADİR ABİ.YAZINIZDAKİ İNSAN SEVGİSİNİ 1915'İ RANT YAPANLAR DEFALARCA OKUSUN.BUNUN YORUMU TARİHÇİLERE AİT.HER ZAMAN KARŞI OLDUĞUMU SÖYLERİM.YURT DIŞINDA ORTALIĞI BOŞ BULUP SAFSATA İLE DOLDURMAK KOLAYDIR.SİZİN GİBİ DERİN ARAŞTIRMALAR YAPARAK TEZLERİNİ
ORTAYA ATSINLAR.BİZLERE VE BİLHASSA BENİM İÇİN YAZDIĞINIZ ÖVGÜLERE AYRICA TEŞEKKÜR EDERİM.İNSANLARIN (BENCE ) BİLMESİ
GEREKEN ŞUDUR.SİZLE ANAMIZ BABAMIZ AYRI OLMASINA RAĞMEN CAN DOSTUMSUNU VE AĞABEYİMSİNİZ.
Adınız ve Soyadınız -- 16.03.2019 09:32
VE YİNE KEBAPÇIYAN
Sayın Çapanoğlu,

Malesef ülkemiz üzerine birçok düşünce üreten kişi/kurum var. Fakat ilginçtir, varsayalım ki bu kişi veya kurum AB vatandaşı veya merkezi orada. Kendi birliklerini birleştirmek isterken bizim ülkemizde ayrılık peşindeler. Kıbrıs'ta Rum yanlı olan bir tek devlet derken Kafkasya'da parçalanma peşindeler. Bu liste dünyanın birçok yerine uyarlanabilir.

Uluslar arasındaki iletişimde tarih, kültür, coğrafya vb. etkenler temel olması gerekirken birileri bunun yerine daha başka çıkarların peşinde koşuyor.

Halbuki sizin de söz ettiğiniz gibi Türkiye'de etnik kökeni farklı olmasına karşın, öz kardeş gibi anlaşan insanlar var. Yurt dışında kalmış, farklı etnik kimliğe sahip insanlarda bile geçmişin bağını hissedebiliyoruz. Aramızdaki bu ortak tarih, kültür ve amaç birliği bizi bir arada tutacaktır ama buna sıkıca sarılmak ve benimsemek şartıyla.
Hüsnü Aydoğdu -- 11.03.2019 17:00
VE YİNE KEBAPÇIYAN
Yüreğine sağlik,sevgili Abdulkadir.
GÜNER TÜRKOĞLU GÖKAY -- 11.03.2019 13:12
MECLİSE MİLLETVEKİLİ GÖNDERMEK İSTEMEYEN YOZGAT EŞRAFI
Sayın Çapanoğlu,

Malesef Mehmet Hulusiler hep çıkıyor ve doğal olarak hep çıkacak, düşünce oluşumunun temelini göz önüne alırsak her görüşe karşı bir karşıt görüş hep oluşuyor. Burada doğru olanı saptamak önemli oluyor tabi ki.

Bu yazışmaları ilk kez görüyorum ve bunun yanında belgelerin asıllarının da olması beni sevindirdi.

Zaten Kurtuluş Savaşı döneminde yapılan yazışmaların ve konuşmaların geneline bakarsak (özellikle İstanbul'dan yapılan) bu yazışmanın onlarla bir tutulması pek doğru olmayacaktır. Olaya biraz daha yorumsamacı bakmayı gerektiriyor.
Hüsnü Aydoğdu -- 05.03.2019 14:07
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00