BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.09.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
209
Dün
:
4716
Toplam
:
17148992
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
İyi bayramlar hocam
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, Orta öğrenim ve Üniversite yıllarımızda çok değerli hocalarımız vardı. Tıp dalında, hukuk dalında, ekonomi, fizik, kimya ve ilahiyat dallarında dünya çapında isim yapmış Ordinaryus ünvanlı bilim insanlarıydılar. Elbette o zamanlarda da bulunduğu mevkii hazmedemeyen burnu bir karış yukarda öğretim üyeleri de vardı ama bunlar azınlıktaydı tabi. Sandık ki bu hep böyle devam edecek. Sizin de bildiğiniz gibi etmedi.
Durmadan değişen milli eğitim müfredatı ile 2019 yılı itibariyle 137 bin öğretmen açığı ile ve test usulü sınavları ile çocuklarımıza nasıl bir eğitim verebildiğimizi televizyonlardaki yarışma programlarında üzüntü ile izliyoruz.
Daha da üzüntü verici olanı, çocuklarımızı emanet ettiğimiz, nasıl Pof. olduğunu bilemediğimiz bazı öğretim üyelerinin onları bu mevkilere getiren Laik Cumhuriyet ve Atatürk aleyhindeki beyanatlarını da hayretle ve ibretle izliyoruz.
Halbuki yakın tarihimizde, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında 2 kez şeyhülislamlık yapmış Haydarizade İbrahim Efendi (1863-1933), Kurtuluş savaşı döneminde İstanbul işgal altındayken Kuva-yı Milliye aleyhindeki fetvaya imza atmamak için Damat Ferit hükümetinde yer almamıştı. Dini hayatta yüce bir mevki olan Şeyhülislam makamına hakikaten layık olanlar, kendilerine teklif edilenler, Damat Ferit’in teklifini istisnasız reddetmişlerdi. Damat Ferit Paşa, kabinesine istediği kadar Nazır (Bakan) bulabilmesine rağmen, Şeyhülislam bulmakta sıkıntı çekmişti.
Dürrizade Abdullah Efendi Şeyhülislam yapılınca tarihe “Dürrizade Fetvası” olarak geçen 11 Nisan 1920 tarihli ve Kurtuluş Savaşına katılan herkesi halifeye isyan ile suçlamış olup bağımsızlıktan yana olanları din düşmanı olarak gösterilen fetvayı imzalamıştı.
Değerli bir Osmanlı din adamı olan Haydarizade İbrahim Efendi, işgal altındaki İstanbu’dan ayrılarak Milli Mücadeleye katılmıştı. Yeşilay Derneğinin de kurucularındandı.
Bu kısa bilgiden sonra gelelim yukardaki başlığın hikayesine: Kamu görevi yapanların, bu görevleri nedeniyle ya da görev yaptıkları yerde işledikleri suçlar nedeniyle savcılar doğrudan dava açamazlar.
2000 yılından önce yürürlükte olan, “memurların yargılanması hakkında kanun” gereğince, bir olay, savcının dava açmasını gerektirecek bir suç mudur karar vermek için dosyayı önce Danıştay 2. Dairesi inceler, eğer yerinde görürse dosyayı savcılığa gönderirdi. Bu uygulama halen Bölge İdare Mahkemeleri ve ikinci derece üst makam olarak da Danıştay tarafında yapılmaktadır. Bunun nedeni de memurların her şikayet üzerine hakimin önüne çıkıp ifade vermesini önlemektir. Bu aşamada Danıştay bir tür süzgeç görevi yapmaktadır.
Bir tarihte Danıştay’a şöyle ilginç bir dosya gelir: İstanbul’un büyük tıp fakültelerinden birisinde yaşlı ve saygın iki profesör koridorlarda karşılaştıklarında birisi öbürüne “iyi bayramlar hocam ”diyor. Her gün hatta gün içinde her karşılaştıklarında bunu tekrar ediyor. Bu “hocam iyi bayramlar” günlerce devam ediyor.
Diğer öğretim üyelerinin ve öğrencilerin de kullandığı koridorlarda tekrarlanan bu çirkin hadise okulda ve okul dışında da konuşuluyor, dedikodu malzemesi yapılıyor.
Kendisine iyi bayramlar denilen hoca sonunda “deliye iyi bayramlar denir” diyerek şikayet dilekçesini veriyor. Hocanın dilekçesi ve hazırlanan dosya, yukarıda anlattığım süzgeçlerden geçtikten sonra yüksek mahkeme Danıştay 2. dairesine geliyor. Yüksek mahkeme üyeleri hocaların kariyerlerini göz önünde tutarak uzun süre bir karara varamıyorlar. Sonunda bu iki yaşlı saygın profesörün hakim önüne çıkarak refüze olmalarını ve basının diline düşmelerini önlemek için bunda bir suç unsuru yoktur diyerek dosyayı kapatıyorlar.
Yüksek mahkeme üyeleri böyle takdir etmişler. Bana kalsaydı ben “iyi bayramlar” diyerek üstü kapalı deli benzetmesi yapan hocaya üniversite senatosunun ya da Rektörünün iyi bir disiplin cezası vermesini önerirdim. Zira dosyayı kapatmakla iyi bayramlar dileyen profesörün yaptığı terbiyesizliğe prim vermiş olmuşlar.
Doğru olmayanı yapmak, kötülüklerin en büyüğüdür (Socrates)
Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar. (Lev Tolstoy)
Değerli okurlar, “7 Haziran” Yozgat’ımızın canlı tarihi değerli eğitimci ağabeyim Yılmaz Göksoy Hocamızın vefatının ikinci seneyi devriyesi.
1931 Yılında Yozgat’ta doğan hocamız, Erzurum öğretmen okulunu bitirdi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde ön lisans programını tamamladı. Değişik okullarda öğretmenlik, Çocuk kütüphanesinde de öğretmenlik görevinde bulundu. Gazipaşa ilkokul Müdürlüğü ve Merkez ilköğretim Müdürlüğü, Merkez ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevlerini yürüttü. 40 yıl süren eğitim hizmetlerinin ardından 1990 yılında emekli oldu.
Cumhuriyetin 50. yıldönümü İl Yıllığında (1973) yılı yayın komisyonu başkanlığı görevini deruhte etti.
Atatürk ve Yozgat; adlı kitabını yayınladı.
Yozgat’la ilgili yayımlar ve araştırmalarda da katkıları da bulundu. 9.TTK’de Atatürk ve Türk Köylüsü tebliğini sundu. Yozgat’la ilgili bütün yayınlara katkıda bulundu. Benim de her konuda engin bilgisine başvurduğum ve ahirete intikal etmiş aile büyüklerimizi hakkında bilgi aldığım kaynağımdı.
Minnet ve rahmetle anıyorum. Mekanı cennet olsun.
***
Mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmeniz dileklerimle bayramınız kutlu olsun.

03.06.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEMOKRAT PARTİ DÖNEMİ
Sayın Çapanoğlu,

Bu dizgi Demokrat Parti yönetimi zamanında yapılan uygulamaların bir özetini bize sunmuş. Yazıdan da anlaşıldığı gibi daha benzeri birçok ayrıntıyı da bulabiliriz fakat bu dönemin temelini anlamak için 1939'dan başlayarak yapılanların incelenmesi bana kalırsa bir zorunluluktur.

Bu durumda Türk siyasetindeki kökten değişimi anlamak daha kolay olacaktır diye düşünüyorum.
Hüsnü Aydoğdu -- 10.09.2019 21:57
DEMOKRAT PARTİ VE ADNAN MENDERES HAKİKATEN DEMOKRAT’MIYDI
Abdulkadir Bey, bilgilendirici ve aydınlatıcı yazınız için teşekkür ediyorum. Saygılar.
İhsan Kurt -- 03.09.2019 13:35
Bayramda çalışırız bayramlar için!
Sayın Çapanoğlu,

Bayrama, ülkemizin önemli bir değeri olmuş Köy Enstitülü bir aydından farklı bir bakış açısıyla değinilmesi ayrı bir güzellik katmış.

Enstitülerle ilgili bir şeye rastladığımda aklımda kazınacak bir anısı daha oluştu.
Hüsnü Aydoğdu -- 13.08.2019 22:50
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
CHP veya İsmet İNÖNÜ bu gerçekleri seçim meydanlarında anlatma gereği bile duymamıştır. Çünkü yapılanların tamamı Türk Milletini korumak, geleceğe daha güvenle bakabilmek içindi. Bugün satılan Devlet fabrikalarının kurumların tamamı CHP iktidarı döneminde yapılanlardır. Bir Bektaşi fıkrası var, "Üzümü yiyorsunuz, neden suyunu içmiyorsunuz" diye. Madem öyle Halkın fabrikalarını neden yandaşlarınıza peşkeş çekiyorsunuz? sorusunu kimse sormuyor.
OSMAN KARACA -- 31.07.2019 23:23
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
Değerli hocam Sayın Mustafa Topaloğlu ve değerli araştırmacı kardeşim Hüsnü Aydoğdu, beni motive eden güzel yorumlarınız için çok teşekkür ediyorum. Sağolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 30.07.2019 11:39
BİLMEYENLERE KISA ÖZET
Sayın Çapanoğlu,


Dönemin büyük devletlerinin ve sonraki Türkiye Cumhuriyeti yönetimlerinin de karne uygulaması yaptığını belirtmişsiniz. Ben de ek olarak Sinan Meydan'ın yazdığı ve sizinle benzer bir konuyu işlediği (DP dönemindeki karne uygulamasına daha fazla odaklandığı) yazısını paylaşmak istedim.


https://www.sozcu.com.tr/2019/yazarlar/sinan-meydan/milli-korunma-kanununa-donus-inonunun-ahi-3565097/
Hüsnü Aydoğdu -- 29.07.2019 10:33
BİR ZAMANLAR CB İSTASYONLARIMIZ VARDI
Uzun uzun yazmışsınız aziz dostum. Keyifle okudum. Ah o anılar! Yaşanmışlıklar... Onların saltanatı başladı bizde şimdilerde. Onlardır bizi hayata bağlayan.
Yazalım evet. Yazalım ki kalsın. Şu fermuar meselesini de geçelim yahu. Aman enseyi karartmayalım.
Selam ve sevgiyle...
Mustafa Topaloğlu -- 22.07.2019 13:52
YOZGAT CUMHURİYET MEKTEBİ
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,
Cumhuriyet Mektebi ile ilgili yazını ilgi ile okudum ve atıl bırakılmasına da üzüldüm. Hemen bütün büyüklerimiz bu mektepte okumuşlardır, anılarını hep anlatırlar. Rahmetli babam Mustafa Sütçü de bu okuldan mezundu. O da anılarında dedeniz Muhlis Bey amcanın bu okulun inşaatında yardımları olduğunu söylerdi. Yazınızı okuyunca ben de bunu hatırladım. Mekanları cennet olsun.
Mehmet Sütçü -- 11.07.2019 19:30
GİTAR VİRİTÖZÜ CARLOS SANTANA’NIN BOYACI ÇOCUKLAR İLE TÜRKİYE MACERASI
Sevgili Çapanoğlu,
Santana’ın bu hikayesini duymamıştım. Hangi meslekten olursa olsun, kişi ilkeli olduğu sürece mesleğinde başarıya ulaşıyor. Benim hayattan edindiğim tecrübe bu...
Kaleminle birlikte sağlıcakla kal...
HB Payaslıoğlu
Hilmi Bülent Payaslıoğlu -- 09.07.2019 15:21
GİTAR VİRİTÖZÜ CARLOS SANTANA’NIN BOYACI ÇOCUKLAR İLE TÜRKİYE MACERASI
ELİNİZE KALEMİNİZE SAĞLIK HER ZAMAN OLDUĞU GİBİ TARİHE IŞIK TUTTUNUZ.71 YAŞINDAYIM BU GERÇEĞİ SAYENİZDE ÖĞRENDİM TEŞEKKÜR EDERİM.
ARTO KAZANCIOĞLU -- 09.07.2019 09:51
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00