BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.06.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
247
Dün
:
4633
Toplam
:
16687004
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
İyi bayramlar hocam
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, Orta öğrenim ve Üniversite yıllarımızda çok değerli hocalarımız vardı. Tıp dalında, hukuk dalında, ekonomi, fizik, kimya ve ilahiyat dallarında dünya çapında isim yapmış Ordinaryus ünvanlı bilim insanlarıydılar. Elbette o zamanlarda da bulunduğu mevkii hazmedemeyen burnu bir karış yukarda öğretim üyeleri de vardı ama bunlar azınlıktaydı tabi. Sandık ki bu hep böyle devam edecek. Sizin de bildiğiniz gibi etmedi.
Durmadan değişen milli eğitim müfredatı ile 2019 yılı itibariyle 137 bin öğretmen açığı ile ve test usulü sınavları ile çocuklarımıza nasıl bir eğitim verebildiğimizi televizyonlardaki yarışma programlarında üzüntü ile izliyoruz.
Daha da üzüntü verici olanı, çocuklarımızı emanet ettiğimiz, nasıl Pof. olduğunu bilemediğimiz bazı öğretim üyelerinin onları bu mevkilere getiren Laik Cumhuriyet ve Atatürk aleyhindeki beyanatlarını da hayretle ve ibretle izliyoruz.
Halbuki yakın tarihimizde, Osmanlı Devleti’nin son yıllarında 2 kez şeyhülislamlık yapmış Haydarizade İbrahim Efendi (1863-1933), Kurtuluş savaşı döneminde İstanbul işgal altındayken Kuva-yı Milliye aleyhindeki fetvaya imza atmamak için Damat Ferit hükümetinde yer almamıştı. Dini hayatta yüce bir mevki olan Şeyhülislam makamına hakikaten layık olanlar, kendilerine teklif edilenler, Damat Ferit’in teklifini istisnasız reddetmişlerdi. Damat Ferit Paşa, kabinesine istediği kadar Nazır (Bakan) bulabilmesine rağmen, Şeyhülislam bulmakta sıkıntı çekmişti.
Dürrizade Abdullah Efendi Şeyhülislam yapılınca tarihe “Dürrizade Fetvası” olarak geçen 11 Nisan 1920 tarihli ve Kurtuluş Savaşına katılan herkesi halifeye isyan ile suçlamış olup bağımsızlıktan yana olanları din düşmanı olarak gösterilen fetvayı imzalamıştı.
Değerli bir Osmanlı din adamı olan Haydarizade İbrahim Efendi, işgal altındaki İstanbu’dan ayrılarak Milli Mücadeleye katılmıştı. Yeşilay Derneğinin de kurucularındandı.
Bu kısa bilgiden sonra gelelim yukardaki başlığın hikayesine: Kamu görevi yapanların, bu görevleri nedeniyle ya da görev yaptıkları yerde işledikleri suçlar nedeniyle savcılar doğrudan dava açamazlar.
2000 yılından önce yürürlükte olan, “memurların yargılanması hakkında kanun” gereğince, bir olay, savcının dava açmasını gerektirecek bir suç mudur karar vermek için dosyayı önce Danıştay 2. Dairesi inceler, eğer yerinde görürse dosyayı savcılığa gönderirdi. Bu uygulama halen Bölge İdare Mahkemeleri ve ikinci derece üst makam olarak da Danıştay tarafında yapılmaktadır. Bunun nedeni de memurların her şikayet üzerine hakimin önüne çıkıp ifade vermesini önlemektir. Bu aşamada Danıştay bir tür süzgeç görevi yapmaktadır.
Bir tarihte Danıştay’a şöyle ilginç bir dosya gelir: İstanbul’un büyük tıp fakültelerinden birisinde yaşlı ve saygın iki profesör koridorlarda karşılaştıklarında birisi öbürüne “iyi bayramlar hocam ”diyor. Her gün hatta gün içinde her karşılaştıklarında bunu tekrar ediyor. Bu “hocam iyi bayramlar” günlerce devam ediyor.
Diğer öğretim üyelerinin ve öğrencilerin de kullandığı koridorlarda tekrarlanan bu çirkin hadise okulda ve okul dışında da konuşuluyor, dedikodu malzemesi yapılıyor.
Kendisine iyi bayramlar denilen hoca sonunda “deliye iyi bayramlar denir” diyerek şikayet dilekçesini veriyor. Hocanın dilekçesi ve hazırlanan dosya, yukarıda anlattığım süzgeçlerden geçtikten sonra yüksek mahkeme Danıştay 2. dairesine geliyor. Yüksek mahkeme üyeleri hocaların kariyerlerini göz önünde tutarak uzun süre bir karara varamıyorlar. Sonunda bu iki yaşlı saygın profesörün hakim önüne çıkarak refüze olmalarını ve basının diline düşmelerini önlemek için bunda bir suç unsuru yoktur diyerek dosyayı kapatıyorlar.
Yüksek mahkeme üyeleri böyle takdir etmişler. Bana kalsaydı ben “iyi bayramlar” diyerek üstü kapalı deli benzetmesi yapan hocaya üniversite senatosunun ya da Rektörünün iyi bir disiplin cezası vermesini önerirdim. Zira dosyayı kapatmakla iyi bayramlar dileyen profesörün yaptığı terbiyesizliğe prim vermiş olmuşlar.
Doğru olmayanı yapmak, kötülüklerin en büyüğüdür (Socrates)
Kötüler, kendilerine tahammül edildikçe daha çok azarlar. (Lev Tolstoy)
Değerli okurlar, “7 Haziran” Yozgat’ımızın canlı tarihi değerli eğitimci ağabeyim Yılmaz Göksoy Hocamızın vefatının ikinci seneyi devriyesi.
1931 Yılında Yozgat’ta doğan hocamız, Erzurum öğretmen okulunu bitirdi. Sivas Cumhuriyet Üniversitesinde ön lisans programını tamamladı. Değişik okullarda öğretmenlik, Çocuk kütüphanesinde de öğretmenlik görevinde bulundu. Gazipaşa ilkokul Müdürlüğü ve Merkez ilköğretim Müdürlüğü, Merkez ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü görevlerini yürüttü. 40 yıl süren eğitim hizmetlerinin ardından 1990 yılında emekli oldu.
Cumhuriyetin 50. yıldönümü İl Yıllığında (1973) yılı yayın komisyonu başkanlığı görevini deruhte etti.
Atatürk ve Yozgat; adlı kitabını yayınladı.
Yozgat’la ilgili yayımlar ve araştırmalarda da katkıları da bulundu. 9.TTK’de Atatürk ve Türk Köylüsü tebliğini sundu. Yozgat’la ilgili bütün yayınlara katkıda bulundu. Benim de her konuda engin bilgisine başvurduğum ve ahirete intikal etmiş aile büyüklerimizi hakkında bilgi aldığım kaynağımdı.
Minnet ve rahmetle anıyorum. Mekanı cennet olsun.
***
Mutlu ve huzurlu bir bayram geçirmeniz dileklerimle bayramınız kutlu olsun.

03.06.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
İyi bayramlar hocam
Kıymetli abim, mükemmel bir anlatımla günümüzü, geçmişle örneklemişsiniz. Nerde kaldı o vatanını, milletini, şahsiyetini ve ulvi değerlerini birilerine peşkeş çekmeyen mükemmel insanlar. Maalesef ülkemiz Öğrencilerine araştırma ödevleri yükleyip, sonrada bu araştırmaları kendisinin akademik ünvanları için kullanan güya akademisyenlerle doldu.
Yılmaz Göksoy beyefendi Milli Eğitim Camiasında ismini duyurmuş bir insan. Ben görevim sırasında hizmetlerini bir konuya vesile olarak bakanlık müfettişimden takdirle bahsedilirken öğrenmiştim . Ruhu şad olsun. saygılar sunuyorum. Sevgiyle kalın.
Oğuz Karlı -- 03.06.2019 11:09
CEBELLEZİ
Çok güzel bir hikaye ve de günümüzle o kadar örtüşüyor ki. Kutlarım.
Oğuz Karlı -- 07.05.2019 13:10
KİLOMETRE TAŞLARI
Yine nokta atışlarınızla okuyucuyu gerçeklerle buluşturdunuz. Kutlarım ve hem yüreğinize, hem kaleminize sağlık.

OĞUZ KARLI -- 04.05.2019 19:35
GEÇMİŞTE KALAN BİR ACI HATIRA-ÇAPANOĞLU HALİT BEY ve HİLMİ EFENDİ - 1
Sevgili Abdulkadir Çapanoğlu,
Tarihi bir olayın gerçeği er veya geç bir şekilde ortaya mutlaka çıkmakta…
Yıllar sonra iki eski arkadaş, yani sen ve ben, tesadüfen bir araya geliyor, dağarcıklarında küçük kırıntılar halinde kalmış bilgiler bir birbirine ekleniyor ve tarihin karanlıklarında unutulmuş bir olay gün yüzüne çıkıyor. Hem de nasıl çıkıyor; hani eski bir söz vardır ya, “Yanlış hesap Bağdat'tan döner.” diye.
“Geçmişte Kalan Acı Bir Hatıra …” başlıklı yazınızda vurguladığınız “yanlış hesap” ta, daha uzun bir güzergâh takip ederek, Yozgat’tan yola çıkıyor, Amasya’ya varıyor, oradan Ankara tarikiyle Tokyo’ya, tekrar Ankara’ya dönüyor ve nihayet İstanbul’a yorgun argın vasıl olduğunda dikkatle canlandırılıp, titizlikle denetlendikten sonra, okurlarının takdirine sunuluyor.
Kutluyorum seni Değerli Kardeşim; babamın Kurtuluş Savaşı’nda başından geçen bir hikâyeyi de bu vesileyle tarihe bir not olarak düşürdüğün için,Payaslıoğlu Ailesi ve kendi adıma ayrıca şükranlarımı sunuyorum.
Hilmi Bülent Payaslıoğlu -- 23.04.2019 12:48
CEBELLEZİ
Hikayenin sonunu merakla okudum. Sonunu çok iç açıcı göremedim de cebellezi yapanların hikayeleri hep camilere gidenler üzerinden anlatılır oldu. Aslında bu ülkede ne çok çalıp çırpanlar oldu. mesela, denizgezmiş bankaları soyup soğana çeviriyordu. Neyse ki bu garibanda Allah korkusu olduğundan vicdan azabı çekmiş. Acaba Allah korkusu olmayıp da parayı yüküyle çalanlar bu kadar acı çektiler mi?

Tarafsız ve ders verici hikayeler okumak dileğiyle
Aytekin Güven -- 08.04.2019 23:23
CEBELLEZİ
Sayın Çapanoğlu,

Çalmanın en tehlikelilerinden biri olan gizlice ya da kılıfına sokarak aşırma gibi bir olayı (cebellezi daha genel bir anlam içersede) güzelce anlatabilen bir örnek bularak bizimle paylaşmışsınız.

Atalarımızın da bununla ilgili her şeyi tek cümlede anlatan güzel bir sözü var: Hırsız evden olursa mandayı bacadan aşırır.
Hüsnü Aydoğdu -- 05.04.2019 20:07
VARLIK FONU
Sayın Çapanoğlu,

Bir kez daha görüyoruz ki geçmişte yaşanmış olaylar belki bütünüyle belki bir yönüyle günümüzde de yaşanabiliyor.

Biz geçmişten ders çıkarıp gelecekle ilgili çıkarımlarda bulunabiliyor muyuz sorusu üzerine düşünmek için güzel bir örnek.
Hüsnü Aydoğdu -- 29.03.2019 17:24
SEÇİM ÖNCESİ DÜŞÜNCELERİM
Sayın Çapanoğlu bende kalbi Yozgatta kendi gurbette bir Yozgatlıyım. Yozgata her geldiğimde şehirdeki olumlu değişiklikleri görüyorum. Bende sizin gibi partilerin şahısların üzerinde durmuyorum yapılanlara bakıyorum. Yozgat bu zamana kadar kimseden bir yardım görmedi. Bozok üniversitesine yapılan yatırımları hariç tutuyorum keşke askerde olsaydı. Değişik partilerden seçilen Yozgat milletvekillerininde hiçbir faydası olmadı. Hatta daha da kötü oldu mesela tolçarşı gibi. Kazım bey başkan olduktan sonra biraz eli yüzü düzeldi. Mesela büyükcaminin etrafı güzel olmuş. Konaklar güzel olmuş. Hal güzel olmuş. Otogar güzel olmuş. Sarraflar caddesinde yürünmüyordu trafiğe kapanmış iyi olmuş. Keşke fabrikalar kapanmasaydı. Kazım bey güzel eserler bıraktı. İnşallah bundan sonra da güzel şeyler yapar. Ben hemşerilerimin oylarını Kazım beyden yana kullanmalarını isterim. İnşallah öyle olur. Saygılarımla.
S.Ahmet Genç -- 22.03.2019 11:15
SEÇİM ÖNCESİ DÜŞÜNCELERİM
Kazım Arslanın Yozgata yaptığı hizmetler bence herhangi bir parti ile eş tutulamaz. Ak parti milletvekili olarak Yozgatı temsil edenlerden Yozgat bu güne kadar hiçbir fayda görmedi. Kim olduklarını hepimiz biliyoruz. Buna rağmen Yozgata her gediklerinde itibar gösterdik alkışladık. Yozgatlı olarak yanlış yaptık. Partilerin değil Yozgat için çalışanın bir şeyler yapanın yanında olmamız gerekiyor. Benim düşüncen budur.
Turan T. -- 18.03.2019 22:52
SEÇİM ÖNCESİ DÜŞÜNCELERİM
Yorumunuz Sn ÇAPANOĞLU hocamın değerli köşe yazısını ilgi ile okudum.Yapmış olduğu sendikal çalışmaları,aktiviteleri,çekmiş olduğu ağır sıkıntıları tüm açıklığı ile yazmış.Burada sn hocam derki ;benim siyasi düşümceme uymayan yönetim başta olsada şehrimize yapılan hizmet ve eserler önemlidir demektedir.Sn Dr Kazım ASLAN Bey'in yapmış olduğu hizmet ve eserler takdiri şayan olup,destek görmeli,devamının sağlanmasın çok uygun olacağı ifade etmiştir.Takdiri Sn Yozgat halkının görüşlerine sunmuştur
Yılmaz BİRYILDIRIR -- 18.03.2019 21:13
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00