BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 27.02.2020 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
200
Dün
:
4716
Toplam
:
17792810
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BÜYÜKEÇİLERİMİZ YA DA MONŞERLER
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Yüce Atatürk, Yozgat mebusu Süleyman Sırrı’nın fanatik bir Çapanoğlu düşmanı olarak mecliste yaptığı çıkışlardan birisinde bizzat kürsüye gelerek “Efendiler, biraz önce kürsüde konuşan efendiye hiçbir surette katılmamız mümkün değildir. Bahsettiği aile, memleketimize geçmişte büyük hizmetlerde bulunmuşlar, hataları varsa da hatalarından vazgeçmişler, bu günde devletimize hizmette kusur etmemektedirler” diyerek Süleyman Sırrı’yı adeta azarlamıştır.

Yazıma neden bu başlıkla girdim?

Kendisi de Dışişleri Bakanlığı mensubu olan Halazadem rahmetli Mahmut Celalettin Çapanoğlu ağabeyimin kızı, yeğenim Rakibe Demet Şekercioğlu’nun Kolombo (Sri Lanka) Büyükelçisi olacağı geçtiğimiz günlerde basında yer aldı. Elbette bir sülale için övünç duyulacak bir tayin ve mevki. Kendisine bu yeni görevinde de başarılar diliyoruz.

Peki, Büyükelçilik diyoruz da, nedir bu makam?

Büyükelçilik istisnai bir görevdir. Dışişleri Bakanlığı mensupları için, göreve başladıkları andan itibaren hedeflenen bir makamdır. Genç yaşlardan itibaren, uzun yıllar boyu, yurt içinde ve dışında, büyük bir özveriyle, mesai saatleriyle sınırlı kalmadan, gece gündüz, hafta sonu, tatil demeden, dişlerini tırnaklarına takarak çalışıp bu ünvana erişmeye çalışırlar, özel yaşamlarından büyük tavizler verirler.

Yaptıkları işin mahiyeti dolayısıyla yurt içinde kamuoyuyla doğrudan irtibat halinde olmadıkları, birden fazla dili anadil seviyesinde okuyup, yazıp, konuşup, farklı kültürleri yakından bildikleri, iyi eğitim aldıkları için, toplumumuzun bir kısmı bu kişileri kendilerinden uzakta görüp, “monşerler” sıfatıyla, biraz da “hırpalamak için” tanımlamaktadır. Bilmeyenler için belirtelim, “monşer” kelimesi Fransızca kökenlidir. Bizdeki karşılığı “azizim”dir. Kötü bir şey değildir.

Büyükelçiler Dışişleri Bakanlığı mensupları yani diplomatlar arasından çıkmakla birlikte, bu makam istisnai görev olduğu için, her ülkede Bakanlık dışından atamalar yapılabilmekte, zaman zaman diplomat olmayanlar da görevlendirilebilmektedir.

Bir ülke yurt dışında bir bütün olarak temsil edilir. Bir Büyükelçi, atandığı, görev yaptığı ülkede, ülkesini temsil eden en üst makamdır. Cumhurbaşkanını temsil eder. Görev yaptığı ülkedeki, kendi ülkesinin diğer bütün görevlileri, makamları ise kendisine bağlıdır. Başkonsoloslar, müsteşarlar, müşavirler, katipler, ataşeler vs. Büyükelçi, gittiği ülkede göreve başlamadan önce, kendi Cumhurbaşkanının mektubunu ev sahibi ülkenin Cumhurbaşkanına bir törenle sunar. İtimatnamesini, güven mektubunu verir.

Yeğenim örneğinde olduğu gibi, bir ülkeye Büyükelçi olarak atanacak isim belirlendikten sonra Bakan bu hususu kendisine şifahen tebliğ eder. Tabiatıyla basının ve bizlerin haberi olur. Daha sonra atama yapılan ülkeden bu ismi kabul edip etmediği sorulur. Yani onay, “agreman” istenir. Onay alındıktan sonra kararname çıkar, Resmî Gazete’de yayımlanır, akabinde de görev başı yapılır.

Yukarıdaki hususları kaleme alırken, geçmişten bu güne ailemizden kimler Büyükelçi olmuş bir kere daha anımsadım.

Çapanoğlu kökenli Büyükelçilerimiz:

1-Nazif Cuhruk
2-İldeniz Divanlıoğlu
3-Kadriye Şanıvar Olgun
4-Alper Coşkun
5-Mehmet Kemal Bozay
6-Kerem Divanlıoğlu
7-Rakibe Demet Şekercioğlu

Nazif Cuhruk ağabeyimizi 12 Aralık 1984, tarihinde Paris’te UNESCO Daimi Temsilcisiniz iken geçirdiği kalp krizi neticesi kaybettik. Anayasa Mahkemesi emekli başkanı Mahmut Cuhruk ağabeyimizin de ağabeyiydi. İldeniz Divanlıoğlu ağabeyimle hala çocuklarıdırlar. İldeniz Divanlıoğlu ağabeyim ile Kadriye Şanıvar Olgun artık emekli. Alper Coşkun, Mehmet Kemal Bozay, İldeniz ağabeyimin oğlu Kerem Divanlıoğlu ile Celalettin ağabeyimin kızı Rakibe Demet Şekercioğlu halen aktif görevdeler.

Müsteşar Yardımcılığı da yapmış olan Mehmet Kemal Bozay, Türkiye'nin Avrupa Birliği Daimi Temsilcisi olarak görevini Brüksel’de sürdürmektedir.

Daha önceki yazılarımın birisinde İldeniz Divanlıoğlu ağabeyimin 1971 yılında Dışişleri Bakanlığında Ortadoğu Dairesi Genel Müdür Yardımcısı iken, Irak’ın Ankara Büyükelçisi Seyid Davud’un randevu talep ederek Bağdat’a tayin edilen ve hala çocukları olduklarını bilmediği Büyükelçi Nazif Cuhruk hakkında bilgi rica etmesiyle düştüğü komik durumu anlatmıştım.
(Bkz.http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=1363).

Yine yazılarımdan birisinde iki tefrika halinde yayınlamıştım. Nazif Cuhruk ağabeyimin Tokyo Büyükelçimiz olduğu dönemde Amasya Lisesinde sınıf arkadaşım olan Hilmi Bülent Payaslıoğlu’da Maliye ve Ekonomi Müşaviri olarak Tokyo Büyükelçiliğindedir. Bülent Payaslı’nın bir proje sunumundan sonra Nazif ağabeyle yakınlaşması sonucu Dede Hilmi Payasizade’nin anılarından büyük dayımız Çapanoğlu Halit Bey’in idamı ile ilgili hiç bilmediğimiz gerçeklere ulaşmıştık.
(Bkz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=3170)
Cumhuriyet dönemimizde yurt dışında ülkemizi temsil eden bu monşerlerimizden başka iki de Başkonsolos akrabamız vardır. Biri büyük dayım, anneannemin ağabeyi Nafiz Haşmet Terken. Kendisini 22 Mayıs 1973 günü Ankara’da geçirdiği kalp krizi sonucunda kaybettik.
(Bkz.http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2457)


İkincisi ise şimdiki Rodos Başkonsolosumuz Mehmet Atıf Şekercioğlu. Kendisi Sri Lanka’ya Büyükelçi olan yeğenimin eşidir. Rodos’taki eş, dost ve akrabalarımızdan, sosyal medyada paylaşılan haberlerden damadımızın Rodos’un yerli halkı ile çok sıcak ilişkiler kurduğunu, Rodos ve İstanköy’de çok sevildiğini ve sayıldığını öğreniyoruz. Akrabamız Şükran Aşçı “nereye gitsek Başkonsolosumuzdan bahsediliyor, ilk defa böyle oldu diyor. Yine akrabalarımızdan Başkonsolosluk eski makam şoförü Sait Dirmilli de “İlk defa bu kadar güzel bir insan geldi, ne var ki ben hastalandım, emekliye ayrılmak zorunda kaldım” diye hayıflanıyor. Hastalanan Sait beyi süratle ülkemizde tedavi altına almak için Sağlık Bakanlığı’nın ambulans uçağının geçtiğimiz Aralık ayında Rodos’a inmesinin soydaş toplumunda yarattığı o duyguyu yakın dostlarım yürekleri kabararak bana aktardı.

Rodos’da devleti temsil edenlerden birisi de ilk Türk gazetecisi ve Posta Nazırı Çapanoğlu Agâh Efendi’dir. Kendisi daha sonra Midilli’de görev yapıyor, bilahare de Atina Büyükelçimiz oluyor ve orada vefat ediyor.

Osmanlı döneminde de çok ünlü devlet adamları yetiştiren Çapanoğullarından sarayda her daim kırk civarında etkili kapucubaşı var.

Çapanoğlu Mahmut Bey, Süleyman Bey’in oğullarından olup, Vezir Mehmet Celalettin Paşanın kardeşidir. Sultan II. Mahmut zamanında (1808 -1839) Sadr-ı Azam Silahtar Ali Paşa tarafından Rikab-ı Hümayün Kapucubaşılığına (bugün özel kalem md.) tayin edilen öbür kardeşleri Abbas Hilmi Paşa ve Hamza Beyler gibi Rikab-ı Hümayün Kapucubaşılığı yapmıştır (1835). “Rikâb-ı hümâyun” terimi ile padişahın huzuru, huzura kabul ve “Arz Odası” kast edilir. Fâtih devrine kadar divan toplantılarına padişah başkanlık ederken, Fatih’in Teşkilat Kanunnamesinden sonra divana padişahların başkanlık yapması usulünden vazgeçilerek, toplantılara veziriazamın başkanlık etmesi kanun olmuştur.

Mahmut Bey, Rikab-ı Hümayün Kapucubaşılığından sonra Trablusşam ve Banyaluca (Bosna-Hersek’in Sırp bölgesi) Kaymakamlığına tayin edilir. Banyalucadaki görevi sırasında tanıdığı Frenk Üzümünü Yozgat’a getiren kişidir (yüz seksen yıl evvel). Siyah Frenk üzümü, klasik meyve ağaçlarına nazaran, kış soğuğuna daha fazla ihtiyaç duyar. Soğuk iklim isteyen bu bitkiyi konağının bahçe duvarı kenarının kuytu bir yerine dikerek yetiştirmiştir. Eski Yozgat’ın hemen her evinin bahçesinde duvar kenarlarında Frenk üzümü olurdu.
(Bkz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2115)

Bıraktıkları diğer eserlere ilaveten, kamuoyunun yakından bildiği, Türk Barokunun Anadolu’daki en önemli örneklerinden bir olan, Yozgat’ın incisi, 17. Yüzyılda Batı üslubunda inşa edilmiş Çapanoğlu Camii’ni de yaptırmış olan bu ailenin fertleri, dün olduğu gibi, bugün de, vatanına gönülden bağlıdır, devletin bekası için özveriyle çalışmaktadır. Sancak sahibi bu aileden esnaf, memur, asker, din adamı çıkmıştır. Ancak, hiç bir dönem vatan haini çıkmamıştır.

19.09.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TÜRKİYE’NİN ALTINI’NI NASIL SOYUYORLAR, ANLATAYIM.
Yozgata esenlikler.
Övgün Ahmet Ercan -- 08.02.2020 10:44
BİNBEŞYÜZ KİŞİYE ARABAŞI ÇORBASI İKRAMI VE ESKİ YOZGAT’TA ARABAŞI GECELERİ
Abdülkadir Bey merhaba,

Arabaşıyı anlatıyorsunuz. Çok hoş. Yozgatlının vazgeçilemez aşı. Aynen anlattığınız gibi, biz de öğrencilik yıllarımızda Yerköy'de arkadaş evlerinde toplanır, annelerimizin ellerinde anlam kazanmış arabaşıya kaşık sallar ve kim çok yutacak yarışı yapardık.

Arabaşının adının nereden geldiğini çok tartışırdık. Ankara'da DTCF'de okurken, hocamız olan Şıhların Ahmet Efendi'nin oğlu Dr. Ali Şakir Ergin, Arap aşı değil, "arabacı aşı" olduğunu söylemişti. Hocamız Arap ülkelerini de bilirdi. Araplarda böyle bir aş olsaydı söylerdi. Sonra ben de Arap ülkelerine gittim ve hatta kaldım, böyle bir aşa rastlamadım.Göçkün millet için "arabacı aşı" uygun bir adlandırma. Türkçede zayıf olan orta hece düşünce "arap aşı" (arabaşı) olarak söylenegelmiştir. Eski Osmanlı metinlerine de çalışmalarım dolayısıyla epey girdim. "Arap aşı" veya "arabacı aşı" yazılışı karşıma çıkmadı. Belki başka araştırıcılar bulmuşlardır.
Selâmlar.
Kolay gelsin.
ARSLAN TEKİN -- 27.01.2020 10:45
BEKÂRLIK VERGİSİ
Cennetten Huri dağıtan hocaları dinleyince ülkemde BEKARLIK VERGİSİNİN tekrar gündeme gelmesi, Hocalara nikah kıyma yetkisi verilmesinin asıl yapmak istediklerini açıkça ortaya koymuştur. Uçkuru düşük kişiler biraz daha lüks içerisinde yaşamak için milletin şeyine bile vergi koyma yoluna baş vurmuşlardır. Önce insanlara evini geçindirecek kadar iş ve aş imkanı sağlayın, bakım aylıklarını kaldırın, gerisi kendiliğinden gelecektir.
Osman KARACA -- 16.01.2020 18:52
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP

Sayın Çapanoğlu,

Son yazınızı okudum ancak sınav haftası nedeniyle bir yorum yazamadım. Aslında bu daha doğru oldu çünkü ben bu eserlere göre oldukça genç kalıyorum ve yalnızca yaz aylarında Yozgat merkezine uğradığımda görebiliyorum. Bence Ahmet Yaşar hoca güzel bir yanıt yollamış. Özellikle, Yozgat tarihinin cumhuriyetle değişen dönemine tanıklık etmiş ve tanıklık edenleri de yakından tanıyan birisidir. En anlamlı yorumları yine Yozgat'ın bu değerli insanları yapmış bulunuyor.

Bu tip yazılarınızın her zaman Yozgat'ı ve tarihi seven insanlarda karşılık bulacağına emin olun.

HÜSNÜ AYDOĞDU -- 07.01.2020 20:35
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
O tarih ve kültür katliamı tüm hızıyla günümüzde de devam ediyor. Sözde restorasyon adı altında Yozgat lisesini "sarı boya" ile süslediler. Çapanoğlu Camindeki hatlar ve desenler aslına uygun olarak yapılmamıştır. Cami kubbesindeki kurşun levhalar sökülerek, yerine saç konulmuştur. Bir zamanlar sokakları bile kültür hazinesi olan, Arnavut kaldırımlar üzerine asfalt dökülerek su taşkınlarına sebep olmakta. Saat kulesinin çanı 2010 yılından beri bilerek ve isteyerek susturulmuştur. Neymiş Efendim; Vilayetimize dışarından gelenler "burada kilise mi var" diye soruyorlarmış.
OSMAN KARACA -- 06.01.2020 00:07
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP


Bravo Abdulkadir…Makale çok iyiydi..Mashallah

Safwan (Rocky) Termanini -- 05.01.2020 09:07
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
Abdulkadir,
Thank you Very Much.
Dr. Zafer
Zafer Termanini -- 05.01.2020 09:06
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP

Sevgil Abdulkadir Kardeşim,
Yazılarını zevkle okuyorum.
Tarihi dokuyu ortadan kaldırma savaşının cengaverlerini Sayın Yaşar Ocak çok güzel tarif etmiş. İşte bu tarihi okumayanların, okuyup da hiç birşey anlamayanların, ders çıkartamayanların ve de hiç bilmeyenlerin gözlerimizin önünde taammüden tarihi dokuyu öldürmeleridir. Diğer bir deyişle tarihi bilmeden evrildiğini sanan güruhun işidir bu.
1987-90 yıllarında Roma’da Ekonomi ve Ticaret Başmüşaviri görevindeyken İstanbul Ticaret Odasından bir teleks geldi. Aynen “Roma metropolü içinde bulunan mezarlıkların şehir dışına taşındı mı; bunun için ne gibi idari ve yasal girişimlerde bulunuldu?” diyorlardı. Amaç, yazının içinde adeta haykırıyordu. İstanbul’a soluk veren, bir tarihin yazılı olduğu Fatih, Karacaahmet, Feriköy gibi yüzlerce mezarlığı kaldırıp yerine abuk subuk mimari üslupla hazırlanmış binaları dikecekler.
Hemen birçok resmî ve özel kurumlar ve Roma Üniversitesi tarih kürsüsünden aldığım bilgileri derleyip İTO ya yanıtımı verdim. “Roma tarihinde Böyle bir girişim olmamıştır. Ancak Napolyon Romayı işgal ettiğinde mezarlıklardaki ferforjeleri eritip silah yapmaya teşebbüs ettiğinde, tüm Roma Halkı Biz tarihimize ihanet etmeyiz diyorlar ve haftalarca mezarlılarda nöbet tutuyorlar. Bu arada zamanın meşhur bir şairi (ismini unuttum) Napolyon’a hakaret yağdıran bir şiri yazıp ona gönderiyor Napolyon da bu girişimden vazgeçiyor.”
Bu şiiri de budum ve sekreterime Türkçe’ye tercüme ettiridim ve içeriğine bağlı kalarak Türkçe Şiir olarak İTO’ya gönderdim.” Birdaha arayıp sormadılar.
İşte sana tarihe milletçe nasıl sahip çıkılır, tarihi doku nasıl korunurun hikayesi.
2020 de sağlık ve mutluluk dileklerimle...



H. Bülent PAYASLIOĞLU
HBP DANIŞMANLIK
HBP CONSULTING
HILMİ BÜLENT PAYASLIOĞLU -- 05.01.2020 09:03
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
sayın hocamız Ahmet Yaşar Ocakın bilim adamı bakışı ve yalınlığı ile çok net ,açık olarak ortaya koyduğu gerçekler anlamak isteyenlere.Senelerdir verdiği şavaşın yorgunluğu satır aralarında okunmakta.sayın hocamız ve siz sayın Çapanoğlu lüften savaşmaktan vazgeçmeyiniz bizlere ışık olunuz,sagılarımla
kadir ahmet danıska -- 04.01.2020 23:29
ÇELİK ÇOMAK
Yazınızı okurken içim ısındı. Nerede o günler?..
Muhsin Köktürk -- 18.12.2019 17:37
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00