BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 15.11.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
199
Dün
:
4716
Toplam
:
17386053
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, kitabın yazarı Dr. Murat Kuter. Sayın Kuter kitabın ön sözünde şöyle yazmış; “Çalışmaya başladığımızda gördüm ki, Kutlu Ağabey yaşantısındaki her şeyi kayıt altına almış. Bu işimizi kolaylaştırdı.”

Yozgat gazetesindeki köşemde yayınladığım “Geçmişte kalan bir acı hatıra- Çapanoğlu Halit Bey ve Hilmi Efendi 1 ve 2 yazılarımda bu kitaptan ve Kutlu Payaslı ağabeyimin babası Yümnü Bey’in hayatını anlattığı ve bana göndermek lütfunda bulundukları dokuz sayfalık dokümandan çok yaralanmıştım.

Hakikaten büyük bir merakla ve değişik duygular içinde okuduğum kitabın içindeki tarihi bilgilerden yaralandıktan sonra başka bir yazımda da kitabı anlatmaya karar vermiştim.

Kutlu Payaslı ağabeyimiz Amasya Lisesinde sınıf arkadaşım olan değerli bürokrat kardeşim Bülent Payaslı’nın ağabeyi olmasından dolayı o tarihlerde de hepimizin ağabeyi idi.

Ağabeyimizdi ama 1976 yılında biz de Laleli de oturuyorduk. İstanbul Lunapark Gazinosunda Emel Sayın, Nükhet Duru, Yozgatlı Hemşerimiz. Şakir Öner Günhan, Azra Balkan ve Tanju Okan ile program yapıyorlardı. Bir gece Erol Simavi bütün dostlarını davet edip gazinoyu kapatıyor. Sahne müdürü tam Kutlu ağabeyin sırasının geldiği sırada Zeki Müren’in Sedat Simav’inin davetlisi olarak teşrif ettiğini ve aynı gece Bebek Belediye Gazinosunda da programı olduğunu söyleyerek izin verirseniz sahneyi ona vereceğiz ondan sonra da siz çıkarsınız diyor ve öyle yapılıyor. Zeki Bey tam sahneye çıkacakken Kutlu ağabey ona laf atıyor. “”Haydi uvertürler sahneye” diyor. Zeki Bey de “Hadi oradan ben solistim, solist” diye cevap veriyor ve sahneye yürüyor. Olayı yaşayan sahne müdürü ve menajer korkudan ölüyorlar. Yani Kutlu ağabey ile aralarındaki samimiyet bu kadar ileri.

Bizde bir gece aynı programı kalabalık bir aile halinde izlemiştik. Ben, kulise gidip de ağabey ben Bülent’in sınıf arkadaşıyım diyerek tanışmak istemiş ama cesaret edememiştim. Nede olsa benden on yaş büyük ve şöhret sahibi bir insandı. Çevresinde bir sürü insan varken bana yakınlık gösterir miydi? Ama birlikte gittiğimiz yakın akrabalarımıza benim sınıf arkadaşımın ağabeyi Amasya’dan tanırım diyerek biraz böbürlenmiştim.

Anılarına, benim de yararlandığım belgesel niteliğindeki sayfalardan sonra şöyle başlıyor; “Yıllar 1940 lı yıllar, II. Dünya savaşı bütün hızıyla devam ediyordu. Türkiye harbe girmedi ama ülke harbe girmişçesine sefalet yaşıyordu. O günleri yaşayanlar iyi bilirler. Kılık kıyafet, kumaş Sümerbank’tan, ekmek karneyle fırınlardan alınıyor.

İlkokul ikinci sınıftayım, karne ile alınan ekmekten bütün bir gün için bana küçük bir ekmeğin dörtte biri düşüyor. Karnım acıkmış, ekmek bana bem ekmeğe bakıyorum. Ekmeğin kokusu en güzel losyonlardan daha güzel. Dayanamadım bana düşen çeyrek ekmeği aldım kokladım içime çektim derin derin. Babam bu sahneyi gördü ve gözleri doldu. “Onu ye, sonra bana düşen ekmek de senin olsun.” Yediğim yavan ekmek hayatımda yediğim en tatlı ekmekti.”

Bizim yaştakiler bu kitapta gençlik yaşlarındaki anılarını hatırlayacaklar. Genç olanlar da bir zamanların gerçek sanatçılarını, yaşamlarındaki renkleri, o renklerin daha huzurlu daha mutlu bir Türkiye de bizlere nasıl yansıdığını okuyacaklar.

Kitap da, Payaslı ağabeyimizin İlk enstrümanını, ilk arabasını nasıl aldığından tutunda yurt içi, yurt dışı konserlerini, birlikte sahne aldığı zamanın tüm ünlü sanatçılar ile yaşadığı güzellikleri, TRT de şeflik, müdürlük anılarını ve Vehbi Koç’dan, Zeki Müren’e, Erol Simavi’den, Ekmelettin İhsanoğlu’na, Kenan Evren’den Semra Özal’a, Turgut Özakman’dan Emin Çölaşan’a ve zamanın Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’le kadar değişik insanlarla çok özel anılarını okuyorsunuz.

Yirmi beş besteye imza atan, eserleri plaklara basılan TRT repertuvarına yer alan Kutlu ağabeyimiz 350 sayfa tutan anılarını şöyle bitiriyor.

Sevgili okuyucular 80 yıllık yaşantımı elinizdeki bu 350 sayfalık kitapta özetlemeye çalıştım. Belleğimde kaldığı kadarıyla yaşantımda iz bırakmış anıları sizlerle paylaştım.

Dile kolay 80 yıl birçok genç için çok uzun bir süre gibi görünüyor. Ama inanın göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor.

Bu 80 yıllık yaşantımın 60 yılını beni ben yapan çok sevdiğim müzik aldı. Doğal olarak anılarımın büyük bölümü de sanat yaşamımdaki anılarımdan oluştu.

Bu satırlara kadar sizlere anlatmaya çalıştığım hayatımı okuyan herkese hiç bitmeyecek saygı ve sevgilerimi sunuyorum.
Kitap, tam bir başucu kitabı. İşten yorgun geldiğinizde, içiniz sıkıldığında ya da sohbet için bir dosta ihtiyaç duyduğunuzda kitaptan seçeceğiniz herhangi bir sayfa size iyi gelecektir eminim.

Yazımı bitirirken Kutlu Payaslı ağabeyimin babası Yümni Bey’i ve dedesi rahmetli Payasizade Hilmi Beyi Çapanoğlu sülalesini temsilen rahmetle ve minnetle anıyorum.

Kitabı: www.kuterpr.com › e-kitaplar › kutlu-payasli adresinden indirerek okuyabilirsiniz.

Keyifli okumalar dilerim.

05.11.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Değerli Hocam Sayın Bülent Cerit,

Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Konu ile ilgili olarak bilhassa öğretim üyesi olan siz değerli hocalarımın duyarlılığınıza da ayrıca teşekkür ediyorum. Ancak Yozgat halkının ve yazımda da belirttiğim kişi ve kuruluşların duyarsızlığına da bir o kadar üzülüyorum. Bu duyarsızlığımız sadece isim değiştirmekle kalmadı ülkenin bütün fabrika yapan fabrikalarımız, önemli büyük stratejik kurumlarımız ve hatta limanlarımız yabancılara satıldı. Şimdi iğneden ipliğe, samandan sair tahıl ürünlerine ve canlı cansız et ihtiyacımızda ithalata mecbur bırakıldık. Ben yine sözümü Atatürk'ün "Tarihine, geçmişine, milli değerlerine sahip çıkmayan milletler yok olmaya mahkımdur" deyimi ile noktalayım. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 06.11.2019 12:02
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Değerli Prof. Ahmet Yaşar Ocak Hocam,
Siz de Nur sinemasından bahsederek beni çocukluk yıllarıma götürdünüz. 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan Milletvekili Genel Seçimlerini ezici bir çoğunlukla Demokrat Parti kazanmıştı ama Babaannem Esma Hanımın ağabeyi Avni Doğan Bey CHP den Yozgat milletvekili ve kardeşi Ferhunde Hanımın eşi eniştesi Fevzi Ayan da Yozgat Belediye Başkanlığını kazanmışlardı.
Nur Sineması mıydı yoksa Büyük Sinema mıydı şimdi tam hatırlayamadım. Bu sinemalardan birisinde Belediye Başkanının özel locası vardı. Film değiştiğinde babaannem bizi elimizden tutar sinemaya götürürdü. Hem Belediye Başkanı Fevzi Bey’in baldızı olduğu için hem de o zamanlar herkesin büyük saygı duyduğu cennetmekân dedem Muhlis Bey’in eşi olduğu için çalışanlar hemen locayı açarlardı. Çok kültürlü, çok cebbar bir hanımdı Allah gani gani rahmet eylesin hepsini. Saygılarımla.

Değerli Udi Oğuz Karlı Hocam beni motive eden güzel yorumunuz için size de en kalbi teşekkürlerimi iletiyorum. Payaslı ailesini daha yakından tanımak için lütfen köşemde yayınladığım “Geçmişte kalan bir acı hatıra- Çapanoğlu Halit Bey ve Hilmi Efendi 1 ve 2 yazılarıma da bir kere daha göz atmanızı rica ediyorum. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 06.11.2019 11:23
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Değerli Abdulkadir bey abimiz, hep aydınlatıcı yazılarınızla bizlere ve geleceğe bilgi kaynağı oluyorsunuz. Kutlu Payaslı hocamızın kitabından bi haber olarak hemen yanı başındaki Kuşadası İlçesinde yaşıyoruz. Gönderdiğiniz link ten hemen okumaya başladım bile. Çok teşekkür ederim. Bütün musiki sevenlerle paylaşma imkanı verdiniz. Tekrar teşekkür ederim. Sağlık ve sevgiyle kalın./ Oğuz Karlı
Adınız ve Soyadınız -- 05.11.2019 21:35
BİR KİTAP- SANATA ADANMIŞ BİR ÖMÜR
Sayın Çapanoğlu,

Bu yazınızı da zevkle okudum. Bana gençliğimi hatırlattınız. Daha ilkokuldayken Yozgat'ta Nur Sineması'nda, sonra Büyük Sinemada ortaokul ve lise yıllarımda film başlayana kadar plaktan Zeki Müren şarkıları, başka solistlerden Selahattin Pınar ve diğer bestekârların o güzelim şarkıları plaklarından çalınırdı. Arada sırada Frank Sinatra, Dean Martin, Bing Crosby, Nat King Cole şarkıları da çalınır, bizler bunları zevkle dinlerdik (onları hala dinlerim CDlerinden). Radyodaki Muzaffer Sarısözen yönetimindeYurttan Sesler programının o güzelim halk türkülerini korodan, Nida Tüfekçi’den, Nezahat Bayram’dan, Nurettin Çamlıdağ’dan ve diğer solistlerin sesinden zevkle dinlerdik. Bunları niçin yazıyorum? İnsanın çocukluğunda ve delikanlılığında kulağı hangi müzikle doluyorsa o müziği ileride de istiyor. Bende Türk Musikisi sevgisi böyle oluşmaya başladı. Radyodan o zamanlar Kutlu Payaslı'yı, o muhteşem bariton sesleriyle Ekrem Güyer ve Nevzat Güyer kardeşleri, Müzehher Güyer ve Semahat Özdenses gibi solistleri zevkle takip ederdim. Sonra İstanbul’daki öğrencilik yıllarımda Şan Sinemasında Münir Nureddin ve Nevzat Atlığ yönetimindeki Türk Sanat ve Klasik TürM musikisi konserlerinin fanatik takipçisi oldum. Kutlu Payaslı’yı da radyodan zevkle çok dinledim. Bizim şimdiki gençlik bu sanatçıları tanımadıkları gibi zikrettiğim musiki türlerini de ne yazık ki tanımıyorlar, dinletirseniz sıkılıyorlar. Yeni nesiller kültürümüzün pek çok unsuruna ne yazık ki giderek yabancılaşıyor.

Saygılarımla,

A.Y.Ocak
AHMET YAŞAR OCAK -- 05.11.2019 17:41
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
Değerli Hocam,Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Konu ile ilgili olarak bilhassa öğretim üyesi olan siz değerli hocalarımın duyarlılığınıza da ayrıca teşekkür ediyorum. Ancak Yozgat halkının ve yazımda da belirttiğim kişi ve kuruluşların duyarsızlığına da bir o kadar üzülüyorum. Bu duyarsızlığımız sadece isim değiştirmekle kalmadı ülkenin bütün fabrika yapan fabrikalarımız, önemli büyük stratejik kurumlarımız ve hatta limanlarımız yabancılara satıldı. Şimdi iğneden ipliğe, samandan sair tahıl ürünlerine ve canlı cansız et ihtiyacımızda ithalata mecbur bırakıldık. Ben yine sözümü Atatürk'ün "Tarihine, geçmişine, milli değerlerine sahip çıkmayan milletler yok olmaya mahkımdur" deyimi ile noktalayım. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.11.2019 09:04
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
50 yılı aşkın bir süredir yaz tatillerinde ya da çeşitli nedenlerle ziyaret ettiğim memleketime ait bazı değerlerin önce isimlerinden başlayarak değiştirilmesine maalesef son yıllarda çoğalan bir şekilde şahit olmaya başladım.Nohutlu Tepesi'nin şahin tepesi olarak değiştirilmesi de bunlardan biri. Oysa kendimi bildim bileli oranın adı Nohutlu Tepesi, karşısındaki ve daha alçak olan yerin adı ise Keltepe'dir. Buraların isimlerini değiştirmek hangi akıl, gerekçe ve mantıkla açıklanabilinir ki. Saygılarımla
Bülent Cerit -- 01.11.2019 12:44
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
Merhaba Abdulkadir bey,
Elinize sağlık, yine güzel bir anı yazısı ve uyarı olmuş.
Bu yazıyı, H.V. Velidedeoğlu’nu çok seven sayan asistanı Prof. Dr. Ergun Özsunay Hocaya da gönderdim.

Selam ve sevgilerimizle...

SELÇUK
SELÇOK TAYFUN OK -- 31.10.2019 18:55
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
Değerli Muhsin Köktürk Hocam,
Kıymetli yorumunuz için teşekkür ederim. Nohutlu tepesi ile ilgili olarak elimde yeterli bilgi var. Ancak kimseyi rencide etmemek için bu zamana kadar yazmadım. İstedim ki bu işe sebep olanlar kendileri bir çaresine baksınlar, yapmadılar. Bu tabela eski belediye başkanımız Sayın Yusuf Başer Bey’in zamanında asıldı. Bilahare Sayın Dr. Kazım Arslan Bey tabelayı söktürüp attı. Adım kadar eminim ki bu kadar başarılı ve kalıcı hizmet vermesine rağmen birilerinin maddi manevi çabası ile bu yüzden seçim kaybettirildi. Son belediye başkanımız Sayın Celal Köse Bey yeniden astırdı. Bu konuda belediye başkanları ile yaptığım görüşmeleri kayıtlarımda muhafaza ediyorum. Gerisini de zaten siz yorumunuzda pek güzel ifade etmişsiniz. Yapılan bir hata (hata yerine başka bir şey yazmak isterdim) gerek yeni nesil gençlerimiz ve gerekse Yozgat’ta öğrenim gören Üniversiteli gençlerin dilinde alışkanlık haline gelecektir. Bunun da tarih indinde vebali eski Yozgat milletvekili Süleyman Sırrı gibi yöneticilerin ve sebep olanların üzerinde kalacaktır. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.10.2019 10:20
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
Çok değerli Prof. Ahmet Yaşar Ocak Hocam,
Lütfettiğiniz yorumunuzu ibretle okudum. Buyurduğunuz gibi bu isim değiştirme hastalığı bizim belediyelerimizde ve toplumumuzda eskiden beri mevcut bir hastalık. Hassasiyetinizden dolay “Yakın bir geçmişte işgüzar bir siyasimiz, Yozgat'ın adının Bozok olarak değiştirilmesini teklif etti” dileyerek ismini vermediğiniz kişiyi müsaadenizle ben açıklıyayım. Bu kişi, ilk mecliste Bozok’un mebuslarından Süleyman Sırrı Bey idi. Meclisin her oturumda bir bahane ile mutlaka Çapanoğulları aleyhinde ağır ithamlarda bulunurdu. Sonunda Atatürk bir gün kürsüden şöyle söylemek zorunda kalmıştı: “ Efendiler, biraz önce kürsüde konuşan efendiye hiçbir surette katılmamız mümkün değildir. Bahsettiği aile, memleketimize geçmişte büyük hizmetlerde bulunmuşlar, hataları varsa da hatalarından vazgeçmişler, bu günde devletimize hizmette kusur etmemektedirler” diyerek Süleyman Sırrı’yı adeta azarlamıştır.
Evet, ifade ettiğiniz gibi "bizim toplumumuz, tarihinden kalan maddi manevi izleri silmeye teşne, yeryüzündeki en hoyrat, en şuursuz, en duyarsız toplumlardan biri oldu." Son yıllarda buna bir yandan görgüsüzlük bir yandan amiyane tabirle yalakalık ve bir takım maddi çıkarları da eklemek vukuat-ı adiye oldu ne yazık. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.10.2019 10:14
ORD. PROF. VELİDEDEOĞLU VE YOZGAT NOHUTLU TEPESİ
Değerli Dostum,
Bir Yozgatlı olarak Türkiye genelinde olduğu gibi ne denli duyarsız olduğumuzun bilincindeyim. Sizin gibi değerli bazı aydınlar dışında bu olayın üstüne düşen yok ne yazık ki. Bu konudaki çabalarınızı saygıyla izliyor ve candan destekliyorum. Üç beş kuruşluk yardım uğruna sahip olduğumuz değerleri yok etmek garip değil mi? Nohutlu Tepesi'ne kendi adını verdiren kişi bundan nasıl rahatsızlık duymuyor? Tepenin adıyla uğraşacağına hayırlı bir işe yönelse iyi olmaz mı?
Dilerim özü Yozgat kültürüyle yoğrulmuş bir yetkili çıkar günün birinde ve bu ayıbı ortadan kaldırır.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 29.10.2019 09:39
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00