BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.01.2020 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
160
Dün
:
4716
Toplam
:
17568210
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
YOZGAT “SARACILI” (SARIHACILI) KÖPRÜSÜ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
YOZGAT “SARACILI” (SARIHACILI) KÖPRÜSÜ
Değerli okurlar 03-05 Mayıs 2018 tarihlerinde gerçekleştirilen III. ULUSLARARASI BOZOK SEMPOZYUMU bildiri kitabını incelerken Yozgat’taki bazı taş köprüler ile ilgili yazı dikkatimi çekti. Yozgat’a 5 km. mesafede Yozgat Ankara karayolu kenarında Sarıhacılı mevkiindeki taş köprü hakkında bir bilgiye rastlamadım.

Eğitimci yazar ve Yozgat’ın canlı tarihi değerli araştırmacı Cennetmekân Yılmaz Göksoy Hocamın “Şimdi yarısı yıkıldı, içimizde bir yaradır” sözüyle tarihi değerini anlatmaya çalıştığı köprünün aşağıdaki fotoğraflarını, 2008 yılı Ağustos ayında Yozgat’ta geçekleştirdiğimiz “Birinci Çapanoğulları Buluşması” günlerinde eşim Nedret Çapanoğlu çekmişti. İyi ki çekmiş, şimdi yarısı yok.


Mermer Kitabesi çalınan köprü hakkında ne yazık ki fazla bir bilgimiz yok. Hâlbuki bu kitabeler duvarına asılı oldukları eserlerin nüfus kâğıtlarıdır. Kim yaptırmış, kim yapmış, ne zaman yapılmış bütün bu bilgiler bu kitabelerde yazar.

Rahmetli Bahri Bacanalı Beyefendinin büyük oğlu rahmetli Yalçın Bacanlı ağabeyimden ve Yozgat’ın canlı tarihi Rahmetli Yılmaz Göksoy Hocamdan edindiğim bilgilere göre Köprü inşaatının yüklenicileri dedem Muhlis Çapanoğlu ile yine akrabamız olan Bahri Bacanlı imişler. 1944 yılında inşa edilmiş. Derler ki o zamanın imkânları ile yapılan köprünün testi de o zamanın imkânları ile yapılmış.

Köprünün üzerinden iş makinesi bir yol silindiri geçirmişler, Bahri Bey ve kontrol mühendis Hasan Çıngı Bey altına girip bakmışlar ki bir fevkaladelik var mı? 64 yıl sonra üç kuzen üstünde yürüyerek mizahi anlamda bizde test etmiştik. Fotoğrafta da görüldüğü gibi aşağı yukarı 75 yaşındaki köprü ve taşları hâlâ sapasağlam ayaktaydı. Taşlarında ve harcında en ufak bir aşınma dökülme yoktu. Sanat Tarihçi rahmetli Sayın Prof. Hakkı Acun tarafından tarihi eser olarak tescil ettirilmişti. Bu fotoğraf çekildikten birkaç yıl sonra köprünün yarısı karayolları tarafından yeni yapılan “duble asfalta” k urban edilmiş. Yazık olmuş.

Değerli eğitimci ve araştırmacı rahmetli Yılmaz Göksoy ağabeyimle yaptığımız bir sohbette de Muhlis Bey’den şöyle söz etmişti. Yozgat Yerköy yolu, eskiden Eskipazar mahallesinden aşar, Sarıhacılı köyünün güneyinden, tepeden dik bir rampa ile inerdi. Akdağdan çıkan arabacılar, Kağnıcılar, yolcular, iki şeyden çekinirlerdi. Bir Muslubelen’i aşsak birde Sarıhacılının yokuşunu aşsak derlerdi.” Muhlis Bey amca ile Bahri Bacanlı ortaktılar. İkinci dünya savaşının yok yıllarında Sarıhacılı mevkiindeki taş köprüyü yaptılar. Şimdi yarısı yıkıldı, ciğerimizde bir yaradır. Rahmetli babam da yanlarında sürveyan olarak çalışıyordu. Bende o sıralar 12 yaşlarında bir çocuğum, yanlarına gitmiştim. O zamanda hiç unutmam, kolları düğmeli uzun pardösüsü ile çok mütenasip giyinmişti. Oturması kalkması ile bir beyefendi idi. Bende yanlarına oturdum. Beni görünce, bu terbiyeli efendi kim diye sordu. Bizim sürveyanın oğlu diye takdim ettiler. Sonra da hep birlikte bir at arabası ile sohbet ederek Yozgat’a dönmüştük. Köprünün ve yolun mühendisleri, Muhlis Bey’in akrabası mühendis mektebinden yeni mezunlar Muammer Tuğrul ve Osman Beylerdi. 1933 yılında yapılan Sivas- Erzurum tren yolunun mühendisliğini de yapan Hasan Çıngı da kontrol mühendisiydi. O da Yozgatlıydı. Sivas’tan Kars hududuna kadar olan demir yolunda büyük emeği olan bir hemşerimizdi. Soyadları Çıngıydı ama Bilecenlere akrabaydı, amca çocukları olurlar. Adnan Başer –Nazım Kafaoğullarına, Celal Sungurlara da akraba olurlar.

1949 yılıydı, bir gün şimdiki adı Atatürk yolu olan Kayseri şosesi üzerinde 20 kilometre uzaktaki köyden(Gökçekışla) kimimiz yaya kimimiz eşeklerle Yozgat Pazarına gidiyoruz. Onuncu kilometrede Şahan pınarı var. Karnımızı doyurmak için orada mola verdik. Bu sırada arkamızdan bir atlı yetişti. Yanımızdaki büyüklere sordu. “Çapanoğlu Muhlis Bey ölmüş duydunuz mu?” Herkes hayıflandı. “Yozgat’ın yarısı yıkıldı desene” dediler. Yani o kadar etkilendiler. Yozgat’ın yarısı yıkıldı hayıflanması beni de çok etkilemişti, çocuk aklımla anlamaya çalıştım Muhlis Bey nasıl bir insandı ki ölünce Yozgat’ın yarısı yıkılmıştı. Çapanoğlu olayları sırasında Babası Mahmut Bey ve dayıları Edip, Celal ve Halit beylerle birlikte uzun süre dağlarda kalmak zorunda kalır. Daha sonra onlarla birlikte Uzunyayla Çerkezlerine sığınırlar.
Muhlis bey, 1930 lu, 40 lı yıllar da tüm Çapanoğullarının hamisidir. Çok temiz giyinir. Çok zarif, kibar, tüm Yozgat halkı tarafından sayılan, sevilen hürmet edilen bir insandır. Bundan yıllar önce Yozgat’ta basılan günlük bir duvar takviminin 14 Mayıs 1995 tarihli sayfasında eşi ile birlikte çekilen fotoğrafının altına şöyle yazmışlar “Zamanın zarafeti Muhlis bey ve eşi.”

O yıllarda (1949-1950) İzmir’de doktorluk yapan ve memleketi Yozgat’ı ziyarete gelen Em. Askeri Dr. İbrahim Zeren Bey’in de Muhlis Bey’in ölümü üzerine “Muhlis bey öldü ise Yozgat’ın yarısı gitti” diye hayıflandığı anlatılır.

Yozgat’ta olduğumuz günlerde Bahri Bey’in oğlu rahmetli Sayın Yalçın Bacanlı’yı da bürosunda ziyaret etmiş eski günleri yâd eden güzel bir sohbet yapmıştık. Onun şu sözü de beni çok duygulandırmıştı. “Babam Bahri Bey, Muhlis Bey ile 22 sene ortaklık ettik, bir gün incinmedik derdi.”

Rahmetli Bekir Çapanoğlu’nun kızı kuzenim Durukan Çapanoğlu Önol (Yozgatlı Dr. Nedim Önol eşi) ablam da şöyle anlatıştı; “ o yıllarda rahmetli İhsan ağabeyim 17, Nejat ağabeyimde 18 yaşındaydılar. Köprü inşa edilirken onlarda giderlerdi ama orada ne iş yaparlardı bilmiyorum. Sarıhacılı’dan hemen her dönüşlerinde de kocaman kaya parçaları büyüklüğünde mor renkte Ametist ve sarı renkte Topaz getirirlerdi. Bir süre evimizin bir köşesinde durdular ama sonra attık sanırım.”

Değerli okurlar, ben bu güne kadar burada Ametist çıkarıldığı hakkında bir çalışma duymadım. Sarıhacılı’ya yatırım yapan önceki belediye başkanımız Sayın D. Kazım Arslan’dan da bu konuda bir haber okumadım. İnternet’te de araştırma yaptım bir bilgiye rastlamadım. Bu gün sadece Aydıncık ilçesinde Ametist taşı çıkarılıyor ve işlenip pazarlanıyor.

Sayın Kazım Arslan derken, kaderin bir cilvesi, Sayın Dr. Kazım Arslan Beyefendinin dedesi Kazım ustanın da köprünün inşaatında ustabaşı olduğunu rahmetli Yılmaz Göksoy ağabeyimden dinlemiştim. İnsan düşünmeden edemiyor, torunu Dr. Kazım Arslan Beyefendinin Yozgat’a kazandırdığı eserlerden rahmetli Kazım ustanın da haberi oluyor mudur acaba?...

02.12.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BEKÂRLIK VERGİSİ
Cennetten Huri dağıtan hocaları dinleyince ülkemde BEKARLIK VERGİSİNİN tekrar gündeme gelmesi, Hocalara nikah kıyma yetkisi verilmesinin asıl yapmak istediklerini açıkça ortaya koymuştur. Uçkuru düşük kişiler biraz daha lüks içerisinde yaşamak için milletin şeyine bile vergi koyma yoluna baş vurmuşlardır. Önce insanlara evini geçindirecek kadar iş ve aş imkanı sağlayın, bakım aylıklarını kaldırın, gerisi kendiliğinden gelecektir.
Osman KARACA -- 16.01.2020 18:52
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP

Sayın Çapanoğlu,

Son yazınızı okudum ancak sınav haftası nedeniyle bir yorum yazamadım. Aslında bu daha doğru oldu çünkü ben bu eserlere göre oldukça genç kalıyorum ve yalnızca yaz aylarında Yozgat merkezine uğradığımda görebiliyorum. Bence Ahmet Yaşar hoca güzel bir yanıt yollamış. Özellikle, Yozgat tarihinin cumhuriyetle değişen dönemine tanıklık etmiş ve tanıklık edenleri de yakından tanıyan birisidir. En anlamlı yorumları yine Yozgat'ın bu değerli insanları yapmış bulunuyor.

Bu tip yazılarınızın her zaman Yozgat'ı ve tarihi seven insanlarda karşılık bulacağına emin olun.

HÜSNÜ AYDOĞDU -- 07.01.2020 20:35
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
O tarih ve kültür katliamı tüm hızıyla günümüzde de devam ediyor. Sözde restorasyon adı altında Yozgat lisesini "sarı boya" ile süslediler. Çapanoğlu Camindeki hatlar ve desenler aslına uygun olarak yapılmamıştır. Cami kubbesindeki kurşun levhalar sökülerek, yerine saç konulmuştur. Bir zamanlar sokakları bile kültür hazinesi olan, Arnavut kaldırımlar üzerine asfalt dökülerek su taşkınlarına sebep olmakta. Saat kulesinin çanı 2010 yılından beri bilerek ve isteyerek susturulmuştur. Neymiş Efendim; Vilayetimize dışarından gelenler "burada kilise mi var" diye soruyorlarmış.
OSMAN KARACA -- 06.01.2020 00:07
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP


Bravo Abdulkadir…Makale çok iyiydi..Mashallah

Safwan (Rocky) Termanini -- 05.01.2020 09:07
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
Abdulkadir,
Thank you Very Much.
Dr. Zafer
Zafer Termanini -- 05.01.2020 09:06
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP

Sevgil Abdulkadir Kardeşim,
Yazılarını zevkle okuyorum.
Tarihi dokuyu ortadan kaldırma savaşının cengaverlerini Sayın Yaşar Ocak çok güzel tarif etmiş. İşte bu tarihi okumayanların, okuyup da hiç birşey anlamayanların, ders çıkartamayanların ve de hiç bilmeyenlerin gözlerimizin önünde taammüden tarihi dokuyu öldürmeleridir. Diğer bir deyişle tarihi bilmeden evrildiğini sanan güruhun işidir bu.
1987-90 yıllarında Roma’da Ekonomi ve Ticaret Başmüşaviri görevindeyken İstanbul Ticaret Odasından bir teleks geldi. Aynen “Roma metropolü içinde bulunan mezarlıkların şehir dışına taşındı mı; bunun için ne gibi idari ve yasal girişimlerde bulunuldu?” diyorlardı. Amaç, yazının içinde adeta haykırıyordu. İstanbul’a soluk veren, bir tarihin yazılı olduğu Fatih, Karacaahmet, Feriköy gibi yüzlerce mezarlığı kaldırıp yerine abuk subuk mimari üslupla hazırlanmış binaları dikecekler.
Hemen birçok resmî ve özel kurumlar ve Roma Üniversitesi tarih kürsüsünden aldığım bilgileri derleyip İTO ya yanıtımı verdim. “Roma tarihinde Böyle bir girişim olmamıştır. Ancak Napolyon Romayı işgal ettiğinde mezarlıklardaki ferforjeleri eritip silah yapmaya teşebbüs ettiğinde, tüm Roma Halkı Biz tarihimize ihanet etmeyiz diyorlar ve haftalarca mezarlılarda nöbet tutuyorlar. Bu arada zamanın meşhur bir şairi (ismini unuttum) Napolyon’a hakaret yağdıran bir şiri yazıp ona gönderiyor Napolyon da bu girişimden vazgeçiyor.”
Bu şiiri de budum ve sekreterime Türkçe’ye tercüme ettiridim ve içeriğine bağlı kalarak Türkçe Şiir olarak İTO’ya gönderdim.” Birdaha arayıp sormadılar.
İşte sana tarihe milletçe nasıl sahip çıkılır, tarihi doku nasıl korunurun hikayesi.
2020 de sağlık ve mutluluk dileklerimle...



H. Bülent PAYASLIOĞLU
HBP DANIŞMANLIK
HBP CONSULTING
HILMİ BÜLENT PAYASLIOĞLU -- 05.01.2020 09:03
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
sayın hocamız Ahmet Yaşar Ocakın bilim adamı bakışı ve yalınlığı ile çok net ,açık olarak ortaya koyduğu gerçekler anlamak isteyenlere.Senelerdir verdiği şavaşın yorgunluğu satır aralarında okunmakta.sayın hocamız ve siz sayın Çapanoğlu lüften savaşmaktan vazgeçmeyiniz bizlere ışık olunuz,sagılarımla
kadir ahmet danıska -- 04.01.2020 23:29
ÇELİK ÇOMAK
Yazınızı okurken içim ısındı. Nerede o günler?..
Muhsin Köktürk -- 18.12.2019 17:37
PROF.DR. REŞAT GENÇ HOCAMIZ ve HAFIZ YAŞAR OKUR
Güzel bir yazı Sayın Çapanoğlu. Teşekkürler. Sayenizde yeniden hatırladık.
Selam ve saygılar.
A.Y.Ocak
AHMET YAŞAR OCAK -- 10.12.2019 18:30
YOZGAT “SARACILI” (SARIHACILI) KÖPRÜSÜ
Köşe komşum Sayın Mustafa Topaloğlu, Araştırmacı yazar Sayın Osman Karaca ve Araştırmacı Sayın Hüsnü Aydoğdu. Güzel yorumlarınız için teşekkürlermi sunuyorum. Sağolun varolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 04.12.2019 08:50
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00