BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.02.2020 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
175
Dün
:
4716
Toplam
:
17741425
A'dan Z'ye A.Kadir ÇAPANOĞLU
BEKÂRLIK VERGİSİ
capanoglukadir@yahoo.com.tr
Değerli okurlar, önce 17.03.2012 tarihinde “SÜLEYMAN SIRRI OLAYI VE KOCAHANOĞLU’UN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ” sonra 24.10.2016 tarihinde yani bundan üç yıl mukaddem yine bu köşede YOZGAT MEBUSU SÜLEYMAN SIRRI BEY VE BEKÂRLIK VERGİSİ başlıklı bir yazı yayınlamıştım. Hazine de para kalmayınca AKP hükümetinin aklına Süleyman Sırrı Bey’in 91 yıl önce meclise sunduğu yasa teklifi geldi galiba. Çapanoğullarına en çok zarar veren kişilerden birisi olan Yozgat mebusu Süleyman Sırrı Bey, meclisin hemen her oturumunda Çapanoğullarını suçlayan bir sürü iftirada bulunurdu. Yine böyle bir iftirada bulunmasından sonra Gazi Paşa kürsüye gelerek “ Efendiler, biraz önce kürsüde konuşan efendiye hiçbir surette katılmamız mümkün değildir. Bahsettiği aile, memleketimize geçmişte büyük hizmetlerde bulunmuşlar, hataları varsa da hatalarından vazgeçmişler, bu günde devletimize hizmette kusur etmemektedirler” diyerek Süleyman Sırrı’yı adeta azarlamışlardı. Bozok isminin Yozgat olarak değiştirilmesi teklifini de yine bu efendi yapmıştı.

Süleyman Sırrı’nın meclise sunduğu “Bekârlık” vergisini Meclis tutanakları ile ve toplumda nasıl karşılandığını nasıl tepki gördüğünü mizahi yönleriyle bir kere daha paylaşıyorum.

Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı İçöz Bekârlık Vergisi’ne ilişkin teklifini 18 Mart 1929 tarihinde meclise taşır. Söz konusu teklif basında geniş yankı bulmuş olmakla birlikte meclisten geçirilemez. Bu teklifi sunma gerekçesini de şöyle açıklardı; “Meşrutiyetin ilanından ve hele harbi umumiden beri açılan boşluğu doldurmak için çareler aramak yalnız Hükümeti Cumhuriyetin değil herkesin millî, vatani borcudur. Son yapılan tahriri nüfus dahi bin erkeğe bin yetmiş kadın nispeti gösterdiği memlekette kadın nüfusu erkeklerden çok fazladır(70 fazla). Binaenaleyh hariçten memleketimize ırkdaşlarımızın getirilmeleri ne kadar lazımsa dâhilde de bekâr erkek ve kadınların evlilik hayatını tercih ederek nüfusumuzun artmasına hizmetleri o rütbe elzemdir. Hal böyle iken şu son senelerde birtakım genç erkek ve kadınlar, bekârlık hayatını tercih etmekte ve bu itiyadın her iki zümre arasında günden güne artmakta olduğu da maalesef görülmektedir.” Belirttiği bu nedenlerden dolayı belirli bir yaşta olan erkek ve kadınların bazı matrahlar üzerinden devlete vermekte oldukları mükellefiyetin “bir mislini” Bekârlık Vergisi adı altında devlete ödemelerini teklif eder.

Söz konusu bu teklife göre 25-45 yaşları arasında bulunan tüm bekâr erkekler ile 20-35 yaşları arasında olup da resmi bir daireden maaş alan tüm bekâr kadınlar kazanç, arazi, müsakkafat (emlak vergisine ek olarak üzeri damla örtülü yerlerden alınan vergi) ve yol vergilerinin bir mislini Bekârlık Vergisi olarak vereceklerdir. Bu mükellefiyete yukarıda belirtilen yaş grubunda bulundukları halde aile ve kocalarının vefatı dolayısıyla dul kalmış olan çoluk çocuk ve anası olmayan erkek ve kadınların da dâhil edildiği önemle belirtilmiştir. Ancak malûller ile tahsillerine devam eden kadın ve erkeklerin tahsilleri bitene kadar bu vergiden muaf tutulacağı hususuna yer verilmiştir. Yine bu teklife göre elde edilecek gelirin ຈ’si, beşten fazla çocuk sahibi olan ailelere ikramiye olarak dağıtılacaktır. Süleyman Sırrı Bey’in teklifi Maliye encümenince evlenmenin vergi ile teşvikinin faydalı bulunmaması nedeniyle reddedilmiştir.
Ancak basının bu konuya gösterdiği ilgi ve alaka oldukça dikkat çekicidir. Cumhuriyet gazetesi Bekârlık Vergisi Hakkında Bekârlar Ne Diyorlar” başlığı altında bekârların söz konusu vergiye ilişkin görüşlerine yer vermiştir.

Yunus Asım Cumhuriyet gazetesindeki yazısında söz konusu vergiye ilişkin görüşünü “Bekâr kalır ve bekârlık vergisini verir, hür yaşarım” diyerek anlatmıştır. Yunus Nadi ise Cumhuriyet gazetesinin açtığı anketin sonucunu “Evlenmeyenlerden pek çoğunun keyf için değil parasızlıktan evlenmedikleri, evlenemedikleri pek kat’i bir vuzuh ve sarahatle anlaşılmış bulunuyor” dedikten sonra Süleyman Sırrı Bey’in meşhur olan teklifinin evlenmenin çoğalmasına değilse bile bu hakikatlerin bir kez daha gündeme getirilmesi açısından dikkate değer olduğunu söyleyerek konunun önemine işaret etmiştir.

Vakit gazetesi de 1 Nisan ile 29 Nisan tarihleri arasında gazetede her gün çeşitli mesleklere mensup tanınan kişilerin görüşlerine yer vermiştir. Gazetede görüşlerine yer verilen kişiler arasında bulunan Dr. Kadri Reşit Paşa’nın vergi hakkındaki görüşü şöyledir: “Bekârlık vergisinin evlenmeye tesir edeceğini zannetmiyorum. Bir adam bekâr kalmaya niyet ederse vergi tesiri ile evlenmez. Fazla miktarda vergi konsa bile tesiri yoktur. Maksat memlekette nüfusu ziyadeleştirmek ise daha evvel doğan çocukları ölümden vikaye (koruma) etmek lazım gelir. Memlekette kâfi miktarda çocuk doğuyor, hâlbuki gerek köylerde gerekse şehirlerde bunların çoğu ölüyor.”

Hikmet isimli bir memur “Niçin mi evlenmiyorum? Kırk beş lira maaşlı bir memurum da ondan. Artık bana evlenmek tavsiye edebilir misiniz?” diyerek görüşünü dile getirirken Ali Naci isimli bir diğer okuyucu da “Her şeyden evvel hayatı ucuzlaştıralım, yaşamayı kolaylaştıralım, işsizliği giderelim, ondan sonra bekârlara evleniniz diyelim. Zaten züğürt olan bir bekârın beş on lira ile gözü korkar mı? “Evvela refah, sonra nikâh” diyerek benzer görüşünü ortaya koymuştur.

Beyoğlu Evlenme memuru Ubeydullah Efendi “Verginin bekârları evlenmeye sevk edecek şümullü bir tesir olacağını zannetmiyorum. Evlenmeye mani, içtimai zaruretler ise bunlar yine engel olmakta devam edecektir. Vergiden mutahassıl (Husule gelen, hasıl olan) varidatın bir kısmı çok çocuklu olanlara verilirse kanun bu noktadan olsun faydalı olur.” diyerek görüşünü ortaya koymuştur.

Celal Muhtar Bey de teklifin, evliliğin artmasına yönelik olumlu bir katkısının olmayacağını söylemiş, Dr. Besim Ömer Paşa ise teklife olumlu yaklaşmıştır.

İzmir Milletvekili Osmanzade Hamdi Bey “Memleketimizde bekârların vaziyet ve ahvalini endişe edenlerin heyecanlı hareketleri ara sıra zuhur etmektedir. Bu endişenin esbap ve avamili (sebepleri) sade ve basittir: Memleketin nüfusunu artırmak. Çok güzel! Buna bir şey denmez, ama mesele bu kadar sade ve basit değildir” diyerek başladığı sözlerine eğer kişi ailesinin mutlak refahını temin edebilecek kudrete haiz ise evlenmesinin uygun olacağı aksi halde evlenmemesinin daha doğru bir karar olacağını vurgulamıştır.

Kadın Birliği Reisesi Latife Bekir Hanım bu husustaki görüşünü şöyle açıklamıştır: “Yozgat Mebusu Süleyman Sırrı Bey’in teklifi gayet muvafıktır. Belki vergiye katlanır da evlenenler artmaz. Fakat bu vergi bilhassa memlekete çocuk yetiştirmek hususunda faideli olacaktır.”

İstanbul Heyeti İdare Reisi Emin Ali Bey, “Bekârlık Vergisi izdivaçların artmasında doğrudan doğruya amil olmasa da tembellik ve ihmal dolayısıyla bu vazifeyi geciktirenleri evlenmeyi teşvik edecektir” demiştir.

Darülfünun müderrislerinden biri olan Şekip Bey ise “Bugünkü cemiyetlerde evlenmemek bence içtimai bir gayri tabilik neticesidir. Her cemiyetin evlenmeyenlere bir mükellefiyet yükletmesi, kaçmış oldukları aile mükellefiyetine karşı bir karadır. Gayri tabilikten çıkmaya
İstidadı olanlar evlenir, diğerleri de bittabi aile mükellefiyeti yerine vergi mükellefiyetini tercih ederler.” Diyerek konuya farklı bir yorum getirmiştir.

Muallim Nakiye Hanım “Ben bekârlık vergisini doğru bulmam. Eğer maksat tekessürü nüfusu istilzam ediyorsa daha evvel bu hususta yapılacak çok şey vardır. Bizde çocuk olmuyor değil, yaşamıyor. Eğer maksat aile teşkili ise bu seferde bir cebir manası vardır ki bu da doğru değildir. Aile saadeti ihlal edilmiş olur” demiştir.

Dr. Ali Şükrü Bey, “Bekârlık vergisi evlenmek için müsmir olamaz, bir adam evlenmemeye karar verince hiçbir tesir altında evlenmez. Bekârlardan alınacak vergi çocuk sahiplerine değil çocuk müesseselerine verilmelidir.” diyerek konuya bakış açısını ortaya koymuştur.

Vergiyi destekleyenlerden Gümrük başmüdürü Hakkı Bey, “Bekârlardan vergi almak çok doğru bir fikirdir. Bu fikri mutlaka tatbik etmelidir. Yalnız alınacak paralar memlekette aç ve kimsesiz çocukların yaşatılmalarına tahsis edilmelidir. Bu vergi bu suretle hem evliliği teşvik edecek hem de bakılamayan çocukları ölümden kurtaracaktır” demiştir.

Liman Şirketi Müdürü Hamdi Bey de bu vergiye taraftar olan isimlerden biridir. Bekârlığı gayri tabilik olarak değerlendiren Hamdi Bey evlenmenin içtimai millî bir borç olduğunu söylemiştir. Bekâr kalanların bir kısmının ekonomik sebeplerden bir kısmının ise keyfi sebeplerden bekâr kaldığını söyleyen Hamdi Bey, bunlardan ilk grup için verginin bir zulüm olacağını ikinci grup için ise daha ağır bir vergi gerektiğini dile getirmiştir.

Şevket Rado Akşam gazetesindeki yazısında, “Her genç evlenmek istiyor. Fakat büyük bir ekseriyet için tek engel parasızlıktır, mali vaziyetin müsaitsizliğidir, işsizliktir. Küçük bir kısmı henüz aradıkları hayat arkadaşını bulamamışlardır. Pek azı da hasta olmak, yaşlı olmak gibi sebeplerden evlenemiyorlar. Böyle bir durumda Bekârlık Vergisi’nin nüfus siyasetini tamamlama vasıtası olarak neye yarayacağı, kaç genci evlenmeye, aile kurmaya zorlayacağı sorulabilir. Bilâkis Bekârlık Vergisi evlenme arzuları ile dolu olan gençlerin mali durumlarını biraz daha sarsacak, biraz daha gecikmesine sebep olacak gibi görünüyor.”

Reşat Nuri Bey ise görüşünü şöyle aktarır: “Bekârlardan vergi istemekten maksat hazineye bir miktar varidat temin etmekse âlâ. Böyle değilse bekârları evlenmeye mecbur etmek çocukça bir hayal olur. Sırf vergiden kurtulmak için evlenmek meselâ iyi su parası vermemek için Alemdağ’ında ev yaptırmaya, kunduram eskimesin diye otomobil almaya kalkmak cinsinden bir hesapsızlıktır.”

Yozgat Milletvekili Süleyman Sırrı Bey ilki 1929 yılında olmak üzere 1932, 1940 ve 1944 yıllarında Meclise bekârlık vergisi için kanun teklifleri sunar. Süleyman Sırrı Bey’in teklifi birkaç defa reddedilmesine rağmen 1949 yılında dolaylı şekilde de olsa “gelir vergisi” kanununun 90. Maddesi ile bekârlık vergisi, “bekârlık zammı” adı ile yasallaşır.

Lafı fazla uzattık yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar ile bitirelim. Kendisi ile yapılan bir röportajda şöyle söyleyecektir; “Ben bu yaşıma kadar evlenmedim evlenmeyi de düşünmedim. Şu şıralar hükümetin bizler üzerinden tekrar bir vergi almayı düşündüğü haberi dolaşıyor. Bu vergi ne ise ödemeye hazırım. Şimdiye kadar evlenmedim bundan sonrada evlenmem”

15.01.2020


Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TÜRKİYE’NİN ALTINI’NI NASIL SOYUYORLAR, ANLATAYIM.
Yozgata esenlikler.
Övgün Ahmet Ercan -- 08.02.2020 10:44
BİNBEŞYÜZ KİŞİYE ARABAŞI ÇORBASI İKRAMI VE ESKİ YOZGAT’TA ARABAŞI GECELERİ
Abdülkadir Bey merhaba,

Arabaşıyı anlatıyorsunuz. Çok hoş. Yozgatlının vazgeçilemez aşı. Aynen anlattığınız gibi, biz de öğrencilik yıllarımızda Yerköy'de arkadaş evlerinde toplanır, annelerimizin ellerinde anlam kazanmış arabaşıya kaşık sallar ve kim çok yutacak yarışı yapardık.

Arabaşının adının nereden geldiğini çok tartışırdık. Ankara'da DTCF'de okurken, hocamız olan Şıhların Ahmet Efendi'nin oğlu Dr. Ali Şakir Ergin, Arap aşı değil, "arabacı aşı" olduğunu söylemişti. Hocamız Arap ülkelerini de bilirdi. Araplarda böyle bir aş olsaydı söylerdi. Sonra ben de Arap ülkelerine gittim ve hatta kaldım, böyle bir aşa rastlamadım.Göçkün millet için "arabacı aşı" uygun bir adlandırma. Türkçede zayıf olan orta hece düşünce "arap aşı" (arabaşı) olarak söylenegelmiştir. Eski Osmanlı metinlerine de çalışmalarım dolayısıyla epey girdim. "Arap aşı" veya "arabacı aşı" yazılışı karşıma çıkmadı. Belki başka araştırıcılar bulmuşlardır.
Selâmlar.
Kolay gelsin.
ARSLAN TEKİN -- 27.01.2020 10:45
BEKÂRLIK VERGİSİ
Cennetten Huri dağıtan hocaları dinleyince ülkemde BEKARLIK VERGİSİNİN tekrar gündeme gelmesi, Hocalara nikah kıyma yetkisi verilmesinin asıl yapmak istediklerini açıkça ortaya koymuştur. Uçkuru düşük kişiler biraz daha lüks içerisinde yaşamak için milletin şeyine bile vergi koyma yoluna baş vurmuşlardır. Önce insanlara evini geçindirecek kadar iş ve aş imkanı sağlayın, bakım aylıklarını kaldırın, gerisi kendiliğinden gelecektir.
Osman KARACA -- 16.01.2020 18:52
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP

Sayın Çapanoğlu,

Son yazınızı okudum ancak sınav haftası nedeniyle bir yorum yazamadım. Aslında bu daha doğru oldu çünkü ben bu eserlere göre oldukça genç kalıyorum ve yalnızca yaz aylarında Yozgat merkezine uğradığımda görebiliyorum. Bence Ahmet Yaşar hoca güzel bir yanıt yollamış. Özellikle, Yozgat tarihinin cumhuriyetle değişen dönemine tanıklık etmiş ve tanıklık edenleri de yakından tanıyan birisidir. En anlamlı yorumları yine Yozgat'ın bu değerli insanları yapmış bulunuyor.

Bu tip yazılarınızın her zaman Yozgat'ı ve tarihi seven insanlarda karşılık bulacağına emin olun.

HÜSNÜ AYDOĞDU -- 07.01.2020 20:35
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
O tarih ve kültür katliamı tüm hızıyla günümüzde de devam ediyor. Sözde restorasyon adı altında Yozgat lisesini "sarı boya" ile süslediler. Çapanoğlu Camindeki hatlar ve desenler aslına uygun olarak yapılmamıştır. Cami kubbesindeki kurşun levhalar sökülerek, yerine saç konulmuştur. Bir zamanlar sokakları bile kültür hazinesi olan, Arnavut kaldırımlar üzerine asfalt dökülerek su taşkınlarına sebep olmakta. Saat kulesinin çanı 2010 yılından beri bilerek ve isteyerek susturulmuştur. Neymiş Efendim; Vilayetimize dışarından gelenler "burada kilise mi var" diye soruyorlarmış.
OSMAN KARACA -- 06.01.2020 00:07
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP


Bravo Abdulkadir…Makale çok iyiydi..Mashallah

Safwan (Rocky) Termanini -- 05.01.2020 09:07
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
Abdulkadir,
Thank you Very Much.
Dr. Zafer
Zafer Termanini -- 05.01.2020 09:06
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP

Sevgil Abdulkadir Kardeşim,
Yazılarını zevkle okuyorum.
Tarihi dokuyu ortadan kaldırma savaşının cengaverlerini Sayın Yaşar Ocak çok güzel tarif etmiş. İşte bu tarihi okumayanların, okuyup da hiç birşey anlamayanların, ders çıkartamayanların ve de hiç bilmeyenlerin gözlerimizin önünde taammüden tarihi dokuyu öldürmeleridir. Diğer bir deyişle tarihi bilmeden evrildiğini sanan güruhun işidir bu.
1987-90 yıllarında Roma’da Ekonomi ve Ticaret Başmüşaviri görevindeyken İstanbul Ticaret Odasından bir teleks geldi. Aynen “Roma metropolü içinde bulunan mezarlıkların şehir dışına taşındı mı; bunun için ne gibi idari ve yasal girişimlerde bulunuldu?” diyorlardı. Amaç, yazının içinde adeta haykırıyordu. İstanbul’a soluk veren, bir tarihin yazılı olduğu Fatih, Karacaahmet, Feriköy gibi yüzlerce mezarlığı kaldırıp yerine abuk subuk mimari üslupla hazırlanmış binaları dikecekler.
Hemen birçok resmî ve özel kurumlar ve Roma Üniversitesi tarih kürsüsünden aldığım bilgileri derleyip İTO ya yanıtımı verdim. “Roma tarihinde Böyle bir girişim olmamıştır. Ancak Napolyon Romayı işgal ettiğinde mezarlıklardaki ferforjeleri eritip silah yapmaya teşebbüs ettiğinde, tüm Roma Halkı Biz tarihimize ihanet etmeyiz diyorlar ve haftalarca mezarlılarda nöbet tutuyorlar. Bu arada zamanın meşhur bir şairi (ismini unuttum) Napolyon’a hakaret yağdıran bir şiri yazıp ona gönderiyor Napolyon da bu girişimden vazgeçiyor.”
Bu şiiri de budum ve sekreterime Türkçe’ye tercüme ettiridim ve içeriğine bağlı kalarak Türkçe Şiir olarak İTO’ya gönderdim.” Birdaha arayıp sormadılar.
İşte sana tarihe milletçe nasıl sahip çıkılır, tarihi doku nasıl korunurun hikayesi.
2020 de sağlık ve mutluluk dileklerimle...



H. Bülent PAYASLIOĞLU
HBP DANIŞMANLIK
HBP CONSULTING
HILMİ BÜLENT PAYASLIOĞLU -- 05.01.2020 09:03
PROF.DR YAŞAR OCAK HOCADAN ANLAMLI MEKTUP
sayın hocamız Ahmet Yaşar Ocakın bilim adamı bakışı ve yalınlığı ile çok net ,açık olarak ortaya koyduğu gerçekler anlamak isteyenlere.Senelerdir verdiği şavaşın yorgunluğu satır aralarında okunmakta.sayın hocamız ve siz sayın Çapanoğlu lüften savaşmaktan vazgeçmeyiniz bizlere ışık olunuz,sagılarımla
kadir ahmet danıska -- 04.01.2020 23:29
ÇELİK ÇOMAK
Yazınızı okurken içim ısındı. Nerede o günler?..
Muhsin Köktürk -- 18.12.2019 17:37
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00