BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.05.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
176
Dün
:
4563
Toplam
:
12625266
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
HABER GELDİ
mustafatmatpl@hotmail.com
Yanık, içli bir K.Maraş türküsü var. Bir ağıt. Meyrik’in ağıdı. Kısa bir bölümünü yazayım mı? Olur. Buyrun:
.
“Maraş'tan bir haber geldi
Dediler ki Meyrik öldü oy oy
Keşke Meyrik ölmeseydi
Kesileydi elim kolum oy oy
.
Oy Meyrik Meyrik Meyrik
Ben kurbanam sana Meyrik
Ben hayranam sana Meyrik (vay)
.
Doktor yarayı kesiyor
Gene Meyrik kan kusuyor oy oy oy
Dediler ki Meyrik öldü
Anası kime küsüyor oy oy oy
.
(Bağlantı)
.
Şu Meyrik'in acısına
Çarşaf serin gecesine oy oy oy
Keşke Meyrik ölmeseydi
Sabır onun kocasına oy oy oy
.
(Bağlantı)
.
İlk dizesi ağıdın:”Maraş’tan bir haber geldi”. Bu mısradan esinle “Haber Geldi” başlığını koydum anlatıya.
K.Maraş’tan beklediğim haber geldi dostlar. Diyeceksiniz ki: “Ne haberi? Hayrola?” Evet, özünde “Hayır!” olan bir haber. Ama pek de hayırlı bir haber değil.
Lafı dolaştırıp duruyorum. En doğrusu, haberin ne olduğunu yazmak. Öyle yapayım da sabrınızı taşırmayayım.
Kitaplaşmayı bekleyen üç dosyam var. Bunlar: “Bizim Köyden İnsan Manzaraları 1-2, Türkü Söyledim Sana”
.
Bu üç dosyayı K.Maraş Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler birimine verdim. Dosyalar incelenecek. Uygun görülürse kitap yapılacak. Önceki gün Sosyal Hizmetlerden Sayın Ömer Yalçın Ova aradı. Ömer Bey çok kibar bir insan. Dosyalarımın kurul tarafından incelendiğini söyledi Ömer Bey. Kurul, dosyaların içerik yönünden K.Maraş’la ilgili olmadığı için yayınını uygun görmemiş.
Ömer Bey dedi ki:
-Keşke anlatılarınız K.Maraş’la ilgili olsaydı. Doğrusu Tokat’ı ve Oğulcuk’u kıskandık.
.
Burada bir düzeltme yapayım. Benim anlatılarımdaki Oğulcuk Tokat’a değil, Yozgat’a bağlı. Yozgat’ın Oğulcuk’u.
Ömer Yalçın Ova’ya teşekkür ettim. Saygılarımı sundum. Zaten Boğaziçi Yayınları arasında yer alacaktı Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1. Bir yıla yakın Gazi Altun’da dizgisi yapılmış, baskıya hazır halde bekledi. Ama olmadı. Ne yapalım, sağlık olsun.
.
Aziz dostlar! Bu yıl bu dosyalardan hiç olmazsa dizgisi yapılıp baskıya hazır bekleyen “Bizim Köyden İnsan Manzaraları-1” kitap olacak. Öyle veya böyle... Ok yaydan çıktı. Kredi mi çekeriz? Kültür hizmetleri faslından bir sponsor (destekçi) mu buluruz? Bakalım...

12.05.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
TELLİ TURNAM SELAM SÖYLE
Değerli dostum Mustafa Bey’ciğim, nazire filan değil sizin deyiminizle yanık ve içli pek güzel bir koşma olmuş. Alevi düşüncesinde de Turna’nın ayrı bir yeri vardır. Bunu bildiğimden Turnalı şiirleri bende daha bir duygulu okurum. “Küsmesin” eşine dostuna, çoluğuna çocuğuna, sevgilisine, memleketine özlem duyanların en içten yakarışı, özür’ü oluyor. Duygulu yüreğinize sağlık. Sevgiler selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 01.04.2017 08:43
MARAŞ AĞZI KÖROĞLU-1
Değerli Dostum Mustafa Bey’ciğim,
Ben nasıl demeyeyim gözün kör olmasın ey televizyon, ey akıllı telefon. Bütün bu güzel deyişler, maniler, türküler, ağıtlar bu aptal kutusu yok iken köy odalarında, harman yerinde, bağ bostan beklenirken, davar-kaz güderken meydana çıkıyordu. Şimdide çıkıyorsa da kulağasma. Bu renk bu koku yok. Ya da bize öyle geliyor.
Şu güzelliğe bakınız,
“Eşk-i çeşmim var iken deryalarda
Deryalar dalgalanmasın
Birde vay! İkide vay! Üçte vay!
Bir derde müptelayım ki
Desem vay! Demesem vay!”
Ve dinleyicilere (seyircilere) der kİ:
“-Diyelim mi?
(Dinleyiciler hep bir ağızdan):
-Diyeliiim!
-Hay hay!.”
Kapattım gözlerimi, kendimi dinleyenlerin arasında farz ediyorum. Vay ki vay!
Yüreğinize sağlık, devamını heyecanla bekliyorum. Sevgiler, selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 18.03.2017 21:12
VAR GİT ÖLÜM!
Ah ah! O güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler. Biz bize kaldık eyvahlar olsun.Zamane buna sebep. Buyurduğunuz gibi televizyon, telefon... Geçen gün bir manavdan limon alacağım sabah yürüyüşünden dönerken. Kendi elimle seçip naylon torbaya (poşet) koydum limonları. Tezgahın arkasında bir yeni yetme. Elinde de telefon. Telefona yoğunlaşmış. Beni fark etmedi bile Abdulkadir Bey.Kasaya geldim. Kasada orta yaşlı bir bayan. Onun elinde de bir akıllı telefon. Poşeti uzattım. Elim havada kaldı. Bekliyorum. Bayan ha bire telefonla uğraşıyor. "Tartar mısınız?" dememle aydı. Aldı elimden poşeti, tarttı. Neyse ücreti öderken duramadım: "Ne var şu telefonda yahu?" deyiverdim. Kadıncağız yüzüme baktı "Sana ne be adam?" modunda... "Ne yapalım beyfendi. Kızım okula vardı mı? Servisi kaçırdı mı? Onu sorguluyordum." dedi. Zamane, insanları birbirinden uzaklaştırdı ne yazık ki...
Eşini ve üç evladını kaybedip kıyametleri dünyada gören Möhteber ablamıza selamınızı tebliğ edeceğim. Başım gözüm üstüne efendim.
Selam ve saygıyla aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 9.1.2017 17:50:4
VAR GİT ÖLÜM!
Değerli dost Mustafa Bey’ciğim. Muteber hanım gibi arif ve kâmil insanlarımız vardı. İsterdik ki onlar anlatsın, söylesin biz sabahlara kadar dinleyelim. Nereye gitti bu insanlar. Nasıl birden bire yok oldular. Sanırım önce bu aptal kutusu televizyon sonra cep telefonları buna sebep oldu, bizi birbirimizden kopardı. Artık dost ahbap gezmeleri de kalmadı herkes evinde. Mekânlar da değişti. Mekân değişince masal, mani, türkü üretimi de hem azaldı hem basitleşti. Rahmetli Nida Tüfekçi misafir ettiği bir Rus folklorcusuna Sürmelimizin “kaşı çamellenmiş kirpik üstüne hevada bulutun ağdığı gibi” mısraını tercüme edip manasını anlatınca adamcağız çok şaşırmış. Bir köylü bu benzetmeyi nasıl yapar hayret ettim demiş. Bunu Akdağmadeni türkülerini TRT’ye kazandıran rahmetli öğretmen Fahri Akbilek ağabeyim anlatmıştı. Muteber Hanımın söylediği Bozlak’ın sözlerini okuyunca birden duygulandım. Muteber Hanımın ellerinden öperim.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 7.1.2017 22:01:0
ANAM ŞEHİTLİK BİZE DÜŞTÜ
Muhsin Öğretmenim,
Çok haklısınız. Şiir teknik olarak incelenirse koşma biçiminde yazılmış. Ölçü şaşmış bazı dörtlüklerde.Ama duyguların söze dönüşündeki içtenlik tekniği mekniği bir yana bıraktırıyor. Üslupdaki yalınlık, samimiyet...Bizi alıp götürüyor, gam ve gussa denizlerine.
Bilmukabele teşekkürler aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 2.1.2017 14:00:5
ANAM ŞEHİTLİK BİZE DÜŞTÜ
Değerli Dostum,
Şiir içerik olarak duygularımızı tümüyle yansıtıyor. Ancak kimi dizeler on bir, kimi dizeler on iki, kimi dizeler de on üç heceyle oluşturulmuş. Dolayısıyla hece ölçülü gibi görünen, ancak ölçüsüz bir şiir olmuş. Kuşkusuz burada önemli olan şiirin biçimselliği değil özü. Bu eleştiriyi sizden cesaret alarak yaptım. Çünkü siz de birtakım eleştirilerde bulunmuşsunuz haklı olarak. Bizim eleştirimiz branşımızın gereği. Ama yanık yüreklerimizin yanında devede kulak kalıyor eleştirilerimiz.
Sayın Sebahattin Aslan'a gönülden duyguları ve duyarlılığı için sonsuz teşekkürler...
Muhsin Köktürk -- 28.12.2016 11:48
ÂFAT
Teşekkürler Abdulkadir Bey. Dost meclislerinde "Hoca, hacı" gibi hitapları sıkça duyarız. Tunay Bey de dostlarının imamı. Bir imam hadisesi de ben nakledeyim: Kardeşim Mehmet Boğazlıyan'da demir alacak. Bahçenin etrafına demir direk dikecek. Birileri der ki:"Hurdacıda var. Hurdacıdan alırsan daha ucuza mal olur. Sanayide İmam'da bulursun." Mehmet'in aklına yatar. Araya sora İmam'ı bulur. Kendini tanıttıktan sonra sorar: "Hocam hangi caminin imamısınız?" İmam, ters ters bakar Mehmet'e: "Ben hoca moca değalim. Benim adım İmam. Kendimin imamıyım gardaşım."
Mehmet gaf yaptığını anlar. Demirleri alıp parasını öder. Hemen dükkandan ayrılır.
Selam ve saygıyla efendim.
Mustafa Topaloğlu -- 09.10.2016 15:58
ÂFAT
Değerli dostum Mustafa Bey'ciğim bu hadisenin komik bir benzeride Çanakkalede olmuştu köşemde okuyucu ile paylaşmıştım. Olayın kahramanı sevgili arkadaşım Tunay Sezgin bir kerede sizin köşenize misafir olsun istedim. Buyrun BİZİM İMAM.
Olay, Çanakkale’de Vali Bey’in, Belediye Başkanı’nın ve eşraftan tanınmış kişilerin de bulunduğu içkili bir yemekte başlar. Gecenin ilerleyen saatlerinde sohbetler de tatlılaşınca dostlar, arkadaşlar şerefe deyip kadehleri kaldırırlar. Salondaki bir gruptan ara sıra “hadi imam şerefine” sesleri duyulup kadehler kaldırılıyor. “Hadi imam şerefine” sesi bir ara Vali Bey’inde kulağına kadar gelir. Duyduklarına şaşıran Vali Bey, uzaktan önce imam kim onu tespit ediyor. Sonra yanındakilere imamı işaret edip nerenin imamı olduğunu soruyor. Onlarda yanındakilere sora sora nihayet Güzelyalı olduğunu öğreniyorlar. Ertesi günü Vali Bey müftüyü makamına çağırıp “ Yahu Güzelyalı’ya tayin ettiğin imam maşallah dün gece şerefe deyip deyip malı götürüyordu bu nasıl imamlık bu nasıl müftlük” diye azarlıyor. Çok üzülen müftü hemen o gün Güzelyalı Camii imamını görevden alıyor. İmam bu ani görevden alınmaya bir anlam veremeyerek hemen Çanakkale’ye müftüsünün yanına varıyor. Müftü de validen işittiği azarın acısını imamdan çıkarıyor “ Vali Beyin ve Belediye Başkanının hazır bulunduğu bir yemekte hem de onların huzurunda şerefe deyip içmeye utanmadın mı be adam” diyor. İmam şaşkın “Ne valisi ne yemeği ne içkisi sayın müftüm” derken birden kafasında bir şimşek çakıyor. Yemekte Belediye başkanı da olduğuna göre onun kuzeni bizim imam da mutlaka ordadır deyip “Beni görevden almayın, bana iki saat müsaade edin ben olayı detayı ile öğrenip size arz edeyim diyerek yanından ayrılıyor. Hemen Güzelyalı’ya dönüp bizim imamı buluyor. “ Sen dün Vali Bey’in de bulunduğu bir yemekteydin değil mi” diyor. Bizim imam “Evet ya! Ama yine biraz fazla kaçırmışız” deyince, caminin imamı “ Aman Tunay ocağına düştüm senin yüzünden müftü beni görevden aldı, bir zahmet benimle müftülüğe gel” diye yalvarıyor. Birlikte tekrar Çanakkale’ ye müftüye gidiyorlar. İmam efendi bizim Tunay’ı müftü ile tanıştırıp “ Efendim işte bizim Güzelyalı’daki imam bu kardeşimiz, ismi de Tunay Sezgin ama çoğu kişi Tunay’ın ismini bilmez biz onu imam diye çağırırız” diyor. Oradan hep birlikte Vali Bey’in makamına gidip orada da aynı tanıtımı yapıyorlar. Vali Bey olaya çok gülüyor. Olayın kahramanı Tunay Sezgin ve kardeşi Erdoğan Sezgin benim 50 yıllık kadim arkadaşlarımdı. Erdoğan’ı 2009 yılında toprağa verdik nur içinde yatsın. Tunay hayatta çok şükür, o bizim her zamanki “imamımız”. Allah ona sağlıklı uzun ömür versin inşallah.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 08.10.2016 22:31
GÖMÜRGENLİLER-1
Sevgili adaşım, Gömürgenliler-2'yi hemen gönderiyorum. İlginizden dolayı teşekkür ederim. Selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 30.06.2016 10:47
ENjÜMEN (ENCÜMEN)
Değerli dostum Mustafa Bey'ciğim. Okuyunca gülsem mi,üzülsem mi şaşırdım. Her gün yüzlerce kişi oradan geçiyor ama farkında olamıyor. Orta okulda elişi hocamız bunu "bakarda görmez" diye tarif ederdi. Hakikaten böylemidir yada duyarsızlıkdan mıdır? Sonra aklıma geldi "ağlemek ücrete tabidir" diye de yazabilirlerdi diyerek güldüm.Selamlar,saygılar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 28.06.2016 22:33
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 45 45