BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.08.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
197
Dün
:
4890
Toplam
:
12844670
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
HAYIRLI YOLA GİDENLER
mustafatmatpl@hotmail.com
Halil Atılgan derlemiş. Kaynak kişi Necla Babacan Gen. Deyiş Adana yöresinden. İlk dörtlüğünü yazayım:
.
“Aşk yoluna canı feda kılanlar
Siz de düştünüz mü zora ben gibi
Bir Leyla misali Mecnun olanlar
Yaktınız mı canı nara ben gibi”
.
Gerçek aşık aşk yoluna canı, başı feda kılandır. Soruyor çilekeş aşık “Siz de benim gibi zora düştünüz mü? Canınızı ateşlerde yaktınız mı?” diye. Bir istifham sanatı yapılıyor. Bildiğini bilmezleniyor ozanımız. Zora düşmeden sıkıntıya, çileye katlanmadan aşık maşukuna kavuşabilir mi? Bunu biliyor da bilmezden geliyor. Buna tecahül-i arif derler efendim.
.
Hayırlı yola gelelim. Ya da hayırlı yola gidelim. Gidelim mi? Gidelim. Bizim yörede hayırlı yol Kabe yoludur. Hacca gitmek tabiri yerine kullanılır. Hayırlı yolun yolcuları yolculuk öncesinde yol hazırlığı yaparlar. Aşkla, şevkle...
Konu komşuyla, eş dostla, yarenle,hısım akrabayla halleşirler. Yemek verirler. Hacı yemeğidir bu. Yemeğe tüm köy halkı davet edilir. Komşu köylerden de davetliler gelir. Kur’an okunur. Dua edilir. Yemek sonunda hacı adayı helallik ister. Helalleşilir.
.
Vakti zamanında Hacıysuf (Hacı Yusuf Ceyhan) Hacca gidecek. Tüm hazırlıklar tamam. Yolculuk başlayacak Oğulcuk’tan. O zaman öyle uçak muçak yok. Otobüsle veya vapurla gidiliyor Hicaza. Yolculuk günlerce sürüyor. Hayırlı yolculuk gidiş- dönüş iki aydan fazla. Gidip de gelmemek, gelip de görmemek var.
Hacıysuf eşiyle dostuyla, hısım akrabasıyla helalleşti. Yolculuk öncesi Cuma namazında camide ayağa kalktı. Helallik istedi:
-Gomşular, dedi. Hayıllı yola gidiyom. Allah cümlenize nasip itsin. Hakkınızı helal idin. Gidip de dönmemek, gelip de gormemek var. Benden yana kimde hakkım varısa helali hoş ossun.
Camide bir uğuldaşma. Birkaç cılız ses ağız ucuyla helallik verdi. Çoğunluk oralı bile olmadı. Mırıldanmalar, dırıldanmalar…
Hacıysuf ayakta. Şöyle bir baktı cemaate. Kesik kesik güldü. Sesini yükseltti:
-Ihı…Ihı…Ihıg…Valla gomşular ne nazlanıyonuz ki? Ben bu yola gidecağam. İsder hakkınızı helal idin, isder itmeyin. İtseniz de gidecağam, itmeseniz de… dedi.
Gülüşmeler oldu. Cemaat dağıldı. Daha sonra yorumlar yapıldı:
-Yav, Kel Hacıysuf gine yapacağını yapdı. Kimselere eyvallah itmedi, diye.

10.08.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SAVURSUNLAR YELE BENİ!..
Aziz dostum,vesile oldunuz. Aşık Serdari'nin bir dörtlüğünden "Kıtlık Destanı"na uzandım. Sonra karşıma Çolak Hacı çıktı. Serdari...Ele avuca sığmaz bir baba yiğit. Gözü pek. Mert mi mert.Özeline indim. Güzel bir çalışma oldu.Emeğim yerde kalmadı. Dilerim, kitaplaştırmak da nasip olur.
Teşekkürlerimle. Selam ve saygıyla...
mustafa topaloğlu -- 03.07.2017 15:04
SAVURSUNLAR YELE BENİ!..
Değerli dostum Mustafa Bey'ciğim, Anadolu Halk Bilim Akademisinin düzenlediği yarışmada jüri tarafından birinci seçilmeniz bizleri de çok mutlu etti. Başarılarınızın devamını diler sevgi ve selamlarımı gönderirim. Sağlıkla kalın inşallah.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 01.07.2017 14:55
SAVURSUNLAR YELE BENİ!..
Teşekkür ederim öğretmenim.Sizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
mustafa topaloğlu -- 01.07.2017 08:14
SAVURSUNLAR YELE BENİ!..
Sayın Mustafa Topaloğlu,
Anadolu Halk Bilim Akademisinin düzenlediği yarışmada “Şarkışlalı Âşık Serdari” yapıtınızla jüri tarafından birinci seçildiğinizi öğrendim. Bu başarınızdan dolayı şahsınızı kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Muhsin Köktürk -- 30.06.2017 20:35
DEREKEMAL
Evet aziz dostum, bazı türküler bizi alır götürür bir yerlere. Lamekan olursunuz. Kimi kez hüzünlenir, kimi zaman coşar taşarsınız.Bazı türküler koroyla daha bir havalı olur. Çünkü koro çoğaltır türküyü. Seslerin sese katılması, birlikte koşalaşarak söyleyip türkünün temasıyla hemhal olmak gibisi var mı? Bir de Tek Kapıdan Çıktım Yüzüm Peçeli'nin ikinci kıtasının yer aldığı bir Kayseri türküsü var. Dağdan Yuvarlandı Kayalarımız'la başlar. Hüzünlüdür. Yürek dağlayıcıdır. Adnan Türköz veya Ahmet Gazi Ayhan'dan ya da Nida Tüfekçi'den dinlenesidir.
Selam ve sevgiyle. Teşekkürlerimle...
Mustafa Topaloğlu -- 08.06.2017 11:50
TEK KAPIDAN ÇIKTIM
Sevgili dostum,
Türkülerimizin hepsi güzeldir ama bazıları daha güzeldir. Amasya türküsü “Tek kapıdan çıktım yüzüm peçeli” de gerek sözleri, gerek müziği açısından bir başka güzeldir bizim Yozgat Sürmelileri gibi. Yılını tam hatırlamıyorum 1960 lı yılların başı olabilir. Daha televizyon evlerimize girmemişti. Hafta sonları Ankara radyosunda istek programları vardı. Her istek programında rahmetli Nida Tüfekçinin sesinden, “Sabahınan esen seher yeli mi. Benim gönlüm divane mi deli mi” diye başlayan Sürmeli Türkümüz istek yapılır ve çalınırdı. “Tek kapıdan çıktım yüzüm peçeli” türküsü de bana yoğun duygular yaşatır. Eminim o tekerlekli sandalyeli hassas insanda bu türkü çalınıp söylenirken böyle yoğun duygular içinde dinlemiştir. Ben bu türküyü korodan dinlemeyi tercih ederim. Koro halinde söylendiğinde başka bir tad verir. Ayrıca “Neyleyim dünya da dünya malını. Gönül arzu ediyor eski halini” nakarat kısmı da müzik olarak fevkalade güzel ve duygulu. Şimdi size bu mesajımı yazarken Emel Taşçıoğlu’ndan da türküyü dinliyorum. Sevgiler, selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.06.2017 10:38
EL YAZISI
Değerli dostum Mustafa Bey’ciğim, sizin de buyurduğunuz gibi Milli Eğitim Bakanlığı gelecek dönem el yazısını müfredattan kaldırma kararı aldı. Gerekçeleri de el yazısının öğretimi zormuş. Laf ola beri gele. Hele, milli eğitimdeki başarısızlığın sebeplerinden biri olarak gösterilmesi rahmetli Demirel’in dediği gibi abesle iştigalden başka bir şey değil. Bizim çocukluğumuzda her satırı üç paralel çizgili güzel yazı defterlerimiz vardı. Güzel yazı dersimiz olduğu gün bu defterimizi ve divitimizi çantamıza koyar, bir elimizde çantamız, bir elimizde büyüklerimizin ördüğü kılıf içindeki mürekkep hokkalarımız, okulumuza yürüyerek giderdik. Cam olan bu hokkaların yolda başına bir iş gelip de kırılmasın diye azami dikkat gösterirdik. Sonraları plastikleri çıkmıştı. Yazımızın güzel olması için özenle yazmaya çalışırdık. Ve bizim yazılarımız hakikaten güzeldi. Bu güzel yazılarımızla eşimize, dostumuza, akrabalarımıza güzel kartlar gönderirdik. Atatürk’ün el yazısına özenir onun gibi yazmaya çalışırdık. Evet, sizin teşhisinize katılıyorum. Milli eğitimin emanet edildiği bakanlarımızın çoğu milli eğitim camiası dışından yani bu konuda formasyonu olmayan kişiler. El yazısını müfredattan kaldırmak isteyen milli eğitimin ilkokul 5. Sınıf din bilgisi imtihanında peygamberimizin çocuklarının isimlerini sormasını da takdirlerinize sunuyorum. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 29.05.2017 11:49
TELLİ TURNAM SELAM SÖYLE
Değerli dostum Mustafa Bey’ciğim, nazire filan değil sizin deyiminizle yanık ve içli pek güzel bir koşma olmuş. Alevi düşüncesinde de Turna’nın ayrı bir yeri vardır. Bunu bildiğimden Turnalı şiirleri bende daha bir duygulu okurum. “Küsmesin” eşine dostuna, çoluğuna çocuğuna, sevgilisine, memleketine özlem duyanların en içten yakarışı, özür’ü oluyor. Duygulu yüreğinize sağlık. Sevgiler selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 01.04.2017 08:43
MARAŞ AĞZI KÖROĞLU-1
Değerli Dostum Mustafa Bey’ciğim,
Ben nasıl demeyeyim gözün kör olmasın ey televizyon, ey akıllı telefon. Bütün bu güzel deyişler, maniler, türküler, ağıtlar bu aptal kutusu yok iken köy odalarında, harman yerinde, bağ bostan beklenirken, davar-kaz güderken meydana çıkıyordu. Şimdide çıkıyorsa da kulağasma. Bu renk bu koku yok. Ya da bize öyle geliyor.
Şu güzelliğe bakınız,
“Eşk-i çeşmim var iken deryalarda
Deryalar dalgalanmasın
Birde vay! İkide vay! Üçte vay!
Bir derde müptelayım ki
Desem vay! Demesem vay!”
Ve dinleyicilere (seyircilere) der kİ:
“-Diyelim mi?
(Dinleyiciler hep bir ağızdan):
-Diyeliiim!
-Hay hay!.”
Kapattım gözlerimi, kendimi dinleyenlerin arasında farz ediyorum. Vay ki vay!
Yüreğinize sağlık, devamını heyecanla bekliyorum. Sevgiler, selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 18.03.2017 21:12
VAR GİT ÖLÜM!
Ah ah! O güzel insanlar, güzel atlara binip gittiler. Biz bize kaldık eyvahlar olsun.Zamane buna sebep. Buyurduğunuz gibi televizyon, telefon... Geçen gün bir manavdan limon alacağım sabah yürüyüşünden dönerken. Kendi elimle seçip naylon torbaya (poşet) koydum limonları. Tezgahın arkasında bir yeni yetme. Elinde de telefon. Telefona yoğunlaşmış. Beni fark etmedi bile Abdulkadir Bey.Kasaya geldim. Kasada orta yaşlı bir bayan. Onun elinde de bir akıllı telefon. Poşeti uzattım. Elim havada kaldı. Bekliyorum. Bayan ha bire telefonla uğraşıyor. "Tartar mısınız?" dememle aydı. Aldı elimden poşeti, tarttı. Neyse ücreti öderken duramadım: "Ne var şu telefonda yahu?" deyiverdim. Kadıncağız yüzüme baktı "Sana ne be adam?" modunda... "Ne yapalım beyfendi. Kızım okula vardı mı? Servisi kaçırdı mı? Onu sorguluyordum." dedi. Zamane, insanları birbirinden uzaklaştırdı ne yazık ki...
Eşini ve üç evladını kaybedip kıyametleri dünyada gören Möhteber ablamıza selamınızı tebliğ edeceğim. Başım gözüm üstüne efendim.
Selam ve saygıyla aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 9.1.2017 17:50:4
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00