BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
292
Dün
:
4633
Toplam
:
15000642
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
ZAMAN AĞLAR
mustafatmatpl@hotmail.com
Hilmi Şahballı’nın garip ayağında bestelenmiş güzel bir şiiri var. Türkü formunda güzel bir ezgi. Şiirin tamamı bağlantı bölümüyle birlikte dört dörtlük. Ben İlk dörtlüğü bağlantısıyla birlikte ilginize sunayım:
.
“Gün geçer zaman ağlar
Yay geçer keman ağlar
Yarinden ayrılanın
Gözleri yaman ağlar

Vur gardaş sazın teline
Zım zım zıme zıme zım
O yar yanımda yok iken
Yaşamak neme lazım”
.
İlk dizede diyeceğini demiş Şahballı: “Gün geçer, zaman ağlar…” Gerisi hikaye. Geçen zaman neye ağlıyor ki acep? Akıp giden saliselere mi? Sel gibi coşkun günlere, aylara, yıllara mı?
Ben, Şahballı’nın hoşgörüsüne sığınarak diyeceğim ki: “Yıl geçer, zaman ağlar”.
Bir yılı daha geride bıraktık. Ömrümüz geçti, gidiyor. Yeni yıllara yeni umutlarla girdik. Beklentilerimiz vardı. Kimisi gerçekleşti. Kimisi bir sonraki yeni yıla kaldı.
.
Umutlarımız… Umutsuz olmaz kardeşim. Umut ışığı yanıp durmalı kalbimizin bir köşesinde. O ışık söndü mü, iş kötü. Hayattan kopuşun nişanesidir umut ışığının sönmesi.
Tam burada bir atasözü geldi hatırıma. Bakın ne demiş atalar? “Uma uma, döndük muma”. Evet kafiyeli, kefiyeli bir söz. Bir umutla beklemenin zorluğu anlatılmış. Ben derim ki, bekleye bekleye umsunuk da olsak, muma da dönsek kalbimizdeki umut ışığını asla söndürmeyelim. Aman ha! Aman!...
.
Zaman göreceli, değişken bir kavram. Bekleyen için zaman geçmek bilmez. Asker yolu bekleyen bir sevgili, askerde gün sayan bir Mehmetçik zamanı saliselere bölerek sayar. O zaman bir türlü geçmez. Bir mahkum, hapishanede… Zaman ne kadar ağır ilerler onun indinde. Bayramlar, tatil günleri, izinler ne çabuk geçer. Hele bayram günlerinde çocuksanız… Zamanın nasıl geçtiğini bilemezsiniz.
.
Sevgiyle dolu gönüller için zaman bir sonsuzluktur. Seven gönül, çevresine pozitif enerji verir. İyimserlik aşılar. Karamsarlık, kötümserlik seven gönülde barınamaz.
Öyleyse önce kendimize değer verelim. Bize Tanrı emanetidir canımız. Bu cana sahip çıkalım. Hayatı sevelim. Dem bu demdir. Yaşadığımız zamanı sahiplenelim efendim.
.
Umarım yeni yılda umutlarımız gerçekleşir. Yeni yıl hepimize kutlu olsun.

08.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİLECE SÖYLEŞEK
Suzan Hanım! Açıklamalarınıza ve ilginize çok teşekkür ederim.Doğru söylüyorsunuz.Dini ıstılahlara oldukça vakıfsınız.İlim bir derya,benim bildiğim, denizde bir damla bile değil.Benim çok eksiğim var,kabul ediyorum.Ama imanım sıdk-ı candandır.Kalbidir. Çok yararlandım izahatınızdan.Lakin ana dil bahsinde Güzel Türkçemiz de Arapça kadar zengin bir kültür dilidir.Bizim ses bayrağımızdır.Ağzımızda ana südümüzdür Türkçe.Kaşgarlı Mahmut'a rahmet etsin yüce Tanrı.Divan-ı Lügat-it Türk'ü bu gayeyle yazmış.Ben ana dilime sevdalıyım.Yunusça söylersek:
"Benim dilim kuş dilidir
Benim elim dost elidir
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim."
Bu bahis uzar gider.Uzun söze ne hacet?..Önemli olan niyettir efendim.
İlginize bir kez daha teşekkür ediyorum.
Selam ve saygıyla...

Mustafa Topaloğlu -- 10.03.2013 09:40
BİTER Mİ BİTER
Mustafa Bey,Suzan hanımın yorumuna doğrulayacak bir yazı olmuş. Işık dediğin şey eninde sonunda tükenir. Tükenmese bile bir tüketen bulunur.

Yıllarca gözüne ışık olan idareyi atarsan, attığını bulmak için uğraşırsın.Eskinin kıymetini bilmeyen yeniden hayır göremezmiş.Bu "sözcük"ler içinde geçerli sanırım.

selamlar
YAŞAR ŞAŞAR -- 09.03.2013 22:39
BİLECE SÖYLEŞEK
Sayın Topaloğlu;Sizde teveccüh gösterip "ışık ve nur" kapsamındaki değimler hakkında açıklayıcı yazı yazdığınız için teşekkür ederim.Fırsat bulamamaktan geciken teşekkürüm için lütfen hakkınızı helal ediniz. Ancak açıklamanız beni çok tatmin etmemiştir.Sizinde belirttiğiniz gibi "Nur"kelimesinin karşıtı zulmetdir.Yani günah işleyen kişinin kalbinin kararması ve katılaşmasından dolayı hissedilen rahatsızlıkdır.Oysa ki "ışık" kelimesinin karşıtı karanlıkdır.Maddeyi görememe.Maddeyi görmek için maddenin enerjisine ihtiyaç hasıl olduğu gibi, zulmetten kurtulmak içinde madde üstü sonsuz dan yansıyan, sonsuz kaynaklı "Nur"a ihtiyaç vardır. "ışık" Allah'ın yarattığı madde enerjisinin açığa çıkmasıyla oluşuyor "Nur" ise cismi aradan kaldırıp, sonsuz varlıkdan yansıyor.Hatta cisme yansımıyor.Sadece ruha yansıyor.Her iki kelime bir birinin aynı gibi görünsede kaynakları mekanları çok farklıdır.

Bu bakımdan, Vefat etmiş kişilerden bahsedilirken,cismaniyetleri olmayan varlıklar olarak,Allah'ın (C:C) Affı,Rahmeti,Merhameri,şeffatine mazhar olması kasdedilerek "Nur içinde yatsın" değimi telaffuz edilir.

Sizin "ışıklar içinde yatsın" değiminizi birazcık tenezülsüzlük gibi algılıyorum.Cisimden geldik cisme gidiyoruz. Yine cisme ihtiyacımız var.Bende bunu temenni ediyoyorum" der gibi bişey oluyor. Oysa ki,yazılarınızdan imanlı bir şahıs olduğunuz anlaşılmaktadır. Uyarı mahiyetinde açıklama yapmanızı isteme cürretinde bulundum.Çünkü insan, bişeyler öğrenmek için,kendini geliştirmek için okur.Yanlış değimler türetmeye çalıştığımız zaman,doğru değimler yok olur ve insanı yanlış yola sürükler.Alkışlarla cenaze kaldırma modası oluştuğu gibi, ölenin arkasından mum yakma modasıda oluşur.Bunun ilerisini düşünecek olursak,ileriki nesilleri başka dine farkedilmeden ettirilmeden kaydırmaktır.

Dil konusundaki açıklamalarınızada katılmıyorum.Dil canlı bir varlıktır. Nasıl ki insan çeşitli gıdalar ile besleniyorsa, dil de çeşitli dillerden beslenerek diri kalır. Yani "dil", kültür ve medeniyetten beslenir."İslam" kültür ve medeniyetinden "Türkçe"miz her zaman beslenmiştir.İllada kendi dilimden kelimeler kullanmayı tercih ederim diye tercihte bulunduğumuz zaman yozlaşmış fikirler aksettirmiş oluruz.Allah'ın adı doksandokuz tane. Hepside arapça.Belki Türkçe,farsca,latince... kalıba uyanıda vardır.Türkçe olsun diye "Tanrı" ismini kullanmak kimin haddine düşer.Allah(c.c) doksan dokuz isim vermiş. Ama herkes kendi dilinde bana hitap etsin dememiş."Allah" ismi tüm insanları tek noktada birleştiren sonsuz varlıktır.Tabiki iman edenleri, Kelimei Şahadet getirenleri. Siz kendi adınızı ingilizce olarak kullana bilirmisiniz? Şunu söylemek istiyorum.Kutsal kitapta geçen isimlere tenezzül etmeyip, benim dilim daha kutsal der gibi yeni türvler, yeni isimler üretmek kulun ne haddinedir? Sizin değiminizle "Bazı sözcükler kullanımdan düşerken bazıları hayatiyat kazanır" ise sözcükler yok olmaya muktadir ölümcül demektir.Yok olmayan, düşmez kalkmaz Allah'ın adını değiştiremediğiniz gibi Kendisinden hasıl olan (nur) varlığın adını değiştirdiğiniz zamanda sazda ritim misket çalar, sözde usta bozlak başka söyler.

Selam ve saygılar...
SUZAN -- 08.03.2013 22:33
KUZULAR BİZE SÖYLER
Suzan Hanım, şimdi kabristanlar da aydınlatılıyor. Elektrik şükürler olsun oralara kadar ulaştı.Sayın yazar haklı olarak ışık sözcüğünü kıllanıyor sanırım.Yer yüzündeki ışığın yerin altındakine faydası var mı bilmiyorum.Teknolojinin kölesi oldukça ilimden de uzaklaşılıyor.Elbetteki oluşan boşlukları yeni yeknik türevler dolduruyor haliyle bu sözcüklerede yansıyor. Tabi Topaloğlu bu konuda fikir beyan edecektir.

Yazılarınızın devamı dileğiyle..
Çağdaş -- 18.02.2013 15:13
İDEALİNİZDEKİ MESLEK
yazılarınızı beğenerek zevkle okuyorum.Akıcı bir üslubunuz var. değişik konularda da yazıyorsunuz.Bence insanlar mümkün olabildiğince gözlemlerini ve birikimlerini birbiriyle paylaşabilmeli..saygılar.
latif -- 18.02.2013 10:20
KUZULAR BİZE SÖYLER
Sayın Yazar, Yazılarınızı takip ediyorum ancak moda sözler türettiğinizi görüyorum.Ölen insana "Nur içinde yatsın" diyerek Allahın Rahmeti kasdedilir sanıyorum.Siz, ışık derken neyi kasdediyorsunuz? Bir yazınızda bu cümleyi açarsanız sevinirim.

Saygılar..

SUZAN -- 17.02.2013 00:43
ASKIDA EKMEK
sAYIN TOPALOĞLU;Hayırı askıya asalım ihtiyacı olan alsın.Fakat kime güvenerek yapmalı bu işi.Askıya asanamı? Askıdan alana mı? Keşke bu kadar güvenilir insanlarımız olmuş olsa ne güzel olurdu bu uygulama. Öğrenciler için ne çok işe yarardı.Fakir fukara fırında ekmeğini,kafede çayını hazır bulurdu. Hemde insan yediği içtiğinin şükrünü eda etmiş, zekatını ödemiş olurdu.

Ahlaki değerlerin yüksek olduğu toplumda, aç canlı bulunmaz.Kimse kimseye boyun eğmez diye düşündürdü bu uygulama beni.

Çok güzel bir gözlemi kaleme almışsınız. Kaleminiz var olsun.



sayha -- 11.02.2013 19:12
KİRAZLAR ÇİÇEK AÇTI
Ağaçların mevsim dışı çiçek açmaları depreminde habercisidir.Allah korusun. Bu tesbite her ne kadar inanmak istemesemde yalana aldanmakta felaket getirir.Allah hayırlara tebdil eyledin İnşallah
sayha -- 17.11.2012 21:43
...OLMUYO...OLMUYO!
Öncelikle duyarlı yüreğinizi kutlarım.

Bir yazımdan alıntı yapmanız şahsımı onurlandırdı. Ozanlarımız hayatta iken kadrini kıymetini bilmeliyiz diye düşünüyorum. Aynı zamanda bende bir hemşehrinizim. Boğazlıyan'lıyım.

Selam ve saygılarımı sunarım.
Halil Manuş -- 15.11.2012 23:50
ALLAH VERİYOR
boğazlıyanlı bir hemşehriniz olarak bundan sonra buradan sizi okuma fırsatı bulacağım için mutluyum.yazı hayatınızda başarılar dilerim.
selim -- 03.09.2012 07:59
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
9
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00