BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 10.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
200
Dün
:
4633
Toplam
:
14934569
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
BİR ARKEOLOG’UN ANILARI-2
mustafatmatpl@hotmail.com
Asker olur Mehmet Eroğlu. Ankara’da tamamlar vatan vazifesini. Kepiç’e gelir. Kayseri’de Anatamir Fabrikasına hamal olarak girer. Hem çalışır, hem de dışardan ortaokulu ve akşam lisesini bitirir. Bu sırada evlenir. Üniversite sınavına girer. Ankara DTCF Arkeoloji Bölümünü kazanır. Sanat okuluna memur olarak işe girer. Yine işi ve okulu birlikte götürür. Eşini yanına alır. Bir gecekondu edinir. Okulu bitirir. İlk görev yeri Alacahöyük Müzesi’dir. Daha sonra Antalya Side Müzesi, ardından Aydın Milet Müze müdürlüğü görevi ve Aydın İl Kültür Müdürlüğü…Bu sırada 12 Eylül Darbesi olur. Bir müddet sonra Aydın İl Kültür Müdürlüğü görevinden alınır.
.
Mehmet Eroğlu, Ankara’ya gelir. Ankara Kültür Müdürlüğünde “Yakın köylüm ve akrabam” dediği birisi var. Bir iki emekli subay bulmuş. Ankara’ya kültür müdürü olmak için var gücüyle çalışıyor. Onun odasına varır Selam ve hal hatırdan sonra bakar ki soğuk bir karşılama. Aldırmaz. Paltosunu çıkarıp onun oraya koymak ister. Sonrasını Eroğlu’dan okuyalım:
“-Hemşerim, benim genel müdürlükte biraz işlerim var. Şu paltom burada dursun. İşlerimi bitirince gelir alırım, dedim.
-Mehmetçiğim, sen paltonu buraya asmasan iyi olur. Ben bu günlerde Ankara’ya Kültür Müdürü olmak istiyorum. Kararnamem hazırlanmak üzere. Şimdi seni benim yanımda görürlerse benim için iyi olmaz. Hatta şu kararname çıkıncaya kadar benim yanıma uğramasan çok iyi olur, dedi.
Bunları duyunca sanki o bina başıma yıkıldı, tepemden bir kaynar su döküldü. Dengem bozuldu. Astığım paltomu geri aldım ve şöyle dedim:
-Ulan aşağılık adam, senin Kültür Müdürlüğüne de… diye saydım, döktüm.”
.
Düşenin dostu olmaz tabii… Bazı kadir kıymet bilmezler yakın köylüsü, hemşerisi ,hatta akrabası bile olsa zor gününde selamı sabahı keser.Dert üstüne dert ekler. Bir derdini bin eyler.
.
Aydın İl Kültür Müdürlüğü’nden Mardin Müzesi’ne uzman olarak atanır. Tek başına gelir Mardin’e eşi ve çocukları Aydın’dadır. Telefonla görüşür zar zor eşiyle. Yine böyle bir telefon görüşmesinde oğlu Hakan’la da konuşmak ister. Sözü yine kendisine bırakayım: “Hanımın:
-Baban. Koş, çabuk! dediğini duydum.(Bu sırada Hakan Beşiktaş maçını seyretmektedir televizyonda) Oğlum:
-Dur Beşiktaş’ın maçı var. Beşiktaş penaltı atıyor, biraz beklesin, demiş. Ben onun için yanıp tutuşuyorum. O Beşiktaş’ın penaltısını benimle konuşmaktan daha önemli görüyor.”
.
Mardin’de re’sen emekli edilir. Döner Aydın’a. Bakkal Murtaza dönemi başlar Mehmet Eroğlu’nun. Bir büfe çalıştırır. Büfeye “Kültürün Yeri” derler.
Bir zaman sonra tekrar memuriyete. Son görev yeri Erzurum İl Kültür Müdürlüğüdür.
.
Bir Arkeolog’un Anıları 443 sayfalık bir kitap. Baskı tarihi 2011. Birinci hamur kağıda basılmış. Kağıt birinci hamur. Ama dizgi o kalitede değil. O kadar dizgi yanlışı, baskı hatası var ki…Sayfa düzeni... Yazım yanlışları da bir hayli. Birkaç örnek vereyim: Şu ünlü Britüs… İki yerde “Bürü tüs” yazılmış. Alman kazı heyeti başkanı Prof. Klaus’un soyadı “Tuh et, Thuet,Tuhelt,Tuchette,Tuhette,Tuhelte,Tuh ette” 7 değişik şekilde yazılmış. Yeni baskıda dizgi yanlışları titizlikle gözden geçirilip giderilmelidir.
.
Kitap sanırım on bir puntoyla yazılmış. Gözü yoruyor. On iki puntoyla yazılsa daha rahat okunurdu. Kitabın son bölümüne Mehmet Eroğlu’nun aldığı ödüller ve taktirnameler eklenmiş. Duran Teke ve Beyhan Erdoğan’ın Bir Arkeolog’un Anıları’yla ilgili değerlendirmeleriyle kitap sonlanmış.
.
O kadar ilginç anekdotlar var ki kitapta okumak lazım. Resmi araçla kız kaçırma... Hele bir “Ağ Gelin” türküsü söylemeleri damatla kaynananın… Ben anlatmayayım. Okuyun da görün.
.
Akıcı, konuşur gibi sıcak ve sade Mehmet Eroğlu’nun dili. O derece samimi. Hayat mücadelesinde karşılaştığı ihanetler, ikiyüzlülük, vefasızlık… Tabii vefa, dostluk, değerbilirlik de var canım. Hepsini sayıp dökmüş.
.
Alınacak dersler var Bir Arkeolog’un Anıları’ndan. Mutlaka okunması gereken bir kitap Bir Arkeolog’un Anıları.



05.04.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
"HERŞEY O’NDAN!"
Sayın Gül, önemli olan okumak. Okuduğunu irdeleyip yorumlamak. Kuru kuru da olsa! Okumak, yorumlamak ve yazmak güzeldir. İlgine teşekkür ederim.
Selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 10.10.2018 21:59
"HERŞEY O’NDAN!"
Sayın Topaloğlu senin dediğin gibi yerlerine koydum kolun kanadın vs hiç olmadı şiir bence çok derin bir mana ifade ediyor şair İbrahim sayar istese 3-4 kıtada bitirebilirdi ki bunu da yapsa yapardı ben bu şiiri ezberledim aynı zamanda akılda kalıcılığı da kolay yani öyle kuru kuru yorum yapmak ne güzel
Alper Gül -- 05.10.2018 11:12
SAHUR ZAMANI
"Şimdi"nin şairi Şerafettin Hansu okumuş Sahur Zamanı'nı. Duygularını yazmış bana. Bir iletiyle göndermiş. Bu iletiyi virgülüne dokunmadan aktarıyorum:
"Saygı değer Mustafa hocam sesime ses verdiniz aynı duygularda buluştu gönüllerimiz!
Ne demişler !
Bülbülü altın kafese koymuşlar ille vatan ille vatan demiş!
Köyümden çıkıp Avrupaya gelişim daha dün gibi gözlerimin önünde! 22 yaşındaydım şimdi 48 oldum yıllar geçti ama bu yürek vatanından geçmedi! Bu dizeleri göz yaşlarımla yazdım! Gurbette özlüyoruz o günleri ezan sesini o telaşı! Hele çocukken teneke ile tan tan çalıpta bir köylüyü uyandırdığımız o günleri! ara sıra anıları kaleme alıyorum böyle dizeler çıkıyor işte!
Sizlerinde duyarlı yüreklerine sağlık tekrar tekrar teşekkür ediyorum nice muhabbetlerde buluşalım inşallah gurbetten sılaya selam ve dua ile"
Mustafa Topaloğlu -- 11.06.2018 00:16
VURGUNUM
Yazmışsınız ozanım. İmzalayıp göndermişsiniz.Bize okuması kalmış.Değerdi, değerlendirdik.Elinize, emeğinize sağlık. Bilmukabele selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 29.05.2018 23:15
VURGUNUM
Saygıdeğer Mustafa Topaloğlu Hocam
Öncelikle bu değerlendirme yazınız içi çok teşekkür ederim.
Devamında değerlendirme ile yetinmeyip birde notalı bestelerimi çalıp söylemeniz adına da ayrıca teşekkür ederim.
Var olasın.
Selam ve Saygılarımla.
Halil MANUŞ -- 29.05.2018 13:37
BİR ARKEOLOG’UN ANILARI-1
Değerli hocam, yazınızdaki kalem isteme senaryosunun aslını Batum’da konsolosluk yapan büyük dayım Nafiz Haşmet Teken’i n kızı sefire İnci Terken Aykaç anlatmıştı. (Bkz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2457) Sanırım o savcı da bunu kısmen duymuş ve uygulamaya çalışmış. Olayın aslı şöyle; Rusya da 1940 lı yıllarda anaokulunda öğretmenler çocuklara şöyle bir soru soruyordu; Tanrıyı mı daha çok seviyorsunuz yoksa Stalin’i mi? çocuklar tabi Tanrıyı diyorlar. O Zaman Tanrıya dua edin size bonbon şekeri göndersin diyor. Onlarda ellerini açıp dua ediyorlar tabi şeker gelmiyor. Bunun üzerine öğretmen şimdide Stalin’den isteyin diyor. Onlar da ellerini açıp aynı şekilde istiyorlar. Birden tavanda bir yerlerden bonbon şekerleri dökülmeye başlıyor. Küçük beyinlerin şuuraltına bu sahneyi kazıyorlardı.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.04.2018 11:56
ÖĞRETMEN BENİSA-1
Haklısınız Abdulkadir Bey. Hani bizde derler ya: "Gader...Başaca gider." Aynen öyle. Başaca gidiyor.
Sümmani'nin deyişinde bir arıza var. Dikkatinizi çekmiştir. Son kıta altı dize gibi.Bir de "Leyla'nın Mecnun kitabı" yanlış bir kullanım. Leyla'nın Mecnun kitabı?.. Ben buna takıldım. Araştırdım. Aynı deyişi Emrah'ta da gördüm. Emrah son dörtlüğü şöyle söylemiş:
"İçine düşenler aşkın dolabın
Çekerler dilberin cevrin itabın
Yazanlar Leyla vü Mecnun kitabın
Emrah'ı da bir kenara yazmışlar"
Leyla vü Mecnun kitabı dizesinde "vü" ve anlamına gelir. "Leyla ve Mecnun kitabı" olur böylece. "Leyla'nın Mecnun kitabı" olmaz.Ama ısrarla öyle çalınıp söyleniyor her nedense...
Teşekkürler ediyorum aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 01.04.2018 21:49
ÖĞRETMEN BENİSA-1
Değerli dost,

Benisa, Huriye Saraç Hanımefendinin acılı hayat öyküsünü değişik duygular içinde merakla ve üzülerek takip ettim. Tespitim odur ki, çocukluğu kadersizlikle başlayan tanıdığım birçok insanın hayatı ölene kadar da öyle gidiyor maalesef. Rahmetli Sümmani’nin şu meşhur deyişi bu hayatları ne güzel anlatıyor.

Ervah-ı Ezelde Levh-i Kalemde
Şu Benim Bahtımı Kara Yazmışlar
Bilirim Güldürmez Devr-i Alemde
Bir günümü Yüz Bin Zara Yazmışlar

Arif Bilir Aşk Ehlinin Halini
Kaldırır Gönlünden Kil-ü Kalini
Herkes Dosta Vermiş Arzuhalini
Benimkini Ürüzgara Yazmışlar

Olaydı Dünyada İkbalim Yaver
El Etsem Sevdiğim Acep Kim Ever
Bilmem Tecelli Mi Yoksa Ki Kader
Beni Bir Vefasız Yare Yazmışlar
Yazanlar Leyla'nın Mecnun Kitabın
Sümmani'yi Bir Kenara Yazmışlar

Saygılar selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.03.2018 12:54
EJDER MEYVESİ (PİTAHAYA)
Emeğinize yüreğinize sağlık Mustafa bey ,teşekkür ederim.Kolaylıklar diliyorum.
özlem tek -- 08.02.2018 09:54
GEÇİT SANAT AÇILDI
Kadriye Hanım,
"Ah keşke!" diyorum. Başkaca da bir şey demiyorum. Kültür ve sanat etkinlikleri bir kentin dinamiğidir bence. Sanat galerileri, konser salonları, spor alanları bu etkinliklerin sergilendiği mekanlardır.
Yozgat'ta da bu mekanların sayısının artırılması, sanat çevrelerinin bu mekanlara ilgi göstermesi gerekir. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin sanata ve spora yönlendirilmesi olmazsa olmaz bir zorunluluktur.
Bizim Yozgat'ta da bu gibi etkinlikler yapılıyordur sanırım.
Bilmukabele iyi yıllar dilerim. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 03.01.2018 13:48
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00