BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
251
Dün
:
4633
Toplam
:
14474374
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
"KEZİBAN HALA
mustafatmatpl@hotmail.com
Benim Keziban halam Hakk'a yürüdü. Yazıçepni'de toprağa verdik halamı.Mekanı, makamı cennet ola.Nurda yata. Işıklar içinde uyuya...

Keziban halamı 12 Mart 2014'te Oğulcuk'tan İnsan Manzaraları'nda yer alan bir anlatıyla bir kez daha hayırla yad ediyorum:

"KEZİBAN HALA

Keziban hala. Yaşı yüze dayandı Keziban halanın. Benim halam. Can halam. Kayseri’de oğlu Kemal’in evinde. Toprak onu “Gel gel!”edip çağırmada. O hayata tutunmuş. Olmaz olsun ihtiyarlık. Aklı bir gelip bir gidiyor. Unutma hastalığı pençesine almış. Yediği yemeği unutuyor da çocuklukta millet mektebinde öğrendiği şiirleri okuyuveriyor. Şiirleri okurken görmelisiniz. Bir ilkokul öğrencisi oluyor halam. Sular seller gibi okuyor şiiri. Bitince alkışlıyoruz. Başıyle selamlıyor bizi.
Keziban hala Belörenli. Ana tarafından akraba oluruz. Zaten çocukluğu Oğulcuk’ta geçmiş. Evlilik çağına gelince Yazıçepni’ye gelin gitmiş. Yazıçepnili Nafiz’le dünya evine girmiş. Yazıçepni’de bir de lakap takmışlar halama. Topak boylu halama “Topuksuz”demişler. Benim Topuksuz halam eşi Nafiz’i yitirince geniş dünya dar olmuş başına. Eşinin hatırasına saygıdan evlenmemiş de. Oğlu Kemal’in yanında o gündür bu gündür. Kemal’in eşi Ayten hem gelini hem de yeğeni. Halama “Öte git,gözüne tütün gider.” diyen yok. Rahat. Rahat olmasına da...

Kayseri’de ziyaret ettik Keziban halayı. Fatma’yla birlikteyiz. Vakit akşam. Halam bizi görür görmez tanıdı. Yüzü bir ışıdı. Sesi cığıl cığıl...
-Aman Mısdafa’m hoş geldiniz. Fatma’m gurban olurum. Gelin gelin...
Ellerinden öptük. Sarıldı bize. Hastalığından yakındı. Sulandı gözleri. Hal hatır sormada köyden. Tam bu bahiste halam çocukluğuna gitti:
-Kosöö emmim nöğorüyo? Etem ağam nasıl? Niye beni yoklamıyorlar?
Kosöö (Köse) emmi dediği Kosö’nün Derviş. Derviş emmimiz. Öleli yarım asır oldu. Etem ağası da dayım. Dayım da kırk yıl önce ayrıldı darı dünyadan. Keziban halama bakarsan ikisi de yaşıyor. Birden anamı hatırlıyor:
-Mısdafa’m Hacca nasıl? O hayırsız da gelip bi halımı hatırımı sormaz...
Anam da sizlere ömür. Keziban halam sitem ediyor anama. Güler misin,ağlar mısın? Ya da hem gül hem ağla. Yaşı yüze merdiven dayayan insan. Biz de o yaşlara ulaşırsak olacağımız...

Keziban halam da iyi türkü söylerdi. Kemal bu ağır havayı dağıtmak için dedi ki halama:
-Ana... Bi türkü söyle de diğniyek.
Keziban halam başladı. Bölük pörçük. Ağıt,sitem, kahır...Birkaç dörtlüğünü not aldım. Buyrun siz de görün. Önce onbirli hece ölçüsüyle üç dörtlük:

“Billedim bağımı yimedim üzüm
Gaynadın bekmezi gelirim guzün
Gezerim gurbeti elimde sazım
Nideyim ağalar gaderim böyle

Issız evler olmuş benim durağım
Dert üstüne dert bağladı yüreğim
Cenabı Allah gabıl etsin dileğim
Başaca giderim ben böyle galan

Evlerim evlerim yüksek evlerim
Girerim içinde gönül ağlerim
Galmadı mı şu dağların bağleri
Başaca giderim ben böyle galan”

İki dörtlük de sekizli ölçüde. Onlara da bir göz atalım:

“Susuz yirde soğüt bitmez
Biterse de dalın atmaz
Babasız gız gelin gitmez
Bırakıp da gittin beni

Evimizin önü bayır
Yağmır yağar çağıl çağıl
Ayrılık da çare değil
Nasıl ayrıldın hayırsız.”

Geç vakte kadar oturduk. Veda zamanı geldi. Halam yine döndü çocukluğuna:
-Kosöö emmime selam gotürün. Etem ağam Hacca’yı alsın da gelsin. Allah’a severseniz unutmayın.
Tamam hala can. Selamın başımız gözümüz üstüne. Emanetin üstümüzde kalmasın.

Geldik Oğulcuk'a. Mezarlıkta sonsuzluk uykusunu uyuyan Derviş emmiye,Etem dayıya ve anama tebliğ ettik Keziban halanın selamını. Onların da ruhunu şad eyledik.Cennet bahçeleri durak olur onlara inşallah!

07.07.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
İDEALİST ÖĞRETMEN
Elinize dilinize sağlık...
RÜSTEM FİLİZ -- 03.10.2017 12:53
BAL TEFSİRİ
sayın Topaloğlu, Sizin yüzünüz nurlu mu nursuz mu bilemem fakat elbette herkesin babası evladına kutsaldır. Bal tefsirinde çıkarılan teviller çok anlamlı ve öğüt niteliğindedir. Bu öğütleri tutan, yerine getirip bu hazzı alan insana zaten Allah (C.C) mükafatını verir. Asıl olan oradaki güzellikleri fark edip yaşayıp yaşatmak. İslam temel kaynaklarında o yok, bu yok, şu yok diye diye pek çok hadisleride yok saydık. Her şey kaynak değildir. İslamın kendine göre bir kültürü, geleneği göreneği vardır. Nasrettin hoca her anlatılan fıkranın hocası değil elbette. İnsanlara benimsetmek için güzel hal ve hareketleri yerleştirmek adına birisi Ali dedi demiştir öteki peygambere kadar getirmiştir diğeri Allah bunun mükafatını verir diye böyle bir rivayet oluşu vermiştir. Her şeyin kaynağını dibini bucağını kurcalamak gerekir. Tabi ki kimseye bir zararı yoksa. Bu devirde islâmın ilmini çözecek alimmi kaldı.En büyük alimimiz CHP de siyasetçiydi. Allah rahmet eylesin diyelim.
Adınız ve Soyadınız -- 24.09.2017 01:53
SAVURSUNLAR YELE BENİ!..
Aziz dostum,vesile oldunuz. Aşık Serdari'nin bir dörtlüğünden "Kıtlık Destanı"na uzandım. Sonra karşıma Çolak Hacı çıktı. Serdari...Ele avuca sığmaz bir baba yiğit. Gözü pek. Mert mi mert.Özeline indim. Güzel bir çalışma oldu.Emeğim yerde kalmadı. Dilerim, kitaplaştırmak da nasip olur.
Teşekkürlerimle. Selam ve saygıyla...
mustafa topaloğlu -- 03.07.2017 15:04
SAVURSUNLAR YELE BENİ!..
Değerli dostum Mustafa Bey'ciğim, Anadolu Halk Bilim Akademisinin düzenlediği yarışmada jüri tarafından birinci seçilmeniz bizleri de çok mutlu etti. Başarılarınızın devamını diler sevgi ve selamlarımı gönderirim. Sağlıkla kalın inşallah.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 01.07.2017 14:55
SAVURSUNLAR YELE BENİ!..
Teşekkür ederim öğretmenim.Sizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
mustafa topaloğlu -- 01.07.2017 08:14
SAVURSUNLAR YELE BENİ!..
Sayın Mustafa Topaloğlu,
Anadolu Halk Bilim Akademisinin düzenlediği yarışmada “Şarkışlalı Âşık Serdari” yapıtınızla jüri tarafından birinci seçildiğinizi öğrendim. Bu başarınızdan dolayı şahsınızı kutluyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Muhsin Köktürk -- 30.06.2017 20:35
DEREKEMAL
Evet aziz dostum, bazı türküler bizi alır götürür bir yerlere. Lamekan olursunuz. Kimi kez hüzünlenir, kimi zaman coşar taşarsınız.Bazı türküler koroyla daha bir havalı olur. Çünkü koro çoğaltır türküyü. Seslerin sese katılması, birlikte koşalaşarak söyleyip türkünün temasıyla hemhal olmak gibisi var mı? Bir de Tek Kapıdan Çıktım Yüzüm Peçeli'nin ikinci kıtasının yer aldığı bir Kayseri türküsü var. Dağdan Yuvarlandı Kayalarımız'la başlar. Hüzünlüdür. Yürek dağlayıcıdır. Adnan Türköz veya Ahmet Gazi Ayhan'dan ya da Nida Tüfekçi'den dinlenesidir.
Selam ve sevgiyle. Teşekkürlerimle...
Mustafa Topaloğlu -- 08.06.2017 11:50
TEK KAPIDAN ÇIKTIM
Sevgili dostum,
Türkülerimizin hepsi güzeldir ama bazıları daha güzeldir. Amasya türküsü “Tek kapıdan çıktım yüzüm peçeli” de gerek sözleri, gerek müziği açısından bir başka güzeldir bizim Yozgat Sürmelileri gibi. Yılını tam hatırlamıyorum 1960 lı yılların başı olabilir. Daha televizyon evlerimize girmemişti. Hafta sonları Ankara radyosunda istek programları vardı. Her istek programında rahmetli Nida Tüfekçinin sesinden, “Sabahınan esen seher yeli mi. Benim gönlüm divane mi deli mi” diye başlayan Sürmeli Türkümüz istek yapılır ve çalınırdı. “Tek kapıdan çıktım yüzüm peçeli” türküsü de bana yoğun duygular yaşatır. Eminim o tekerlekli sandalyeli hassas insanda bu türkü çalınıp söylenirken böyle yoğun duygular içinde dinlemiştir. Ben bu türküyü korodan dinlemeyi tercih ederim. Koro halinde söylendiğinde başka bir tad verir. Ayrıca “Neyleyim dünya da dünya malını. Gönül arzu ediyor eski halini” nakarat kısmı da müzik olarak fevkalade güzel ve duygulu. Şimdi size bu mesajımı yazarken Emel Taşçıoğlu’ndan da türküyü dinliyorum. Sevgiler, selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.06.2017 10:38
EL YAZISI
Değerli dostum Mustafa Bey’ciğim, sizin de buyurduğunuz gibi Milli Eğitim Bakanlığı gelecek dönem el yazısını müfredattan kaldırma kararı aldı. Gerekçeleri de el yazısının öğretimi zormuş. Laf ola beri gele. Hele, milli eğitimdeki başarısızlığın sebeplerinden biri olarak gösterilmesi rahmetli Demirel’in dediği gibi abesle iştigalden başka bir şey değil. Bizim çocukluğumuzda her satırı üç paralel çizgili güzel yazı defterlerimiz vardı. Güzel yazı dersimiz olduğu gün bu defterimizi ve divitimizi çantamıza koyar, bir elimizde çantamız, bir elimizde büyüklerimizin ördüğü kılıf içindeki mürekkep hokkalarımız, okulumuza yürüyerek giderdik. Cam olan bu hokkaların yolda başına bir iş gelip de kırılmasın diye azami dikkat gösterirdik. Sonraları plastikleri çıkmıştı. Yazımızın güzel olması için özenle yazmaya çalışırdık. Ve bizim yazılarımız hakikaten güzeldi. Bu güzel yazılarımızla eşimize, dostumuza, akrabalarımıza güzel kartlar gönderirdik. Atatürk’ün el yazısına özenir onun gibi yazmaya çalışırdık. Evet, sizin teşhisinize katılıyorum. Milli eğitimin emanet edildiği bakanlarımızın çoğu milli eğitim camiası dışından yani bu konuda formasyonu olmayan kişiler. El yazısını müfredattan kaldırmak isteyen milli eğitimin ilkokul 5. Sınıf din bilgisi imtihanında peygamberimizin çocuklarının isimlerini sormasını da takdirlerinize sunuyorum. Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 29.05.2017 11:49
TELLİ TURNAM SELAM SÖYLE
Değerli dostum Mustafa Bey’ciğim, nazire filan değil sizin deyiminizle yanık ve içli pek güzel bir koşma olmuş. Alevi düşüncesinde de Turna’nın ayrı bir yeri vardır. Bunu bildiğimden Turnalı şiirleri bende daha bir duygulu okurum. “Küsmesin” eşine dostuna, çoluğuna çocuğuna, sevgilisine, memleketine özlem duyanların en içten yakarışı, özür’ü oluyor. Duygulu yüreğinize sağlık. Sevgiler selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 01.04.2017 08:43
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
3
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00