BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
250
Dün
:
4633
Toplam
:
14856241
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
"KEZİBAN HALA
mustafatmatpl@hotmail.com
Benim Keziban halam Hakk'a yürüdü. Yazıçepni'de toprağa verdik halamı.Mekanı, makamı cennet ola.Nurda yata. Işıklar içinde uyuya...

Keziban halamı 12 Mart 2014'te Oğulcuk'tan İnsan Manzaraları'nda yer alan bir anlatıyla bir kez daha hayırla yad ediyorum:

"KEZİBAN HALA

Keziban hala. Yaşı yüze dayandı Keziban halanın. Benim halam. Can halam. Kayseri’de oğlu Kemal’in evinde. Toprak onu “Gel gel!”edip çağırmada. O hayata tutunmuş. Olmaz olsun ihtiyarlık. Aklı bir gelip bir gidiyor. Unutma hastalığı pençesine almış. Yediği yemeği unutuyor da çocuklukta millet mektebinde öğrendiği şiirleri okuyuveriyor. Şiirleri okurken görmelisiniz. Bir ilkokul öğrencisi oluyor halam. Sular seller gibi okuyor şiiri. Bitince alkışlıyoruz. Başıyle selamlıyor bizi.
Keziban hala Belörenli. Ana tarafından akraba oluruz. Zaten çocukluğu Oğulcuk’ta geçmiş. Evlilik çağına gelince Yazıçepni’ye gelin gitmiş. Yazıçepnili Nafiz’le dünya evine girmiş. Yazıçepni’de bir de lakap takmışlar halama. Topak boylu halama “Topuksuz”demişler. Benim Topuksuz halam eşi Nafiz’i yitirince geniş dünya dar olmuş başına. Eşinin hatırasına saygıdan evlenmemiş de. Oğlu Kemal’in yanında o gündür bu gündür. Kemal’in eşi Ayten hem gelini hem de yeğeni. Halama “Öte git,gözüne tütün gider.” diyen yok. Rahat. Rahat olmasına da...

Kayseri’de ziyaret ettik Keziban halayı. Fatma’yla birlikteyiz. Vakit akşam. Halam bizi görür görmez tanıdı. Yüzü bir ışıdı. Sesi cığıl cığıl...
-Aman Mısdafa’m hoş geldiniz. Fatma’m gurban olurum. Gelin gelin...
Ellerinden öptük. Sarıldı bize. Hastalığından yakındı. Sulandı gözleri. Hal hatır sormada köyden. Tam bu bahiste halam çocukluğuna gitti:
-Kosöö emmim nöğorüyo? Etem ağam nasıl? Niye beni yoklamıyorlar?
Kosöö (Köse) emmi dediği Kosö’nün Derviş. Derviş emmimiz. Öleli yarım asır oldu. Etem ağası da dayım. Dayım da kırk yıl önce ayrıldı darı dünyadan. Keziban halama bakarsan ikisi de yaşıyor. Birden anamı hatırlıyor:
-Mısdafa’m Hacca nasıl? O hayırsız da gelip bi halımı hatırımı sormaz...
Anam da sizlere ömür. Keziban halam sitem ediyor anama. Güler misin,ağlar mısın? Ya da hem gül hem ağla. Yaşı yüze merdiven dayayan insan. Biz de o yaşlara ulaşırsak olacağımız...

Keziban halam da iyi türkü söylerdi. Kemal bu ağır havayı dağıtmak için dedi ki halama:
-Ana... Bi türkü söyle de diğniyek.
Keziban halam başladı. Bölük pörçük. Ağıt,sitem, kahır...Birkaç dörtlüğünü not aldım. Buyrun siz de görün. Önce onbirli hece ölçüsüyle üç dörtlük:

“Billedim bağımı yimedim üzüm
Gaynadın bekmezi gelirim guzün
Gezerim gurbeti elimde sazım
Nideyim ağalar gaderim böyle

Issız evler olmuş benim durağım
Dert üstüne dert bağladı yüreğim
Cenabı Allah gabıl etsin dileğim
Başaca giderim ben böyle galan

Evlerim evlerim yüksek evlerim
Girerim içinde gönül ağlerim
Galmadı mı şu dağların bağleri
Başaca giderim ben böyle galan”

İki dörtlük de sekizli ölçüde. Onlara da bir göz atalım:

“Susuz yirde soğüt bitmez
Biterse de dalın atmaz
Babasız gız gelin gitmez
Bırakıp da gittin beni

Evimizin önü bayır
Yağmır yağar çağıl çağıl
Ayrılık da çare değil
Nasıl ayrıldın hayırsız.”

Geç vakte kadar oturduk. Veda zamanı geldi. Halam yine döndü çocukluğuna:
-Kosöö emmime selam gotürün. Etem ağam Hacca’yı alsın da gelsin. Allah’a severseniz unutmayın.
Tamam hala can. Selamın başımız gözümüz üstüne. Emanetin üstümüzde kalmasın.

Geldik Oğulcuk'a. Mezarlıkta sonsuzluk uykusunu uyuyan Derviş emmiye,Etem dayıya ve anama tebliğ ettik Keziban halanın selamını. Onların da ruhunu şad eyledik.Cennet bahçeleri durak olur onlara inşallah!

07.07.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİLECE SÖYLEŞEK
Suzan Hanım! Açıklamalarınıza ve ilginize çok teşekkür ederim.Doğru söylüyorsunuz.Dini ıstılahlara oldukça vakıfsınız.İlim bir derya,benim bildiğim, denizde bir damla bile değil.Benim çok eksiğim var,kabul ediyorum.Ama imanım sıdk-ı candandır.Kalbidir. Çok yararlandım izahatınızdan.Lakin ana dil bahsinde Güzel Türkçemiz de Arapça kadar zengin bir kültür dilidir.Bizim ses bayrağımızdır.Ağzımızda ana südümüzdür Türkçe.Kaşgarlı Mahmut'a rahmet etsin yüce Tanrı.Divan-ı Lügat-it Türk'ü bu gayeyle yazmış.Ben ana dilime sevdalıyım.Yunusça söylersek:
"Benim dilim kuş dilidir
Benim elim dost elidir
Dostun evi gönüllerdir
Gönüller yapmaya geldim."
Bu bahis uzar gider.Uzun söze ne hacet?..Önemli olan niyettir efendim.
İlginize bir kez daha teşekkür ediyorum.
Selam ve saygıyla...

Mustafa Topaloğlu -- 10.03.2013 09:40
BİTER Mİ BİTER
Mustafa Bey,Suzan hanımın yorumuna doğrulayacak bir yazı olmuş. Işık dediğin şey eninde sonunda tükenir. Tükenmese bile bir tüketen bulunur.

Yıllarca gözüne ışık olan idareyi atarsan, attığını bulmak için uğraşırsın.Eskinin kıymetini bilmeyen yeniden hayır göremezmiş.Bu "sözcük"ler içinde geçerli sanırım.

selamlar
YAŞAR ŞAŞAR -- 09.03.2013 22:39
BİLECE SÖYLEŞEK
Sayın Topaloğlu;Sizde teveccüh gösterip "ışık ve nur" kapsamındaki değimler hakkında açıklayıcı yazı yazdığınız için teşekkür ederim.Fırsat bulamamaktan geciken teşekkürüm için lütfen hakkınızı helal ediniz. Ancak açıklamanız beni çok tatmin etmemiştir.Sizinde belirttiğiniz gibi "Nur"kelimesinin karşıtı zulmetdir.Yani günah işleyen kişinin kalbinin kararması ve katılaşmasından dolayı hissedilen rahatsızlıkdır.Oysa ki "ışık" kelimesinin karşıtı karanlıkdır.Maddeyi görememe.Maddeyi görmek için maddenin enerjisine ihtiyaç hasıl olduğu gibi, zulmetten kurtulmak içinde madde üstü sonsuz dan yansıyan, sonsuz kaynaklı "Nur"a ihtiyaç vardır. "ışık" Allah'ın yarattığı madde enerjisinin açığa çıkmasıyla oluşuyor "Nur" ise cismi aradan kaldırıp, sonsuz varlıkdan yansıyor.Hatta cisme yansımıyor.Sadece ruha yansıyor.Her iki kelime bir birinin aynı gibi görünsede kaynakları mekanları çok farklıdır.

Bu bakımdan, Vefat etmiş kişilerden bahsedilirken,cismaniyetleri olmayan varlıklar olarak,Allah'ın (C:C) Affı,Rahmeti,Merhameri,şeffatine mazhar olması kasdedilerek "Nur içinde yatsın" değimi telaffuz edilir.

Sizin "ışıklar içinde yatsın" değiminizi birazcık tenezülsüzlük gibi algılıyorum.Cisimden geldik cisme gidiyoruz. Yine cisme ihtiyacımız var.Bende bunu temenni ediyoyorum" der gibi bişey oluyor. Oysa ki,yazılarınızdan imanlı bir şahıs olduğunuz anlaşılmaktadır. Uyarı mahiyetinde açıklama yapmanızı isteme cürretinde bulundum.Çünkü insan, bişeyler öğrenmek için,kendini geliştirmek için okur.Yanlış değimler türetmeye çalıştığımız zaman,doğru değimler yok olur ve insanı yanlış yola sürükler.Alkışlarla cenaze kaldırma modası oluştuğu gibi, ölenin arkasından mum yakma modasıda oluşur.Bunun ilerisini düşünecek olursak,ileriki nesilleri başka dine farkedilmeden ettirilmeden kaydırmaktır.

Dil konusundaki açıklamalarınızada katılmıyorum.Dil canlı bir varlıktır. Nasıl ki insan çeşitli gıdalar ile besleniyorsa, dil de çeşitli dillerden beslenerek diri kalır. Yani "dil", kültür ve medeniyetten beslenir."İslam" kültür ve medeniyetinden "Türkçe"miz her zaman beslenmiştir.İllada kendi dilimden kelimeler kullanmayı tercih ederim diye tercihte bulunduğumuz zaman yozlaşmış fikirler aksettirmiş oluruz.Allah'ın adı doksandokuz tane. Hepside arapça.Belki Türkçe,farsca,latince... kalıba uyanıda vardır.Türkçe olsun diye "Tanrı" ismini kullanmak kimin haddine düşer.Allah(c.c) doksan dokuz isim vermiş. Ama herkes kendi dilinde bana hitap etsin dememiş."Allah" ismi tüm insanları tek noktada birleştiren sonsuz varlıktır.Tabiki iman edenleri, Kelimei Şahadet getirenleri. Siz kendi adınızı ingilizce olarak kullana bilirmisiniz? Şunu söylemek istiyorum.Kutsal kitapta geçen isimlere tenezzül etmeyip, benim dilim daha kutsal der gibi yeni türvler, yeni isimler üretmek kulun ne haddinedir? Sizin değiminizle "Bazı sözcükler kullanımdan düşerken bazıları hayatiyat kazanır" ise sözcükler yok olmaya muktadir ölümcül demektir.Yok olmayan, düşmez kalkmaz Allah'ın adını değiştiremediğiniz gibi Kendisinden hasıl olan (nur) varlığın adını değiştirdiğiniz zamanda sazda ritim misket çalar, sözde usta bozlak başka söyler.

Selam ve saygılar...
SUZAN -- 08.03.2013 22:33
KUZULAR BİZE SÖYLER
Suzan Hanım, şimdi kabristanlar da aydınlatılıyor. Elektrik şükürler olsun oralara kadar ulaştı.Sayın yazar haklı olarak ışık sözcüğünü kıllanıyor sanırım.Yer yüzündeki ışığın yerin altındakine faydası var mı bilmiyorum.Teknolojinin kölesi oldukça ilimden de uzaklaşılıyor.Elbetteki oluşan boşlukları yeni yeknik türevler dolduruyor haliyle bu sözcüklerede yansıyor. Tabi Topaloğlu bu konuda fikir beyan edecektir.

Yazılarınızın devamı dileğiyle..
Çağdaş -- 18.02.2013 15:13
İDEALİNİZDEKİ MESLEK
yazılarınızı beğenerek zevkle okuyorum.Akıcı bir üslubunuz var. değişik konularda da yazıyorsunuz.Bence insanlar mümkün olabildiğince gözlemlerini ve birikimlerini birbiriyle paylaşabilmeli..saygılar.
latif -- 18.02.2013 10:20
KUZULAR BİZE SÖYLER
Sayın Yazar, Yazılarınızı takip ediyorum ancak moda sözler türettiğinizi görüyorum.Ölen insana "Nur içinde yatsın" diyerek Allahın Rahmeti kasdedilir sanıyorum.Siz, ışık derken neyi kasdediyorsunuz? Bir yazınızda bu cümleyi açarsanız sevinirim.

Saygılar..

SUZAN -- 17.02.2013 00:43
ASKIDA EKMEK
sAYIN TOPALOĞLU;Hayırı askıya asalım ihtiyacı olan alsın.Fakat kime güvenerek yapmalı bu işi.Askıya asanamı? Askıdan alana mı? Keşke bu kadar güvenilir insanlarımız olmuş olsa ne güzel olurdu bu uygulama. Öğrenciler için ne çok işe yarardı.Fakir fukara fırında ekmeğini,kafede çayını hazır bulurdu. Hemde insan yediği içtiğinin şükrünü eda etmiş, zekatını ödemiş olurdu.

Ahlaki değerlerin yüksek olduğu toplumda, aç canlı bulunmaz.Kimse kimseye boyun eğmez diye düşündürdü bu uygulama beni.

Çok güzel bir gözlemi kaleme almışsınız. Kaleminiz var olsun.



sayha -- 11.02.2013 19:12
KİRAZLAR ÇİÇEK AÇTI
Ağaçların mevsim dışı çiçek açmaları depreminde habercisidir.Allah korusun. Bu tesbite her ne kadar inanmak istemesemde yalana aldanmakta felaket getirir.Allah hayırlara tebdil eyledin İnşallah
sayha -- 17.11.2012 21:43
...OLMUYO...OLMUYO!
Öncelikle duyarlı yüreğinizi kutlarım.

Bir yazımdan alıntı yapmanız şahsımı onurlandırdı. Ozanlarımız hayatta iken kadrini kıymetini bilmeliyiz diye düşünüyorum. Aynı zamanda bende bir hemşehrinizim. Boğazlıyan'lıyım.

Selam ve saygılarımı sunarım.
Halil Manuş -- 15.11.2012 23:50
ALLAH VERİYOR
boğazlıyanlı bir hemşehriniz olarak bundan sonra buradan sizi okuma fırsatı bulacağım için mutluyum.yazı hayatınızda başarılar dilerim.
selim -- 03.09.2012 07:59
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
9
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00