BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.01.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
283
Dün
:
4633
Toplam
:
15450753
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
GÜNLERDEN CUMA
mustafatmatpl@hotmail.com
Bir Bayburt türküsüdür. Birinci kişinin ağzından yürek dağlayıcı bir ağıt.Zaralı Halil bir söyler ki… Lafı uzatmayayım dinleyin türküyü Zaralı Halil’den. Bana hak vereceksiniz. Hadi bir güzellik yapayım. Bu türkünün ilk dörtlüğünü yazıvereyim:
.
“Bugün de günlerden cumadır cuma
Yar hamama gitme kınanı yuma
Ben seni sevmişem ellere deme
Zalim celek vurmuş yaram var benim”
.
“Celek” büyükbaş hayvanların genel adı Bayburt yöresinde. Muhtemeldir ki “manda”dır. Bazı yorumcular bunu “felek” diye okuyorlar. Pek de hatalı sayılmaz. Zalim celek, zalim felek…Uyar be canım.
.
Cuma, kutlu gün. Öyle ki bu güne özel Cuma suresi Medine’de nazil olmuştur. Cuma suresi on bir ayettir. Cuma suresinin iniş sebebi dikkat çekicidir: Bir Cuma günü namaz esnasında peygamber hutbede iken Medine’ye bir kervan gelir. Kervanın gelişi de davulla, çalgıyla duyurulur. Davul sesini duyan cemaat camiyi boşaltır. Camide on iki erkek, bir kadın kalır. Buna peygamber çok üzülür. On birinci ayette bu olaya atıfta bulunuluyor. Bakınız on birinci ayete:
" Onlar bir ticaret ve eğlence gördükleri zaman hemen dağılıp ona giderler ve seni ayakta bırakırlar. De ki: Allah'ın yanında bulunan, eğlenceden ve ticaretten daha yararlıdır. Allah, rızık verenlerin en hayırlısıdır. "
Bu nedenledir ki Cuma vakti ticaret, alışveriş ve eğlence bırakılır. Camilere koşulur. Cuma namazı Müslümanlar için çok önemli. İnananlar Cuma vakti bir araya gelirler. Hem ibadet edilir hem de görüşüp konuşulur, halleşilir.
.
Oğulcuk’ta bir Cuma günü. Harman zamanı. Etem dayım düven sürüyor. Öyle ağır harmanı yok. İşi de pek çabuk yapmaz. İvmez yorulmaz can dayım. Kuruhüyük’ten kayın babası gelmiş. Misafiri var. Ortalık da çelpeşenli. Hava bir açılıp kapanıyor. Kurşunlu’nun üstünden bir kara bulut yekinmiş Oğulcuk’a doğru geliyor. Dayım telaşlandı:
-Aman malağmayı toplayayım. Yağmur yağarsa emeğimizi elimize virir.
O sırada kayın babası geldi:
-Etem! Hadi bırak oyalanmayı da vakit geliyo. Cumaya gidek.
Dayım elindeki yabayla malağmayı toplamaya çalışıyor:
-Ben malağmayı toplayım. Sen git. Yağmır yağacak. Emeğimiz ziyan olmasın.
Kayınbaba celallendi:
-Sen ne diyon oğlum? Bizim orda gomşunun biri Cuma gunü talla suluyomuş. Daha iş yarım olmadan vakıt gelmiş. Öylece bırakmış sulamayı. Gelmiş camiye. Cumayı gılıp dönmüş tallıya. Bi de bakmış ki talla sulanmış. İş bitmiş. Ya!..Hadi gidek. Cuma faziletlidir. İşin ıras gider.
.
Dayım kayın babasını kıramadı. Harmanı hasıl edip toplamadan elindeki yabayı bir kenara bıraktı. Geldiler camiye. Bunlar namazdayken bir yağmur başladı ki eh gayri!.. Dayım namazı zor bitirdi. Koştu harmana. Bir de ne bakan? Harman, sele gidiyor. Aman yaman!.. Dayım koşturdu sağa sola. Terin suyun içinde kaldı. Toplayabildiğini topladı. Toplayamadığını sel götürdü. O sırada kayın babası da geldi. Dayım şöyle bir baktı kayın babasına:
-Bak gayın baba cumanın faziletine. İşimiz ıras gelecağidi, ters geldi. Harmanı yile, sile virdik. İşi bırakıp da namaza gittik. Emeklerimiz da havaya gitti, dedi.
Kayın babası Şükrü hiç ses çıkarmadı. Sus pus oradan ayrıldı.

06.11.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
GÖZ DAMLASI
Çok teşekkür ederim Çapanoğlu dostum. Kim düşer daldan, o bilir haldan.Gözlerinizdeki rahatsızlık ve tedaviyle ilgili izahatınız beni rahatlattı. Hem gözlerinizin sağlığına kavuşmasına sevindim, hem de benim gözümdeki kanamanın geçici olduğuna kani oldum.
Gözlerimiz dışarıya açılan pencerelerimiz... Çok çok önemli bir organımız. Gerçi neren ağrırsa canın ordadır. Kendimize iyi bakmalıyız. Bu can bize emaneti Tanrı'nın. Emaneti korumak bizim birinci vazifemiz. Çünkü sağlığın sağlam değilse gerektiği gibi ibadetini bile yapamazsın. İnsanın sağlığına sahip çıkması... Bence bu bir ibadet. Sağlık her işin başıdır çünkü.
Tansiyona gelince, okudum paylaşımınızı. Bilgilendim. Bu ilaç firmaları kâr için arı namusu bir kenara bırakıp bizim sağlığımızla oynuyorlar.Senin benim sağlığım kimin umurunda? Kazanacakları paraya bakıyorlar.Ne yazık ki böyle...
İlginizden dolayı bir kez daha teşekkür ederim.
Selam ve sevgiyle.
Mustafa Topaloğlu -- 08.01.2019 15:06
GÖZ DAMLASI
Değerli dost Mustafa Hocam,
Önce geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Gözümüz en önemli organımız. Ben her iki gözümden de bir sene arayla ve genel anestezi ile 45 dakika süren ameliyatlar geçirdim. Şimdi çok şükür iyiyim. Ardından da yine her iki gözümden katarak ameliyatı oldum. Şimdi çok iyi, iki gözümde pırıl pırıl oldu çok şükür.

Tansiyon rahatsızlığınız içinde endişe verecek bir durum yok. Aslında bu yaşta 16/10 bile normal sayılır ama ilaç fabrikaları ilaç satmak için devamlı aşağı çekiyorlar. Hatırlarsınız eski doktorlar tansiyon için yaşının önüne 1 koy derlerdi. Yani yaşın 60 ise 16, 70 ise 17 tansiyon normal kabul edilirdi. Dedem 62 yaşında babam da 47 yaşında yüksek tansiyona bağlı beyin kanamasından vefat edince bu konuyu enine boyuna araştırdım. Hatta yıllar önce bir bayram ziyaretinde Emirgan’da oturan kuzenimin evinde karşılaştığımız Yozgatlı meşhur Doktor Müzeyyen Hanım ile onun arkadaşı patoloji Prof.ü hanım bana bir doktordan fazla tansiyon bilginiz var demişlerdi.

Ben de bilgilerimi gazetedeki köşemde yayınlamıştım. Hem size moral olması hem de okuyucularınıza bilgi olması amacıyla izninizle paylaşmak istedim.

Prof Dr.Erdem Yeşilada diyor ki; Daha önce yıllarca 260 mg. civarında olduğu kabul edilen normal serum kolestrol seviyesi, ilaç firmaları tarafından birden 180-200 mg’a çekildi. 260 Kolesterol iyidir ile başladık. İlaç satışları düştükçe, sağlıklı yaşam için gerekli kolesterol miktarı da düşürüle, düşürüle 120 ye indi. Baktılar bu da satışları arttırmaz oldu, Şimdi diyorlar ki; Statinler (Kolesterol ilaçları) Alzaimer'i önlüyor. Oysa bu konuda tek bir araştırma yok.

Unutmayın metabolizma erkeklik hormonunu kolesterolden yapar (Prof. Dr. Cankat Tolunay) Statinler tüm vücudu koruyor. (Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU) Geçtiğimiz günlerde 'Bir Masalmış Kolesterol' adlı kitabı Türkçede yayımlanan Shane Ellison kolesterol icat edilmiş bir hastalıktır diyor. Ve ekliyor, Kolesterol vücutta en bol bulunan steroid moleküllerden biridir. Birkaç görevi vardır. Hücre zarını bir arada tutar. Miyelin kılıfını oluşturan parçalardan biri olarak beynin çalışmasına yardımcı olur. Bizi viral ve bakteriyel enfeksiyonlardan korur. Hormon seviyemizi düzenler. Tüm bu görevleri yerine getirebilmek için kolesterol 100.000 mil uzunluğundaki arterler boyunca 'lipoproteinler' tarafından taşınmalıdır. En önemli lipoproteinlerden biri de düşük-yoğunluklu-lipoprotein (LDL)'dir. Temel görevi ihtiyaç duyduğumuz kolesterolü vücudun çeşitli parçalarına dağıtmaktır. LDL-kolesterol olmasaydı ölürdük.

Kitabımda da gösterdiğim gibi, LDL-kolesterol düştüğünde sağlığımız da çöküyor; fikir liderleri bize ne söylüyorlarsa tam tersi! Peki,Kolesterol ilaçlarının etkisiz olduğunu gösteren bir bilimsel kanıt var mı? Hem de tonlarca... Statinlerle ilgili yapılmış bilimsel araştırmalara topluca 'kolesterol düşürücü ilaç deneyleri' deniyor.

Kitabımı okuyanlar, bu araştırmalarda, ilaçların faydasının görülmeyip tehlikelerinin belgelendiğini öğrenecekler. Bu gerçeklerin doktorlardan ve toplumdan nasıl saklandığını da öğrenecekler. Şimdilerde yeni eğilim 125 mg.ın daha ideal olduğu. Peki, bu seviyenin doğru olduğunun kanıtı ne? Bir düşünün, normal kolesterol seviyesi 180-200 mg. iken dünyada potansiyel hasta sayısı tahminen 1,5-2 milyar civarındaysa, değeri 125 mg’a çektiğimizde potansiyel hasta sayısı 4-5 milyara çıkacak. Bunların ne kadarı ilaç kullanır bilinmez ama kazancı düşünebiliyor musunuz? Diyor.

Gelelim Tansiyon’a. Bir kere tıp vücut neden tansiyonu yükseltiyor bunu çözmüş değil. Düşünün toprağı kazmaya çalışan bir ekskavatör (kepçe) öperatörü kazmak için hortumlara basınç veriyor. Vücumuzda aynı şekilde çalışıyor. Bir şeyi kaldıracağımız zaman benyin kaslarımıza emir veriyor ve yanı zamanda da yeterii kadar oksijen göndermesi için de kan basıncımızı artırıyor. Ama istirahat halindeyken kan basıncımız neden yüksek çıkıyor işte tıp bunu bilmiyor. Amerikan Yüksek Tansiyon Derneği eski başkanı Dr. Michael H.Alderman diyor ki; Yüksek tansiyon 140/90 ‘ın üstü olarak tanımlanmıştı. ( Benim yaptığım araştırmalarda da Akdeniz insanları için 14/9 tansiyonun normal kabul edilmesi gerektiği vurgulanıyordu) 120/80 ile 139/89 Aralığı ise ön yüksek tansiyon olarak kabul ediliyordu. Bu dilime giren hastalara ilaç verilmiyor, tansiyonu yükseltecek bazı yiyeceklerden ve stresten uzak durmaları tavsiye ediliyordu. Amerika da yaklaşık 65 milyon insanın yüksek tansiyon hastası olduğu biliniyor. ABD. de tansiyon ilaçları pazarının yıllık hacmi 20 milyar dolar.120/80’i yüksek tansiyon olarak kabul ettiğinizde varın hesap edin 20 milyar dolar seviyesi kaçlara çıkar. Şimdi bazı yurdum doktorları ve ilaç üreticileri 120/70 olsa sağlığınız açısından daha iyi olur diyorlar. Neden acaba? Saygılar sevgiler.





ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.01.2019 16:20
"HERŞEY O’NDAN!"
Sayın Gül, önemli olan okumak. Okuduğunu irdeleyip yorumlamak. Kuru kuru da olsa! Okumak, yorumlamak ve yazmak güzeldir. İlgine teşekkür ederim.
Selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 10.10.2018 21:59
"HERŞEY O’NDAN!"
Sayın Topaloğlu senin dediğin gibi yerlerine koydum kolun kanadın vs hiç olmadı şiir bence çok derin bir mana ifade ediyor şair İbrahim sayar istese 3-4 kıtada bitirebilirdi ki bunu da yapsa yapardı ben bu şiiri ezberledim aynı zamanda akılda kalıcılığı da kolay yani öyle kuru kuru yorum yapmak ne güzel
Alper Gül -- 05.10.2018 11:12
SAHUR ZAMANI
"Şimdi"nin şairi Şerafettin Hansu okumuş Sahur Zamanı'nı. Duygularını yazmış bana. Bir iletiyle göndermiş. Bu iletiyi virgülüne dokunmadan aktarıyorum:
"Saygı değer Mustafa hocam sesime ses verdiniz aynı duygularda buluştu gönüllerimiz!
Ne demişler !
Bülbülü altın kafese koymuşlar ille vatan ille vatan demiş!
Köyümden çıkıp Avrupaya gelişim daha dün gibi gözlerimin önünde! 22 yaşındaydım şimdi 48 oldum yıllar geçti ama bu yürek vatanından geçmedi! Bu dizeleri göz yaşlarımla yazdım! Gurbette özlüyoruz o günleri ezan sesini o telaşı! Hele çocukken teneke ile tan tan çalıpta bir köylüyü uyandırdığımız o günleri! ara sıra anıları kaleme alıyorum böyle dizeler çıkıyor işte!
Sizlerinde duyarlı yüreklerine sağlık tekrar tekrar teşekkür ediyorum nice muhabbetlerde buluşalım inşallah gurbetten sılaya selam ve dua ile"
Mustafa Topaloğlu -- 11.06.2018 00:16
VURGUNUM
Yazmışsınız ozanım. İmzalayıp göndermişsiniz.Bize okuması kalmış.Değerdi, değerlendirdik.Elinize, emeğinize sağlık. Bilmukabele selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 29.05.2018 23:15
VURGUNUM
Saygıdeğer Mustafa Topaloğlu Hocam
Öncelikle bu değerlendirme yazınız içi çok teşekkür ederim.
Devamında değerlendirme ile yetinmeyip birde notalı bestelerimi çalıp söylemeniz adına da ayrıca teşekkür ederim.
Var olasın.
Selam ve Saygılarımla.
Halil MANUŞ -- 29.05.2018 13:37
BİR ARKEOLOG’UN ANILARI-1
Değerli hocam, yazınızdaki kalem isteme senaryosunun aslını Batum’da konsolosluk yapan büyük dayım Nafiz Haşmet Teken’i n kızı sefire İnci Terken Aykaç anlatmıştı. (Bkz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2457) Sanırım o savcı da bunu kısmen duymuş ve uygulamaya çalışmış. Olayın aslı şöyle; Rusya da 1940 lı yıllarda anaokulunda öğretmenler çocuklara şöyle bir soru soruyordu; Tanrıyı mı daha çok seviyorsunuz yoksa Stalin’i mi? çocuklar tabi Tanrıyı diyorlar. O Zaman Tanrıya dua edin size bonbon şekeri göndersin diyor. Onlarda ellerini açıp dua ediyorlar tabi şeker gelmiyor. Bunun üzerine öğretmen şimdide Stalin’den isteyin diyor. Onlar da ellerini açıp aynı şekilde istiyorlar. Birden tavanda bir yerlerden bonbon şekerleri dökülmeye başlıyor. Küçük beyinlerin şuuraltına bu sahneyi kazıyorlardı.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.04.2018 11:56
ÖĞRETMEN BENİSA-1
Haklısınız Abdulkadir Bey. Hani bizde derler ya: "Gader...Başaca gider." Aynen öyle. Başaca gidiyor.
Sümmani'nin deyişinde bir arıza var. Dikkatinizi çekmiştir. Son kıta altı dize gibi.Bir de "Leyla'nın Mecnun kitabı" yanlış bir kullanım. Leyla'nın Mecnun kitabı?.. Ben buna takıldım. Araştırdım. Aynı deyişi Emrah'ta da gördüm. Emrah son dörtlüğü şöyle söylemiş:
"İçine düşenler aşkın dolabın
Çekerler dilberin cevrin itabın
Yazanlar Leyla vü Mecnun kitabın
Emrah'ı da bir kenara yazmışlar"
Leyla vü Mecnun kitabı dizesinde "vü" ve anlamına gelir. "Leyla ve Mecnun kitabı" olur böylece. "Leyla'nın Mecnun kitabı" olmaz.Ama ısrarla öyle çalınıp söyleniyor her nedense...
Teşekkürler ediyorum aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 01.04.2018 21:49
ÖĞRETMEN BENİSA-1
Değerli dost,

Benisa, Huriye Saraç Hanımefendinin acılı hayat öyküsünü değişik duygular içinde merakla ve üzülerek takip ettim. Tespitim odur ki, çocukluğu kadersizlikle başlayan tanıdığım birçok insanın hayatı ölene kadar da öyle gidiyor maalesef. Rahmetli Sümmani’nin şu meşhur deyişi bu hayatları ne güzel anlatıyor.

Ervah-ı Ezelde Levh-i Kalemde
Şu Benim Bahtımı Kara Yazmışlar
Bilirim Güldürmez Devr-i Alemde
Bir günümü Yüz Bin Zara Yazmışlar

Arif Bilir Aşk Ehlinin Halini
Kaldırır Gönlünden Kil-ü Kalini
Herkes Dosta Vermiş Arzuhalini
Benimkini Ürüzgara Yazmışlar

Olaydı Dünyada İkbalim Yaver
El Etsem Sevdiğim Acep Kim Ever
Bilmem Tecelli Mi Yoksa Ki Kader
Beni Bir Vefasız Yare Yazmışlar
Yazanlar Leyla'nın Mecnun Kitabın
Sümmani'yi Bir Kenara Yazmışlar

Saygılar selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.03.2018 12:54
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00