BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 10.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
193
Dün
:
4633
Toplam
:
14934539
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
BAKLA
mustafatmatpl@hotmail.com
Baklagillere adını veren bir yem bitkisidir bakla. Ailenin diğer üyeleri: Fasulye, nohut, mercimek, bezelye, börülce… Bakla proteince çok zengindir. Yem bitkisidir ama yemeği de yapılır. İnsan için yemek olur. Hem taze olarak hem de kurusundan ağızlara layık yemekler yapılır. Bilen bilir bunu. Herkes bilmez bakla yemeği yapmayı. Hatta horlanır bakla. “Eşşek paklası” diye yerilir bizim Oğulcuk’ta. Öyle ekimini, dikimini yapan yoktur. Bir Mehmet kardeşim eker, bir de ben. Geçen baharda tohumunu ben kardeşim Mehmet’ten almıştım.
Oysa baklanın ne çok faydası var. Bazılarını yazayım: Kötü kolestrolü düşürür. Böbrek taşlarını döker. Kabızlığa birebirdir. Kemikleri güçlendirir. İştah açıcıdır. Diyete “niyet” edenler için doyurucu ve besleyici bir gıdadır bakla.
Bizim Oğulcuk’ta baklaya “pakla” derler. Pakla’daki “k” sesini de hırlak “h” gibi söylemek lazım sözcüğü tam seslendirmek için. “Pakla” derken kastedilen “fasulye”dir efendim. Fasulye pek bilinmez. Fasulyenin kurusuna ”Ağpakla (Ak bakla)” , tazesine, yeşiline “Göoğpakla (Gök bakla) denir. Bu birleşikteki “Göoğ” sözcüğü olgunlaşmamış, taze anlamına geliyor.
Tekraren yazayım. Buradaki “bakla” bildiğimiz bakla değildir. “Fasulye”dir.
Şimdi diyeceksiniz ki: “Bakla Oğulcuk’ta pek bilinmez. Ekimini, dikimini yapan yoktur, dedin. Sonra fasulyeyi baklanın tahtına oturttun.” Haklısınız. Fasulye bizim Oğulcuklu’ya biraz sosyetik mi geliyor ne? Çok kullanılmıyor. Pakla (bakla)nın söyleyiş kolaylığı var. Daha sıcak. Daha samimi…
Bu izahatın ardından iki fasulyeli türkülerden bahis açayım. Bir Burdur türküsü:
.
“Ak fasulye oldu mu
Selelere doldu mu
Gönderdiğim çoraplar
Ayağına oldu mu
.
Ak fasulye soyulmaz
Gökte yıldız sayılmaz
Dirmil’den yâr sevenin
Hiç kolları yorulmaz”
.
Bu bir oyun havasıdır. Şıkırdaktır, fıkırdaktır. Bir de:
“Aman bu fasulye yedi buçuk liraya
Hem kaynasın, hem oynasın” var diyeceğim de söz uzayacak. Arzu eden baksın be canım. Biz tekrar fasulyeden “pakla”ye geçelim.
.
Ben daha küçükken adını aldığım cennet mekan dedemin yanında kalırmışım. Dedem anama “Hacca!” derdi. Adı Hatice anamın. Ben de dedemden öğrendiğimi dermişim anama “Hacca!” Gülüşürlermiş. Ben pek ayrımında değilim.
Sabah erkenden kalkar gidermişim dedemin odasına. Geç vakte kadar gelmezmişim. Anam da rahat edermiş. Başında daha benim gibi dört beş sofra gediği daha var.
Dedem beni çok severdi. Bir de bacım Ayşe’yi… Sebebine gelince ben adını taşıyorum. Ayşe de dedemin ilk eşi Ayşe’nin adını almış. Bize özel ilgisi bu yüzdendi dedemin.
Dedemin odası avlunun doğusunda yukarı doğru hafif bayırın yüzündeydi. Sanki iki katlı gibi yüksekti aşağıdan, avludan bakınca.
Anam zaman zaman pişirdiği yemeklerden alır getirirdi. Pişirdiği de bulgur çorbası, düğurcük çorbası, un çorbası, mantı, pilav, kumpür aşı vee ağpakla. Veya göoğpakla… Ben de küçüklükten beri çok severim fasülye yemeğini. Taze fasulye, kuru fasulye…Fark etmez. Aynı kefeye koyarım.
Anam anlatırdı. Zaman zaman dedemin odasında pencereye çıkarmışım. Demir parmaklıklara tutunur bağırırmışım aşağıya:
-Haccaa! Ağbalak mı bişirdin göoğ balak mı bişirdin? Acıkdık hadi gayri…
Bak bak bak…Baklayı “balak” yapmışım. Olmuş ak bakla “ağbalak”. Göoğ bakla da “göoğbalak”laşmış.
Hey gidi günler. Cennet mekan anam anlatır anlatır gülerdi.

01.12.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
"HERŞEY O’NDAN!"
Sayın Gül, önemli olan okumak. Okuduğunu irdeleyip yorumlamak. Kuru kuru da olsa! Okumak, yorumlamak ve yazmak güzeldir. İlgine teşekkür ederim.
Selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 10.10.2018 21:59
"HERŞEY O’NDAN!"
Sayın Topaloğlu senin dediğin gibi yerlerine koydum kolun kanadın vs hiç olmadı şiir bence çok derin bir mana ifade ediyor şair İbrahim sayar istese 3-4 kıtada bitirebilirdi ki bunu da yapsa yapardı ben bu şiiri ezberledim aynı zamanda akılda kalıcılığı da kolay yani öyle kuru kuru yorum yapmak ne güzel
Alper Gül -- 05.10.2018 11:12
SAHUR ZAMANI
"Şimdi"nin şairi Şerafettin Hansu okumuş Sahur Zamanı'nı. Duygularını yazmış bana. Bir iletiyle göndermiş. Bu iletiyi virgülüne dokunmadan aktarıyorum:
"Saygı değer Mustafa hocam sesime ses verdiniz aynı duygularda buluştu gönüllerimiz!
Ne demişler !
Bülbülü altın kafese koymuşlar ille vatan ille vatan demiş!
Köyümden çıkıp Avrupaya gelişim daha dün gibi gözlerimin önünde! 22 yaşındaydım şimdi 48 oldum yıllar geçti ama bu yürek vatanından geçmedi! Bu dizeleri göz yaşlarımla yazdım! Gurbette özlüyoruz o günleri ezan sesini o telaşı! Hele çocukken teneke ile tan tan çalıpta bir köylüyü uyandırdığımız o günleri! ara sıra anıları kaleme alıyorum böyle dizeler çıkıyor işte!
Sizlerinde duyarlı yüreklerine sağlık tekrar tekrar teşekkür ediyorum nice muhabbetlerde buluşalım inşallah gurbetten sılaya selam ve dua ile"
Mustafa Topaloğlu -- 11.06.2018 00:16
VURGUNUM
Yazmışsınız ozanım. İmzalayıp göndermişsiniz.Bize okuması kalmış.Değerdi, değerlendirdik.Elinize, emeğinize sağlık. Bilmukabele selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 29.05.2018 23:15
VURGUNUM
Saygıdeğer Mustafa Topaloğlu Hocam
Öncelikle bu değerlendirme yazınız içi çok teşekkür ederim.
Devamında değerlendirme ile yetinmeyip birde notalı bestelerimi çalıp söylemeniz adına da ayrıca teşekkür ederim.
Var olasın.
Selam ve Saygılarımla.
Halil MANUŞ -- 29.05.2018 13:37
BİR ARKEOLOG’UN ANILARI-1
Değerli hocam, yazınızdaki kalem isteme senaryosunun aslını Batum’da konsolosluk yapan büyük dayım Nafiz Haşmet Teken’i n kızı sefire İnci Terken Aykaç anlatmıştı. (Bkz. http://www.yozgatgazetesi.com/yazarlar.asp?yazar=37&yazi=2457) Sanırım o savcı da bunu kısmen duymuş ve uygulamaya çalışmış. Olayın aslı şöyle; Rusya da 1940 lı yıllarda anaokulunda öğretmenler çocuklara şöyle bir soru soruyordu; Tanrıyı mı daha çok seviyorsunuz yoksa Stalin’i mi? çocuklar tabi Tanrıyı diyorlar. O Zaman Tanrıya dua edin size bonbon şekeri göndersin diyor. Onlarda ellerini açıp dua ediyorlar tabi şeker gelmiyor. Bunun üzerine öğretmen şimdide Stalin’den isteyin diyor. Onlar da ellerini açıp aynı şekilde istiyorlar. Birden tavanda bir yerlerden bonbon şekerleri dökülmeye başlıyor. Küçük beyinlerin şuuraltına bu sahneyi kazıyorlardı.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.04.2018 11:56
ÖĞRETMEN BENİSA-1
Haklısınız Abdulkadir Bey. Hani bizde derler ya: "Gader...Başaca gider." Aynen öyle. Başaca gidiyor.
Sümmani'nin deyişinde bir arıza var. Dikkatinizi çekmiştir. Son kıta altı dize gibi.Bir de "Leyla'nın Mecnun kitabı" yanlış bir kullanım. Leyla'nın Mecnun kitabı?.. Ben buna takıldım. Araştırdım. Aynı deyişi Emrah'ta da gördüm. Emrah son dörtlüğü şöyle söylemiş:
"İçine düşenler aşkın dolabın
Çekerler dilberin cevrin itabın
Yazanlar Leyla vü Mecnun kitabın
Emrah'ı da bir kenara yazmışlar"
Leyla vü Mecnun kitabı dizesinde "vü" ve anlamına gelir. "Leyla ve Mecnun kitabı" olur böylece. "Leyla'nın Mecnun kitabı" olmaz.Ama ısrarla öyle çalınıp söyleniyor her nedense...
Teşekkürler ediyorum aziz dostum.
Mustafa Topaloğlu -- 01.04.2018 21:49
ÖĞRETMEN BENİSA-1
Değerli dost,

Benisa, Huriye Saraç Hanımefendinin acılı hayat öyküsünü değişik duygular içinde merakla ve üzülerek takip ettim. Tespitim odur ki, çocukluğu kadersizlikle başlayan tanıdığım birçok insanın hayatı ölene kadar da öyle gidiyor maalesef. Rahmetli Sümmani’nin şu meşhur deyişi bu hayatları ne güzel anlatıyor.

Ervah-ı Ezelde Levh-i Kalemde
Şu Benim Bahtımı Kara Yazmışlar
Bilirim Güldürmez Devr-i Alemde
Bir günümü Yüz Bin Zara Yazmışlar

Arif Bilir Aşk Ehlinin Halini
Kaldırır Gönlünden Kil-ü Kalini
Herkes Dosta Vermiş Arzuhalini
Benimkini Ürüzgara Yazmışlar

Olaydı Dünyada İkbalim Yaver
El Etsem Sevdiğim Acep Kim Ever
Bilmem Tecelli Mi Yoksa Ki Kader
Beni Bir Vefasız Yare Yazmışlar
Yazanlar Leyla'nın Mecnun Kitabın
Sümmani'yi Bir Kenara Yazmışlar

Saygılar selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.03.2018 12:54
EJDER MEYVESİ (PİTAHAYA)
Emeğinize yüreğinize sağlık Mustafa bey ,teşekkür ederim.Kolaylıklar diliyorum.
özlem tek -- 08.02.2018 09:54
GEÇİT SANAT AÇILDI
Kadriye Hanım,
"Ah keşke!" diyorum. Başkaca da bir şey demiyorum. Kültür ve sanat etkinlikleri bir kentin dinamiğidir bence. Sanat galerileri, konser salonları, spor alanları bu etkinliklerin sergilendiği mekanlardır.
Yozgat'ta da bu mekanların sayısının artırılması, sanat çevrelerinin bu mekanlara ilgi göstermesi gerekir. Özellikle çocuklarımızın ve gençlerimizin sanata ve spora yönlendirilmesi olmazsa olmaz bir zorunluluktur.
Bizim Yozgat'ta da bu gibi etkinlikler yapılıyordur sanırım.
Bilmukabele iyi yıllar dilerim. Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 03.01.2018 13:48
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00