BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.10.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
169
Dün
:
4716
Toplam
:
17171775
HASBİHAL Mustafa TOPALOĞLU
KURTLA KUZU(*)
mustafatmatpl@hotmail.com
Mustafa Balbay’ın “Affedersin La Fontaine(Fonten)”inden bir başka anlatı: Kurtla Kuzu. İletisi taa yüzyıllar ötesinden geliyor. Öyle ya, yirmi birinci yüzyıldayız. La Fonten on yedinci yüzyılda yaşamış. Dört yüz yıl öncesinin geçerli kuralları bu gün de geçerli. Güçlü olan o gün haklıymış, bu gün de haklı...
.
Balbay’la La Fonten tatlı tatlı atışıyorlar Affedersin La Fontaine’de. Önce La Fonten Usta başlıyor. Daha sonra çırak Balbay anlatının güncelini aktarıyor. Ustayla çırak inceden dokunduruyorlar. Sözü fazla uzatmayayım. Başlıyorum ben de:
.
La Fonten: “Özünü koruyan bir masala geldik nihayet,
Buna da laf etseydin şayet,
Diyecektim; çırak biraz riayet,
Yanlış anlama değil sözlerim şikayet,
Kabul et ki bozulmanın bu kadarı cinayet.”
Balbay: “Tamam usta, yeter bu kadar ayetli uyak,
Kurt bu gün de kuzu postlu, kuzu yalınayak.
Önce aktaralım senin Kurtla Kuzu’nu,
Sonra biz girelim, kaçırmadan kantarın topuzunu.”
.
(Aldı La Fonten)
.
Kuzunun biri su içiyormuş dereden,
Av peşinde aç kurt gelmiş birden.
“Ne hakla” demiş öfkeyle.
Suyumu bulandırıyorsun, söyle
Cezalandıracağım seni!”
“Lütfen kızmayın.” demiş kuzu, “Dinleyin beni
Akıntı benden yana,
Su yukarda,
Ben, yirmi adım aşağıda,
Dokunmuyorum ki suyunuza!”
“Bulandırıyorsun” demiş kötücül canavar.
“Bana küfreden de sendin geçen yıllar.”
“O zaman doğmamıştım ki”
Demiş kuzu,”Annem daha emziriyor beni.”
“Eğer sen değilsen kardeşindir.”
“Kardeşim yokki!”
“Öyleyse sizden biridir!
Çobanla köpekleriniz bir olup
Beni hep çekiştiriyorsunuz.
Evet, kulağımla duydum bunu ben,
Öç almalıyım senden” deyip
Çok uzaklara, derin ormanlara
Götürüp kuzuyyemiş rt güzelce.
.
İşte bu masaldan da çıkan sonuç ortada:
En güçlü kişi, en haklı kişidir doğada.
.
(Şimdi söz sırası Balbay’da)
Balbay: …Kuzunun biri su içiyormuş dereden,
Aç bir kurt belirmiş birden.
“Yakaladım”demiş kurt,
“Demek sendin o hırt!”
Kızgın kurda bakmış kuzu:
“Ben ne yaptım sana, değiştir şu pozu.”
“Daha ne yapacaksın” demiş kurt,
“Suyumu bulandırıyorsun sürekli
Sana bir ders vermek gerekli.”
Suyu göstermiş kuzu:
“Baka benden yana akıntı,
Nedir bu sizdeki tkaıntı?
Ben yirmi adım aşağıda,
Siz yukarıda, nasıl kirletirim suyunuzu?
Anlamadım sizin huyunuzu!”
Kurt oralı değil:
“Kirlettin. Sen değilsen bile kardeşindir.
Ben bir işi yarım bırakmam, her işim peşindir.”
Kuzu boynunu bükmüş:
“Kardeşi yok benim.
Annemin tek kuzusu benim.”
Kurt kuzuyu gözüne kestirdiği gibi,
Çevrede başka kuzu olup olmadığını da merak etmiş.
Sormuş:
“Sen yalnız mısın burada?”
“Hayır!”demiş kuzu,
“Az ötede başka arkadaşlarım da var.
Her sabah buraya gelir onlar da.”
Kurt kuzuyu kaptığı gib,
Sonraki günlerin avını da garanti etmiş.
Ertesi sabah kalkmış kurt,
Kuzunun arkadaşlarını gösterdiği yere gitmiş.
Taptaze kuzular otluyor.Sormuş:
“Benim arkadaşım bir kuzu vardı, nerede?”
.
“Biz de onu arıyoruz her yerde”
Demiş kuzular.
“Dünden beri yok, içimiz sızlar…”
Kurt:”Bırakın” demiş, “Bu numaraları,
Arkadaşım kuzuyu siz kaybettiniz,
Sizi götüreceğim, cezayı hak ettiniz!”
.
Doğada da en güçlü kişi, en haklı kişidir.
Ama avından yeni avlar çıkarmak kurt işidir.
.
La Fonten: Ben, en güçlü haklıdır, derken
Bu kadar da demedim.
Doğrusu kendi çağımda
Haksızlığın bu kadarını görmedim…
Balbay: Ah La Fontaine,
Üzgünüz gerçekten…
-------------
(*) Affedersin La Fontaine, sayfa 25

13.05.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SİMİT ATMA
Köyde hayat zor aziz dostum. On gündür int. bağlantımız arızalıydı. 13 Eylül'de meydana gelen arıza 23 Eylül'de giderilebildi. Diyeceksin ki "Arıza çok büyükmüş ki on gün uğraşmışlar." Değil be yahu. Bir ara bir eleman gelmiş. Arıza olan yerin fotoğrafını çekip gitmiş.Ondan sonra gelen giden olmadı. Yozgat TTelekom'un telefonu cevap vermez. Çok sıkıntı çektik canım. Bunları niçin yazdım? Yorumunu yeni gördüm de ondan. İlginden dolayı teşekkür ederim."Bulgur pilavını ekmağanen yiyom." diyorsunuz. Yufkadır o ekmek, değil mi? Şimdi birkaç tane yufkayı sininin üstüne sereceksin. Onun üstüne dökeceksin tepeleme bulgur pilavını. O serili yufkanın ucundan, kenarından alıp pilavı banaklayacaksın. Afiyet olsun efendim.
Selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 25.09.2019 13:56
SİMİT ATMA
Her yanımız garabet oldu Mustafa Hocam. Namaza giderken güzel elbiselerinizle gidini bilmediklerinden çıplak ayakla safta duruyorlar. Meclisin tavanına çiğ köfte yapıştırıyorlar. Saçlarını türbanla sarıp açık ayakkabılarda ojeli tırnaklar, boyalı dudaklar daracık pantolonlarla sokağa çıkıyorlar sonra yazın sıcağında klimasız otobüste kolsuz elbise giyen bir hanım kızımızı darp ediyorlar. Selamünaleyküm demezsen yüzüne bakmıyorlar. Bu dünya da sabır diyerek eşlerine dört çekerli araçlar alıyorlar. Yani onlar garabet icat ediyor biz garip garip izliyoruz. İster inan ister inanma ben de Garğoşlular gibi hâlâ bulgur pilavını ekmağnen yiyom. İstanbul’dan baki selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 20.09.2019 11:13
URUM KIZI
YorumunuzMustafa bey
Avanosta yaşıyor ve bahsettiğiniz konularla da biz de amatörce ilgileniyoruz. Avanoslu Selahattin Avanos'ta ve memleketimizde değeri henüz tam anlaşılamayan bir sanatçı. Yeni yeni üzerinde çalışılıyor. Sizin türküde yaptığınız düzeltmeler daha uygun. Bir kaç türküsünü de biz bu şekilde düzelttik. İlerde daha doğru metinler çıkacaktır.
Şayet avanosarastirmalari.com sitemizi ziyaret ederseniz memnun oluruz. Selam ve hürmetler. Mehmet Kılıç
mehmet kılıç -- 17.05.2019 21:43
AFFEDERSİN LA FONTEN(*)
Sevgili dostum haksız mı şimdi karınca? Yok, ben yine Affedersin La Fontaine'den Kurtla Kuzu'yu da yazmalıyım.İletisi evrensel. Bu günkü gibi taze bir anlatı...
Teşekkürlerimle, selam ve saygıyla...
Mustafa Topaloğlu -- 10.05.2019 15:02
AFFEDERSİN LA FONTEN(*)
Bir La Fontaine masalı da benden olsun hocam.
Soğuk bir kış günü dışarda kar, fırtına göz gözü görmüyor. Karıncanın kapısı çalınıyor. Karınca camdan bakıyor ki Ağustos böceği. Canı sıkılıyor, şimdi ne isteyecek kim bilir bu diyor alçak sesle. Dışarının soğuğu içeriye girmesin diye kapıyı azıcık aralayıp soruyor “ne istiyorsun?” Ağustos böceği “bir şey istemiyorum Paris’e konsere gidiyorum da oradan bir isteğin var mı diye geçerken sorayım dedim” diyor. Karınca kapıyı biraz daha aralıyor bakıyor, Ağustos böceğinin üzerinde şahane bir kürk palto, arkasında son model bir Limuzin araba. “Demek Paris’e gidiyorsun” diyor, orada Lafontain diye bir hergele var. Onu görürsen benden selam söyle, onun taaa……!
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 08.05.2019 20:35
DİLFEZ
Aziz dostum,
Öyledir. Zengin isen hatırını sayarlar. Fakir isen dış kapıdan kovarlar. Hoca Nasrettin'in"Ye kürküm ye!"öykücüğü bir gerçeğin ifadesidir.
Neşet Ertaş merhum da öyle diyor:"Zenginisen ya bey diller ya paşa / Fıkaraysan ya cingan diller ya abdal hâşâ".
Dostun dosta minneti para hatırına. Aba altında er yatar, ama aç mı yatar tok mu? Bilemezsiniz.
Bir kalenderi divandan bir dörtlük alıntılayacağım:
"Asalet bir altın idi şimdi pul oldu
Türlü türlü bedenlere çul oldu
İmanın yolu keseden geçeli
Kimi kula kimi pula kul oldu"
Laf lafı açınca söz uzuyor.Yorumunuz beni aldı nerelere götürdü.
Teşekkür ediyorum.Selam ve saygıyla ey dost...
Mustafa Topaloğlu -- 30.04.2019 20:58
DİLFEZ
Zengin atını dağdan aşırmış, fakir düz yolda şaşırmış. Zenginler para; fakirler çocuk yapar. Zenginin malı züğürdün çenesini yorar. Zengin giyerse “sağlıcakla”, fakir giyerse “nereden buldun” Zenginin ayıbı, fukaranın hastalığı meydana çıkmaz. Zenginin gönlü olana kadar, fakirin canı çıkar. Zenginin horozu bile yumurtlar. Zenginin osuruğu bile ahenkli öter. Zenginin kağnısı dağdan aşar, fakirin eşeği düz yolda şaşar. Rağbet güzel ile zenginedir. Fukaranın tavuğu, zenginin atı kıymetli olur. Yoksul geçimini, varlıklı keyfini düşünür. Zengin kızın sevgili boy friend’i, fakir kızın sevgilisi dostu. Zenginlerin nikâhsız birlikteliği seviyeli birliktelik, fakirlerin ki ahlaksızlık. Sen kiiiiim Çula Nuri, Dilfez kim. Varsa pulun dünya âlem kulun, yoksa pulun cehennemdir yolun.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 28.04.2019 18:19
DEMİRCİ DÜKKANI
Eyvallah aziz dostum. Güzel yorumun ve katkından dolayı çok teşekkür ediyorum.
Selam ve saygıyla efendim.
Mustafa -- 07.02.2019 23:10
DEMİRCİ DÜKKANI
Mustafa Topaloğlu hocam, toprağımızın insanlarını ne güzel anlatıyorsun. İnan o köy odasında öksürükler, aksırıklar ve sigara dumanı içinde bir ayağım altımda ben de varım. Sen anlatırken bende sağı solu gözlüyorum. Az buçuk kültürüm olduğu için Gasımın İrecep’in itirazına bıyık altından gülerek katılıyorum ama taraf tutmuyorum. İrecep’i yalnız bırakmamak için bende arkasından çıktım kusura bakma.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.02.2019 17:17
KAPI HAKKI
Allah iyiliğini versin Mustafa Topaloğlu Hocam. Şerife Hanım'ın "paranın hayrını görmedim, güğümlerimi çaldılar" itirafını okuyunca çok güldüm. Demek oluyorki iki kişi zarar etmiş. Birisi Tahsin Bey öteki de Şerif Hanım. Gerçi Şerif Hanımın ki kârdan zarar oluyorsa da anlaşılıyorki yine de ciğeri yanmış. Ya da haydan geldi huya gitmiş diyelim. Saygılar, selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.01.2019 11:14
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00