BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 28.04.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
174
Dün
:
4563
Toplam
:
12522419
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
YOZGATLI FOLKLOR ARAŞTIRMACISI MAHMUT IŞITMAN
muhsinkokturk@hotmail.com
Zaman zaman sayfamda Yozgat’a hizmet etmiş birtakım kişilere yer vermekte, bunu bir görev olarak benimsemekte ve bundan da büyük bir mutluluk duymaktayım. Bugün de bir eğitimci, folklor araştırmacısı ve yazar olan Mahmut Işıtman’dan söz edeceğim.

Mahmut Işıtman, 1 Temmuz 1908’de Yozgat’ta doğdu. İlköğrenimini Yozgat’ta, ortaöğrenimini Konya İlk Öğretmen Okulunda tamamladı. 1930’da Ankara ili Beypazarı ilçesinde öğretmenliğe başladı.

Mahmut Işıtman, Konya’da öğrenciyken folklor araştırmalarına başladı. Özellikle edebiyat öğretmeni SadettinNüzhet Ergun’un da yönlendirmesiyle bu alandaki çalışmalarına hız verdi. Yine Konya’da öğrenciyken birkaç arkadaşıyla birlikte “Işık Yolu” adlı bir dergi çıkardı.

1932’de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Beden Eğitimi Bölümüne girdi, 1935’te burayı bitirdi. Yedek subaylığını yaptıktan sonra Ankara Erkek Lisesine atandı.

Folklor çalışmalarını sürdürdü. Yozgat halk ve divan şairleriyle ilgili eski cönklerden, şairlerin aile ve akrabalarından birçok bilgi edindi. Bu ara cirit oyunlarıyla ilgili araştırmalar yaptı.

1938 yılında Gençlik ve Spor Bayramı’na son kez katılan Atatürk’ün de bulunduğu bayramı yönetmekte gösterdiği üstün başarıdan dolayı 1939’da Millî eğitim Bakanlığınca takdirnameyle ödüllendirildi. 1945’te mesleğindeki üstün başarısından dolayı bir kez daha takdirname aldı.

1954’te Uluslararası İzci Teşkilatının açtığı “WoodBadge İzci Kursu”na gitti. Birinci ve ikinci kısımları pek iyi ile bitirdi. Londra Dünya İzcilik Teşkilatı Merkezinden gönderilen izci işareti ile diplomayı aldı.

1959’da bir yıl için Almanya’ya gönderildi. Oradaki eğitim sistemini inceleyerek bakanlığa uzun bir rapor verdi.

Mahmut Işıtman; “Hizbî (Hüznî), Seyrî, Zeminî, Âşık İfşaî, Âşık Nazî, Sır Kâtibi Âşık Necip, Demlî, Âşık Zarî, Âşık Gamlî, Âşık Gülşanî, Fennî” gibi birçok Yozgatlı şairin yaşamı ve şiirleri hakkında elde ettiği bilgileri “Türk Folklor Araştırmaları” dergisinde yayımlatarak Yozgat kültürüne büyük katkılarda bulundu.

Mahmut Işıtman’ın ne zaman ve nerede öldüğü konusunda elde bir bilgi bulunmamaktadır. (1908 yılında doğduğuna göre öldüğü varsayımıyla böyle bir ifade kullanmaktayım.) Yaptığım araştırmalar sonucunda kendisiyle en son 7 Mayıs 1998’e (90 yaşındayken) yüz yüze ses kaydıyla bir görüşme yapıldığını saptadım. Bu görüşme; Profesör Doktor Mine Göğüş Tan’ın danışmanlığında Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesinde, “Çocukluk Tarihi” adlı lisans ve “Toplumsal Tarihte Çocuk” konulu doktora dersleri alan öğrenciler tarafından gerçekleştirilmiştir. Mahmut Işıtman’la görüşen kişi Mehmet Akif Sözer’dir.

Ses kaydına alınan görüşmede Mahmut Işıtman, bize yaşamı hakkında ilginç bilgiler aktarmaktadır. Bu bilgilere göre, daha altı aylıkken anne ve babası ölür. Çocukluğu Yozgat’ta geçer. İlkokula Yozgat’ın “Taş Mektep” adıyla anılan okulunda başlar. Üzerinde omzundan asmalı, saplı bir çanta; içinde bir defter, bir kurşun kalem ve “Anadolu Yavrususun Kitabı” adlı eski harflerle basılmış bir kitabı vardır…Cumhuriyetin ilan edildiğini okulda öğretmenlerinden öğrenir. Cumhuriyet Bayramı kutlamaları için izci olarak Ankara’da yapılan törenlere katılır. Orada Atatürk’ü görür.

Atatürk Türkiyesi’nin saygın öğretmenlerinden biri olan Mahmut Işıtman, folklor araştırmacısı kimliğiyle öne çıkmıştır. Yazarın Yozgat kültürüne yaptığı en büyük katkı, Yozgatlı saz ve divan şairlerini gün ışığına çıkarmak olmuştur.

Yeri gelmişken Mahmut Işıtman’ın gün ışığına çıkardığı şairlerden birkaçının şiirine örnekler verelim:

BOZLAK(1)
Bir selam gönderdim canan iline,
Acep şu günlerde yetişir m’ola?
Bülbül de hasrettir gonca gülüne,
Kavuşup da bir kez ötüşür m’ola?

Ölürsem gurbette suyum kim döke?
Nazlı yâri yok ki kefenim dike,
Yârim hasretinle dert çeke çeke,
Açıldı yâreler bitişir m’ola?

Eser bad-ı saba(2) , değer sam(3) gibi,
Var mıdır âlemde olmuş ben gibi?
Vay biçare Nazî yârde sen gibi,
Ciğerinden yanıp tutuşur m’ola?
Âşık Nazî

KOŞMA (4)
Eğer gider isen Bozok iline,
Bir selamım götür vatana bülbül.
Kon bizim bahçenin mahzun gülüne,
Başla benim gibi figana bülbül.

Gönül hastasıyım, hâlim soran yok,
Gam yükün yüklendim hicrandan artık,
Ahbab-ı yarana(5) selam söyle çok,
Bir de başkaca canana bülbül.
…
Böyle imiş alnımızın yazısı,
Vatan muhabbeti, evlat arzusu,
Bekliyor Zarî’nin bunca kuzusu,
Gönülde hemanca(6) bir dane imiş.
Âşık Zarî

KOŞMA (7)
Bir fukara keşf-i keramet (8) olsa,
Müzevir(9) insana ahbap denilir.
Zengin kapısında bir hayvan ölse,
“Eyvah, yazık, gönlü harap!” denilir.”

Fukarayı baş köşeye sürmezler,
İyi yere münasebet görmezler,
Ak sakallı olsa bir yer vermezler,
“Fukara ayağa türap(10) .” denilir.

Fukara durmayıp hizmet yetirse,
Yüklese de gam yükünü götürse,
Zengin, bir mahalden beygir getirse,
“Bu, halis küheylan Arap.” denilir.

Gülşanî çekiyor aşk mihnetini (11),
Kavukçu zenginin eder methini,
Fukara çalkasa bal şerbetini,
“Bal değil, yıllanmış şarap.” denilir.

Âşık Gülşanî

Değerli eğitimci, araştırmacı, yazar MahmutIşıtman’ı Yozgat kültürüne katkılarından dolayı saygıyla anıyorum. Yeni kuşağı da Yozgat kültürünü araştırma ve inceleme konusunda etkin olmaya çağırıyorum. İnanıyorum ki gün ışığına çıkmamış nice kültürel değerimiz var. Hepimize düşen görev, bizi biz yapan bu değerlerimize sahip çıkmaktır.

Dipnotlar:

(1) Âşık Nazî, Mahmut Işıtman, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, Eylül 1969, Cilt 12, Sayı 242, s. 5401, 5402, 5403.
(2) bad-ı saba: Serin ve tatlı esen bahar yeli.
(3) sam: Çölde esen yel, sam yeli.
(4) Âşık Zarî, Mahmut Işıtman, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, Eylül 1968, Cilt 11, Sayı 230, s. 5066-5067.
(5) ahbab-ı yaran: Tüm dostlar.
(6) hemanca: Derhal, çabucak, hiç vakit geçirmeksizin.
(7) Âşık Gülşanî, Mahmut Işıtman, Türk Folklor Araştırmaları Dergisi, Mart 1977, Cilt 17, Sayı 332, s. 7929, 7930.
(8) keşf-i keramet: Keramet (doğa üstü, şaşkınlık yaratan durum) ortaya çıkarma, keramet yaratma. (Şiirde “keramet sahibi” anlamında kullanılmış.)
(9) müzevir: Ara bozucu.
(10) türap: Toprak, toz.
(11) mihnet: Sıkıntı, üzüntü.

11.04.217

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGATLI FOLKLOR ARAŞTIRMACISI MAHMUT IŞITMAN
Sn.Verda Aral Gülbay 06.04.2017 tarihli diğer mesajınız Serbest Kürsüye aktarılmıştır..
Bilginize..
Yozgat Gzt.
Adınız ve Soyadınız -- 11.04.2017 19:46
YOZGATLICA BİR SÖYLEŞİ
Sayın Verda Aral Gülbay,
Yorumumda bir noktayı atlamışım. Eklemezsem kendimle çatışırım. Neden suskun olduğumuzu söylüyorsunuz yorumunuzun bitiminde. Bu düşüncenizi benim sayfamda paylaştığınız için alınmadım desem yalan olur. Diğer yazılarımı okursanız Yozgat'la ilgili konularda suskun ve duyarsız olmadığımı görürsünüz.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 10.04.2017 15:29
YOZGATLICA BİR SÖYLEŞİ
Sayın Verda Aral Gülbay
Duygu yüklü dizelerinizi okudum. Belli ki Yozgat'a karşı derin bir özlem içindesiniz. Yazdıklarınıza bakılırsa yurt dışındasınız. Yurt içinde olsanız şimdiye dek bu özleminizi giderirdiniz sanırım.
Yozgat bildiğiniz gibi. Hızlı bir kentleşme var, ama Yozgat o eski doğal Yozgat değil artık. O bağlı bahçeli evlerin yerini çirkin apartmanlar aldı. Tren şimdilik Yerköy'de duruyor. Yolu ne zaman düşer Yozgat'a bilinmez.
Yozgatlı yine üvey evlat. Ama bundan pek yakındığını sanmıyorum hemşehrilerimin. Bunu bir yazgı olarak algılıyorlar gibi geliyor bana. Ama ben Yozgat'ın üvey evlatlığı hak etmediğini düşünenlerdenim. Onca üst kademede görev alan siyasetçimiz olmasına karşın bir arpa boyu yol alamadı Yozgat'ımız.
"Akılsız baştan sefil taban ne çeker." demiş atalarımız. Eee, işte böyle, "Ne ekersen onu biçersin."
Muhsin Köktürk -- 10.04.2017 15:24
YOZGATLICA BİR SÖYLEŞİ
Sn.Verda Aral Gülbay y06.04.2017 tarihli diğer mesajınız Serbest Kürsüye aktarılmıştır..
Bilginize..
Yozgat Gzt.
Verda aral gülbay -- 06.04.2017 12:45
YOZGATLICA BİR SÖYLEŞİ
Selamlar olsun hemşehrilerime.
Bir soruyla başlamak isterim .tren geldi mi ?Yozgat'a.
Yine ben geldim nasılsınız ,ben burada hep üzüntü içinde bakıyorum memleketimin haline,neler oluyor diye.ama hala yerimizdesaymak şöyle dursun geriye gidiyoruz.Sözüm kadın arkadaşlarıma ,eteklerinizi toplayıp çocuklarınızı uyandırın lütfen .Bana kızabilirsiniz ama bunu yapmak zorundasınız.
sevgiler hepinize.
verda aral gülbay -- 06.04.2017 12:30
YOZGATLICA BİR SÖYLEŞİ
·
düşler ülkesinde peri olsam .
dolaştığım yollarda.
sokaklarda açmayan,çiçekleri,
kokmayan ergvuanlara,
rengi solmuş,güllere hayat versem.
koşsam evime ,açsam pencereleri.
haykırsam ,haykırsam .evim ,evim diye.
yok olan odamı,yıkılan duvarları
olmayan penceremi, yeniden yapsam.
düş ülkesinde peri olsam .
çıksam merdivenleri.kaysam
trabzandan ,bir daha bir daha ,
seslense babaannem ;
düşersen bakmam .
annem gelse ,üzme babaanneni dese.
düşler ülkesinde ,peri olsam.
duyar gibiyim babamın sesini,
uğraşmayın ,kınalı yapıncağımla dese.
sevgi dolu baksa yine.
düşler ülkesinde peri olsam .
abime koşsam .
düşersin yavaş ol,
duyar gibiyim sesini.
bilseniz sizleri ne çok özledim ,özledim.
düşler ülkesinde peri olsam.
bahçede dut ağacı meyve verse yine.
annemin serçelerine yem versem.
kümesten yumurta alsam .
babamın sesini duyar gibiyim.
''tavuklara yem parası;yumurtadan pahallı'' dese.
ya, mollamız işi bitinçe çayımı demleyin dese yine.
sabah olunca ,kel hasan'ı beklesem
simit alsam .horoz şekeri alsam yine.
kar yağsa yine binsem kayaklarıma.
kaysam ,büyük camiye kadar.
düşler ülkesinde peri olsam.
dolaşsam lise caddesinde.
çıksam çamlığa ,sari,ı babaya ,dualarla çıksam .
askerlerin kurduğu salıncakta,korksam da yine de sallansam
nohutlu babaya gitsek yine kardeşlerimle .
halay çeksek etrafında .
şeker pınardan su getirsem babama
bademlikte otursam .
düşler ülkesin de peri olsam
seslensem ,seslensem..
geri döner mi ,hepsi
YENİDEN.
YENİDEN.
verda aral.
Ben uzaktan ağlarım Yozgat'ımın haline sizler neden susarsınız yada aldırmazsınız halimize,sevgi ve saygılarımla.
verda aral gülbay -- 06.04.2017 12:25
YOZGATLICA BİR SÖYLEŞİ
Değerli Muhsin Köktürk Hocam Dersini Almış da Ediyor Ezber (Yozgat Sürmelisi) türküsü ile ilgili bir anımı yazınız vesilesi ile aktarmak istiyorum. Eskiler bilirler, Yozgat'ta motorhanenin (elektrik santralı) karşısında rahmetli öğretmen Ali Bey'in evi vardı. Ali Bey'in eşi annemin halasıdır. O evin yerine yapılan apartmanda şimdi Yozgat'ımızın canlı tarihi Yılmaz Göksoy hocam oturuyor. Öğretmen Ali Bey'in oğlu Mühendis Muammer Tuğrul, Asi nehrinin yatağını değiştirip Amik ovasını ıslah ettikten sonra İstanbul Cağaloğlu'nda Bir otel satın almıştı. Kardeşi Sururi Tuğrul'u da savcılıktan emekli olunca otele müdür yapmıştı. Ben de o yıllarda (1960 lı yıllar) üniversite talebesiyim. Kadıköy Kolejinde edebiyat öğretmeni olan rahmetli Fahri Akbilek ağabeyimde Sururi ağabeyin arkadaşı. Zaman zaman otelde bir araya gelir karşılıklı çalar söylerdik. "Çavuş sizin evleriniz nerde olur" diye başlayan Sungurlu türküsünü ondan öğrenmiştim.

Radyoda ya da televizyondaki müzik programlarında bir Akdağmadeni türküsü çalınacaksa sunucu genellikle "Fahri Akbilek'ten alınan bir Akdağmadeni türküsü" diye anons ederdi. Bir gün "Dersini Almış da Ediyor Ezber" diye başlayan Yozgat Sürmelisini çaldıktan sonra şöyle anlatmıştı; Rahmetli Nida Tüfekçi ( Çok yakın arkadaşıydı) İstanbul'a gelen bir Rus folklorcusunu misafir ederken Sürmeliyi çalar ve sözlerini tercüme ederler. Siz yazınızda bazı kelimelerin anlamlarını yazmışsınız ama ben okuyucuya kolaylık olsun diyerek tekrar satır satır yazayım

Kaşın çeğmellenmiş kirpik üstüne,
Havada bulutun ağdığı gibi.
Çiğ düşmüş de gül sineler ıslanmış,
Yağmurun güllere yağdığı gibi.

Kaşın bükülmüş kirpik üstüne
Havadaki bulutun sarktığı gibi (Burada kastedilen yağmurun ilk yağma anında ufukta bulutların yere inmiş gibi görünen hali)
Çiğ düşmüş de gül göğüsler ıslanmış (Göz yaşları göğsüne damlamış)
Rahmet'in (aslı budur) güllere yağdığı gibi. (Rahmet, TRT denetiminde yağmur yapılmış.

Rus Folklorcusu bu benzetmeye hayret etmiş. Bu sözleri bir köylü ya da bir çoban söylemiştir. Bu tabiatı nasıl bir gözlemlemek nasıl bir hayal etmek demiş.

Fahri ağabeyimiz çok temiz giyinen, çok kibar, beyefendi bir insandı. Sonraki yıllarda tesadüf ettiğim ve Yozgatlı olduğumu öğrenen öğrencileri Fahri Akbilek hocamızı tanımısınız diye sormuşlardı. Ben de çok iyi tanırım diye cevap verince "O'nun gibi kibar bir hocamız bir daha olmadı" demişlerdi. Selam ve saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.03.2017 11:51
BİR ATATÜRK VE YOZGAT SEVDALISI ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
Çok değerli Muhsin Köktürk Hocam, şahsıma gösterdiğiniz teveccüh ile kaleme aldığınız övgü dolu yazınızın yayınlandığı tarihten bu yana bu teveccühe nasıl cevap vermeliyim diye düşündüm. Aklıma hep duygusal bir insan olan ve isteği dışında Yozgat milletvekili seçilen cennetmekân babaannemin babasıHayrullah Efendinin, Sarıtopraklık mevkiinden Ankara’ya müteveccihen kurbanlarla uğurlanırken yaşlı gözlerle “Ben oralara layık mıyım ki, gönderiyorsunuz” deyişi geliyordu.

Evet, sizin de buyurduğunuz gibi hem yüce Atatürk’ümüze hem de memleketim Yozgat’a sevdalıyım.

Gerçek olan şu ki dedelerim Çapanoğulları Yozgat şehrinin kurucusuydu yani onlar bir şehrin kurucularıyken, Mustafa Kemal Atatürk, bu kutsal topraklarda Türkiye Cumhuriyeti gibi örnek bir devletin kurucusudur. Lozan da yedi düvele saygı duygusu içinde bunu kabul ettiren kişidir. Atatürk’ü iyi tanımak için çok okumak ama çok okumak gerekir.

Anadolu’muzun bu saf, temiz, alçak gönüllü, temiz yürekli Yozgat halkına sevgi ile “Türk yiğitlerinin harman olduğu diyar, Bozok yaylasının kahraman evlatları var olun ”diye hitap etme zarafetini göstermiştir. Çok sinirli olduğu bir gün de rahatlamak için Başyaver Rusuhi Bey’i yanına alıp otomobiline binmiş ve şoförüne "Yozgat’a doğru!”demiştir.

Değerli Hocam, teveccühünüz ve güzel yazınız için en kalbi teşekkürlerimi sunar sağlıklar dilerim. Sağ olun var olun.
Abdulkadir Çapanoğlu -- 06.02.2017 10:57
BİR ATATÜRK VE YOZGAT SEVDALISI ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
Değerli okurlar,
Kısa bir tatil yaptığım için yazılarıma bir süre ara verdim. Tatilim bitti. Yazılarıma kaldığım yerden devam edeceğim. Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 4.02.2017 10:06:
BİR ATATÜRK VE YOZGAT SEVDALISI ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
Sayın Muhsin KÖKTÜRK hocam:Abdülkadir ÇAPANOĞLU ile ilgili çok değerli makalenizi büyük keyif ve huşu içinde okudum.Okadar gercekçi tasvir yapmışsınızki,yaklaşık kırk yıldır tanıdığım ağbeyimi bu kadar güzel tanımlanırdı.Ben bir kez daha vurgulamak isterim.Yurdunu çok sever.Arkadaşlarına çok önem verir.Ailesine yürekten bağlılığı tartışılmaz.Bunun yanı sıra sevecenliği,yardım severliği,ikramı.Hele birde sohbetlerine katılırsanız,zamanın nasıl geçtiğini o bal dökülen dilinden anlıyamaz insan.Bitmesin ister.ÇAPANOĞULlarının veliahtıdır.KÖKTÜRK hocam size bu güzel yazınızdan dolayı çok teşekkür ederim.Saygı ve hümetlerimi arz ederim.
Yılmaz BİRYILDIRIR -- 9.1.2017 01:22:4
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 45 45