BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
250
Dün
:
4633
Toplam
:
13775149
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
ATATÜRK'E DİL UZATANLARA BİRKAÇ SÖZ
muhsinkokturk@hotmail.com
Geçenlerde Albayrak Holding’in sahibi olduğu TVNet adlı televizyon kanalında, “Derin Tarih” adı verilen bir programda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik çok çirkin söylemlerde bulunuldu. Olay kısa sürede kamuoyunun tepkisini çekti. Sosyal medyada konuyla ilgili pek çok paylaşım yapıldı. Bu ara Hasan Akar adlı bir düşünce sapığının (meczubun) Atatürk ve annesiyle ilgili videosu sosyal medyayı sarstı. Hele bu videoda Atatürk ve annesiyle ilgili öyle şeyler söyleniyordu ki tepkisiz kalmak olanaksızdı. Ancak basında, özellikle de televizyonlarda bu çirkin söylemlerin neler olduğu açıkça ortaya konmadı. Bazı televizyon kanalları; Atatürk hakkında söylenen sözleri duyurmak istemediklerini, bunun hoş olmayacağını belirttiler. Ama ben bu ülkenin Atatürkçü bir yurttaşı olarak olup biteni okurlarıma aktararak olayın çirkinliğini tüm çıplaklığıyla gözler önüne sermek istiyorum. Okuyanlar, Atatürk ve yakınları hakkında söylenenleri bilsinler ki tavırlarını ona göre belirlesinler.

Yeni Şafak gazetesi yazarı Mustafa Armağan’ın hazırlayıp sunduğu, konuşmacı olarak da Süleyman Yeşilyurt ve Yavuz Bahadıroğlu’nun katıldığı “Derin Tarih” adlı programda Süleyman Yeşilyurt; Atatürk’ün manevi kızı Afet İnan’la ilgili olarak şöyle söylüyor: “Afet İnan hiçbir zaman manevi evlat değildir. Çankaya’nın nikâhsız ‘first lady’sidir.” Kısacası Afet İnan’ın Atatürk’ün sevgilisi olduğunu dile getiriyor. Mustafa Armağan da aynı programda, "Mustafa Kemal ile Afet İnan birlikte yatıp kalkıyorlardı.” iddiasında bulunuyor.

Gelelim Nur Cemaati hocalarından Hasan Akar’ın internette yayımlanan videosundaki içeriğe: Bu yaratık, bu ne olduğu bilinmez adam, söz konusu videoda Atatürk’ün ölümü için, “Geberdi.” ifadesini kullanıyor; onu “piç” olarak nitelendiriyor. Bununla da yetinmiyor Atatürk’ün annesi için, “Resmi kayıtlara göre annesi genelevde çalışıyordu.” diyor. Atatürk’ün babası için de, “Ali Rıza Efendi değil, Abdüş.” diye söz ediyor.

Evet, durum böyle. Haberlerin içeriği açıkça verilmediği zaman söz konusu kişiler hakkında yapılan işlemler, sanki düşünce özgürlüğüne aykırıymış gibi algılanıyor. Allah aşkına, Atatürk’e, annesine, babasına ve Afet İnan’a hakaret içeren böylesine çirkin sözler, düşünce özgürlüğü olarak algılanabilir mi?...

Cumhuriyet başsavcılığı harekete geçti. “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret” ve “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçlarından Mustafa Yeşilyurt ve Hasan Akar hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Mustafa Yeşilyurt teslim olup tutuklandı. Hasan Akar’ın yakalanıp yakalanmadığı konusunda şu ana dek edinilmiş bir bilgi yok.

Bakalım ne olacak?... Ben şimdiden söyleyeyim size ne olacağını. Dilerim yanılırım. Kısa bir zaman sonra serbest bırakılacak söz konusu kişi ya da kişiler. Çünkü bu ülkede Atatürk’e hakaret etmek, onun değerlerini aşağılamak çok normal karşılanıyor. Düşünebiliyor musunuz? Hasan Akar adlı yaratığın videosu hâlâ yayında. İsteyen herkes bu sapkın videoyu izleyebiliyor. Adamakıllı bir yaptırım yok ki böyle kişiler için.

Atatürk’ü sevmeyebilirsiniz. Bana garip geliyor ya, olsun. Ama hakaret etmek neyin nesi oluyor?... Bunu anlamak olanaksız. Bakmayın olanaksız dediğime, bal gibi anlıyorum ben. Atatürk’e ve cumhuriyetin değerlerine saldırmak, onları aşağılayıp saygınlığını yok etmek günümüzde moda oldu artık. Böyle yapıp kendilerine çıkar sağlayan pek çok kişi ve odak var. Atatürk’e hakaret et, basın ve yayın dünyasında kendine daha iyi bir yer bul; hakaret et, iyi bir iş bul; hakaret et, mevki ve makam kap…

Şaşırmamak elde değil. Bu insan kılıklı yaratıklar, acaba Atatürk bu ülkeyi düşmanlardan kurtarmasaydı hangi konumda bulunacaklardı? Yaşamlarını yabancı ülkelerin işgali altında sürdürmeyecekler miydi? Ama onlar için fark etmezdi nasıl olsa. Bu kez İngiltere, Fransa, Almanya, Amerika, bilmem ne yardakçılığı yaparlardı çıkarları için. Bu gibiler için vatanseverlik bir lükstür. Çıkarları onların en yüce değerleridir. Amaçlarına ulaşmak için en yakınlarını bile satarlar.

Geçenlerde sosyal medyada paylaşım yapanlardan biri, Atatürk’e hakaret eden gündemdeki kişiler için, “Bunlar hayvan!” diyordu. Ben de paylaşıma yanıt verip, “Lütfen hayvanlara hakaret etmeyelim. Hiçbir hayvan böyle yapmaz. Bunlar olsa olsa genetiği bozulmuş yaratıklardır.” dedim. Haksız mıyım?...

İnanın, çok öfkeliyim. Bu öfkeyle dingin kişiliğimi rayından çıkarmak, bana yakışmayacak söylemlerde bulunmak istemiyorum. Ama bir yandan da öfkemi dışa vurmak, bu haksızlıklar karşısında en üst perdeden tepki göstermek istiyorum.

Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan ve hükûmet yetkilileri, 16 Nisan 2017 halkoylamasında hayır oyu verenleri kazanmak gerektiğini ifade ediyorlar. Ama Atatürk’e ve cumhuriyetin değerlerine acımasızca saldıranlar karşısında suskun kaldıkları sürece hiçbir hayırcıyı yanlarına çekemeyeceklerini iyi bilmelidirler. Gerçi başbakan, olayın kamuoyuna yansımasından birkaç gün sonra bir açıklama yaptı. Ama bu açıklama çok daha önce yapılmalıydı. Böyle yapılsaydı zorunluluktan kaynaklandığı izlenimi yaratmazdı.

Başta cumhurbaşkanı olmak üzere, hükûmetin, siyasi partilerin, sivil toplum kuruluşlarının, tüm yurttaşların Atatürk’e ve cumhuriyete içtenlikle sahip çıkmaları gerekir. Atatürk ve cumhuriyet, bu ülkenin ortak değerleridir. Her ülke ortak değerleri çevresinde birleşip bütünleşir. Bu değerlere dil uzatılmasına, dokunulmasına hiçbir zaman izin vermez. Bize düşen görev de budur.

Var olan yasalar söz konusu değerlerimizi korumaya yetmiyorsa gerekli yasal düzenlemeleri bir an önce yapalım. Atatürk’e ve cumhuriyetimize hakaret edip onları aşağılayanlara gereken cezaları verelim. Verelim ki her önüne gelen kendini bu alanda özgür sanmasın.

Dedim ya, terbiyemi bozmak istemiyorum. Ama içimi dökmek, üzüntümü, öfkemi haykırmaktan da kendimi alıkoyamıyorum. Sanırım başka türlü rahat edemeyeceğim. Bu nedenle Atatürk’e hakaret etmeyi beceri sananlara Yozgatlıca bir çift sözüm var:

“Bir ağaçtan okluk da çıkar, b…kluk da.”

“Yel kayadan ne koparır?”

14.05.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
DEMEK Kİ BEN KALİTELİ ADAM DEĞİLİM
Sayın hocam,
Tam da size yakışan bir üslupta değerler üzerine bir ders. Kendimi Cilavuz KKÖO sıralarında hissettim.
İnsanın iki yanı vardır. İn-san... İn yanımız, türümüzün hepsinde şu ya da bu şekilde, elimizde fazlaca da olmayan yaradılıştan gelen özelliğimizdir. Esas toplumsallaşmamızı tarif eden -san yanımızdır. Bu da parayla ölçülemeyecek kadar pahalıdır.(değerlidir.)
Onu bunu bilmem ama Muhsin KÖKTÜRK toplum için -san yanıyla pahası ölçülemeyecek bir değerdir. Saygılar öğretmenim.
Mehmet Kazım Ablak -- 15.04.2018 20:29
YOZGAT’IN KARA YAZGISI
Sayın Muhsin KÖKTÜRK Hocam;

Hastane ve eğitim okulları ve kollarının özelleştirilmesinden yana değilim. Ne var ki, özelleştirilmemesi gereken alanlar özel konumuna getirildi. Lâkin, fabrikalar özelleştirilsin. Bu özelleşme dış sermayenin eline peşkeh çekilerek yapılmasın. İçinde çalışan insana, kendi halkına hisse payı oranında borcu geriye dönük olarak devredilsin. Bakın o zaman bu fabrikalar zarar mı ediyor, kara mı geçiyor? Ne var ki, Yozgat halkı yıkılan bira fabrikasına sahip çıkmadı. Yerine dikilen binaların halka getirisi ne oldu acaba?

Halk birlik beraberlik kavramını kavramadıkça birilerinin zengin olmasına seyirci kalacaktır.

Kaleminiz var olsun. saygılar hürmetler
Adınız ve Soyadınız -- 08.03.2018 20:24
DEMEK Kİ BEN KALİTELİ ADAM DEĞİLİM
Değerli Hocam, rahmetli Necdet Tosun'un oğlu Erdal Tosun, bir cümle ile ne güzel özetlemişti " Ben kıroyum ama para bende". Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir övünç olamaz sanırım. Birde lahmacun ve viski. Selamlar saygılar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 20.12.2017 15:45
HAYVANLARA HAKSIZLIK ETMEYELİM
Değerli Muhsin Hocam, “Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter” diye çok güzel bir deyimimiz var. Demek oluyor ki doğadaki her canlının (bitkilerde dâhil) kendi doğal ortamında yaşam hakları var. Çok şükür çocuklarımız bunun bilincindeler. İnşallah, erginlerimiz de bu hassasiyette olurlar. AMİN.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 01.12.2017 20:12
HAYVANLARA HAKSIZLIK ETMEYELİM
Sayın Kadriye Şahin,
Güzel yorumunuzu beğeniyle okudum. Gözlemlerinizi çok hoş yansıtmışsınız. Anlatımınız da nefis. Bu nedenle kutlar, olumlu düşünce ve duygularınızdan dolayı teşekkür ederim.
Muhsin Köktürk -- 30.11.2017 19:50
HAYVANLARA HAKSIZLIK ETMEYELİM
sayın Hocam, yazınızın başlığında çok haklısınız. Tüm haksızlıklar insanlarda. Hayvanlar öyle asil yaratıklar ki.

Balkonuma bir kaba biraz su, biraz ekmek ıslatıp, yazın sıcağında güvercinler susuz kalmasın diye bırakıyordum. Sayıları çok azaldı. Bülbül,sığırcık, karga, saksağan görünmez oldular. Bir kaç güvercin gök yüzünü süslüyor arada bir. Bu kuşlar alıştı suya ekmeğe. Her gün sabah, akşam yeyip yuvalarına dönüyor. Derken, yavruları çıkmış iki iken üç oldular. Sonra dört beş derken çoğaldılar. Yavrularını kaptırmadan büyüttüler. Önceleri serçelere yemeklerini vermiyorlardı. Ne zaman serçe gelse hışımla üzerine uçarak kovalıyorlardı. Ekmek miktarını artırıp daha büyük bir tabağa koydum. Şimdi serçeleri kovalamıyor, kardeş kardeş oynaşarak yiyorlar. Yavrularını uçmaya alıştırmalarını yaz boyu izledim. En yakın demire tünetip yalnız bırakıyor. Uçmaya korkan yavru bir müddet bekliyor. Sonra annesi gelip kanadıyla aşağı itiyor. O korkuyla uçmak zorunda kalan yavru ilk dersi tamamlıyor. Sürekli kanatlarını oynatarak, kanat kaslarını geliştirip, sonra yükseklere uçuyor. Öyle alıştılar ki artık ev halkından kaçmıyorlar. Yiyecekleri bitince gagalarıyla camı tıklatıyor. Fakat; bulguru, pirinci çiğ, ekmeği kuru yemiyorlar. Artık evde ekmek kurusu, pilav artığı, taneli yemekler çöpe gitmiyor. Daha bu gün çocuklara söyledim. İnsanlar "kuş beyinli" diyerek akılsızlığı kastediyorlar fakat, kuşlar tahsil görmüş bazı insanlardan daha akıllılar, daha paylaşımcılar. Biraz balkonu kirletseler de pır pır uçuşlarını, balkon demirine yumak gibi dizilişlerini hiç bir şeye değişmem.

Saygı ve selamlar. Kaleminiz var olsun.
Kadriye şahin. -- 30.11.2017 02:17
KENDİNE GÜVENMEK VE KENDİNİ BEĞENMEK
Sayın Muhsin Köktürk Beyefendi; Sayfama lütfedip "Hoş Geldiniz" diyerek karşıladığınız için Teşekkür ediyor," Hoş Buldum" diyorum. Sizlerin arasında olmak benim için onurdur.
Aynı zamanda yazılarınızı takip edip, akıcı üslubunuzu beğenerek bilgileniyorum.

Ayrıca, geçirmiş olduğunuz rahatsızlıktan dolayı "Geçmiş Olsun" dileklerimi iletirken saygılar ve hürmetler sunuyorum.
Kadriye ŞAHİN -- 20.11.2017 22:15
YOZGAT BİLMECELERİNDEN BİR DEMET
Katarakt ameliyatı nedeniyle yazılarıma kısa bir süre ara vermem gerekiyor. Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 07.11.2017 11:23
ÖFKE KONTROLÜ
Değerli Okurlarım,
Eşimin tansiyon sorununu çözmek için uğraştığımdan yazılarıma bir süre ara vermek durumunda kaldım. En kısa zamanda yeniden yazmaya başlayacağım. Bu aradan dolayı özür diler, saygılarımı sunarım.
Muhsin Köktürk -- 21.09.2017 18:18
YOZGATLI FOLKLOR ARAŞTIRMACISI MAHMUT IŞITMAN
Değerli Okurlar,
Zaman zaman yazılarıma ara verdiğim oluyor. Sanırım yaşlanıyorum. Bu nedenle sık rahatsızlanıyorum. O zaman verimliliğim düşüyor.
Sağ olsun, ne zaman yazılarım arasında yayımlanma aralığı uzasa çok sevgili dostum Abdulkadir Çapanoğlu beni arayıp hatırımı sorar. Bu yaklaşımından dolayı kendisine çok teşekkür ediyorum.
En kısa zamanda yazılarıma yeniden başlayacağım. Bu ara nedeniyle sizlerden özür diliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.
Muhsin Köktürk -- 13.05.2017 16:13
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00