BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 16.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
188
Dün
:
4633
Toplam
:
14850799
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
HAYVANLARA HAKSIZLIK ETMEYELİM
muhsinkokturk@hotmail.com
Zaman zaman televizyonlarda zaman zaman da sosyal medyada kişilerin akıl almaz eylemlerine tanık oluyoruz: Kadınlara, çocuklara şiddet ve taciz uygulayanlar, onları öldürenler, seri katiller, sapık davranış sergileyenler, hırsızlar, dolandırıcılar, daha neler neler… Bu eylemlerle ilgili haberleri duyan ve izleyenlerimiz haklı olarak tepkilerimizi dile getiriyoruz. Söz konusu eylemleri yapanlar için kimimiz, “Hayvan bunlar. İnsan olamazlar!” diyoruz. İşte benim itirazım buna:

Şu gerçeği kabullenelim: İnsan denen varlık dünyanın en akıllı olduğu kadar en vahşi, en acımasız varlığı da. Her yıl kürkü, eti ve özellikle yağı için acımasızca katledilen 338 bin foku katleden biz insanlar değil miyiz? Sokakta rastladığımız köpeği arabamızın arkasına bağlayıp sürükleyen ve bunu sosyal medyada paylaşıp izlettiren, sokaklarda başıboş dolaşan hayvanları zehirleyip öldüren, “Canımı sıktı.” deyip yanımızdan geçen kediye mermi yağdıran, kuyruklarına teneke bağlayıp hayvanları sokaklarda gezdiren bizler değil miyiz? Sonra da çıkıp insanlık dışı davranışta bulunanları hayvanlıkla suçluyoruz. Ayıp be kardeşim; ayıp bir yana, haksızlık bu!

Dünyada hiçbir hayvan, insanlar gibi başkalarının hakkına ve hukukuna saldırmaz, onu yok etmeye çalışmaz. Evet, bir arslan bir geyiği parçalayıp yer. Ama niçin? Yaşamını sürdürmek için. Ya biz?... İnsanlara niçin şiddet uyguluyor, onları öldürüyoruz. Yok töre içinmiş, yok aile yaşamımıza tersmiş, yok öfkelenmişiz de ne yapacağımızı şaşırmışız, yok bilmem ne!..

Bırakın bunları! Böyle haksızlık yapmayın, insanlık dışı davranışlarda bulunanları hayvanlara benzetmekten vazgeçin. Hayvanlara haksızlık, ama çok haksızlık ediyorsunuz.

Peki, insanların akıl almaz, anlamsız, acımasız davranışlarını niçin hayvanca nitelendiriyoruz? Çünkü bir hayvan kadar duyarlı olamıyoruz da onun için. Sonra da çıkıyor sapkın, tutarsız, canice davranışları olanlar için, “Hayvan bunlar!” diyoruz.

Sevgiden, saygıdan, eğitimden yoksun bir insan, dünyanın en vahşi yaratığıdır. Bu vahşilikten hayvana benzetilerek kurtulamaz.

Son günlerde, hayvanlar için yasalar çıkarılmasını, onlara eziyet edenlerin, onları acımasızca öldürenlerin cezalandırılmalarını isteyenler seslerini yükseltmeye başladılar. Haksız da değiller. Yolda aracınızı bir çocuğun üzerine bir hayvanın üzerine sürer gibi kullanabilir misiniz? Ama konu bir kedi, köpek olduğu zaman sorun yok. En ufak bir ceza bile almazsınız. Sanki karşınızda bir canlı yok da bir eşya, mal var. Böyle olunca da insanlar vicdanları dışında kendilerine engel bir durumla karşılaşmıyorlar. Dikkat ediniz, yollarda hemen her zaman ezilmiş bir hayvan ölüsüyle karşılaşabilirsiniz. Can bu ya kardeşim, ister insan ister hayvan olsun, can!

15 Ekim 1978'de Paris UNESCO evinde Hayvan Hakları Evrensel Bildirisi yayımlanmıştır. Bu bildiride şu maddeler yer almaktadır:

1. Bütün hayvanlar yaşam önünde eşit doğarlar ve aynı var olma hakkına sahiptirler
2. Bütün hayvanlar saygı görme hakkına sahiptir. Bir hayvan türü olan insan, öbür hayvanları yok edemez. Bu hakkı çiğneyerek onları sömüremez. Bilgilerini hayvanların hizmetine sunmakla görevlidir. Bütün hayvanların insanca gözetilme, bakılma ve korunma hakları vardır.
3. Hiçbir hayvana kötü davranılamaz, acımasız ve zalimce eylem yapılamaz. Bir hayvanın öldürülmesi zorunlu olursa bu bir anda, acı çektirmeden ve korkutmadan yapılmalıdır.
4. Yabani türden olan bütün hayvanlar; kendi özel doğal çevrelerinde karada, havada ve suda yaşama ve üretme hakkına sahiptir. Eğitim amaçlı olsa bile onları özgürlükten yoksun kılmanın her çeşidi bu hakka aykırıdır.
5. Geleneksel olarak insanların çevresinde yaşayan bir türden olan bütün hayvanlar, uyumlu bir biçimde türüne özgü yaşam koşulları ve özgürlük içinde yaşama ve üreme hakkına sahiptir.
6. İnsanların yanlarına aldıkları bütün hayvanlar, doğal ömür uzunluklarına uygun sürece yaşama hakkına sahiptir. Bir hayvanı terk etmek, acımasız ve aşağılık bir davranıştır.
7. Bütün çalışan hayvanlar, iş süresi ve yoğunluğunun sınırlandırılması ve güçlerini artırıcı bir beslenme ve dinlenme hakkına sahiptir.
8. Hayvanlara fiziki ya da psikolojik bir acı çektiren deneyler yapmak, hayvan haklarına aykırıdır. Tıbbi, bilimsel, ticari ve başkaca biçimlerdeki her türlü deneyler için de durum böyledir.
9. Hayvan beslenmek için yetiştirilmişse de olsa bakılmalı, barındırılmalı, taşınmalı, ölümü de acı çektirmeden ve korkutmadan olmalıdır.
10. Hayvanlardan insanların eğlencesi olsun diye yararlanılamaz, hayvanların seyrettirilmesi ve hayvanlardan yararlanılan gösteriler hayvan onuruna aykırıdır.
11. Zorunluluk olmaksızın bir hayvanın öldürülmesi yaşama karşı suçtur.
12. Çok sayıda yabani hayvanın öldürülmesi demek olan her davranış; bir soykırım, yani bir suçtur.
13. Hayvan ölümüne de saygı göstermek gerekir. Hayvanın öldürüldüğü şiddet sahneleri sinema ve televizyonda yasaklanmalıdır.
14. Hayvanları koruma ve savunma kuralları, hükûmet düzeyinde temsil olunmalıdır. Hayvan hakları da insan hakları gibi yasayla korunmalıdır.

Katılın ya da katılmayın, Batı’nın hayvanlara bakışı böyle. Şimdi şapkamızı önümüze koyup düşünelim. Biz gerçekten kendi dışımızdaki canlılara, özellikle de hayvanlara insanlığımıza yakışır.biçimde davranıyor muyuz? Hayır, bin kere hayır! Eğer bunu başarabilseydik bugün ne acımasız davranışlar, ne saldırılar, ne sapıklıklar, ne hırsızlıklar, ne dolandırıcılıklar, ne cinayetler … olurdu.

Diyeceksiniz ki: “Hey Muhsin kardeş, uyan bu düşten! Biz daha insan olarak birbirimizi sevmeyi öğrenmemişken hayvanları nasıl sevelim? Farklı düşüncelere saygı duymayan, hakka ve adalete dayanmayan, kul hakkı yiyen, onurlu ve namuslu bir yaşam sürmeyen insanlardan hayvan haklarına saygı beklemek söz konusu olabilir mi? Sen bir hayal dünyasında yaşıyorsun. Kendine gel, artık gerçekleri gör, yaşamını ona göre düzenle ve ona göre hareket et.” Evet, belki ben hayal dünyasında yaşıyorum; ama hiç olmazsa insanca düşünüyorum. Bundan da son derece hoşnudum.

Yine diyeceksiniz ki: “Însanların bile çeşitli haksızlık ve zulümlere uğradığı bir toplumda işin gücün yok da hayvan haklarını mı savunuyorsun? Önce insan haklarını savunsana!.” Ben de diyorum ki: “İnsan haklarına saygı duymayan bir toplumda hayvan haklarından söz edilebilir mi? İşte bunun için önce insan olmayı, insan olduğumu unutmamamız gerektiğini belirtiyorum. Önemli olan bu. Biz gerçekten insan olmayı bilirsek tüm canlılara sevgiyle yaklaşırız. Karşımızdakinin insan ya da hayvan olması bir anlam taşımaz. Can, ha insana özgü ha hayvana, ne fark eder ki?... Önemli olan, “Yaratılanı sevmektir yaratandan ötürü.” Gerisi boş.

İçinde bulunduğumuz koşullarda hayvan haklarına saygı beklemenin bir hayal olduğu gerçeğinin farkındayım. Dilerim bir gün bu hayal gerçek olur. İster insana ister hayvana; her cana zulmeden, onu öldüren cezasını bulur.

29.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Abdulkadir Çapanoğlu, Yasin Ali Er ve Kadriye Şahin,

Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim. Çalışmamı beğenmenizden dolayı son derece mutluyum. Ancak burada kısa bir açıklama yapmam gerektiği düşüncesindeyim: Yozgat'ta kullanılan yöresel sözcüklerle ilgili çalışmamı tamamlandıktan çok sonra, Ömer Ünal adlı bir hemşehrimizin "Yozgat Yöresel Kelimeler Sözlüğü" adlı bir kitap yayımladığını öğrendim. Yozgatlı Dernekler Federasyonu Yayınları arasında yer alan ve 2008 yılında Ankara'da basılan bu kitap elimde yok. İnternette "Nadir Kitap" ve benzeri birkaç kitapçıda ikinci el olarak satıldığına tanık oldum. Henüz kitabı inceleme fırsatım olmadı.
Hakkında araştırma yaptığım Sayın Ömer Ünal'ın 1970 yılında Sorgun'da doğduğunu, çeşitli dergilerde yazılar yazdığını, Yozgat atasözleri, Yozgat deyimleri, Yozgat'ta oynanan köy seyirlik oyunları ile ilgili çalışmalar yaptığını ve bunları kitap olarak yayımlama aşamasında olduğunu öğrendim. Dolayısıyla Sayın Ömer Ünal kardeşimizi bu çalışmalarından dolayı kutlamayı bir görev biliyorum. Keşke çalışmalarım sırasında haberim olsaydı da onun kitabını da kaynakçada belirtebilseydim.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.11.2018 19:14
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Çok değerli Muhsin Hocam, elinize emeğinize sağlık."YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER" derlemenizin her harfini yayınlandığı gün tek tek okudum. Çoğunu unutmuşuz. Bazılarında yaşadığım bazı olayları hatırlayarak duygulandım, bazılarında bıyık altından güldüm.Çoğu sözcük tarif ettiği olayı ya da hareketi eskilerin dediği gibi "ağyarını mani efradını cami" olarak anlatıyor. Keşke o sözcükleri kullanmaya devam etsek, çocuklarımıza da öğretsek. Genç nesil için üşenmeden yaptığınız açıklamarda çok yerinde olmuş.Yalnız hemşerilerimiz adına değil tüm yiğit Anadolu halkı adına teşekkürlerimi iletiyorum. Saygı ve selamlarım ile sağlıklar yeni çalışmalar diliyorum. Esen kalınız.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 03.11.2018 10:07
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Hocam Muhsin Köktürk Beyefendi, Yozgat adına yapmış olduğunuz çok değerli, kıymeti biçilmez çalışmanızı en içten dileklerimle kutlar, vermiş olduğunuz emeği tebrik ederim. Baha önce böyle bir çalışma yapılmış mıydı? Bilmiyorum. Fakat, biz Yozgatlılara en büyük armağanınız oldu. Çünkü kendi başına farklı bir kültür, kendi başına farklı bir dil niteliğindeki Yozgat lehçesi zaman içinde farklı yerlerde yaşamamızdan dolayı unutulup kullanılmaz oldu. Çok değerli bir kültür karanlıkta kalmaya yüz tutarken siz aydınlığa çıkardınız. Yozgat şivesiyle eserler yazmaya çalışacak yazarlarımıza ışık tutmuş oldunuz.

Allah Sizden Razı, kaleminiz hep var olsun. Selamlar hürmetler...
Kadriye ŞAHİN -- 02.11.2018 21:11
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 7
Muhsin KÖKTÜRK Hocam!
Bu yazı dizisi; tam anlamıyla ansiklopedik bir değer içermekte...
Kelimelerin, Yozgat yerelinde girdiği donağın, aldığı söyleniş biçiminin ve Türkçe'mizdeki genel anlayış dışındaki anlamların sözlüğü hüviyetindeki bu derlemeniz; harikulade ve ihtiyaç duyularak özlenilen bir hizmet!
Tebrik ediyor, selam ve saygılar sunuyorum.
Yasin Ali ER -- 26.10.2018 09:56
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Yozgat ve Yozgatlı'nın derinlemesine bir tahlili...
İlaveten; uzun yıllardır sevgisini yâd el insanına bol bol dağıtmaktan kendi hemşehrisine sadece buğz ve hatta asık suratı kalmış Yozgatlı'nın!
Kim bilir belki, göçün en önemli sebeplerinden biri de; kardeşinden bedeli mukabili esirgediğini "tribüne" saçıp savurmasıdır.
Daha ötesine, içinizi karartmamak adına dilim varmıyor üstadım!
Yasin Ali ER -- 26.08.2018 19:14
Yozgat Belediyesi - Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Ne Oldu?
Değerli Okurlar,
Yaz dinlencem nedeniyle yazılarıma bir süreliğine ara vermek durumunda kaldım. Yakın bir zamanda yazılarıma yeniden başlayacağım.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 08.07.2018 08:39
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli kardeşim,
Bafralı Yanko'nun Yozgat Seyahatnamesi, araştırdığım kadarıyla İstanbul'da Tarik gazetesinde yayımlanmış, 1886'da da Ebüzziya Tevfik Bey'in teşvikiyle kitap hâline getirilmiş, seyahatnamenin bir bölümü de bu kitapta yer almıştır.
Tarihe bakıldığında Yozgat'la ilgili bu gözlemler doğrudur kuşkusuz. O zamanlar Yozgatlılar özgür doğa ortamında yaşıyorlardı. Bozok Yaylası'nın o güzelim havasını soluyorlardı. İyi besleniyorlardı. Bu durumda da kanlı canlıydılar.
Garibim Bafralı Yanko Yozgat'ı şimdiki durumuyla görseydi şaşırırdı sanırım. Artık solan yüzler, obezite bedenler, sağlıksız bakışlar var Yozgatlıda. Yozgatlının genetiği değişti artık. Ekonomik sıkıntıların yarattığı stres, hava kirliliği, trafik yoğunluğu, "GDO"lu çakma besinler, hormonlu sebze ve meyveler... perişan etti herkesi.
Bilgilendirmeniz için teşekkürler, sevgi ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 30.04.2018 18:21
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli Hocam, aslen Rum olan ve askeri tıbbiyeden mezun olan kolağası Bafralı Yanko, Yozgat Seyahatnamesinde bakın ne diyor; Yozgatlıların mizaçları sert ve asidir. Vücutlarının kuvveti öyle bir şekildedir ki: Bu gün 14 yaşında olan bir erkek çocuğunun ağırlığı İstanbul’daki yirmi beş yaşındaki bir çocuğun ağırlığına denktir. Simalarındaki sağlık alametleri ve görüntüsü İstanbul’da biftek ve fileto ile Saint julien şaraplarıyla beslenen gençlerimizin hiç birisinde tesadüf olunamaz. 12 yaşındaki kızların 22 yaşındaki kızlarımızı fersah fersah geçtikleri ve bu sebepten bu yaşta evlendirildikleri ve 20 yaşındaki bir kadının beş çocuk anası olduğu görülmektedir.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 29.04.2018 22:29
YOZGAT’LA İLGİLİ BİR GÜNLÜK İZLENİMLERİM
Hoş gelmiş sefa gelmişsiniz hocam...
Özlemle dolu geldiğiniz Yozgat'a, o kısacık gözlemleme süresi içinde, onca heyecana rağmen yaptığınız değerlendirme harikulade!
Geniş bir zamandaki gelişinizde inşallah, sağlık üzere görüşebilmeyi ben de arzu ederim.
Yasin Ali ER -- 23.04.2018 22:17
YOZGAT’LA İLGİLİ BİR GÜNLÜK İZLENİMLERİM
NE MUTLU YOZGATA Kİ MUHSİN KÖKTÜRK GİBİ BİR EVLADI VAR.BİR YOZGAT SEVDALISI..ORTAYA KOYDUĞU HER FAALİYETTE BİR GÜZELLİK VARDIR..YOZGATLA İLGİLİ BÜTÜN HİZMETLERİNDEN DOLAYI KUTLUYORUM.
COŞKUN KÖYCÜ -- 23.04.2018 21:10
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00