BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
183
Dün
:
4633
Toplam
:
13787375
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
DEMEK Kİ BEN KALİTELİ ADAM DEĞİLİM
muhsinkokturk@hotmail.com
Ben gerçekten kaliteli bir adam değilim. Neden mi? Açıklayayım: 41 yıl Türkçe öğretmenliği yaptım, 25 yıl devlete, 16 yıl da özel sektöre hizmet ettim. Şu an yaklaşık 2.500 TL aylık almaktayım. Eee, bu aylıkla geçinen biri olarak benim kaliteli bir adam olmam olanaklı mı? Değil kuşkusuz. Oysa AK Parti Yozgat Milletvekili Sayın Abdülkadir Akgül için kalitesiz adam diyebilir misiniz? Diyemezsiniz? Neden? Çünkü hakkında milletvekili maaşı dışında 4 ayrı yerden toplam 75.000 TL maaş aldığı iddiası var. Sayın Akgül; bu iddiayı yanıtlarken, “Ben kaliteli adamım, 150 alıyorum, ne 75'i be!" diye kendini savunmuş.

Sayın Akgül’ün kendini savunurken söylediği sözleri öğrenince bende acayip bir aşağılık duygusu başladı. 150.000 TL’yi 2.500’e böldüm. Sonuç 60 çıktı. Aman Allah’ım! Ben neyim ki, ben kimim ki, benim bu toplum içinde yerim ve değerim ne ki?... 60 tane beni bir araya getirirseniz ancak Sayın Abdülkadir Akgül ediyor.

Ben yine şanslıyım. Ya bir de asgari ücret alıyor olsaydım?... O zaman sanırım bir nokta kadar değerim olmazdı. Düşünsenize 150.00 TL’yi 1.400 TL’ye bölüyorsunuz, sonuç 107 çıkıyor. Yani 107 asgari ücretli ancak bir Abdülkadir Akgül ediyor. Böyle olunca biraz rahatlıyorum. Hoş bir duygu değil ama, “İyi, benden beteri de var.” diyorum.

Ağlasam mı gülsem mi bilemiyorum. Demek ki artık günümüzde insanın kalitesi kazandığı parayla orantılı. O zaman yandık! Bu ülkede bir avuç kaliteli insan var demektir. Kalitesizlerse Çin ordusu gibi.

Atalarımız boşuna, “Para el kiridir.” demişler. Para el kiri değil, kaliteli adam ölçütüymüş meğer. Ne kadar paran var, o kadar kaliteli insansın; ne kadar paran yok, o kadar kalitesiz insansın.

Dünya görüşüm, yaşam anlayışım alt üst oldu. Ben şimdiye dek kendimi adam sanıyordum. Meğer ben bir hiçmişim. Allah’tan benim gibi hiç olanlar öylesine çok ki kendimi yalnız hissetmiyorum. Kuşkusuz ki bu bir şans, daha doğrusu “züğürt tesellisi”.

Seneca’nın bir sözü aklıma geldi birden: “Ne kadara sahip olduğunuzun ne önemi var? Asıl önemli olan sahip olmadıklarınızın ne kadar olduğudur.” Bu söz aklıma gelince bir rahatladım, bir rahatladım ki sormayın. Evet, benim aylık 150.000 TL gelirim yok, ama yetiştirdiğim yüzlerce ülke sevdalısı öğrencim var. Her biri ülkemin bir başka yöresinde vatan hizmetinde. Kimi öğretmen; kimi doktor, kimi yargıç, kimi savcı, kimi mühendis, kimi bankacı, kimi yazar…Her biri ülkesi için bir değer üretiyor, şöyle ya da böyle ülkesine katkıda bulunuyor. Onların yaptıklarını üst üste koyunca benim aylık gelirim; ne 150.000’ni milyonları, milyarları buluyor.

Bakmayın siz yazımın başlığına. İnanın ben de kaliteli bir adamım. Ama paramla değil, yaptıklarımla; yetiştirdiğim öğrencilerimle, onların yaptıklarıyla…

Thomas Jefferson’un deyişiyle, “Sevgi dolu bir düşüncenin ışığı, benim için paradan daha değerlidir.” Benim için her insan, hatta her canlı değerlidir. Yoksul olmuş, varsıl olmuş ne fark eder ki?... “Yaratılanı sevmek gerekmez mi Yaradan’dan ötürü?”

İnsanı insan yapan para değil, topluma kazandırdıklarıdır. Üç kuruş kazanır, ama topluma çok büyük değerler kazandırabilirim. Çok büyük paralar kazanıp topluma hiçbir katkıda bulunmuyor da olabilirim. Bence insanın değeri, öldükten sonra adından olumlu söz ettirebilmesiyle orantılıdır. Hepimiz günü gelince öleceğiz. Ama acaba kaçımız belleklerde kalıcı olacağız?...

Bu ülkede ne zaman kalitesizler milletvekili olmaya başlarsa ülkenin yazgısı o zaman değişecektir. Ben buna inananlardanım. Dilerim bir gün kalitesizlerin değeri anlaşılır da kalitesizler kalitelilerin yerine geçip ülkeyi yönetme şansı bulurlar.

Ha, bu arada şunu da belirteyim: Sayın Abdülkadir Akgül’ün kazandığı parada gözüm yok. Dilerim daha fazlasını kazanır. Ama insanın kalitesini parayla orantılı görmesi beni çok sarstı gerçekten. Yazımı Hz. Mevlana’nın şu güzel deyişiyle kapatıyorum: “Bir kimsede kibir varsa, söz söylediği zaman soğan gibi kokar.”

18.12.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGATLICA BİR SÖYLEŞİ
Sn.Verda Aral Gülbay y06.04.2017 tarihli diğer mesajınız Serbest Kürsüye aktarılmıştır..
Bilginize..
Yozgat Gzt.
Verda aral gülbay -- 06.04.2017 12:45
YOZGATLICA BİR SÖYLEŞİ
Selamlar olsun hemşehrilerime.
Bir soruyla başlamak isterim .tren geldi mi ?Yozgat'a.
Yine ben geldim nasılsınız ,ben burada hep üzüntü içinde bakıyorum memleketimin haline,neler oluyor diye.ama hala yerimizdesaymak şöyle dursun geriye gidiyoruz.Sözüm kadın arkadaşlarıma ,eteklerinizi toplayıp çocuklarınızı uyandırın lütfen .Bana kızabilirsiniz ama bunu yapmak zorundasınız.
sevgiler hepinize.
verda aral gülbay -- 06.04.2017 12:30
YOZGATLICA BİR SÖYLEŞİ
·
düşler ülkesinde peri olsam .
dolaştığım yollarda.
sokaklarda açmayan,çiçekleri,
kokmayan ergvuanlara,
rengi solmuş,güllere hayat versem.
koşsam evime ,açsam pencereleri.
haykırsam ,haykırsam .evim ,evim diye.
yok olan odamı,yıkılan duvarları
olmayan penceremi, yeniden yapsam.
düş ülkesinde peri olsam .
çıksam merdivenleri.kaysam
trabzandan ,bir daha bir daha ,
seslense babaannem ;
düşersen bakmam .
annem gelse ,üzme babaanneni dese.
düşler ülkesinde ,peri olsam.
duyar gibiyim babamın sesini,
uğraşmayın ,kınalı yapıncağımla dese.
sevgi dolu baksa yine.
düşler ülkesinde peri olsam .
abime koşsam .
düşersin yavaş ol,
duyar gibiyim sesini.
bilseniz sizleri ne çok özledim ,özledim.
düşler ülkesinde peri olsam.
bahçede dut ağacı meyve verse yine.
annemin serçelerine yem versem.
kümesten yumurta alsam .
babamın sesini duyar gibiyim.
''tavuklara yem parası;yumurtadan pahallı'' dese.
ya, mollamız işi bitinçe çayımı demleyin dese yine.
sabah olunca ,kel hasan'ı beklesem
simit alsam .horoz şekeri alsam yine.
kar yağsa yine binsem kayaklarıma.
kaysam ,büyük camiye kadar.
düşler ülkesinde peri olsam.
dolaşsam lise caddesinde.
çıksam çamlığa ,sari,ı babaya ,dualarla çıksam .
askerlerin kurduğu salıncakta,korksam da yine de sallansam
nohutlu babaya gitsek yine kardeşlerimle .
halay çeksek etrafında .
şeker pınardan su getirsem babama
bademlikte otursam .
düşler ülkesin de peri olsam
seslensem ,seslensem..
geri döner mi ,hepsi
YENİDEN.
YENİDEN.
verda aral.
Ben uzaktan ağlarım Yozgat'ımın haline sizler neden susarsınız yada aldırmazsınız halimize,sevgi ve saygılarımla.
verda aral gülbay -- 06.04.2017 12:25
YOZGATLICA BİR SÖYLEŞİ
Değerli Muhsin Köktürk Hocam Dersini Almış da Ediyor Ezber (Yozgat Sürmelisi) türküsü ile ilgili bir anımı yazınız vesilesi ile aktarmak istiyorum. Eskiler bilirler, Yozgat'ta motorhanenin (elektrik santralı) karşısında rahmetli öğretmen Ali Bey'in evi vardı. Ali Bey'in eşi annemin halasıdır. O evin yerine yapılan apartmanda şimdi Yozgat'ımızın canlı tarihi Yılmaz Göksoy hocam oturuyor. Öğretmen Ali Bey'in oğlu Mühendis Muammer Tuğrul, Asi nehrinin yatağını değiştirip Amik ovasını ıslah ettikten sonra İstanbul Cağaloğlu'nda Bir otel satın almıştı. Kardeşi Sururi Tuğrul'u da savcılıktan emekli olunca otele müdür yapmıştı. Ben de o yıllarda (1960 lı yıllar) üniversite talebesiyim. Kadıköy Kolejinde edebiyat öğretmeni olan rahmetli Fahri Akbilek ağabeyimde Sururi ağabeyin arkadaşı. Zaman zaman otelde bir araya gelir karşılıklı çalar söylerdik. "Çavuş sizin evleriniz nerde olur" diye başlayan Sungurlu türküsünü ondan öğrenmiştim.

Radyoda ya da televizyondaki müzik programlarında bir Akdağmadeni türküsü çalınacaksa sunucu genellikle "Fahri Akbilek'ten alınan bir Akdağmadeni türküsü" diye anons ederdi. Bir gün "Dersini Almış da Ediyor Ezber" diye başlayan Yozgat Sürmelisini çaldıktan sonra şöyle anlatmıştı; Rahmetli Nida Tüfekçi ( Çok yakın arkadaşıydı) İstanbul'a gelen bir Rus folklorcusunu misafir ederken Sürmeliyi çalar ve sözlerini tercüme ederler. Siz yazınızda bazı kelimelerin anlamlarını yazmışsınız ama ben okuyucuya kolaylık olsun diyerek tekrar satır satır yazayım

Kaşın çeğmellenmiş kirpik üstüne,
Havada bulutun ağdığı gibi.
Çiğ düşmüş de gül sineler ıslanmış,
Yağmurun güllere yağdığı gibi.

Kaşın bükülmüş kirpik üstüne
Havadaki bulutun sarktığı gibi (Burada kastedilen yağmurun ilk yağma anında ufukta bulutların yere inmiş gibi görünen hali)
Çiğ düşmüş de gül göğüsler ıslanmış (Göz yaşları göğsüne damlamış)
Rahmet'in (aslı budur) güllere yağdığı gibi. (Rahmet, TRT denetiminde yağmur yapılmış.

Rus Folklorcusu bu benzetmeye hayret etmiş. Bu sözleri bir köylü ya da bir çoban söylemiştir. Bu tabiatı nasıl bir gözlemlemek nasıl bir hayal etmek demiş.

Fahri ağabeyimiz çok temiz giyinen, çok kibar, beyefendi bir insandı. Sonraki yıllarda tesadüf ettiğim ve Yozgatlı olduğumu öğrenen öğrencileri Fahri Akbilek hocamızı tanımısınız diye sormuşlardı. Ben de çok iyi tanırım diye cevap verince "O'nun gibi kibar bir hocamız bir daha olmadı" demişlerdi. Selam ve saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.03.2017 11:51
BİR ATATÜRK VE YOZGAT SEVDALISI ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
Çok değerli Muhsin Köktürk Hocam, şahsıma gösterdiğiniz teveccüh ile kaleme aldığınız övgü dolu yazınızın yayınlandığı tarihten bu yana bu teveccühe nasıl cevap vermeliyim diye düşündüm. Aklıma hep duygusal bir insan olan ve isteği dışında Yozgat milletvekili seçilen cennetmekân babaannemin babasıHayrullah Efendinin, Sarıtopraklık mevkiinden Ankara’ya müteveccihen kurbanlarla uğurlanırken yaşlı gözlerle “Ben oralara layık mıyım ki, gönderiyorsunuz” deyişi geliyordu.

Evet, sizin de buyurduğunuz gibi hem yüce Atatürk’ümüze hem de memleketim Yozgat’a sevdalıyım.

Gerçek olan şu ki dedelerim Çapanoğulları Yozgat şehrinin kurucusuydu yani onlar bir şehrin kurucularıyken, Mustafa Kemal Atatürk, bu kutsal topraklarda Türkiye Cumhuriyeti gibi örnek bir devletin kurucusudur. Lozan da yedi düvele saygı duygusu içinde bunu kabul ettiren kişidir. Atatürk’ü iyi tanımak için çok okumak ama çok okumak gerekir.

Anadolu’muzun bu saf, temiz, alçak gönüllü, temiz yürekli Yozgat halkına sevgi ile “Türk yiğitlerinin harman olduğu diyar, Bozok yaylasının kahraman evlatları var olun ”diye hitap etme zarafetini göstermiştir. Çok sinirli olduğu bir gün de rahatlamak için Başyaver Rusuhi Bey’i yanına alıp otomobiline binmiş ve şoförüne "Yozgat’a doğru!”demiştir.

Değerli Hocam, teveccühünüz ve güzel yazınız için en kalbi teşekkürlerimi sunar sağlıklar dilerim. Sağ olun var olun.
Abdulkadir Çapanoğlu -- 06.02.2017 10:57
BİR ATATÜRK VE YOZGAT SEVDALISI ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
Değerli okurlar,
Kısa bir tatil yaptığım için yazılarıma bir süre ara verdim. Tatilim bitti. Yazılarıma kaldığım yerden devam edeceğim. Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 4.02.2017 10:06:
BİR ATATÜRK VE YOZGAT SEVDALISI ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
Sayın Muhsin KÖKTÜRK hocam:Abdülkadir ÇAPANOĞLU ile ilgili çok değerli makalenizi büyük keyif ve huşu içinde okudum.Okadar gercekçi tasvir yapmışsınızki,yaklaşık kırk yıldır tanıdığım ağbeyimi bu kadar güzel tanımlanırdı.Ben bir kez daha vurgulamak isterim.Yurdunu çok sever.Arkadaşlarına çok önem verir.Ailesine yürekten bağlılığı tartışılmaz.Bunun yanı sıra sevecenliği,yardım severliği,ikramı.Hele birde sohbetlerine katılırsanız,zamanın nasıl geçtiğini o bal dökülen dilinden anlıyamaz insan.Bitmesin ister.ÇAPANOĞULlarının veliahtıdır.KÖKTÜRK hocam size bu güzel yazınızdan dolayı çok teşekkür ederim.Saygı ve hümetlerimi arz ederim.
Yılmaz BİRYILDIRIR -- 9.1.2017 01:22:4
BİR ATATÜRK VE YOZGAT SEVDALISI ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
Sayın Muhsin Bey,
Çok geç bir dönemde tanımış olduğum kıymetli akrabam Abdülkadir Bey'i ne güzel tanımış ve anlatmışsınız.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 7.1.2017 12:01:3
YENİ YILA GİRERKEN
“Yeni Yıla Girerken” başlıklı yazımı yazarken televizyonda izlediğim bir görüntüden emin değildim. Bu nedenle o görüntüyle ilgili düşüncemi yazıma aktarmamıştım. Ancak tekrarını izlediğimde tüylerim diken diken oldu. Bir belediye işçisi, kaldırılan Atatürk heykelinin yıkıntıları üstünde Atatürk heykeli pozu veriyor. Haince bir zafer pozu bu. Söz konusu işçinin bu cesareti nereden aldığı da belli oldu sonunda.

Yine yazım yayımlandıktan sonra medyaya düşen bir haber, bu işçinin cesaretinin kaynağını ortaya koydu. Atatürk heykelini kaldırmadığını, yalnızca yerini değiştirdiğini belirten Rize belediye başkanı; Twitter’dan attığı mesajda bir vatandaşa, "2 Mart 1918 Rize'nin kurtuluşu. Atatürk henüz Samsun’a çıkmamıştı. Önce öğrenin." diyor. Kısacası, Rize’yi Atatürk’ün kurtarmadığını söylüyor.

Ne diyeyim bilmem ki?... Hani çok bilinen bir vezir-baba öyküsü var ya, bana onu anımsattı bu durum. Vali olmuşsun, ama …

Rize halkının Atatürk’e yapılan bu hakareti kabulleneceğine inanmıyorum. Bunu zaman gösterecek.
Bir noktayı daha vurgulamadan geçemeyeceğim. AKP içtenlikliyse bu demeçten sonra Rize belediye başkanını ivedilikle görevden almalıdır. Suskunluk kabullenmektir. Benden söylemesi…

Muhsin Köktürk -- 29.12.2016 17:26
YOZGAT ATASÖZLERİYLE DOKUNDURMALAR
Değerli hocam Muhsin Bey'ciğim, itina ile seçtiğiniz atasözlerimizle hakikaten çok güzel dokundurmuşsunuz. "Atlar tepişir, arada eşekler ezilir" ata sözümüzde yaşadığımız döneme çok uygun.“Dadandırma sarı gelin, dadanırsa yine gelir” sözünden birileri ibret alsa keşke diyorum. Saygı ve selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 20.11.2016 09:12
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
3
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00