BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 13.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
203
Dün
:
4633
Toplam
:
14954741
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
HÜKÛMETİN DERSHANE İNADI
muhsinkokturk@hotmail.com
Torunum gelecek yıl lise son sınıf oluyor. Dolayısıyla şimdiden bizi bir üniversiteye hazırlık telaşı sardı. Bu telaş kuşkusuz doğal. Ama telaşımızın özü, hazırlık aşamasının dilediğimiz biçimde gerçekleşmeyeceği korkusundan kaynaklanıyor. Çünkü bilindiği üzere okul eğitimi, ne yazık ki üniversite hazırlık için yeterli değil. Ek destek gerekiyor. Bunun yolu da dershanelerden geçiyor. İşte sorun da burada başlıyor. Çocuğumuzu gönderecek bir dershane bulamıyoruz. Neden mi? Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı dershaneleri işlevsiz duruma getirdi.

Veliler, çocuklarını Anadolu liselerine ya da üniversiteler hazırlamak için dershanelere gönderiyorlardı. Bilindiği üzere Milli Eğitim Bakanlığı dershanelere karşı bir savaş başlattı. Dershanelerin kapatılacağını, buraların özel okullara dönüştürülmesi için olanak tanınacağını, koşulları uygun olanlara özel okula dönüşme, koşulları uygun olmayanlara da 5 yıllık bir geçiş süresi verilerek “temel lise” açma izni verileceğini duyurdu. Bunun üzerine koşulları yeterli olan çok az sayıda dershane özel okula dönüştü, pek çoğu da temel lise olarak hizmet vermeye başladı. Bazı dershaneler ise aynı statüde çalışmalarını sürdürdüler.

Milli eğitim Bakanlığı aldığı bir kararla dershaneleri kapattı. Ancak Anayasa Mahkemesi bu kararı Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Bakanlık, bunun üzerine dershanelerin “özel öğretim kursları” adı altında ancak üç bilim grubu üzerinde kurs verebileceği yönünde yeni bir karar aldı. Dershaneler bu yeni karar doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüler.

Veliler gelişmeleri şaşkınlık içinde izliyorlardı. Bir kısmı, dershanelerin geleceğinden kuşku duyduğu ve bu koşullarda gereken verimi alamayacağı düşüncesiyle yeni bir arayışa girdi. Dershaneden dönüşen temel liselere kaymalar başladı. Çünkü bu okullar hem lise diploması veriyor hem de öğrencilerini üniversiteye hazırlıyordu. Öyle ki Anadolu, hatta fen lisesi son sınıfındaki çocuklarını buralardan alıp temel liselere kaydedenler oldu. Ancak temel liselere tanınan geçiş süreci de tamamlanmak üzereydi. Yani bir zaman sonra temel liseler de ortadan kalkacaktı.

Bir süre üç bilim grubundan özel öğretim kursuna izin veren Millî Eğitim Bakanlığı, aldığı yeni bir kararla bu sayıyı bire düşürdü. Artık dershaneler “Türk dili ve edebiyatı, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya ve felsefe” olmak üzere belirlenen sekiz bilim grubundan yalnızca birini seçerek ders verebilecekti. Bu arada öğrencileri sınavlara hazırlayan özel etüt merkezleri de kapatıldı.

Özel öğretim kursu veren kurumların tek bilim grubundan kurs açarak yaşamlarını sürdürmeleri olanaksızdı. Dolayısıyla hemen hemen hepsi kapılarına kilit vurdular. Sayıları çok az bazı özel öğretim kurumları, yalnızca matematikten kurs açarak çalışmalarını sürdürüyorlar. Çünkü en çok kurs talebi bu dersten olmaktadır. Ancak söz konusu özel öğretim kurumları bu kurslardan bekledikleri talebi almadılar. Dolayısıyla bunların da çoğu kurs verme işlemlerini sonlandırdılar.

Evet, şimdi ne durumdayız? Perişanız. Çünkü dershanecilik merdiven altına indi. Ankara’da inanın pek çok sayıda merdiven altı dershane var. Bağımsız bir binayı kiralayan kişiler, herhangi bir tabela asmadan işlerini rahatlıkla yürütüyorlar. Öğrenci bulmada bir sıkıntıları yok. Çünkü veliler çaresizler; denize düşmüşler, sarılacak yılan arıyorlar. Bu nedenle merdiven atlı dershaneler kabarık ücretlerle kurslar veriyorlar. Hatta nazlanarak öğrenci alıyorlar. Fiyatlar 15-20.000 lira arasında, daha yüksekleri de var. Oh ne güzel! Vergisiz, güzel bir kazanç. Olan gariban çocuğuna oluyor. Bu parayı nereden bulup da verecek?...

Ben de çaresizim. Diğer veliler gibi merdiven altı peşindeyim ne yazık ki? İşin garibi buralardan dershanelerde olduğu gibi gereken verimi alamayacağımı da düşünüyorum. Kitle dershanelerinde olduğu gibi merkezi sistem bir sınav yok. Piyasadan soru ve sınav kitapçıklarını alıp öğrencilere veriyor, hazır sınavları uyguluyorlar. Ama ne yapacaksanız, başka çareniz var mı? Kuzu kuzu gidip teslim oluyoruz bu soygun ağına.

Millî Eğitim Bakanlığının dershanelere savaş açmasının temel nedeni, Fetö bağlantılı dershaneleri tasfiye etmekti. Bunu anlıyorum. Tamam, bunların tümünü devre dışı bıraktınız, peki bu inat niye?...

Devlet okullarında, cumartesi günleri okul öğretmenlerince verilen ücretsiz kurslarla öğrencilerin eksikleri giderilmeye çalışılıyor. Ama yetmiyor bu. Okullar hiçbir zaman dershane işlevini yerine getiremiyor.

Ben yıllarca dershanelerde öğretmenlik yaptım. Dershanelere karşı olmama karşın sürdürdüm bu görevimi. Evet, ben de dershanelere karşıyım. Ancak sınavı ortadan kardırmadığınız, devlet okullarını eşit ve üstün kalitede yapılandırmadığınız sürece dershaneler gereksinimini yitirmeyecektir. İşte siz kurumsal dershaneleri kapattınız, merdiven altı dershaneler pıtırak gibi yayılmaya başladı. Ne oldu? Önleyebildiğiniz mi özel kurs verilmesini? Lütfen kendimizi kandırmayalım. Yasal olmayan yollarla kurs veren yerlere çocuklarımızı gönderip avuç dolusu para ödememize göz yumacağınıza, dershanelere eskisi gibi izin verin, gerekli denetimlerinizi yapın, verginizi alın; biz de gönül rahatlığıyla çocuklarımızı gönderip sınavlara hazırlayalım.

12.02.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BİR EMEKLİ ÖĞRETMENDEN MESLEKTAŞLARINA ÖNERİLER
Değerli Muhsin Hocam, Dublin de yaşayan ve ilkokulda okuyan küçük bir kızın telefon konuşmasını yazınıza yorum olarak iletiyorum. Sesli olarak dinlemek isteyen you tube da bulabilir.
- Merhaba orası yıkım şirketi mi?
- (Bayan sekreter) Evet Buyurun.
- Okulumu yıkmaya yardım eder misiniz lütfen?
- Bir saniye bekler misiniz?
- (Başka bir bayan) Halo! Hangi okula gidiyorsunuz?
- Dublin de bir ilkokula gidiyorum.
- Okulunu yıkmak istiyorsun öyle mi?
- Evet
- Yıkmak için büyük gülleler mi kullanıyorsunuz, nasıl yıkıyorsunuz?
- Çok büyük bir gülle kullanıyoruz.
- Bir saniye bekle lütfen.
- (Bir Erkek sesi) Halo!
- Nasılsın? Benim adım Becky.
- Evet.
- Sana bir teklifim var.
- Söyle bakalım.
- Yıkımları yapan sen misin?
- Evet.
- Patron sensin değil mi?
- Evet, planın nedir?
- Okulumu yıkmak konusunda bana yardımcı olmanı istiyorum.
- Havaya uçurmak mı istiyorsun?
- Havaya uçurabilir misin yoksa yıkacak mısın ?
- Sen hangisini istersen.
- Havaya uçursan daha iyi. Okulum yıkıldığında bütün öğretmenlerimin içinde olmasını sağlayabilir misin?
- Yalnız bu işten cezasız sıyrılabilir misin, emin değilim.
- Kimse sevmez onları.
- Cumaları bana fazladan ödev filan veriyorlar. Kimse sevmez onları. (Gülme sesleri)
- Nereden arıyorsun?
- Dublin’den.
- Dublin’den hangi okuldan?
- Yıkılmak üzere olan okuldan.
- Dublin’de yıkılmak üzere olan bir sürü okul var.
- Peki, okulu yerle bir etmek bana kaça mal olur?
- Okulun büyüklüğüne bağlı.
- Üç aşağı beş yukarı bir şey söyle. (Kahkaha sesleri- üç aşağı beş yukarı bir şey söyle dedi ya)
- Orası yıkım şirketimi yoksa espri fabrikası mı?
- Şu anda espri fabrikası.
- Bana bak, okulumu yıkacak mısınız, yıkmayacak mısınız?
- Okulun bir fotoğrafını veya planının bana fakslayabilir misin?
- Olur, okulun planının ve öğretmenlerin isimlerini sana fakslarım.
- Tamamdır,
- Sende okulu yıktığında hepsinin binada olduğundan emin ol.
- Sen bana bütün isimleri gönder, ben sana her öğretmen için ayrı ayrı haber vereceğim.
- Harika.
- Okul yıkılırken üyük bir gürültüyle çökecek mi yoksa patlayacak mı?
- Büyük bir patlama yaratacak.
- Kulağa hoş geliyor. Dinle daha sonra yine görüşürüz patron.
- İyi şanslar çılgın kız.
- Hadi bakalım kolay gelsin.
- Sağol, iyi şanslar.
- Görüşürüz. (Telefon kapanma sesi)

ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.11.2018 14:23
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Abdulkadir Çapanoğlu, Yasin Ali Er ve Kadriye Şahin,

Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim. Çalışmamı beğenmenizden dolayı son derece mutluyum. Ancak burada kısa bir açıklama yapmam gerektiği düşüncesindeyim: Yozgat'ta kullanılan yöresel sözcüklerle ilgili çalışmamı tamamlandıktan çok sonra, Ömer Ünal adlı bir hemşehrimizin "Yozgat Yöresel Kelimeler Sözlüğü" adlı bir kitap yayımladığını öğrendim. Yozgatlı Dernekler Federasyonu Yayınları arasında yer alan ve 2008 yılında Ankara'da basılan bu kitap elimde yok. İnternette "Nadir Kitap" ve benzeri birkaç kitapçıda ikinci el olarak satıldığına tanık oldum. Henüz kitabı inceleme fırsatım olmadı.
Hakkında araştırma yaptığım Sayın Ömer Ünal'ın 1970 yılında Sorgun'da doğduğunu, çeşitli dergilerde yazılar yazdığını, Yozgat atasözleri, Yozgat deyimleri, Yozgat'ta oynanan köy seyirlik oyunları ile ilgili çalışmalar yaptığını ve bunları kitap olarak yayımlama aşamasında olduğunu öğrendim. Dolayısıyla Sayın Ömer Ünal kardeşimizi bu çalışmalarından dolayı kutlamayı bir görev biliyorum. Keşke çalışmalarım sırasında haberim olsaydı da onun kitabını da kaynakçada belirtebilseydim.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.11.2018 19:14
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Çok değerli Muhsin Hocam, elinize emeğinize sağlık."YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER" derlemenizin her harfini yayınlandığı gün tek tek okudum. Çoğunu unutmuşuz. Bazılarında yaşadığım bazı olayları hatırlayarak duygulandım, bazılarında bıyık altından güldüm.Çoğu sözcük tarif ettiği olayı ya da hareketi eskilerin dediği gibi "ağyarını mani efradını cami" olarak anlatıyor. Keşke o sözcükleri kullanmaya devam etsek, çocuklarımıza da öğretsek. Genç nesil için üşenmeden yaptığınız açıklamarda çok yerinde olmuş.Yalnız hemşerilerimiz adına değil tüm yiğit Anadolu halkı adına teşekkürlerimi iletiyorum. Saygı ve selamlarım ile sağlıklar yeni çalışmalar diliyorum. Esen kalınız.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 03.11.2018 10:07
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Hocam Muhsin Köktürk Beyefendi, Yozgat adına yapmış olduğunuz çok değerli, kıymeti biçilmez çalışmanızı en içten dileklerimle kutlar, vermiş olduğunuz emeği tebrik ederim. Baha önce böyle bir çalışma yapılmış mıydı? Bilmiyorum. Fakat, biz Yozgatlılara en büyük armağanınız oldu. Çünkü kendi başına farklı bir kültür, kendi başına farklı bir dil niteliğindeki Yozgat lehçesi zaman içinde farklı yerlerde yaşamamızdan dolayı unutulup kullanılmaz oldu. Çok değerli bir kültür karanlıkta kalmaya yüz tutarken siz aydınlığa çıkardınız. Yozgat şivesiyle eserler yazmaya çalışacak yazarlarımıza ışık tutmuş oldunuz.

Allah Sizden Razı, kaleminiz hep var olsun. Selamlar hürmetler...
Kadriye ŞAHİN -- 02.11.2018 21:11
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 7
Muhsin KÖKTÜRK Hocam!
Bu yazı dizisi; tam anlamıyla ansiklopedik bir değer içermekte...
Kelimelerin, Yozgat yerelinde girdiği donağın, aldığı söyleniş biçiminin ve Türkçe'mizdeki genel anlayış dışındaki anlamların sözlüğü hüviyetindeki bu derlemeniz; harikulade ve ihtiyaç duyularak özlenilen bir hizmet!
Tebrik ediyor, selam ve saygılar sunuyorum.
Yasin Ali ER -- 26.10.2018 09:56
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Yozgat ve Yozgatlı'nın derinlemesine bir tahlili...
İlaveten; uzun yıllardır sevgisini yâd el insanına bol bol dağıtmaktan kendi hemşehrisine sadece buğz ve hatta asık suratı kalmış Yozgatlı'nın!
Kim bilir belki, göçün en önemli sebeplerinden biri de; kardeşinden bedeli mukabili esirgediğini "tribüne" saçıp savurmasıdır.
Daha ötesine, içinizi karartmamak adına dilim varmıyor üstadım!
Yasin Ali ER -- 26.08.2018 19:14
Yozgat Belediyesi - Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Ne Oldu?
Değerli Okurlar,
Yaz dinlencem nedeniyle yazılarıma bir süreliğine ara vermek durumunda kaldım. Yakın bir zamanda yazılarıma yeniden başlayacağım.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 08.07.2018 08:39
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli kardeşim,
Bafralı Yanko'nun Yozgat Seyahatnamesi, araştırdığım kadarıyla İstanbul'da Tarik gazetesinde yayımlanmış, 1886'da da Ebüzziya Tevfik Bey'in teşvikiyle kitap hâline getirilmiş, seyahatnamenin bir bölümü de bu kitapta yer almıştır.
Tarihe bakıldığında Yozgat'la ilgili bu gözlemler doğrudur kuşkusuz. O zamanlar Yozgatlılar özgür doğa ortamında yaşıyorlardı. Bozok Yaylası'nın o güzelim havasını soluyorlardı. İyi besleniyorlardı. Bu durumda da kanlı canlıydılar.
Garibim Bafralı Yanko Yozgat'ı şimdiki durumuyla görseydi şaşırırdı sanırım. Artık solan yüzler, obezite bedenler, sağlıksız bakışlar var Yozgatlıda. Yozgatlının genetiği değişti artık. Ekonomik sıkıntıların yarattığı stres, hava kirliliği, trafik yoğunluğu, "GDO"lu çakma besinler, hormonlu sebze ve meyveler... perişan etti herkesi.
Bilgilendirmeniz için teşekkürler, sevgi ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 30.04.2018 18:21
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli Hocam, aslen Rum olan ve askeri tıbbiyeden mezun olan kolağası Bafralı Yanko, Yozgat Seyahatnamesinde bakın ne diyor; Yozgatlıların mizaçları sert ve asidir. Vücutlarının kuvveti öyle bir şekildedir ki: Bu gün 14 yaşında olan bir erkek çocuğunun ağırlığı İstanbul’daki yirmi beş yaşındaki bir çocuğun ağırlığına denktir. Simalarındaki sağlık alametleri ve görüntüsü İstanbul’da biftek ve fileto ile Saint julien şaraplarıyla beslenen gençlerimizin hiç birisinde tesadüf olunamaz. 12 yaşındaki kızların 22 yaşındaki kızlarımızı fersah fersah geçtikleri ve bu sebepten bu yaşta evlendirildikleri ve 20 yaşındaki bir kadının beş çocuk anası olduğu görülmektedir.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 29.04.2018 22:29
YOZGAT’LA İLGİLİ BİR GÜNLÜK İZLENİMLERİM
Hoş gelmiş sefa gelmişsiniz hocam...
Özlemle dolu geldiğiniz Yozgat'a, o kısacık gözlemleme süresi içinde, onca heyecana rağmen yaptığınız değerlendirme harikulade!
Geniş bir zamandaki gelişinizde inşallah, sağlık üzere görüşebilmeyi ben de arzu ederim.
Yasin Ali ER -- 23.04.2018 22:17
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00