BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
220
Dün
:
4633
Toplam
:
14330844
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
HÜKÛMETİN DERSHANE İNADI
muhsinkokturk@hotmail.com
Torunum gelecek yıl lise son sınıf oluyor. Dolayısıyla şimdiden bizi bir üniversiteye hazırlık telaşı sardı. Bu telaş kuşkusuz doğal. Ama telaşımızın özü, hazırlık aşamasının dilediğimiz biçimde gerçekleşmeyeceği korkusundan kaynaklanıyor. Çünkü bilindiği üzere okul eğitimi, ne yazık ki üniversite hazırlık için yeterli değil. Ek destek gerekiyor. Bunun yolu da dershanelerden geçiyor. İşte sorun da burada başlıyor. Çocuğumuzu gönderecek bir dershane bulamıyoruz. Neden mi? Çünkü Milli Eğitim Bakanlığı dershaneleri işlevsiz duruma getirdi.

Veliler, çocuklarını Anadolu liselerine ya da üniversiteler hazırlamak için dershanelere gönderiyorlardı. Bilindiği üzere Milli Eğitim Bakanlığı dershanelere karşı bir savaş başlattı. Dershanelerin kapatılacağını, buraların özel okullara dönüştürülmesi için olanak tanınacağını, koşulları uygun olanlara özel okula dönüşme, koşulları uygun olmayanlara da 5 yıllık bir geçiş süresi verilerek “temel lise” açma izni verileceğini duyurdu. Bunun üzerine koşulları yeterli olan çok az sayıda dershane özel okula dönüştü, pek çoğu da temel lise olarak hizmet vermeye başladı. Bazı dershaneler ise aynı statüde çalışmalarını sürdürdüler.

Milli eğitim Bakanlığı aldığı bir kararla dershaneleri kapattı. Ancak Anayasa Mahkemesi bu kararı Anayasa’ya aykırı bularak iptal etti. Bakanlık, bunun üzerine dershanelerin “özel öğretim kursları” adı altında ancak üç bilim grubu üzerinde kurs verebileceği yönünde yeni bir karar aldı. Dershaneler bu yeni karar doğrultusunda çalışmalarını sürdürdüler.

Veliler gelişmeleri şaşkınlık içinde izliyorlardı. Bir kısmı, dershanelerin geleceğinden kuşku duyduğu ve bu koşullarda gereken verimi alamayacağı düşüncesiyle yeni bir arayışa girdi. Dershaneden dönüşen temel liselere kaymalar başladı. Çünkü bu okullar hem lise diploması veriyor hem de öğrencilerini üniversiteye hazırlıyordu. Öyle ki Anadolu, hatta fen lisesi son sınıfındaki çocuklarını buralardan alıp temel liselere kaydedenler oldu. Ancak temel liselere tanınan geçiş süreci de tamamlanmak üzereydi. Yani bir zaman sonra temel liseler de ortadan kalkacaktı.

Bir süre üç bilim grubundan özel öğretim kursuna izin veren Millî Eğitim Bakanlığı, aldığı yeni bir kararla bu sayıyı bire düşürdü. Artık dershaneler “Türk dili ve edebiyatı, matematik, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya ve felsefe” olmak üzere belirlenen sekiz bilim grubundan yalnızca birini seçerek ders verebilecekti. Bu arada öğrencileri sınavlara hazırlayan özel etüt merkezleri de kapatıldı.

Özel öğretim kursu veren kurumların tek bilim grubundan kurs açarak yaşamlarını sürdürmeleri olanaksızdı. Dolayısıyla hemen hemen hepsi kapılarına kilit vurdular. Sayıları çok az bazı özel öğretim kurumları, yalnızca matematikten kurs açarak çalışmalarını sürdürüyorlar. Çünkü en çok kurs talebi bu dersten olmaktadır. Ancak söz konusu özel öğretim kurumları bu kurslardan bekledikleri talebi almadılar. Dolayısıyla bunların da çoğu kurs verme işlemlerini sonlandırdılar.

Evet, şimdi ne durumdayız? Perişanız. Çünkü dershanecilik merdiven altına indi. Ankara’da inanın pek çok sayıda merdiven altı dershane var. Bağımsız bir binayı kiralayan kişiler, herhangi bir tabela asmadan işlerini rahatlıkla yürütüyorlar. Öğrenci bulmada bir sıkıntıları yok. Çünkü veliler çaresizler; denize düşmüşler, sarılacak yılan arıyorlar. Bu nedenle merdiven atlı dershaneler kabarık ücretlerle kurslar veriyorlar. Hatta nazlanarak öğrenci alıyorlar. Fiyatlar 15-20.000 lira arasında, daha yüksekleri de var. Oh ne güzel! Vergisiz, güzel bir kazanç. Olan gariban çocuğuna oluyor. Bu parayı nereden bulup da verecek?...

Ben de çaresizim. Diğer veliler gibi merdiven altı peşindeyim ne yazık ki? İşin garibi buralardan dershanelerde olduğu gibi gereken verimi alamayacağımı da düşünüyorum. Kitle dershanelerinde olduğu gibi merkezi sistem bir sınav yok. Piyasadan soru ve sınav kitapçıklarını alıp öğrencilere veriyor, hazır sınavları uyguluyorlar. Ama ne yapacaksanız, başka çareniz var mı? Kuzu kuzu gidip teslim oluyoruz bu soygun ağına.

Millî Eğitim Bakanlığının dershanelere savaş açmasının temel nedeni, Fetö bağlantılı dershaneleri tasfiye etmekti. Bunu anlıyorum. Tamam, bunların tümünü devre dışı bıraktınız, peki bu inat niye?...

Devlet okullarında, cumartesi günleri okul öğretmenlerince verilen ücretsiz kurslarla öğrencilerin eksikleri giderilmeye çalışılıyor. Ama yetmiyor bu. Okullar hiçbir zaman dershane işlevini yerine getiremiyor.

Ben yıllarca dershanelerde öğretmenlik yaptım. Dershanelere karşı olmama karşın sürdürdüm bu görevimi. Evet, ben de dershanelere karşıyım. Ancak sınavı ortadan kardırmadığınız, devlet okullarını eşit ve üstün kalitede yapılandırmadığınız sürece dershaneler gereksinimini yitirmeyecektir. İşte siz kurumsal dershaneleri kapattınız, merdiven altı dershaneler pıtırak gibi yayılmaya başladı. Ne oldu? Önleyebildiğiniz mi özel kurs verilmesini? Lütfen kendimizi kandırmayalım. Yasal olmayan yollarla kurs veren yerlere çocuklarımızı gönderip avuç dolusu para ödememize göz yumacağınıza, dershanelere eskisi gibi izin verin, gerekli denetimlerinizi yapın, verginizi alın; biz de gönül rahatlığıyla çocuklarımızı gönderip sınavlara hazırlayalım.

12.02.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT BELEDİYESİ VE VALİLİĞİNDEN BİR İSTEK
Farkındalığınız ve ilginize teşekkür ederim. Fotoğrafı çektirdim, anıtın bağımsızlığını da üzülerek sosyal medyada paylaşmak zorunda kaldım. Muhsin Köktürk öğretmenim bu konuda takipçi olacağınıza inanarak şehrinden gönül rahatlığıyla ayrılacağım. Nuriye Salman.
Adınız ve Soyadınız -- 15.06.2015 14:08
DÜNYANIN SEKİZİNCİ HARİKASI
Eline ,yüreğine,bedenine sağlık canım kardeşim.
Gülsen Köktürk AKSOY -- 23.05.2015 11:00
ANNELER GÜNÜ ÜZERİNE
Kardeş, her şeyi yerli yerinde kullanmış, söylenmesi gerekenleri söylemişsin. Eline, diline sağlık. Alacak olanlar gereken dersi alacaklardır. Almak istemeyenlere ne yapsan boş.
Metin Gül -- 11.05.2015 17:06
YOZGAT MI BOZOK MU TARTIŞMASI ÜZERİNE
Sayın Abdülkadir Bey,
Biliyorum, Yozgat'ta "Abdullanın Bostan" diye kullanılıyor. Benim çocukluğumda da öyleydi. Keşke yazının başlığını iki biçimde kullansaydım. Yazarken epey düşündüm. Ancak Türkçe kuralları ağır bastı.Tamlamanın doğru biçimi "Abdullah'ın Bostanı" olduğu için böyle yazmayı uygun buldum. Anımsatmanız okuyucular açısından iyi oldu. Bu nedenle teşekkür ederim.
Belli ki söz konu yerin bizim kuşakta önemli bir yeri var. Benzer anılara sahibiz.
Muhsin Köktürk -- 18.04.2015 23:48
ABDULLAH’IN BOSTANI
Değerli Hocam, biz Yozgatlılar için Abdullahın Bostan çok yabancı bir dil oluyor değil mi? Sanki eğreti bir şey gibi. Bizim kulağımız, kalbimiz, beynimiz bunu yabancılıyor, limon ekşisi gibi. Çünkü tüm bedenimiz biliyorki orası "Apdullanın Bostanı" Neden böyle oluyoruz? Bu topraklar kokusuyla,dokusuyla,insanıyla, lisanıyla nasıl içimize işlemiş böyle hayret.

Apdullanın Bostanı benim de bisiklete binmeyi öğrendiğim yerdi. Allah uzun ömür versin dayım Yaşar Cerit zaten benden 10 yaş büyüktü. Ben 7 yaşımda iken o da 17 yaşında.

Bisikletçi Eysan(İhsan) ağadan kiraladığımız bisikletle Apdullanın Bostanına gitmiştik. Kadrosuna evden getirdiğimiz ince ninderlerden birisini sarmış beni de üstüne oturtarak hızla itip bırakımıştı. Ben o hızla bir kaç metre gidip bisikletle beraber yere kapaklanıyordum. Kollarım bacaklarım toprağa sürtünmekten yüzülmüştü ama dayım sana bisiklet sürmeyi öğreteceğim diye ısrarla aynı itip bıraklmaları yapıyordu. O gün dengede durmayı öğrenmiştim.

Yara bere içinde eve gelince rahmetli anneannem ve annem dayıma çok kızdılar. Daha sonra bacaklarım yetişmediği için aradan bacağımı sokarak pedal çevirmeye başladım. Ondan sonrası artık anneannemden arasıra para almaya kalıyordu.

Bu vesileyle "Bisikletçi Eysan Ağayı" da anmış olduk. Hepsi de nurlar içinde olsunlar. Yaşamımızda öyle veya böyle iz bırakarak bu dünyadan göçtüler.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 18.04.2015 12:42
18 MART ÇANAKKALE DESTANI
Kalemine sağlık ÇOK YAZILAR OKUYORUZ,FAKAT,SİZİN YAZINIZ CANDAN .OLAYLARI SİZİNLE BERABER YAŞAMIŞ OLDUM.
COŞKUN KÇYCÜ -- 18.03.2015 21:44
ÖĞRETMEN OKULLARININ DÜNÜ-BUGÜNÜ
Ve aleykümselam öğretmenim.Hissiyatımıza tercüman olmuşsunuz.Çok duygulandım.Görüş ve düşüncelerinizi yürekten paylaşıyorum. Al benim gönlümden de o kadar Muhsin Bey.Yazınızın altına atıyorum imzamı. Böyle giderse bu günleri de ararız.Görünen köy kılavuz istemez.Dileriz ki sağduyulu eğitimcilerin öncülüğünde yeni bir yapılanmaya gidilir.Öğretmen yetiştiren kurumlar öğretmenlik idealine uygun bir yapıda ihya edilir.
Saygılarımla...
Mustafa Topaloğlu -- 17.03.2015 11:02
YÖRESEL KÜLTÜRÜN YAŞATILMASI
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu,
Nezaketiniz ve duyarlı tavrınızdan dolayı teşekkür ederim.Sizlerle aynı ortamda bulunmak benim için bir onurdur.
Yorumunuzda da belirttiğiniz gibi "Nörüyon" sözünün çok özel bir söylenişi var. Ama bu söylenişi yazıda gösterme şansımız yok.
Yöresel ağız konusunda aynı duygularda bütünleşmek çok güzel.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 20.02.2015 11:05
YÖRESEL KÜLTÜRÜN YAŞATILMASI
Değerli Facebook arkadaşım Sayın Muhsin Koktürk Beyefendi köşenize hoş geldiniz. Her ne kadar Fece de her gün buluşsak ta burada buluşmanın da ayrı bir zevki, hazzı mutluluğu var. Nörüyon’un söylenişi aslında yazıldığı gibi değil biliyorsunuz. Biraz genizden olacak son harfi” N” olmayacak. Genizden söylenen sanki bir “G” harfi olacak. Yani İç Anadolu lehçesi ile olacak. Gurbette duyduğumuzda sizin de buyurduğunuz gibi insanın içine ılık ılık bir şeyler akacak. Nörüyon diyeni sarılıp öpesin gelecek.

Nörüyon hitabı o kadar çok şey ifade eder ki. Önce, nasılsın anlamına gelir. Sonra ses tonunuzun verdiği anlama göre, ne var ne yok, işin gücün nasıl, çoluk çocuk nasıla kadar gider. Hani çok kullandığımız, tek başına bir anlam ifade etmeyen ama cümle içinde çok anlam ifade “ŞEY” gibi.
Selam ve saygılar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 19.02.2015 23:00
YÖRESEL KÜLTÜRÜN YAŞATILMASI
Muhsin bey,Yozgat kültürüyle ilgili yazınızı dikkatle okudum.Her yönüle yozgat sitenizde de dolaştım.sanırım sizden çok şeyler öğreneceğiz.Başarılar dilerim.
Betül -- 18.02.2015 21:59
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
7
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00