BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.08.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
235
Dün
:
4633
Toplam
:
14345558
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
YOZGAT ATASÖZLERİNDE BİREYSEL VE TOPLUMSAL ELEŞTİRİ
muhsinkokturk@hotmail.com
Bilindiği gibi atasözleri; öğüt verici, yol gösterici güzel sözlerdir. Bunlar, toplumun anlayışını yansıtan ayna gibidirler. Bir Orta Anadolu kenti olan Yozgat’ımız da atasözleri yönünden oldukça zengin bir kültüre sahiptir. Bu atasözlerinin birçoğu; öğüt verip yol gösterirken bireysel ve toplumsal içerikli, ince ince eleştirilerle doludur.

Yozgat insanı, kendi içinden çıkıp da kendini büyük görenlerden hoşlanmaz. Bu tür insanları, “İstanbul’dan gelen eşek, kırk gün at gibi gezer.” sözüyle alıp vurur yere.

Yozgat insanı, karşısında olgun insan görmek ister. Bilir ki ham insandan hayır gelmez. Ham insan kolay kolay olgunlaşmaz. Bunu, “Her meyvenin hamı yeter de insanın hamı yetmez.” sözüyle otaya kor.

Yozgat insanı, insanın kendine yetmesi gerektiğine inanır. Bilir ki:

“El ayranı ciğer soğutmaz.”
“Elden ekmek yiyen, yolda acıkır
“Elden gelen, elli gün gitmez.”
“El gömleğiyle gerdeğe girilmez.”
“El adama akıl verir de ekmek vermez.”
“El, adamın düşünü azdırır; ama çimecek su vermez.”


Yozgat insanı kadınına değer verir. Kadını toplumun yüce bir değeri olarak görür. Bu anlayışını, “Erkek arslan arsan da dişi arslan arslan değil mi?” diyerek gündeme taşır.

Yozgat insanı; hazırcılara, yaşamını çalışıp çabalamadan sürdürmek isteyenlere karşıdır. Yalnızca çalışanların mutlu olacaklarını, bunu hak ettiklerini düşünür. Bu konudaki düşüncelerini şöyle dile getirir:

“Bağı gör, üzüm olsun; yemeye yüzün olsun.”
“El işlerse ağız gevişler.”
“Hazıra dağlar dayanmaz.”
“Kazanmadan kazan kaynamaz.”
“Sen ağa, ben ağa; inekleri kim sağa?”
“Yazın boku, kışa katık olur.”
“Yazın gezeni, kışın bunelek tutar.”
“Haydan gelen, huya gider; yelden gelen, sele gider.”
“Yattı yattı yaz ayında, bunelek tuttu güz ayında.”


Ne yazık ki zaman zaman çalışmadan, yan gelip yatarak geçinenler de çıkmaktadır toplumda. Yozgat insanı; bu tipleri eleştirmek ve bunun toplumsal bir yara olduğunu vurgulamak için,“Sırt üstü yatan da yiyor bir ekmek, arkasını yırtan da yiyor bir ekmek.” demektedir.

Yozgat insanı, kişinin kendini tanıması gerektiği inancındadır. Bu nedenle, kendi eksiklerini görmeyip sürekli başkasını eleştirenlere çok kızar. “Kendi gözündeki hezeni görmeyen, elin gözündeki saman çöpünü görür.” diyerek tepki gösterir böyle kişilere.

Yozgat insanı, içinde bulunduğu olumsuz koşullara karşın sürekli istekte bulunanlara ve gösteriş peşinde koşanlara kızıp der ki:

“Evinde yok ufralık, gönül ister kâhyalık.”
“Yamalıklı avurduna bakmıyor, gümüş zurna çalıyor.”
“Ayranı yok içmeye, tahtırevanla ile gider sıçmaya.”


Yozgat insanı ön yargıya karşıdır. Bir konuda yaşamadan, denemeden karar verilmesi onca yanlıştır. Bunu, “Tarlaya iyi deme bol ürün vermeyince, karıya iyi deme züğürtlük görmeyince, evlada iyi deme el kızı koynuna girmeyince.” sözüyle dile getirir.

Yozgat insanı kul hakkı yiyenleri hiç sevmez ve der ki: “Alma kulun ahını, gökten indirir şahini.”

Yozgat insanı emekten yanadır. Çalışanların emeklerinin karşılığını almasını ister. “Döven öküzünün ağzı bağlanmaz.” diyerek düşüncesini sergiler.

Yozgat insanı ortama göre hareket edenleri sevmez. Onlara karşı her zaman tepkilidir. “Ölüye gider ağlar, düğüne gider oynar.” atasözüyle dillendirir bu tepkisini.

Yozgat insanı, cahilliğin insanın başına bela olduğu gerçeğini bilir. Yine bilir ki cahille düşüp kalkmak insanın başına dert getirir. O nedenle, “Etme cahille sohbet, başına gelir türlü zahmet.” der.

Yozgat insanı, elinde ve avcunda olanın satılmasına karşıdır. Elde ve avuçtakini satmak, işin kolayına kaçmaktır. Önemli olan var olanı değerlendirmektir. Bunu değerlendirmeyenler batmaya mahkûmdurlar. “Evlek evlek sattık, böyle böyle battık.” sözü bunun en güzel kanıtıdır.

Yozgat insanı, konuşurken dikkatli olmak gerektiğine inanır. Çünkü dil insanın aynasıdır. Nerede ve ne konuşacağını bilmeyenin işi rast gitmez, başı dertten kurtulmaz. Boşuna dememişler:

“Dilini tut, yahniyi yut.”
“Mecliste dilini, sofrada elini tut.”
“Lafını bil de konuş, ağzını sil de konuş.”
“Lafını bilmeyen yengeyi, hem kız evinden kovarlar hem oğlan evinden.”


Yozgat insanı çok konuşanları da boş konuşanları da sevmez. Bunu şu sözlerle dile getirir:

“Söz çoğaldıkça kıymeti azalır.”
“Boşboğazın sigarası yanmaz.”


Yozgat insanı her işe önlem alarak başlar. Önlem almadan yapılacak işlerin insanın başına türlü dertler açacağının bilincindedir. Bu nedenle der ki:

“Çürük iple kuyuya inilmez.”
“Çürük tahtaya çivi geçmez.”
“Parmağının girmediği yere başını sokma.”


Yozgat insanı, her şeyin gönülden olmasını ister. Zorla, baskıyla iş yaptırılmasına karşıdır. Bir iş gönülden gelerek yapılırsa herkes mutlu olur:

“Gönülsüz köpek kurda girmez.”
“Deh demeden yürüyen at, buyurmadan iş tutan evlat, bir de güzel oldu mu avrat; nideceksin düğünü, gir, oyna; çık, oyna.”


Yozgat insanı, sevginin her kapıyı açan sihirli bir anahtar olduğunun bilincindedir. Sevginin olmadığı yerde huzur olmayacağını bilir. Bunu şöyle dillendirir:

“Sıcak ağıldan kuzu kaçmaz.”
“Soğuk tandırdan sıcak ekmek umulmaz.”


Yozgat insanı, düşünmeden hareket etmeye karşıdır. Bilir ki düşünmeden hareket eden bundan zarar görür. “Düşünmeden çiş yapmaya oturan, çömüdü çömüdü taş arar.” sözü bunu ne güzel de anlatmaktadır.

Yozgat insanı barıştan ve kardeşlikten yanadır. “El sana taşınan varırsa sen ona aşınan var.” diyerek bu güzel düşüncesini paylaşır.

Yozgat insanı nankörlükten hoşlanmaz. Bunu şu güzel sözlerle belirtir:

“İkram ettik, eşek kestik; mındar, deyin demedik.”
“Sarımsağın yüzüne tükürmüşler, ‘Görüp göreceğiniz bu olsun.’ demiş.”


Yozgat insanı deneyime önem verir. Bu nedenle büyüklerinin düşünce ve önerilerinden yararlanmaya çalışır. Bilir ki:

“Ulu sözü tutmayan, uluya uluya dağda kalır.”
“Kalmış kağnıyı koca öküz çeker.”
“Ürümesini bilmeyen it, sürüye kurt getirir.”


Yozgat insanı, her işin yöntemine uygun yapılmasından yanadır. Tersi bir durumun insanı başarısızlığa götüreceğini bilir. Bu nedenle der ki: “Yarış atı çifte koşulmaz.”

Yozgat insanı her işin zamanında yapılmasından yanadır: “Yel eserken harmanını savur.” demesinin özünde bu düşünce yatar.

Yozgat insanı, yalanın imana ters olduğunu düşünür ve ikisini bir arada düşünmez. Bunu, “Yalanla iman bir yerde durmaz.” sözüyle vurgular.

Yozgat insanı, kötü kişilerle kurulan dostluklara karşıdır. Bu tür dostlukların insana çok büyük zararlar getireceğinin bilincindedir. Onun için der ki:

“Kara kazana yaklaşma, karası bulaşır.”
“Kedi ile harala girilmez.”


Yozgat insanı; görüldüğü gibi, kişilerle ve içinde yaşadığı toplumla ilgili düşünce ve duygularını birbirinden güzel, birbirinden anlamlı atasözleriyle dışa vurarak kültür dağarcığımıza çok büyük katkılar yapmıştır. Bize bu önemli kültürü miras bırakan atalarımızı rahmetle anıyorum.

09.03.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Yozgat Belediyesi - Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Ne Oldu?
Değerli Okurlar,
Yaz dinlencem nedeniyle yazılarıma bir süreliğine ara vermek durumunda kaldım. Yakın bir zamanda yazılarıma yeniden başlayacağım.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 08.07.2018 08:39
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli kardeşim,
Bafralı Yanko'nun Yozgat Seyahatnamesi, araştırdığım kadarıyla İstanbul'da Tarik gazetesinde yayımlanmış, 1886'da da Ebüzziya Tevfik Bey'in teşvikiyle kitap hâline getirilmiş, seyahatnamenin bir bölümü de bu kitapta yer almıştır.
Tarihe bakıldığında Yozgat'la ilgili bu gözlemler doğrudur kuşkusuz. O zamanlar Yozgatlılar özgür doğa ortamında yaşıyorlardı. Bozok Yaylası'nın o güzelim havasını soluyorlardı. İyi besleniyorlardı. Bu durumda da kanlı canlıydılar.
Garibim Bafralı Yanko Yozgat'ı şimdiki durumuyla görseydi şaşırırdı sanırım. Artık solan yüzler, obezite bedenler, sağlıksız bakışlar var Yozgatlıda. Yozgatlının genetiği değişti artık. Ekonomik sıkıntıların yarattığı stres, hava kirliliği, trafik yoğunluğu, "GDO"lu çakma besinler, hormonlu sebze ve meyveler... perişan etti herkesi.
Bilgilendirmeniz için teşekkürler, sevgi ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 30.04.2018 18:21
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli Hocam, aslen Rum olan ve askeri tıbbiyeden mezun olan kolağası Bafralı Yanko, Yozgat Seyahatnamesinde bakın ne diyor; Yozgatlıların mizaçları sert ve asidir. Vücutlarının kuvveti öyle bir şekildedir ki: Bu gün 14 yaşında olan bir erkek çocuğunun ağırlığı İstanbul’daki yirmi beş yaşındaki bir çocuğun ağırlığına denktir. Simalarındaki sağlık alametleri ve görüntüsü İstanbul’da biftek ve fileto ile Saint julien şaraplarıyla beslenen gençlerimizin hiç birisinde tesadüf olunamaz. 12 yaşındaki kızların 22 yaşındaki kızlarımızı fersah fersah geçtikleri ve bu sebepten bu yaşta evlendirildikleri ve 20 yaşındaki bir kadının beş çocuk anası olduğu görülmektedir.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 29.04.2018 22:29
YOZGAT’LA İLGİLİ BİR GÜNLÜK İZLENİMLERİM
Hoş gelmiş sefa gelmişsiniz hocam...
Özlemle dolu geldiğiniz Yozgat'a, o kısacık gözlemleme süresi içinde, onca heyecana rağmen yaptığınız değerlendirme harikulade!
Geniş bir zamandaki gelişinizde inşallah, sağlık üzere görüşebilmeyi ben de arzu ederim.
Yasin Ali ER -- 23.04.2018 22:17
YOZGAT’LA İLGİLİ BİR GÜNLÜK İZLENİMLERİM
NE MUTLU YOZGATA Kİ MUHSİN KÖKTÜRK GİBİ BİR EVLADI VAR.BİR YOZGAT SEVDALISI..ORTAYA KOYDUĞU HER FAALİYETTE BİR GÜZELLİK VARDIR..YOZGATLA İLGİLİ BÜTÜN HİZMETLERİNDEN DOLAYI KUTLUYORUM.
COŞKUN KÖYCÜ -- 23.04.2018 21:10
YOZGAT’LA İLGİLİ BİR GÜNLÜK İZLENİMLERİM
Sayın Muhsin ÖZKÖK Beyefendi Hocam

Sayenizde bizde özlem gidermiş olduk. İnşallah böyle bir anıyı yazmak bizlere de kısmet olur. Yazılarınızın takipçisiyim. Lâkin bu günlerde yazı dizisiyle meşgul olduğumdan yorum yazmaya vaktim olmuyor. Bağışlayınız.

Selam ve hürmetlerimle...
Kadriye ŞAHİN -- 23.04.2018 13:35
TRAFİK CANAVARLARINA BİRKAÇ SÖZ
Değerli Muhsin Hocam,
İstanbul'da aracımıza bindik mi hemen "Radyo Trafik" radyosunu açarız. Hangi yolda kaza var, hangisinde trafik yoğun radyodan takip eder bu yolları kullanmamaya çalışırız. Radyo Trafik, yayın sırasında çok güzel spotlar da yayınlayarak bizleri uyarır. En sevdiğim spotlardan birisi şöyle; Önce bir çarpışma sesi duyulur sonra spiker şöyle söyler. “Biraz önce bir kişi takip mesafesini korumayarak kaza yapan araca takip mesafesini korumadığı için çarparak kaza yaptı, emniyet kemeri takılı olmadığı için yaralandı.” Yine bir çarpışma sesi ve “Biraz önce bir kişi cep telefonuyla konuşurken takip mesafesini korumadığı için kaza yapan araca çarparak kaza yaptı.” Yine bir çarpışma sesinden sonra, “Biraz önce bir kişi cep telefonuyla konuştuğu için kaza yapan araca çarptı.” Dörtlü bir kaza ancak bu kadar güzel anlatılır. Saygılar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 19.04.2018 21:53
DEMEK Kİ BEN KALİTELİ ADAM DEĞİLİM
Sayın hocam,
Tam da size yakışan bir üslupta değerler üzerine bir ders. Kendimi Cilavuz KKÖO sıralarında hissettim.
İnsanın iki yanı vardır. İn-san... İn yanımız, türümüzün hepsinde şu ya da bu şekilde, elimizde fazlaca da olmayan yaradılıştan gelen özelliğimizdir. Esas toplumsallaşmamızı tarif eden -san yanımızdır. Bu da parayla ölçülemeyecek kadar pahalıdır.(değerlidir.)
Onu bunu bilmem ama Muhsin KÖKTÜRK toplum için -san yanıyla pahası ölçülemeyecek bir değerdir. Saygılar öğretmenim.
Mehmet Kazım Ablak -- 15.04.2018 20:29
YOZGAT’IN KARA YAZGISI
Sayın Muhsin KÖKTÜRK Hocam;

Hastane ve eğitim okulları ve kollarının özelleştirilmesinden yana değilim. Ne var ki, özelleştirilmemesi gereken alanlar özel konumuna getirildi. Lâkin, fabrikalar özelleştirilsin. Bu özelleşme dış sermayenin eline peşkeh çekilerek yapılmasın. İçinde çalışan insana, kendi halkına hisse payı oranında borcu geriye dönük olarak devredilsin. Bakın o zaman bu fabrikalar zarar mı ediyor, kara mı geçiyor? Ne var ki, Yozgat halkı yıkılan bira fabrikasına sahip çıkmadı. Yerine dikilen binaların halka getirisi ne oldu acaba?

Halk birlik beraberlik kavramını kavramadıkça birilerinin zengin olmasına seyirci kalacaktır.

Kaleminiz var olsun. saygılar hürmetler
Adınız ve Soyadınız -- 08.03.2018 20:24
DEMEK Kİ BEN KALİTELİ ADAM DEĞİLİM
Değerli Hocam, rahmetli Necdet Tosun'un oğlu Erdal Tosun, bir cümle ile ne güzel özetlemişti " Ben kıroyum ama para bende". Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir övünç olamaz sanırım. Birde lahmacun ve viski. Selamlar saygılar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 20.12.2017 15:45
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00