BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
201
Dün
:
4633
Toplam
:
14474374
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
Yozgat Belediyesi - Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Ne Oldu?
muhsinkokturk@hotmail.com
Geçenlerde Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin internet sayfasını incelerken “Basın Müzesi” başlıklı kısmı görüp tıkladım. 9 Mayıs 1988 tarihinde hizmete açılan Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi hakkında ayrıntılı bilgiler yer alıyordu bu sayfada. Ülkemizin ilk basın müzesiydi bu. Daha sonra başka illerde de çeşitli adlarla basın müzeleri açılmıştı. Bu ara aklıma, bir zamanlar açılması gündeme gelen "Yozgat Belediyesi-Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi” geldi.

2014 yılında, yerel seçim öncesi Yozgat Gazeteciler Cemiyeti ile Yozgat Belediyesi arasında Yozgat Basın Müzesinin açılmasına ilişkin bir protokol imzalanmıştı. Basın müzesinin açılması teklifi, Yozgat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Yozgat Gazetesi Sahibi Osman Hakan Kiracı tarafından yapılmıştı. Dönemin Yozgat Belediye Başkanı Yusuf Başer de teklife sıcak bakmış ve Osman Hakan Kiracı’nın hazırladığı proje, 6 Şubat 2014 tarihinde Yozgat Belediye Meclisince onaylanmıştı. Hemen Google arama çubuğuna “Yozgat Basın Müzesi” yazıp konuyu incelemeye başladım.

Yozgat’ta yayımlanan tüm yerel gazetelerde, “Yozgat’ta bir basın müzesi kurulacağı” haberi yer alıyordu. Ulusal gazetelere de haber konusu olmuştu basın müzesinin kurulacak olması. Ama ne yazık ki o tarihten bu yana, onca habere, onca uğraşa karşın Yozgat’ta bir basın müzesi kurulması gerçekleşmedi. Konuyu bir de ilk ağızdan öğreneyim diye, teklifin ve projenin sahibi Osman Hakan Kiracı’yı aradım.Kiracı bana projenin detaylarını bilgi ve belgelerini yolladı. Konuyu detaylıca öğrenince öğrenince şaşırdım kaldım. Böylesine anlamlı ve güçlü bir projenin kesintiye uğramasına, daha doğrusu uğratılmasına anlam veremedim.
Bir düşününüz. Yozgat Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Osman Hakan Kiracı; Yozgat’ın basın tarihini, basın kültürünü tüm ülkeye tanıtmayı amaçlıyor. Bunun için bir basın müzesi projesini gündeme getiriyor. İstiyor ki tüm Türkiyeliler; Osmanlı döneminde ilk Türkçe gazeteyi yayımlayan Çapanzade Agâh Efendi’nin Yozgat nüfusuna kayıtlı olduğunu, ulusal gazetelerde köşe yazarlığı yapan Taha Akyol’un, Ahmet Hakan’ın, Saygı Öztürk’ün, ünlü şairlerimizden Gülten Akın’ın, Şükrü Erbaş’ın ve daha nicelerinin Yozgat’ımızın yetiştirdiği önemli değerler arasında yer aldığını bilsinler; Yozgat’ın basın alanında pek çok ilden önde olduğu gerçeğini görsünler.

Osman Hakan Kiracı; hazırladığı proje karşılığında hiçbir zaman parasal beklenti içinde olmuyor, projenin adını kişisellikten uzak tutup kurum ve kuruluşlara mal ederek büyük bir özenle “Yozgat Belediyesi-Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi” olarak belirliyor, Müzede sergilenecek araç gereç ve belgeleri yine hiçbir karşılık beklemeksizin sağlama sözü veriyor, müzeye yer olarak da Taha Akyol’un ailesinin yaşadığı konağı öneriyor.

Yozgat Belediye Başkanı Kâzım Arslan, Yusuf Başer’den başkanlık görevini devraldıktan sonra Osman Hakan Kiracı’nın basın müzesi projesini askıya alıyor, daha sonra tümüyle devre dışı bırakıyor. Ortada Yusuf Başer’in belediye başkanlığı döneminde alınan bir meclis kararı varken bunu yok sayıp projeyi rafa kaldıran Kâzım Arslan; basın müzesi yerine söyleşi amaçlı kullanılacağı açıklanan ”Kayyumzade Konağı”nı açıyor.

Kâzım Arslan’ın Yozgat Gazeteciler Cemiyetinin benimsenip onaylanmış projesini rafa kaldırmasının altında yatan gerçek nedir acaba? Eski Başkan Yusuf Başer ile aralarında alıp veremedikleri nedir? Bunun için mi Yusuf Başer’in belediye başkanlığı döneminde onaylanmış bir takım projeleri engellemiştir Kâzım Arslan?
Nedeni ne olursa olsun Yozgat basın müzesinin akamete uğratılması Yozgat için gerçekten üzüntü verici bir durumdur.

Kimbilir belli olmaz. gün gelir, bir gün bir Belediye Başkanı veya bir başka kurumYozgat Basın Müzesi Projesinin hayata geçirilmesini sağlar ve adını da Yozgat tarihine altın harflerle yazdırır.

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT İÇİN YOZGATSPOR
Sayın Selim Kardeşim,
Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Sizlerden böyle olumlu eleştiriler almak gerçekten çok güzel. Her şey gönlünüzce olsun.
Sevgi ve saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.01.2016 16:13
YOZGAT İÇİN YOZGATSPOR
Değerli hemşehrim öncelikle düşünce fikir ve güzel yazlarınızla bizi gerekli hususlarda aydınlattığınız için teşekkür ediyorum sizi.Yozgat için güzel konular seçiyorsunuz ve güzel türkçeniz ve anlatımızla bize ışık veriyorsunuz.kaleminize ve emeğinize sağlık..tekrar teşekkürler.
Selim -- 03.01.2016 20:20
ÖĞRETMENLİĞİN ÇİVİSİ ÇIKTI
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu,
Sizinle çoğu konuda uyum içinde olmaktan dolayı çok mutluyum. Biz bir türlü öz eleştiri kültürünü benimseyemedik. Eksiklerimizi, yanlışlarımızı hep görmezden geldik. Hangi meslekten olursak olalım, hep süslü püslü sözlerle övüldük. Bundan da anlamsız bir tat aldık. Bir gün olsun, "Bizim hiç mi eksik yanımız yok?" diyemedik. Eleştiriye kapılarımızı kapadık.
Öğretmen yetiştiren güzelim okulların kapılarına kilit vuruldu. Bu ülkede 40 günde kabak yetişmezken öğretmen yetiştirildi. Veterinerden, ziraat mühendisinden ... öğretmen yapıldı. Biz daha neyi tartışıyoruz ki?... Ne ektiysek onu biçiyoruz.
Muhsin Köktürk -- 25.11.2015 21:01
ÖĞRETMENLİĞİN ÇİVİSİ ÇIKTI
Değerli Muhsin Bey’ciğim, Yazınızda altına imzamı atacağım o kadar çok cümle var ki. Atatürk’ün milletvekili maaşları öğretmen maaşlarını geçmesin emrinden sonra geldiğimiz durum ortada. 33 yılını her yıl bakanlıktan takdir alarak tamamlamış başarılı bir bayan öğretmen kardeşimin emekli ikramiyesi bir milletvekili maaşı ile denk. Yani 33 yıllık emeğin karşılığı bir aylık milletvekili maaşı. Onun yerine ben ağladım hırsımdan. Bu işin bir yanı, birde çaresizlikten öğretmenliği meslek olarak seçenler var. Hani bilinen fıkradır, son sınıfta olan kızı dersten başarısız olunca annesi öğretmene ricaya gider ve şöyle söyler “ aman hocam sen buna geçer not ver ne olur, zaten bir şey beklemiyoruz öğretmen yapacağız.” Hal böyleyken Yılmaz Göksoy hocamla buluştuğum öğretmen evinin sidik kokusu ve orada toplanan genç öğretmenlerin okeyle vakit geçirmeleri de beni oldukça sarsmıştı. Dersi sevdiren öğretmendir. Fizik ve kimya ikisi de fen dersidir Ama ben fiziği çok sevdim kimyadan nefret ettim. Çünkü kimya hocası siyah önlük giyen beyazlaşmaya başlamış saçlarını arkadan topuz yapan nazi subayı gibi bir hanımdı. Sınıfa girer doğru masaya oturur ders saati boyunca not tutturur sonra yazılı imtihanda bu notlardan sorardı. Sözlü imtihan yapmazdı. İnanıyorum ki hiç birimizi tanımazdı. Ben torunlarımı 8 yaşında okula göndermek taraftarıydım çünkü aklı başında öğretmen kardeşlerim müfredatın 7 yaşına uygun olmadığını söylerlerdi ama çıkarılan gıldırgıç yasa ile 5,5 yaşında ilkokula başlatmak zorunda kaldık. Daha sekiz yaşında bir çocuk sırf kâğıdına ismini yazmayı unuttun diye 10 puanı kırılır mı? Bu çocuk bir daha bu öğretmeni ve bu dersi sever mi? Çocuk aklı ile bari 5 puanımı kırsaydı diyebilen bir öğrenci ile bu öğretmen nasıl aynı frekansta olabilir. Ve bana şöyle söylemişti “ hani o resimlerde ki Atatürk var ya. Hani sınıfta ayakta duruyor ve dersi dinliyor. Keşke bizim sınıfa da gelseydi.” Neden diye sorduğumda “öğretmenimin de benim puanımı neden kırdığını görürdü” demişti. Saygılar selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 25.11.2015 13:24
DİLDE YOZLAŞMA
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu,
Öncelikle geçmiş olsun dileğiniz için teşekkür ederim.
Ne gariptir ki dilde yozlaşmaya yeni kuşak karşı çıkacağına bizler bu görevi üstleniyoruz. Bir duyarsızlıktır gidiyor. Yetkililerin de umurunda değil. Bir yanda Arapça,Farsça özentisi; bir yanda Batı dillerinin amansız etkisi. Arada olan güzel Türkçemize oluyor.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 09.11.2015 12:00
DİLDE YOZLAŞMA
Değerli Muhsin Bey‘ciğim öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Dilimizdeki yozlaşma benim de epeydir aşağı yukarı 1980’lerden bu yana canımı sıkar. Bir tarafta Arapça Farsça kelimelerle dolu Osmanlıca hayranları, öbür yanda nasılsa bir yerlerden buldukları paralar ile iş güç sahibi olan sonradan görme esnaf ve otel sahipleri bu yabancı isim merakları yüzünden bizi iki cami arasında kalmışlara döndürdüler… Buna birde mahalle arasındaki bakkallar tabelalarına yazdırdıkları market kelimesi ile katılınca tiyatro tamam oldu. Yaşlısı, genci, köylüsü, kentlisi ile bir yabancı hayranlığı aldı başını gidiyor. Öyle bir hayranlık ki çay ocağı işleten birisi İngilizce olsun diye Tea January diye tabela yazdırmış.Saygılarımla
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.11.2015 23:43
DUYGUDAŞLIK (EMPATİ) YAPABİLMEK
Değerli Muhsin Bey’ciğim,
Bu güzel yazınıza şahsım adına teşekkürlerimi arz ederim. Gençlerimizin ağızlarında sakız olan ama iş uygulamaya geldiğinde kenarından bile geçmedikleri empatiyi çok can alıcı bir örnekle anlatmışsınız.

1980 darbesi sonrası yetişip gelen gençlik maalesef siyaseten bastırılmakla kalmayıp duygusal yönden de demoralize ve dejenere oldu. Bu yüzden biraz bencil oldular

Şu ifadeniz benim anlatmak istediklerimi çok güzel açıklıyor. “Empati yapmak da bir tür sorumluluk duymaktır. Ancak bu yolla karşımızdakini daha iyi anlayabilir, kendimize çeki düzen verip sorumluluklarımızın bilincine varırız. Ama ne yazık ki ülkemizde empati yapamayacak derecede duygusuz, duyarsız pek çok insan var. Onlar için varsa yoksa kendi çıkarları, kendi mutlulukları ön plandadır. “Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.” düşüncesiyle yatıp kalkanlardır bunlar.”

Ancak daha sonra yetişip gelenleri 80 sonrasındakilere nazaran biraz daha iyi yetişmiş kendini daha geliştirmiş olarak görüyorum. Umarım atalarına da layık insanlar olurlar. Selam ve saygılar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 08.09.2015 00:17
DUYGUDAŞLIK (EMPATİ) YAPABİLMEK
Saygıdeğer,Muhsin Köktürk Hoca nın Kalemine sağlık." enpati" kavramını mükemmel bir sentez,analiz durumunda işlemiş,ıfade etmiş oluyor,Okuyanların bu fikirlere aynen katılacağına inanıyorum.Selam,sevgilerimle.
Coşkun Köycü -- 22.08.2015 21:23
ABBAS SAYAR’I ANARKEN
Teşekkür Ederim Hocam Abbas SAYAR'ı bu kadar Güzel ve sade biçimde tekrar hatırlattığınız Yozgat ve Yozgatlı olmanın bir gereğinin de sadece ben Yozgatlıyım demekten geçmediğini bu Memleketin yetiştirdiği değerlere sahip çıkarak onun öykü şiir ve romanlarını yetişen yeni kuşaklara aktarmanın ne kadar önemli olduğunu hatırlattığınız için.Saygılarımla.
Korkut -- 13.08.2015 09:12
ESKİ KOMŞULUKLAR
Semiha Hanım,
Güzel yorumunuz için çok teşekkür ederim. Tatilde olmamdan kaynaklanan bir durum. Çok kısa zamanda yine yazacağım. Ülkemizin içinde bulunduğu bu karmaşık durumdan bir an önce çıkması dileğiyle saygılarımı sunarım.
Muhsin Köktürk -- 08.08.2015 18:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
6
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00