BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
268
Dün
:
4633
Toplam
:
14626166
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
CHP’DEKİ GELİŞMELER ÜZERİNE BİRKAÇ SÖZ
muhsinkokturk@hotmail.com
Bilindiği gibi 24 Haziran seçimleri sonrası ortaya çıkan tablo, CHP’de bir iç hesaplaşmaya neden oldu. Bu hesaplaşma, aynı zamanda CHP’nin seçim yenilgisini irdelemesini ikinci plana bıraktı.

Kuşkusuz CHP’deki seçim sonrası gelişmeler kamuoyunca dikkatle izleniyor. Bu konuda çeşitli yorumlar yapılıyor. Özellikle CHP’de değişim isteyenlerin olağanüstü kongre istekleri yorumların temelini oluşturuyor.

CHP’deki olağanüstü kurultay isteği iki boyutta tartışılabilir. Birincisi; seçim yenilgisinin nedenlerinin tartışılıp partinin nerelerde yanlış yaptığının, ne gibi eksikleri olduğunun ortaya konması ve yaklaşan yerel seçimler için hazırlıklar yapılması gerekirken olağanüstü kongre üzerine yoğunlaşmanın yanlış olduğudur. İkincisi; CHP’nin bu yönetim anlayışıyla yerel seçimlere katılmasının yeni bir seçim yenilgisine zemin hazırlaması, dolayısıyla partide bir değişimin zorunlu olduğu gerçeğini ortaya çıkarmasıdır. Bu iki yaklaşımın da tartışılacak yönleri olduğu bir gerçektir.

CHP’deki muhalif kanat, olağanüstü kurultayın toplanması için 15 gündür yoğun bir çaba içinde. Muhaliflerin açıklamasına göre, 630 delegenin noter onaylı olağanüstü kurultay istemi CHP yönetimine teslim edildi. CHP yönetimi, yaptığı ilk incelemede kendisine teslim edilen noter onaylı delege imzalarının 618 olduğunu vurguladı. Kendilerine teslim edilen 630 istemden 4’ünün fotokopi olduğunu, 4 yinelenmiş (mükerrer) imza bulunduğunu, 5’inin de delegeliğinin düştüğünü belirterek 605 istem üzerinden incelemenin sürdürüleceğini, bu arada bazı delegelerin imzalarını geri çektiğini, bunun da 605’ten düşüldüğünde olağanüstü kurultay için gerekli sayıya ulaşılamayacağını açıkladı.

Olağanüstü kurultayla ilgili imza durumu, 6 Ağustos Pazartesi akşamı netleşecek. Peki, CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu ne yapacak? Kendi açıklamasına göre, delegelerden yeterli imza toplanırsa kurultay çağrısı yapacak, yoksa kurultay sorununu gündemden çıkaracak. Yine kendi deyişine göre, parti yönetiminde birtakım değişikliklere gidip tabanın istemlerini göz önüne almış görünecek.

Beni şaşırtan durumlar var ortada: Diyelim ki muhalif delegelerin kurultay isteği yeterli sayıya ulaşmadı , ancak 600’e yaklaştı. Salt çoğunluğa ulaşılmadı diye bunca delegenin değişim çağrısı göz ardı mı edilecektir? Peki bu delegeler, oylarının hiçe sayıldığını düşünerek yaklaşan yerel seçimlerde candan bir çalışma yapacaklar mıdır? Kılıçdaroğlu, muhaliflerin oylarının kendini destekleyenlerin altında olduğunu düşünüyorsa niçin, “Hodri meydan!” deyip olağanüstü kurultay çağrısı yapmaktan kaçınmaktadır?

Kılıçdaroğlu, hemen her konuşmasında karşısındakini koltuk sevdalısı olarak görmekte, ancak kendi de koltuğuna sıkı sıkıya yapışmaktan geri durmamaktadır. Bence önemli olan, CHP’nin başında kimin olduğu ya da başına kimin geçeceği değildir. Ağzını her açtığında; “Hak, hukuk, adalet!” diyen Kılıçdaroğlu’nun demokratik bir sınavdan, deyim yerindeyse minderden kaçmaya çalıştığıdır. Üstelik inanıyorum ki delegelere çeşitli baskılar yapılmasa, birtakım vaatlerde bulunulmasa muhaliflerin topladığı oylar çok daha fazla olacaktı. Bu kanıya nasıl vardığımı imzalarını çeken delegeler olduğu açıklaması üzerine yapıyorum. İmza veren delege, durup dururken bundan niçin vazgeçer ki?... CHP yönetiminin delegeler üzerindeki baskıcı tavrını hiç de hoş bulmadığımı özelikle belirtmek isterim.

Gelelim, eğer olağanüstü kurultay olmazsa CHP tabanının tavrına. Abartılı gelmesin, kurultay yapılmazsa CHP tabanında on binlerce, hatta yüz binlerce oy kaybı yaşanacaktır. Çünkü CHP seçmeni, 9 seçim yenilgisine uğramış bir parti yönetimine artık tahammül edememektedir. Böyle bir oy kaybı yaşanır ve CHP’nin oyları başka partilere kayarsa bunun baş sorumlusu Kılıçdaroğlu olacaktır. Diyeceksiniz ki Sayın Muharrem İnce’nin bunda hiç mi sorumluluğu yoktur? Bu tartışılabilir bir konu. Ancak Cumhurbaşkanlığı seçiminde başarılı bir sonuç alan Muharrem İnce’nin CHP Genel Başkanlığına soyunmasından daha doğal ne olabilir ki?... Muharrem İnce’nin bu isteğinin zamansız olduğunu ileri sürenler ve özellikle CHP yönetimi, eğer bu isteğin parti üzerinde olumsuz etkiler yaratacağına inanıyorsa neden kurultay çağrısına kulak tıkıyor? Yaparsın kurultayı kazanırsan güven tazeler, yitirirsen çekilir gidersin.

Kılıçdaroğlu’nun pazartesi günü kurultayla ilgili yapacağı açıklama, kendi geleceğini de belirteleyecektir. Muhalifler yeterli oy toplayamamış olsalar bile Kılıçdaroğlu’na düşen görev, olağanüstü kurultayı toplamak olmalıdır. Bu durumda kazansa da kaybetse de kazanan Kılıçdaroğlu olacak ve CHP seçmeninin gönlünü kazanacaktır. Kurultay çağrısı yapmazsa yerel seçim sonrası uğrayacağı yenilgi, onu en büyük kaybeden yapacak ve CHP Genel Başkanlığı kendiliğinden sona erecektir.

06.08.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Yozgat ve Yozgatlı'nın derinlemesine bir tahlili...
İlaveten; uzun yıllardır sevgisini yâd el insanına bol bol dağıtmaktan kendi hemşehrisine sadece buğz ve hatta asık suratı kalmış Yozgatlı'nın!
Kim bilir belki, göçün en önemli sebeplerinden biri de; kardeşinden bedeli mukabili esirgediğini "tribüne" saçıp savurmasıdır.
Daha ötesine, içinizi karartmamak adına dilim varmıyor üstadım!
Yasin Ali ER -- 26.08.2018 19:14
Yozgat Belediyesi - Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi Ne Oldu?
Değerli Okurlar,
Yaz dinlencem nedeniyle yazılarıma bir süreliğine ara vermek durumunda kaldım. Yakın bir zamanda yazılarıma yeniden başlayacağım.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 08.07.2018 08:39
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli kardeşim,
Bafralı Yanko'nun Yozgat Seyahatnamesi, araştırdığım kadarıyla İstanbul'da Tarik gazetesinde yayımlanmış, 1886'da da Ebüzziya Tevfik Bey'in teşvikiyle kitap hâline getirilmiş, seyahatnamenin bir bölümü de bu kitapta yer almıştır.
Tarihe bakıldığında Yozgat'la ilgili bu gözlemler doğrudur kuşkusuz. O zamanlar Yozgatlılar özgür doğa ortamında yaşıyorlardı. Bozok Yaylası'nın o güzelim havasını soluyorlardı. İyi besleniyorlardı. Bu durumda da kanlı canlıydılar.
Garibim Bafralı Yanko Yozgat'ı şimdiki durumuyla görseydi şaşırırdı sanırım. Artık solan yüzler, obezite bedenler, sağlıksız bakışlar var Yozgatlıda. Yozgatlının genetiği değişti artık. Ekonomik sıkıntıların yarattığı stres, hava kirliliği, trafik yoğunluğu, "GDO"lu çakma besinler, hormonlu sebze ve meyveler... perişan etti herkesi.
Bilgilendirmeniz için teşekkürler, sevgi ve saygılar.
Muhsin Köktürk -- 30.04.2018 18:21
YOZGAT VE YOZGATLILAR İÇİN DİYORLAR Kİ
Değerli Hocam, aslen Rum olan ve askeri tıbbiyeden mezun olan kolağası Bafralı Yanko, Yozgat Seyahatnamesinde bakın ne diyor; Yozgatlıların mizaçları sert ve asidir. Vücutlarının kuvveti öyle bir şekildedir ki: Bu gün 14 yaşında olan bir erkek çocuğunun ağırlığı İstanbul’daki yirmi beş yaşındaki bir çocuğun ağırlığına denktir. Simalarındaki sağlık alametleri ve görüntüsü İstanbul’da biftek ve fileto ile Saint julien şaraplarıyla beslenen gençlerimizin hiç birisinde tesadüf olunamaz. 12 yaşındaki kızların 22 yaşındaki kızlarımızı fersah fersah geçtikleri ve bu sebepten bu yaşta evlendirildikleri ve 20 yaşındaki bir kadının beş çocuk anası olduğu görülmektedir.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 29.04.2018 22:29
YOZGAT’LA İLGİLİ BİR GÜNLÜK İZLENİMLERİM
Hoş gelmiş sefa gelmişsiniz hocam...
Özlemle dolu geldiğiniz Yozgat'a, o kısacık gözlemleme süresi içinde, onca heyecana rağmen yaptığınız değerlendirme harikulade!
Geniş bir zamandaki gelişinizde inşallah, sağlık üzere görüşebilmeyi ben de arzu ederim.
Yasin Ali ER -- 23.04.2018 22:17
YOZGAT’LA İLGİLİ BİR GÜNLÜK İZLENİMLERİM
NE MUTLU YOZGATA Kİ MUHSİN KÖKTÜRK GİBİ BİR EVLADI VAR.BİR YOZGAT SEVDALISI..ORTAYA KOYDUĞU HER FAALİYETTE BİR GÜZELLİK VARDIR..YOZGATLA İLGİLİ BÜTÜN HİZMETLERİNDEN DOLAYI KUTLUYORUM.
COŞKUN KÖYCÜ -- 23.04.2018 21:10
YOZGAT’LA İLGİLİ BİR GÜNLÜK İZLENİMLERİM
Sayın Muhsin ÖZKÖK Beyefendi Hocam

Sayenizde bizde özlem gidermiş olduk. İnşallah böyle bir anıyı yazmak bizlere de kısmet olur. Yazılarınızın takipçisiyim. Lâkin bu günlerde yazı dizisiyle meşgul olduğumdan yorum yazmaya vaktim olmuyor. Bağışlayınız.

Selam ve hürmetlerimle...
Kadriye ŞAHİN -- 23.04.2018 13:35
TRAFİK CANAVARLARINA BİRKAÇ SÖZ
Değerli Muhsin Hocam,
İstanbul'da aracımıza bindik mi hemen "Radyo Trafik" radyosunu açarız. Hangi yolda kaza var, hangisinde trafik yoğun radyodan takip eder bu yolları kullanmamaya çalışırız. Radyo Trafik, yayın sırasında çok güzel spotlar da yayınlayarak bizleri uyarır. En sevdiğim spotlardan birisi şöyle; Önce bir çarpışma sesi duyulur sonra spiker şöyle söyler. “Biraz önce bir kişi takip mesafesini korumayarak kaza yapan araca takip mesafesini korumadığı için çarparak kaza yaptı, emniyet kemeri takılı olmadığı için yaralandı.” Yine bir çarpışma sesi ve “Biraz önce bir kişi cep telefonuyla konuşurken takip mesafesini korumadığı için kaza yapan araca çarparak kaza yaptı.” Yine bir çarpışma sesinden sonra, “Biraz önce bir kişi cep telefonuyla konuştuğu için kaza yapan araca çarptı.” Dörtlü bir kaza ancak bu kadar güzel anlatılır. Saygılar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 19.04.2018 21:53
DEMEK Kİ BEN KALİTELİ ADAM DEĞİLİM
Sayın hocam,
Tam da size yakışan bir üslupta değerler üzerine bir ders. Kendimi Cilavuz KKÖO sıralarında hissettim.
İnsanın iki yanı vardır. İn-san... İn yanımız, türümüzün hepsinde şu ya da bu şekilde, elimizde fazlaca da olmayan yaradılıştan gelen özelliğimizdir. Esas toplumsallaşmamızı tarif eden -san yanımızdır. Bu da parayla ölçülemeyecek kadar pahalıdır.(değerlidir.)
Onu bunu bilmem ama Muhsin KÖKTÜRK toplum için -san yanıyla pahası ölçülemeyecek bir değerdir. Saygılar öğretmenim.
Mehmet Kazım Ablak -- 15.04.2018 20:29
YOZGAT’IN KARA YAZGISI
Sayın Muhsin KÖKTÜRK Hocam;

Hastane ve eğitim okulları ve kollarının özelleştirilmesinden yana değilim. Ne var ki, özelleştirilmemesi gereken alanlar özel konumuna getirildi. Lâkin, fabrikalar özelleştirilsin. Bu özelleşme dış sermayenin eline peşkeh çekilerek yapılmasın. İçinde çalışan insana, kendi halkına hisse payı oranında borcu geriye dönük olarak devredilsin. Bakın o zaman bu fabrikalar zarar mı ediyor, kara mı geçiyor? Ne var ki, Yozgat halkı yıkılan bira fabrikasına sahip çıkmadı. Yerine dikilen binaların halka getirisi ne oldu acaba?

Halk birlik beraberlik kavramını kavramadıkça birilerinin zengin olmasına seyirci kalacaktır.

Kaleminiz var olsun. saygılar hürmetler
Adınız ve Soyadınız -- 08.03.2018 20:24
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00