BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 25.04.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
205
Dün
:
4633
Toplam
:
16250308
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
YOZGAT’TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 1
muhsinkokturk@hotmail.com
Yozgat zengin bir halk kültürüne sahiptir. Bu zenginliğin başında da düşünce ve duyguların iletim aracı olan sözcükler gelir.

Uzun bir tarihsel geçmişi olan Yozgat yöresi ilginç sözcükleriyle tanınır. Bu sözcüklerden bir bölümü çevre illerde de kullanılan türdendir. Ama büyük bir bölümü Yozgat’ın kendine özgü ağız özelliklerini taşır.

Yoğun ve yorucu bir araştırma-inceleme sonucu bir araya getirmeye çalıştığım sözcükleri burada size bölümler hâlinde sunacağım. Kuşkusuz Yozgat yöresine ilişkin sözcükler bunlarla sınırlı değil. Yöreye ilişkin tüm sözcükleri bir araya toplamak yıllar süren bir çalışma gerektirir. Hatta böyle bir çalışma bile tüm sözcükleri derlemek için yeterli olmayabilir. Önemli olan geniş içerikli bir yerel (yöresel) sözlük oluşturmaktı. Amacım da buydu zaten. Bu istekten böyle küçük bir sözlük doğdu. Umarım yeni kuşak bu çalışmayı daha da ilerilere götürür ve Yozgat kültürünün tanıtılıp geliştirilmesine katkıda bulunur.

Aşağıda sunduğum küçük sözlükte bazı sözcüklerin ikili kullanımları verilmiştir. Yozgat folkloruna ilişkin çeşitli kaynaklar taranarak bazı sözcüklerin kullanıldığı yerler saptanıp aktarılmıştır. Bu aktarma sırasında alıntılarla ilgili bilgiler kısaca paylaşılmış, bilgilerine ulaşılamayan alıntılar yalnızca aktarılmakla yetinilmiştir.

Deyimler sitede kendi adı altında toplandığı için sözlükte onlara yer verilmemiştir. Deyimlerin ayrı bir başlık olarak sunulması, bu zengin anlam içerikli sözcük öbeklerinin gözden kaçmamasını sağlamak içindir. Bir başka yazımda da onları bilgilerinize sunacağım.

Yozgat yöresinde kullanılan sözcüklerle ilgili bu çalışma bir tez değildir. Herhangi bir doğruluk kanıtlama savı taşımamaktır. Çalışmanın yanlışları, eksikleri olabilir. Saptanan yanlışlar zamanla düzeltilecek, eksikler giderilecektir. Bu konuda her türlü eleştiri, öneri ve katkıya açığım.

Yöreye ilişkin sözcükleri derleme düşüncesinin temelinde babam rahmetli Ali Rıza Köktürk yatmaktadır. Babam, yıllar önce Yozgat’ın bazı köylerinde (Büyük İncirli, Küçük İncir, Çandır) uzun süre ilkokul öğretmenliği yapmış ve bu sıralarda yöreyi gözlemlemiş, birtakım kültürel değerleri yazıya dökmüştür. Sağlığında Türkçe öğretmeni olmam nedeniyle bana verdiği bu yazılı kaynaklar benim için çok önemli bir kaynak olmuştur. Yozgat kültürünün aydınlatılmasındaki katkılarından dolayı onu bir kez daha rahmetle anıyorum.

Yıllar önce “Yozgat Kültür Takvimi” adıyla takvimler (ilki 1994 yılında) çıkarmaya başlayan Sayın Ertuğrul Kapusuzoğlu’nu, bu takvimlerin çıkarılması için gereken parayı karşılayan dönemin Belediye Başkanı Mehmet Erdemir’i de saygıyla anıyorum. Çıkardığı takvimlerin hemen her sayfasını Yozgat halk kültürünün örnekleriyle süsleyerek kentimize büyük bir hazine bağışlamıştır. Bu ara söz konusu takvimler için ellerindeki örnekleri gönderen tüm Yozgatlılara da teşekkür ediyorum.

Yozgat yöresinde kullanılan sözcükleri araştırırken günümüzde bazı web sitelerinin konuya eğildiklerini de fark ettim. Çok geniş çaplı olmasa da özellikle köy kökenli web sitelerinde bazı sözcüklere yer verildiğini gördüm. Bu da beni çok hoşnut kıldı. Kuşkusuz onlardan da yararlandım.

“Türk Folklor Araştırmaları” adıyla bir dergi çıkaran ve ölümüne dek bu çalışmasını sürdüren rahmetli İhsan Hınçer’e duyduğum özel saygıyı da burada özellikle belirtiyorum. Sayın Hınçer, yalnızca güzel Yozgat’ımıza değil, Türkiye’nin tüm kentlerine ilişkin folklor değerlerinin tanıtılmasına, gün ışığına çıkarılmasına olanak sağlamış, bu yolla ülkemize büyük hizmetlerde bulunmuştur.

Çalışmamın sonuna küçük bir kaynakça koydum. Çünkü emeğe saygım sonsuz. Yararlandığım kaynakları belirterek onların bu emeklerini sergilemek istedim. Onlara da teşekkürlerimi sunuyorum.

Dilerim çalışmamı beğenirsiniz. Yozgat kültürüne “çam sakızı çoban armağanı” bir katkıda bulunabilmişsem ne mutlu bana!..

***
YOZGAT YÖRESEL SÖZLÜĞÜ
-A-
aba (I): Abla (kimi yerde anne anlamında).
aba (II): Çoban giysisi.
abril (april): Nisan ayı.
Örnek kullanım:
Sakın abrilin beşinden, camızı ayırır eşinden.
(Atasözü)
acar (acer): Yeni.
afili: Gösterişli, çalımlı, oynak.
ağartı: Süt, yoğurt ve ürünleri.
ağırşak: Yün, iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça, teker biçiminde yassı nesne, kurs.
ağmak: Sarkmak, aşağıya inmek, eğilmek, meyletmek, yükselmek, yukarı çıkmak.
Örnek kullanım:
Şu Yozgat’ın dağlarına ağsam ben,
Yağmur olup Çamlık’ına yağsam ben,
Haber etsem nazlı yâre yel ilen,
Seher vakti divanına dursam ben.
ağnanmak: Eşeklerin yere yatıp sağa sola dönerek sırtını kaşıma eylemi.
ağrek: Koyun, keçi ve sığırların yaylımda dinlendikleri yer, işsiz, avare kimselerin toplandığı yer, delikanlılar meclisi.
ağreklenmek: Hayvanların sineklerden korunmak için verdikleri çaba.
ağrıklı: Sara hastası olan, saralı, hastalıklı.
ağzı kızıl: Toy, olgunlaşmamış, ham, yumurtadan yeni çıkmış kuş yavrusu.
aha: İşte.
ahır sekisi: Sobanın, kaloriferin olmadığı dönemlerde insanların soğuktan korunmak için ahırların bir bölümünde hayvanlarla birlikte yaşadıkları yer.
ahraz: Dilsiz.
Örnek kullanım:
Su gelir, millendirir,
Çayırı çimlendirir,
Şu kızın kaşı gözü,
Ahrazı dillendirir.
(Mâni)
aklı çavdarlı: Deli, kaçık.
alaçık: Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak, keçeden yapılan çadır, bostan çadırı, haymalık.
alağaz: Çok konuşan, sürekli kavgaya hazır olan.
alaş: Ala köpek.
alayı: Hepsi.
Örnek kullanım:
Taşa vurdum pareyi,
Seçtim gözü karayı,
Yârime kurban olsun,
Şu Çandır’ın alayı.
(Mâni)
alaz: Alev.
alengirli: Gösterişli, tuhaf, acayip, karışık, çapraşık.
ağlenmek (alenmek): Oyalanmak, durmak, zaman geçirmek, eğlenmek, eğleşmek.
ağleşmek (aleşmek): bk. ağlenmek (alenmek).
al ha: Bu nasıl şey, anlamında şaşkınlık uyandıran ünlem.
allasen: Allahını seversen.
andavallı: Geri zekâlı, aptal.
apırcın olmak: Şaşırmak, çıkmaza girmek.
arbaz: Cinsel yönden doyumsuz (hayvanlar için).
arık: Zayıf, çelimsiz.
arkaç: Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları, kuytu siper, yer, ağıl.
asıvata: Ticaret, alışveriş.
asbap: İç çamaşırı.
Örnek kullanım:
Asbap yudum, ben yudum,
Kara Kekilli dudum,
Ölsem, mezara girsem,
Yine kesmem umudum.
(Mâni)
avgın: Suyun akıtıldığı, götürüldüğü ark.
avurtlamak: Ağız dolusu, kabaca yemek.
ayak yolu: Tuvalet, yüz numara, helâ.
ayrıklı: Ayrı tutulmuş, benzerlerine uymayan, kural dışı olan, istisnai.
azıtmak: Çığırından çıkmak ya da çıkarmak, ölçüyü kaçırmak.

(Sürecek)

10.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGATLICA BİR SÖYLEŞİ
Değerli Muhsin Köktürk Hocam Dersini Almış da Ediyor Ezber (Yozgat Sürmelisi) türküsü ile ilgili bir anımı yazınız vesilesi ile aktarmak istiyorum. Eskiler bilirler, Yozgat'ta motorhanenin (elektrik santralı) karşısında rahmetli öğretmen Ali Bey'in evi vardı. Ali Bey'in eşi annemin halasıdır. O evin yerine yapılan apartmanda şimdi Yozgat'ımızın canlı tarihi Yılmaz Göksoy hocam oturuyor. Öğretmen Ali Bey'in oğlu Mühendis Muammer Tuğrul, Asi nehrinin yatağını değiştirip Amik ovasını ıslah ettikten sonra İstanbul Cağaloğlu'nda Bir otel satın almıştı. Kardeşi Sururi Tuğrul'u da savcılıktan emekli olunca otele müdür yapmıştı. Ben de o yıllarda (1960 lı yıllar) üniversite talebesiyim. Kadıköy Kolejinde edebiyat öğretmeni olan rahmetli Fahri Akbilek ağabeyimde Sururi ağabeyin arkadaşı. Zaman zaman otelde bir araya gelir karşılıklı çalar söylerdik. "Çavuş sizin evleriniz nerde olur" diye başlayan Sungurlu türküsünü ondan öğrenmiştim.

Radyoda ya da televizyondaki müzik programlarında bir Akdağmadeni türküsü çalınacaksa sunucu genellikle "Fahri Akbilek'ten alınan bir Akdağmadeni türküsü" diye anons ederdi. Bir gün "Dersini Almış da Ediyor Ezber" diye başlayan Yozgat Sürmelisini çaldıktan sonra şöyle anlatmıştı; Rahmetli Nida Tüfekçi ( Çok yakın arkadaşıydı) İstanbul'a gelen bir Rus folklorcusunu misafir ederken Sürmeliyi çalar ve sözlerini tercüme ederler. Siz yazınızda bazı kelimelerin anlamlarını yazmışsınız ama ben okuyucuya kolaylık olsun diyerek tekrar satır satır yazayım

Kaşın çeğmellenmiş kirpik üstüne,
Havada bulutun ağdığı gibi.
Çiğ düşmüş de gül sineler ıslanmış,
Yağmurun güllere yağdığı gibi.

Kaşın bükülmüş kirpik üstüne
Havadaki bulutun sarktığı gibi (Burada kastedilen yağmurun ilk yağma anında ufukta bulutların yere inmiş gibi görünen hali)
Çiğ düşmüş de gül göğüsler ıslanmış (Göz yaşları göğsüne damlamış)
Rahmet'in (aslı budur) güllere yağdığı gibi. (Rahmet, TRT denetiminde yağmur yapılmış.

Rus Folklorcusu bu benzetmeye hayret etmiş. Bu sözleri bir köylü ya da bir çoban söylemiştir. Bu tabiatı nasıl bir gözlemlemek nasıl bir hayal etmek demiş.

Fahri ağabeyimiz çok temiz giyinen, çok kibar, beyefendi bir insandı. Sonraki yıllarda tesadüf ettiğim ve Yozgatlı olduğumu öğrenen öğrencileri Fahri Akbilek hocamızı tanımısınız diye sormuşlardı. Ben de çok iyi tanırım diye cevap verince "O'nun gibi kibar bir hocamız bir daha olmadı" demişlerdi. Selam ve saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.03.2017 11:51
BİR ATATÜRK VE YOZGAT SEVDALISI ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
Çok değerli Muhsin Köktürk Hocam, şahsıma gösterdiğiniz teveccüh ile kaleme aldığınız övgü dolu yazınızın yayınlandığı tarihten bu yana bu teveccühe nasıl cevap vermeliyim diye düşündüm. Aklıma hep duygusal bir insan olan ve isteği dışında Yozgat milletvekili seçilen cennetmekân babaannemin babasıHayrullah Efendinin, Sarıtopraklık mevkiinden Ankara’ya müteveccihen kurbanlarla uğurlanırken yaşlı gözlerle “Ben oralara layık mıyım ki, gönderiyorsunuz” deyişi geliyordu.

Evet, sizin de buyurduğunuz gibi hem yüce Atatürk’ümüze hem de memleketim Yozgat’a sevdalıyım.

Gerçek olan şu ki dedelerim Çapanoğulları Yozgat şehrinin kurucusuydu yani onlar bir şehrin kurucularıyken, Mustafa Kemal Atatürk, bu kutsal topraklarda Türkiye Cumhuriyeti gibi örnek bir devletin kurucusudur. Lozan da yedi düvele saygı duygusu içinde bunu kabul ettiren kişidir. Atatürk’ü iyi tanımak için çok okumak ama çok okumak gerekir.

Anadolu’muzun bu saf, temiz, alçak gönüllü, temiz yürekli Yozgat halkına sevgi ile “Türk yiğitlerinin harman olduğu diyar, Bozok yaylasının kahraman evlatları var olun ”diye hitap etme zarafetini göstermiştir. Çok sinirli olduğu bir gün de rahatlamak için Başyaver Rusuhi Bey’i yanına alıp otomobiline binmiş ve şoförüne "Yozgat’a doğru!”demiştir.

Değerli Hocam, teveccühünüz ve güzel yazınız için en kalbi teşekkürlerimi sunar sağlıklar dilerim. Sağ olun var olun.
Abdulkadir Çapanoğlu -- 06.02.2017 10:57
BİR ATATÜRK VE YOZGAT SEVDALISI ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
Değerli okurlar,
Kısa bir tatil yaptığım için yazılarıma bir süre ara verdim. Tatilim bitti. Yazılarıma kaldığım yerden devam edeceğim. Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 4.02.2017 10:06:
BİR ATATÜRK VE YOZGAT SEVDALISI ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
Sayın Muhsin KÖKTÜRK hocam:Abdülkadir ÇAPANOĞLU ile ilgili çok değerli makalenizi büyük keyif ve huşu içinde okudum.Okadar gercekçi tasvir yapmışsınızki,yaklaşık kırk yıldır tanıdığım ağbeyimi bu kadar güzel tanımlanırdı.Ben bir kez daha vurgulamak isterim.Yurdunu çok sever.Arkadaşlarına çok önem verir.Ailesine yürekten bağlılığı tartışılmaz.Bunun yanı sıra sevecenliği,yardım severliği,ikramı.Hele birde sohbetlerine katılırsanız,zamanın nasıl geçtiğini o bal dökülen dilinden anlıyamaz insan.Bitmesin ister.ÇAPANOĞULlarının veliahtıdır.KÖKTÜRK hocam size bu güzel yazınızdan dolayı çok teşekkür ederim.Saygı ve hümetlerimi arz ederim.
Yılmaz BİRYILDIRIR -- 9.1.2017 01:22:4
BİR ATATÜRK VE YOZGAT SEVDALISI ABDULKADİR ÇAPANOĞLU
Sayın Muhsin Bey,
Çok geç bir dönemde tanımış olduğum kıymetli akrabam Abdülkadir Bey'i ne güzel tanımış ve anlatmışsınız.
Saygılarımla
Mehlika Filiz Ulusoy -- 7.1.2017 12:01:3
YENİ YILA GİRERKEN
“Yeni Yıla Girerken” başlıklı yazımı yazarken televizyonda izlediğim bir görüntüden emin değildim. Bu nedenle o görüntüyle ilgili düşüncemi yazıma aktarmamıştım. Ancak tekrarını izlediğimde tüylerim diken diken oldu. Bir belediye işçisi, kaldırılan Atatürk heykelinin yıkıntıları üstünde Atatürk heykeli pozu veriyor. Haince bir zafer pozu bu. Söz konusu işçinin bu cesareti nereden aldığı da belli oldu sonunda.

Yine yazım yayımlandıktan sonra medyaya düşen bir haber, bu işçinin cesaretinin kaynağını ortaya koydu. Atatürk heykelini kaldırmadığını, yalnızca yerini değiştirdiğini belirten Rize belediye başkanı; Twitter’dan attığı mesajda bir vatandaşa, "2 Mart 1918 Rize'nin kurtuluşu. Atatürk henüz Samsun’a çıkmamıştı. Önce öğrenin." diyor. Kısacası, Rize’yi Atatürk’ün kurtarmadığını söylüyor.

Ne diyeyim bilmem ki?... Hani çok bilinen bir vezir-baba öyküsü var ya, bana onu anımsattı bu durum. Vali olmuşsun, ama …

Rize halkının Atatürk’e yapılan bu hakareti kabulleneceğine inanmıyorum. Bunu zaman gösterecek.
Bir noktayı daha vurgulamadan geçemeyeceğim. AKP içtenlikliyse bu demeçten sonra Rize belediye başkanını ivedilikle görevden almalıdır. Suskunluk kabullenmektir. Benden söylemesi…

Muhsin Köktürk -- 29.12.2016 17:26
YOZGAT ATASÖZLERİYLE DOKUNDURMALAR
Değerli hocam Muhsin Bey'ciğim, itina ile seçtiğiniz atasözlerimizle hakikaten çok güzel dokundurmuşsunuz. "Atlar tepişir, arada eşekler ezilir" ata sözümüzde yaşadığımız döneme çok uygun.“Dadandırma sarı gelin, dadanırsa yine gelir” sözünden birileri ibret alsa keşke diyorum. Saygı ve selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 20.11.2016 09:12
YOZGAT MÂNİLERİNDE GELİN-KAYNANA ÇATIŞMASI
Sayın Abdulkadir Bey,
İlginç bir öykü. Özü oldukça güzel. Gelin-kaynana ilişkisine anlamlı bir boyut getiriyor. Kuşkusuz insanlar arasındaki olumlu ya da olumsuz ilişkiler edebiyata yansıyor, bu da birbirinden güzel sanatsal yapıtların ortaya çıkmasını sağlıyor.
Bu güzel paylaşımınız için teşekkürler.
Muhsin Köktürk -- 10.10.2016 02:30
YOZGAT MÂNİLERİNDE GELİN-KAYNANA ÇATIŞMASI
Gelin aktara gider öyle ağlar öyle kendini acındırır ki sonunda kaynanasını yavaş yavaş zehirlemeye aktarı ikna eder. Aktar her gün bir tutam una karıştırdığı bir tozu ona verir. Gelin de onun verdiği tozu her gün kaynanasının yemeğine katar. Günler böyle geçip giderken yakın bir tarihte kaynanasının öleceğini bilen gelinhanım son günlerinde kalbini kırmamak için iyi davranmaya onu hoş tutmaya çalışır. Gelinin bu davranışı kaynanayı da etkiler o da gelinini hoş tutmaya gayret eder. Böyle olunca gelin hanım kaynanasının bazen elini o da gelininin yüzünü öpmeye başlarlar. Sonunda gelin kaynana birbirlerini ana kız gibi görmeye başlarlar. Yaptıklarına pişman olan gelin aktara giderek durumu anlatır ve kaynanasını ölümden kurtarmak için verdiği zehirin panzehirini vermesini ister. Aktar gülümseyerek “ben adam öldürecek bir insana benziyor muyum böyle olacağını biliyordum, bu yüzden sana verdiğim toz bir zehir değil una karıştırdığım karbonattı korkma kaynana bir şey olmayacak” der. Ferahlayan gelin koşarak eve gelir sevinç içinde kaynanasının elini öper ona güzel bir kahve yapar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 08.10.2016 22:20
YOZGAT ATASÖZLERİNDE İNSANA BAKIŞ
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,

Güzel yorumlarınızla beni yüreklendiriyorsunuz. Teşekkür ediyorum.
Elimdeki verilerin pek çoğu, rahmetli babam Ali Rıza Köktürk'ten kaldı bana. Yozgat'ın köylerinde çalıştığı yıllarda derlemiş bunları. Atatürk, ta o zamanlar öğretmenlerden bulundukları yörenin kültürel değerlerini araştırmalarını istemiş.

Bu arada babama Tanrı'dan rahmet diliyorum. Mekânı cennet olsun.

Yozgat tarihine ışık tutan yazıların ustası değerli dostuma saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 30.09.2016 09:11
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
5
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00