BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 15.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
249
Dün
:
4633
Toplam
:
14848739
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
YOZGAT’TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 1
muhsinkokturk@hotmail.com
Yozgat zengin bir halk kültürüne sahiptir. Bu zenginliğin başında da düşünce ve duyguların iletim aracı olan sözcükler gelir.

Uzun bir tarihsel geçmişi olan Yozgat yöresi ilginç sözcükleriyle tanınır. Bu sözcüklerden bir bölümü çevre illerde de kullanılan türdendir. Ama büyük bir bölümü Yozgat’ın kendine özgü ağız özelliklerini taşır.

Yoğun ve yorucu bir araştırma-inceleme sonucu bir araya getirmeye çalıştığım sözcükleri burada size bölümler hâlinde sunacağım. Kuşkusuz Yozgat yöresine ilişkin sözcükler bunlarla sınırlı değil. Yöreye ilişkin tüm sözcükleri bir araya toplamak yıllar süren bir çalışma gerektirir. Hatta böyle bir çalışma bile tüm sözcükleri derlemek için yeterli olmayabilir. Önemli olan geniş içerikli bir yerel (yöresel) sözlük oluşturmaktı. Amacım da buydu zaten. Bu istekten böyle küçük bir sözlük doğdu. Umarım yeni kuşak bu çalışmayı daha da ilerilere götürür ve Yozgat kültürünün tanıtılıp geliştirilmesine katkıda bulunur.

Aşağıda sunduğum küçük sözlükte bazı sözcüklerin ikili kullanımları verilmiştir. Yozgat folkloruna ilişkin çeşitli kaynaklar taranarak bazı sözcüklerin kullanıldığı yerler saptanıp aktarılmıştır. Bu aktarma sırasında alıntılarla ilgili bilgiler kısaca paylaşılmış, bilgilerine ulaşılamayan alıntılar yalnızca aktarılmakla yetinilmiştir.

Deyimler sitede kendi adı altında toplandığı için sözlükte onlara yer verilmemiştir. Deyimlerin ayrı bir başlık olarak sunulması, bu zengin anlam içerikli sözcük öbeklerinin gözden kaçmamasını sağlamak içindir. Bir başka yazımda da onları bilgilerinize sunacağım.

Yozgat yöresinde kullanılan sözcüklerle ilgili bu çalışma bir tez değildir. Herhangi bir doğruluk kanıtlama savı taşımamaktır. Çalışmanın yanlışları, eksikleri olabilir. Saptanan yanlışlar zamanla düzeltilecek, eksikler giderilecektir. Bu konuda her türlü eleştiri, öneri ve katkıya açığım.

Yöreye ilişkin sözcükleri derleme düşüncesinin temelinde babam rahmetli Ali Rıza Köktürk yatmaktadır. Babam, yıllar önce Yozgat’ın bazı köylerinde (Büyük İncirli, Küçük İncir, Çandır) uzun süre ilkokul öğretmenliği yapmış ve bu sıralarda yöreyi gözlemlemiş, birtakım kültürel değerleri yazıya dökmüştür. Sağlığında Türkçe öğretmeni olmam nedeniyle bana verdiği bu yazılı kaynaklar benim için çok önemli bir kaynak olmuştur. Yozgat kültürünün aydınlatılmasındaki katkılarından dolayı onu bir kez daha rahmetle anıyorum.

Yıllar önce “Yozgat Kültür Takvimi” adıyla takvimler (ilki 1994 yılında) çıkarmaya başlayan Sayın Ertuğrul Kapusuzoğlu’nu, bu takvimlerin çıkarılması için gereken parayı karşılayan dönemin Belediye Başkanı Mehmet Erdemir’i de saygıyla anıyorum. Çıkardığı takvimlerin hemen her sayfasını Yozgat halk kültürünün örnekleriyle süsleyerek kentimize büyük bir hazine bağışlamıştır. Bu ara söz konusu takvimler için ellerindeki örnekleri gönderen tüm Yozgatlılara da teşekkür ediyorum.

Yozgat yöresinde kullanılan sözcükleri araştırırken günümüzde bazı web sitelerinin konuya eğildiklerini de fark ettim. Çok geniş çaplı olmasa da özellikle köy kökenli web sitelerinde bazı sözcüklere yer verildiğini gördüm. Bu da beni çok hoşnut kıldı. Kuşkusuz onlardan da yararlandım.

“Türk Folklor Araştırmaları” adıyla bir dergi çıkaran ve ölümüne dek bu çalışmasını sürdüren rahmetli İhsan Hınçer’e duyduğum özel saygıyı da burada özellikle belirtiyorum. Sayın Hınçer, yalnızca güzel Yozgat’ımıza değil, Türkiye’nin tüm kentlerine ilişkin folklor değerlerinin tanıtılmasına, gün ışığına çıkarılmasına olanak sağlamış, bu yolla ülkemize büyük hizmetlerde bulunmuştur.

Çalışmamın sonuna küçük bir kaynakça koydum. Çünkü emeğe saygım sonsuz. Yararlandığım kaynakları belirterek onların bu emeklerini sergilemek istedim. Onlara da teşekkürlerimi sunuyorum.

Dilerim çalışmamı beğenirsiniz. Yozgat kültürüne “çam sakızı çoban armağanı” bir katkıda bulunabilmişsem ne mutlu bana!..

***
YOZGAT YÖRESEL SÖZLÜĞÜ
-A-
aba (I): Abla (kimi yerde anne anlamında).
aba (II): Çoban giysisi.
abril (april): Nisan ayı.
Örnek kullanım:
Sakın abrilin beşinden, camızı ayırır eşinden.
(Atasözü)
acar (acer): Yeni.
afili: Gösterişli, çalımlı, oynak.
ağartı: Süt, yoğurt ve ürünleri.
ağırşak: Yün, iplik eğrilen iği ağırlaştırmak için alt ucuna geçirilen yarım küre biçiminde, ortası delik ağaç veya kemik parça, teker biçiminde yassı nesne, kurs.
ağmak: Sarkmak, aşağıya inmek, eğilmek, meyletmek, yükselmek, yukarı çıkmak.
Örnek kullanım:
Şu Yozgat’ın dağlarına ağsam ben,
Yağmur olup Çamlık’ına yağsam ben,
Haber etsem nazlı yâre yel ilen,
Seher vakti divanına dursam ben.
ağnanmak: Eşeklerin yere yatıp sağa sola dönerek sırtını kaşıma eylemi.
ağrek: Koyun, keçi ve sığırların yaylımda dinlendikleri yer, işsiz, avare kimselerin toplandığı yer, delikanlılar meclisi.
ağreklenmek: Hayvanların sineklerden korunmak için verdikleri çaba.
ağrıklı: Sara hastası olan, saralı, hastalıklı.
ağzı kızıl: Toy, olgunlaşmamış, ham, yumurtadan yeni çıkmış kuş yavrusu.
aha: İşte.
ahır sekisi: Sobanın, kaloriferin olmadığı dönemlerde insanların soğuktan korunmak için ahırların bir bölümünde hayvanlarla birlikte yaşadıkları yer.
ahraz: Dilsiz.
Örnek kullanım:
Su gelir, millendirir,
Çayırı çimlendirir,
Şu kızın kaşı gözü,
Ahrazı dillendirir.
(Mâni)
aklı çavdarlı: Deli, kaçık.
alaçık: Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak, keçeden yapılan çadır, bostan çadırı, haymalık.
alağaz: Çok konuşan, sürekli kavgaya hazır olan.
alaş: Ala köpek.
alayı: Hepsi.
Örnek kullanım:
Taşa vurdum pareyi,
Seçtim gözü karayı,
Yârime kurban olsun,
Şu Çandır’ın alayı.
(Mâni)
alaz: Alev.
alengirli: Gösterişli, tuhaf, acayip, karışık, çapraşık.
ağlenmek (alenmek): Oyalanmak, durmak, zaman geçirmek, eğlenmek, eğleşmek.
ağleşmek (aleşmek): bk. ağlenmek (alenmek).
al ha: Bu nasıl şey, anlamında şaşkınlık uyandıran ünlem.
allasen: Allahını seversen.
andavallı: Geri zekâlı, aptal.
apırcın olmak: Şaşırmak, çıkmaza girmek.
arbaz: Cinsel yönden doyumsuz (hayvanlar için).
arık: Zayıf, çelimsiz.
arkaç: Davarların açıkta toplu olarak yattıkları yer, düz dağ sırtları, kuytu siper, yer, ağıl.
asıvata: Ticaret, alışveriş.
asbap: İç çamaşırı.
Örnek kullanım:
Asbap yudum, ben yudum,
Kara Kekilli dudum,
Ölsem, mezara girsem,
Yine kesmem umudum.
(Mâni)
avgın: Suyun akıtıldığı, götürüldüğü ark.
avurtlamak: Ağız dolusu, kabaca yemek.
ayak yolu: Tuvalet, yüz numara, helâ.
ayrıklı: Ayrı tutulmuş, benzerlerine uymayan, kural dışı olan, istisnai.
azıtmak: Çığırından çıkmak ya da çıkarmak, ölçüyü kaçırmak.

(Sürecek)

10.10.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGATLI RESSAM KENAN EROĞLU
Değerli Hocam Muhsin Bey'ciğim, resimlere bayıldım, ne emek verilmiş. O kadar güzel ve canlı görünümdelerki beni çocukluğumun Yozgat'ına götürdü. Yakından görmeyi çok arzu ederdim.Sanatçılarımızın değerini bilemiyoruz maalesef. Hele iki şarkı ezberleyip televizyonlarda boy gösteren zavallıların "biz sanatçılar" diye söze başlamalarına da sinir oluyorum. Bu kadar meşhur Seda Sayan bile "ayol biz şarkıcıyız" derken. Biz de değerli hemşehrimiz Sayın Kenan Eroğlu’nu candan kutluyor,varlığıyla iftihar ediyor, ona yeni çalışmalarında da başarılar diliyor, sevgi ve saygılarımızı iletiyoruz.
Abdulkadir Çapanoğlu -- 14.04.2016 09:55
ELEŞTİRİ İLE DEDİKODUYU AYIRABİLMEK
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu,
Güzel dilekleriniz için teşekkür ederim. Her iki sorun da bitti. Yeniden aranızdayım.
Sevgi ve saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 07.04.2016 22:09
ELEŞTİRİ İLE DEDİKODUYU AYIRABİLMEK
Değerli Muhsin Bey'ciğim geçmiş olsun dileklerimle sevgi ve saygılarımı iletiyor sağlıklar diliyorum.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 31.03.2016 23:07
ELEŞTİRİ İLE DEDİKODUYU AYIRABİLMEK
Değerli okurlar,
Evle ilgili bir onarım işim ve rahatsızlığım nedeniyle yazılarıma bir süreliğine ara verdim. En kısa zamanda yazılarıma yeniden başlayacağım.
Sevgi ve saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 24.03.2016 07:55
YOZGAT İÇİN YOZGATSPOR
Sayın Selim Kardeşim,
Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Sizlerden böyle olumlu eleştiriler almak gerçekten çok güzel. Her şey gönlünüzce olsun.
Sevgi ve saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.01.2016 16:13
YOZGAT İÇİN YOZGATSPOR
Değerli hemşehrim öncelikle düşünce fikir ve güzel yazlarınızla bizi gerekli hususlarda aydınlattığınız için teşekkür ediyorum sizi.Yozgat için güzel konular seçiyorsunuz ve güzel türkçeniz ve anlatımızla bize ışık veriyorsunuz.kaleminize ve emeğinize sağlık..tekrar teşekkürler.
Selim -- 03.01.2016 20:20
ÖĞRETMENLİĞİN ÇİVİSİ ÇIKTI
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu,
Sizinle çoğu konuda uyum içinde olmaktan dolayı çok mutluyum. Biz bir türlü öz eleştiri kültürünü benimseyemedik. Eksiklerimizi, yanlışlarımızı hep görmezden geldik. Hangi meslekten olursak olalım, hep süslü püslü sözlerle övüldük. Bundan da anlamsız bir tat aldık. Bir gün olsun, "Bizim hiç mi eksik yanımız yok?" diyemedik. Eleştiriye kapılarımızı kapadık.
Öğretmen yetiştiren güzelim okulların kapılarına kilit vuruldu. Bu ülkede 40 günde kabak yetişmezken öğretmen yetiştirildi. Veterinerden, ziraat mühendisinden ... öğretmen yapıldı. Biz daha neyi tartışıyoruz ki?... Ne ektiysek onu biçiyoruz.
Muhsin Köktürk -- 25.11.2015 21:01
ÖĞRETMENLİĞİN ÇİVİSİ ÇIKTI
Değerli Muhsin Bey’ciğim, Yazınızda altına imzamı atacağım o kadar çok cümle var ki. Atatürk’ün milletvekili maaşları öğretmen maaşlarını geçmesin emrinden sonra geldiğimiz durum ortada. 33 yılını her yıl bakanlıktan takdir alarak tamamlamış başarılı bir bayan öğretmen kardeşimin emekli ikramiyesi bir milletvekili maaşı ile denk. Yani 33 yıllık emeğin karşılığı bir aylık milletvekili maaşı. Onun yerine ben ağladım hırsımdan. Bu işin bir yanı, birde çaresizlikten öğretmenliği meslek olarak seçenler var. Hani bilinen fıkradır, son sınıfta olan kızı dersten başarısız olunca annesi öğretmene ricaya gider ve şöyle söyler “ aman hocam sen buna geçer not ver ne olur, zaten bir şey beklemiyoruz öğretmen yapacağız.” Hal böyleyken Yılmaz Göksoy hocamla buluştuğum öğretmen evinin sidik kokusu ve orada toplanan genç öğretmenlerin okeyle vakit geçirmeleri de beni oldukça sarsmıştı. Dersi sevdiren öğretmendir. Fizik ve kimya ikisi de fen dersidir Ama ben fiziği çok sevdim kimyadan nefret ettim. Çünkü kimya hocası siyah önlük giyen beyazlaşmaya başlamış saçlarını arkadan topuz yapan nazi subayı gibi bir hanımdı. Sınıfa girer doğru masaya oturur ders saati boyunca not tutturur sonra yazılı imtihanda bu notlardan sorardı. Sözlü imtihan yapmazdı. İnanıyorum ki hiç birimizi tanımazdı. Ben torunlarımı 8 yaşında okula göndermek taraftarıydım çünkü aklı başında öğretmen kardeşlerim müfredatın 7 yaşına uygun olmadığını söylerlerdi ama çıkarılan gıldırgıç yasa ile 5,5 yaşında ilkokula başlatmak zorunda kaldık. Daha sekiz yaşında bir çocuk sırf kâğıdına ismini yazmayı unuttun diye 10 puanı kırılır mı? Bu çocuk bir daha bu öğretmeni ve bu dersi sever mi? Çocuk aklı ile bari 5 puanımı kırsaydı diyebilen bir öğrenci ile bu öğretmen nasıl aynı frekansta olabilir. Ve bana şöyle söylemişti “ hani o resimlerde ki Atatürk var ya. Hani sınıfta ayakta duruyor ve dersi dinliyor. Keşke bizim sınıfa da gelseydi.” Neden diye sorduğumda “öğretmenimin de benim puanımı neden kırdığını görürdü” demişti. Saygılar selamlar.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 25.11.2015 13:24
DİLDE YOZLAŞMA
Sayın Abdülkadir Çapanoğlu,
Öncelikle geçmiş olsun dileğiniz için teşekkür ederim.
Ne gariptir ki dilde yozlaşmaya yeni kuşak karşı çıkacağına bizler bu görevi üstleniyoruz. Bir duyarsızlıktır gidiyor. Yetkililerin de umurunda değil. Bir yanda Arapça,Farsça özentisi; bir yanda Batı dillerinin amansız etkisi. Arada olan güzel Türkçemize oluyor.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 09.11.2015 12:00
DİLDE YOZLAŞMA
Değerli Muhsin Bey‘ciğim öncelikle geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Dilimizdeki yozlaşma benim de epeydir aşağı yukarı 1980’lerden bu yana canımı sıkar. Bir tarafta Arapça Farsça kelimelerle dolu Osmanlıca hayranları, öbür yanda nasılsa bir yerlerden buldukları paralar ile iş güç sahibi olan sonradan görme esnaf ve otel sahipleri bu yabancı isim merakları yüzünden bizi iki cami arasında kalmışlara döndürdüler… Buna birde mahalle arasındaki bakkallar tabelalarına yazdırdıkları market kelimesi ile katılınca tiyatro tamam oldu. Yaşlısı, genci, köylüsü, kentlisi ile bir yabancı hayranlığı aldı başını gidiyor. Öyle bir hayranlık ki çay ocağı işleten birisi İngilizce olsun diye Tea January diye tabela yazdırmış.Saygılarımla
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 07.11.2015 23:43
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
6
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00