BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.02.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
173
Dün
:
4633
Toplam
:
15786234
SÖZDEN SÖZE Muhsin KÖKTÜRK
ÖZELEŞTİRİ ÜZERİNE
muhsinkokturk@hotmail.com
Bilindiği gibi özeleştiri, kişinin kendini yargılaması; başka deyişle vicdan muhasebesi yapmasıdır. Bu yönüyle özeleştirinin yaşamımızda çok önemli bir yeri vardır.

Özeleştiri, demokrat ruhlu insanların başvurduğu bir yargılama yöntemidir. Kendini beğenmiş, kendi dışındaki insanlara sevgi ve saygı duymayan, bilgisiz birinin özeleştiri yapması olanaksızdır. Çünkü böyle kişiler, yaptıklarının olumsuz eleştirilecek bir yönü olmadığı düşüncesindedirler. Bu nedenle kendilerinde hata aramazlar. Onlara göre hatalı olanlar kendi dışındakilerdir. Halk arasında sıkça söylenen bir atasözü vardır: “Kendi gözündeki hezeni görmeyen, elin gözündeki saman çöpünü görür.” İşte tıpkı böyledir özeleştiri yoksunu kişiler.

Doğru da yanlış da insana özgü davranış sonuçlarıdır. İnsan ne denli özenli ve dikkatli davranırsa davransın, zaman zaman birtakım yanlışlara düşebilir. Bundan daha doğal bir şey olamaz. Doğal olmayan, kişinin kendini yanlış yapmaz olarak algılamasıdır. Bu algı, insanın daha büyük yanlışlar yapmasına yol açacak bir yanılgıdır. Çünkü kendini eleştiremeyen kişiler, yanlışlarının farkına varamaz; kendini eleştirenleri de ciddiye almazlar.

İnsan, gece başını yastığa koyup uykuya dalmadan önce, geçirdiği o günün bir muhasebesini yapmalıdır. “Ben bugün neler yaptım? Bunlardan hangisi ya da hangileri iyi, hangisi ya da hangileri yanlıştı? Yaptıklarım, kişi ve toplum yararına mıydı? Bu ve benzeri soruların yanıtını vermek, özeleştirinin ta kendisidir. Bu vicdan muhasebesini yapan kişiler, aynı ya da benzer yanlışlara bir daha düşmezler. Özeleştiri yapmanın amacı da bu bu değil midir zaten?

Gerçekten zor bir eylemdir özeleştiri yapmak. Antonie de Saint Exubery, “Kendini yargılamak, başkalarını yargılamaktan daha zordur.” diyor. Haklı. Özeleştiri gücüne sahip olanlar; bilgili, duyarlı, alçak gönüllü, empati yapmayı becerebilen kişilerdir. Bu güçle donanmış kişiler saygındırlar. Jackson Brown'un deyişiyle, “Bir insan kendiyle kavgaya başlarsa değerli bir adam olduğuna inanılabilir.” Bernard Show'un deyişiyle de, “Birini eleştirmek istersek en uygun yer aynamızın karşısıdır.”

Çevremizde eleştiri hastası pek çok insan vardır. Ama bunların eleştiri hastalığı başkalarında kusur aramaya dayalıdır. Böyle kişilerde empati kavramı yoktur. Bir Kızılderili atasözünde şöyle deniyor: “Bir kimsenin ayakkabılarıyla yürümeden asla onu eleştiremeyin.” Bu nedenle özeleştiri yapamayan birinin başkalarını eleştirmesinin bir anlamı ve temeli yoktur.

İnsanoğlu gerçekten garip özelliklere sahiptir. Biri bizi övdü mü ayaklarınız yerden kesilir, mutluluktan uçarız; ama eleştirmeye, yermeye kalktı mı öfkelenip bunları kabullenmeyiz. Özeleştiri yapabilen kişiler bu öbeğin dışındadırlar. Bu tür kişiler, kendilerini yargılama gücüne sahip oldukları için eksiklerini ve yanlışlarını kabul ederler. Çünkü kendilerini her yönüyle tanıyorlardır.

Bence başkalarını eleştirmek, kendini eleştiribilenlerin hakkıdır. “İğneyi kendine batıramayanlar, çuvaldızı başkasına batırma” hakkına sahip değillerdir.

Özeleştiri ve eleştiri iç içedir. Ancak biri diğerinin yaratıcısıdır. Yaratıcı olanı özeleştiridir. Kendini eleştiremeyen ya da eleştirmekten korkan biri, başkalarının eleştirilerinden son derece rahatsız olur, onlara acımasızca karşı çıkar. Robin Sharma ne güzel söylemiş: “Büyük insanlar, kendilerine atılan eleştiri taşlarından heykeller diken insanlardır.” Konfüçyüs, bunu bir başka biçimde anlatıyor: “Taşı parlatmak için sürtmek, insanı parlatmak içinse eleştirmek gerekir.” Ben de diyorum ki: Özeleştiri yapabilenler, toplumun en imrenilecek ve saygı duyulacak yüce ruhlu kişileridir.

02.02.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT KÜLTÜR TAKVİMİ’NDEN AKTARIMLAR
Kaleminiz var olsun; Muhsin Köktürk Beyefendi Hocam. Eski yılların takvimini paylaşarak, bizi o yıllara ve o duvarlara sinmiş anılara götürdünüz. Sessiz ve resimsiz her anıyı barındıran, duvarlarımızı süsleyen bu takvimler de nitekim yerini teknolojiye bıraktı. Arka sayfalarında okuduğumuz değerli bilgiler ve atmaya kıyamayıp çekmecelerde sakladığımız yapraklar... Velhasılı her şey sanal oldu, yalan oldu. Selam ve saygılarımla...
Kadriye ŞAHİN -- 16.01.2019 23:13
POŞET UYGULAMASI ÜZERİNE
Değerli Hocam; Yazınızda bahsi geçen ve yorum yaparak açıklama yaptığınız poşet ve plastik madde kullanımı konusundaki tüm fikirlerinize katılıyorum. Hiç bir şey, parayla satılarak kullanımı engellenemez.Sigara sağlığa zararlı, içki sağlığa zararlı, sosislerin içinde ne olduğu belirsiz. Süt kutularının içi alüminyum kaplama... Bunun gibi nice şeyler... Bırakın toprağı doğayı kirletmesini, insana zarar verdiği halde para verip alarak bu gibi şeyleri kullanıyoruz. Demek ki, parayla satmak zararın önüne geçmiyor. İşin başka bir yönü de, firmalar kullandıkları poşet paralarını gider olarak gösterip; alınan, satılan malın üstüne zaten ekliyorlardı. Kendi kasalarından çıkan parayla halka poşet dağıtmıyorlar. Son zamanda yüklenen para miktarı, gizli alınan paranın açık artırımından başka bir şey değil. Plastik maddeler, doğada ne kadar çabuk çürümüş olursa olsun, toprağın kimyasını ve suya karışarak erimiş halde tüm canlılara zarar verdiği aşikar. Kullanımı tümden kaldırılacak şekilde, doğal çözümler aranmalı diye düşünüyorum.

Selam ve saygılarımla..
Kadriye ŞAHİN -- 08.01.2019 20:10
POŞET UYGULAMASI ÜZERİNE
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu,

Değerli yorumunuz için teşekkür ederim. Burada bir açıklama yapmayı gerekli görüyorum. Ben; poşet uygulamasına karşı olduğumu belirtirken bunun tek başına sorunu çözmeyeceğini, çok daha yaygınlaştırılması gerektiğini düşünerek görüşümü ortaya koydum. Plastik kullanımının azalmasından kim hoşnut olmaz ki?... Yazımda da belirttiğim gibi devletin buradan da para kazanma çabası beni üzdü. Her ne kadar yetkililer poşet için ücret ödenmesi kararı insanları poşet kullanımından uzaklaştırmak amacıyla alındı, denilse de tatmin edici değil. "Madem amaç buydu, niçin bunun yükünü de vatandaşın sırtına verdiniz?" diye sormazlar mı?

Poşetlerin ücretle satılmasın kararından önce bazı büyük marketlerde “biyo-bozunur” poşet kullanılıyordu. Üzerinde çevre dostu yazan bu poşetlerin doğada %100 yok olduğu iddia ediliyordu. Uzmanlar; üretim maliyetinin diğer poşetlere oranla daha yüksek olması nedeniyle, zaten sınırlı sayıda kullanıma sunulan bu poşetlerle ilgili iddianın tam olarak doğru olmadığı görüşündeler. Biyo-bozunur olmayan plastik poşetlerin doğada çözünme sürelerinin uzunluğu konusunda ise ortak görüşteler.

Öyle ya da böyle, plastik türevli ürünlerin üretilip kullanılması ivedi bir biçimde önlenmelidir. Yapay yollarla doğada çözünme sürelerinin hızlandırılmış olması da doğayı korumak için yetmez.
Uzmanların dikkat çektiği bir başka nokta da plastik poşetlerin doğadaki çözünme süresinde yarattığı kimyasal etkileşim. Bu etkileşim sonucu, doğadaki birçok canlının da zarar gördüğü gerçeğinin altı çiziliyor. Ekolojik dengenin bu yolla alt üst olduğu görüşü egemen.

Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 07.01.2019 18:06
POŞET UYGULAMASI ÜZERİNE
Değerli hocam,
Yazdıklarınıza katılıyorum. Ben de bir aydır poşetlerin 25 kuruş bedelle satılmasına itiraz ediyor ve sosyal medyada yazıp paylaşıyordum. Sizin de buyurduğunuz gibi marketlerde, bakkallarda, manavlarda, kasaplarda ve benzeri yerlerde plastik poşet kullanımını azaltma çabalarıyla doğa katliamına çözüm bulunmaz. Devede kulak, denizde bir damla gibi kalır bu önlemler.

Kaldı ki naylon poşetlerin , shrink’lerin , streç filmlerin doğada yok olma sürecinin 1000 yıl şeklinde lanse edilmesi de çok abartılı bir uydurma. Marketten aldığımız ve ham maddesi polietilen olan bir naylon torbayı bırakın açıkta güneş altında bırakmayı evde karanlık bir yerde bir sene bırakın neredeyse toz halinde çözülüp dağlıyor. Ben işim icabı bu işi kıyısından köşesinden bir parça bilirim. Çalıştığım fabrikalara yıllarca her ay tonlarca polietilen naylon torba ve yine her ay değişik ebatlarda yüz bin civarında poliproplen çuval alırdım. Zaten piyasa da en çok kullanılan da Polietilen(PE), Poliproplen (PP) ve Poli Vinil Klorür (PVS) dir.

Gelişmiş ülkelerde bunlar doğada çabuk çözülsün diye hammaddesinin içine bazı katkı maddeleri konur. Bizde de yapılıyor. Ben fabrikamıza İstanbul da en büyük çuval üreticilerinden birisinden alırdım. Fabrikalarını bir ziyaretimde bu konuyu kendilerine açtığımda tebessüm ederek “bizim ürünlerimiz o kadar kaliteli ki kendiliğinden çözülür” demişlerdi.

Durum budur ve bu uygulamanın ayıplarından birisinin devletin bundan da para kazanmasıdır. Diğer ayıbı da büyük marketlere ve naylon torba üreticilerine yeni kazanç kapısı olmasıdır. Önerim o dur ki yıllardır müşterilerine bedava naylon torba veren marketlerin 25 kuruşa naylon torba satacaklarına biraz fedakârlık yaparak hem de kendi reklamları ile “uzun ömürlü “ büyük bez torbalar yaptırıp bunu çok ucuz bir fiyatla müşterilerine sunmasıdır.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 06.01.2019 23:06
YENİ YILDAN BEKLENTİLERİM
Değerli Hocam, sizin istediğiniz o memleketin özlemiyle ömrümüz tükendi. Umarım bu güzel dilekleriniz en kısa zamanda gerçekleşir. Ben umudumu kaybetmiyorum. Siz büyüklerimiz geleceğin yolunu aydınlatacak, yeni ümitler yeşertecek düşüncelerinizi ve duygularınızı geleceğe miras bıraktığınız sürece, elbette bir gün tüm güzellikler gerçekleşecektir.

Allah, başkalarının hakkını gözeten ve yüreğinde güzel duygular besleyen insanların isteklerini geri çevirmez.

Yeni yılda, gönlünüzden geçen, dile getirdiğiniz isteklerinize kavuşmamız ve kavuşmanız dileğiyle, ailenize ve sizlere sağlıklı, huzurlu nice yıllar diliyorum.
Kadriye ŞAHİN -- 03.01.2019 02:21
BİR EMEKLİ ÖĞRETMENDEN MESLEKTAŞLARINA ÖNERİLER
Değerli Muhsin Hocam, Dublin de yaşayan ve ilkokulda okuyan küçük bir kızın telefon konuşmasını yazınıza yorum olarak iletiyorum. Sesli olarak dinlemek isteyen you tube da bulabilir.
- Merhaba orası yıkım şirketi mi?
- (Bayan sekreter) Evet Buyurun.
- Okulumu yıkmaya yardım eder misiniz lütfen?
- Bir saniye bekler misiniz?
- (Başka bir bayan) Halo! Hangi okula gidiyorsunuz?
- Dublin de bir ilkokula gidiyorum.
- Okulunu yıkmak istiyorsun öyle mi?
- Evet
- Yıkmak için büyük gülleler mi kullanıyorsunuz, nasıl yıkıyorsunuz?
- Çok büyük bir gülle kullanıyoruz.
- Bir saniye bekle lütfen.
- (Bir Erkek sesi) Halo!
- Nasılsın? Benim adım Becky.
- Evet.
- Sana bir teklifim var.
- Söyle bakalım.
- Yıkımları yapan sen misin?
- Evet.
- Patron sensin değil mi?
- Evet, planın nedir?
- Okulumu yıkmak konusunda bana yardımcı olmanı istiyorum.
- Havaya uçurmak mı istiyorsun?
- Havaya uçurabilir misin yoksa yıkacak mısın ?
- Sen hangisini istersen.
- Havaya uçursan daha iyi. Okulum yıkıldığında bütün öğretmenlerimin içinde olmasını sağlayabilir misin?
- Yalnız bu işten cezasız sıyrılabilir misin, emin değilim.
- Kimse sevmez onları.
- Cumaları bana fazladan ödev filan veriyorlar. Kimse sevmez onları. (Gülme sesleri)
- Nereden arıyorsun?
- Dublin’den.
- Dublin’den hangi okuldan?
- Yıkılmak üzere olan okuldan.
- Dublin’de yıkılmak üzere olan bir sürü okul var.
- Peki, okulu yerle bir etmek bana kaça mal olur?
- Okulun büyüklüğüne bağlı.
- Üç aşağı beş yukarı bir şey söyle. (Kahkaha sesleri- üç aşağı beş yukarı bir şey söyle dedi ya)
- Orası yıkım şirketimi yoksa espri fabrikası mı?
- Şu anda espri fabrikası.
- Bana bak, okulumu yıkacak mısınız, yıkmayacak mısınız?
- Okulun bir fotoğrafını veya planının bana fakslayabilir misin?
- Olur, okulun planının ve öğretmenlerin isimlerini sana fakslarım.
- Tamamdır,
- Sende okulu yıktığında hepsinin binada olduğundan emin ol.
- Sen bana bütün isimleri gönder, ben sana her öğretmen için ayrı ayrı haber vereceğim.
- Harika.
- Okul yıkılırken üyük bir gürültüyle çökecek mi yoksa patlayacak mı?
- Büyük bir patlama yaratacak.
- Kulağa hoş geliyor. Dinle daha sonra yine görüşürüz patron.
- İyi şanslar çılgın kız.
- Hadi bakalım kolay gelsin.
- Sağol, iyi şanslar.
- Görüşürüz. (Telefon kapanma sesi)

ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.11.2018 14:23
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Abdulkadir Çapanoğlu, Yasin Ali Er ve Kadriye Şahin,

Güzel yorumlarınız için teşekkür ederim. Çalışmamı beğenmenizden dolayı son derece mutluyum. Ancak burada kısa bir açıklama yapmam gerektiği düşüncesindeyim: Yozgat'ta kullanılan yöresel sözcüklerle ilgili çalışmamı tamamlandıktan çok sonra, Ömer Ünal adlı bir hemşehrimizin "Yozgat Yöresel Kelimeler Sözlüğü" adlı bir kitap yayımladığını öğrendim. Yozgatlı Dernekler Federasyonu Yayınları arasında yer alan ve 2008 yılında Ankara'da basılan bu kitap elimde yok. İnternette "Nadir Kitap" ve benzeri birkaç kitapçıda ikinci el olarak satıldığına tanık oldum. Henüz kitabı inceleme fırsatım olmadı.
Hakkında araştırma yaptığım Sayın Ömer Ünal'ın 1970 yılında Sorgun'da doğduğunu, çeşitli dergilerde yazılar yazdığını, Yozgat atasözleri, Yozgat deyimleri, Yozgat'ta oynanan köy seyirlik oyunları ile ilgili çalışmalar yaptığını ve bunları kitap olarak yayımlama aşamasında olduğunu öğrendim. Dolayısıyla Sayın Ömer Ünal kardeşimizi bu çalışmalarından dolayı kutlamayı bir görev biliyorum. Keşke çalışmalarım sırasında haberim olsaydı da onun kitabını da kaynakçada belirtebilseydim.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.11.2018 19:14
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Çok değerli Muhsin Hocam, elinize emeğinize sağlık."YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER" derlemenizin her harfini yayınlandığı gün tek tek okudum. Çoğunu unutmuşuz. Bazılarında yaşadığım bazı olayları hatırlayarak duygulandım, bazılarında bıyık altından güldüm.Çoğu sözcük tarif ettiği olayı ya da hareketi eskilerin dediği gibi "ağyarını mani efradını cami" olarak anlatıyor. Keşke o sözcükleri kullanmaya devam etsek, çocuklarımıza da öğretsek. Genç nesil için üşenmeden yaptığınız açıklamarda çok yerinde olmuş.Yalnız hemşerilerimiz adına değil tüm yiğit Anadolu halkı adına teşekkürlerimi iletiyorum. Saygı ve selamlarım ile sağlıklar yeni çalışmalar diliyorum. Esen kalınız.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 03.11.2018 10:07
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 11
Değerli Hocam Muhsin Köktürk Beyefendi, Yozgat adına yapmış olduğunuz çok değerli, kıymeti biçilmez çalışmanızı en içten dileklerimle kutlar, vermiş olduğunuz emeği tebrik ederim. Baha önce böyle bir çalışma yapılmış mıydı? Bilmiyorum. Fakat, biz Yozgatlılara en büyük armağanınız oldu. Çünkü kendi başına farklı bir kültür, kendi başına farklı bir dil niteliğindeki Yozgat lehçesi zaman içinde farklı yerlerde yaşamamızdan dolayı unutulup kullanılmaz oldu. Çok değerli bir kültür karanlıkta kalmaya yüz tutarken siz aydınlığa çıkardınız. Yozgat şivesiyle eserler yazmaya çalışacak yazarlarımıza ışık tutmuş oldunuz.

Allah Sizden Razı, kaleminiz hep var olsun. Selamlar hürmetler...
Kadriye ŞAHİN -- 02.11.2018 21:11
YOZGAT'TA KULLANILAN YÖRESEL SÖZCÜKLER 7
Muhsin KÖKTÜRK Hocam!
Bu yazı dizisi; tam anlamıyla ansiklopedik bir değer içermekte...
Kelimelerin, Yozgat yerelinde girdiği donağın, aldığı söyleniş biçiminin ve Türkçe'mizdeki genel anlayış dışındaki anlamların sözlüğü hüviyetindeki bu derlemeniz; harikulade ve ihtiyaç duyularak özlenilen bir hizmet!
Tebrik ediyor, selam ve saygılar sunuyorum.
Yasin Ali ER -- 26.10.2018 09:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00