BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.01.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
209
Dün
:
4761
Toplam
:
12155405
Sanat'a Bakış Hamza UYSAL
Yozgat Blues...
hamzauysal@std.sehir.edu.tr
Yozgat Blues... Yerelliğini her daim muhafaza edebilmiş tipik Anadolu şehirlerinden biri olan Yozgat’ın ve basit bir ad aktarmasıyla varabileceğimiz çıkarıma göre Yozgatlının, yani genel anlamda bizim, batıdan geldiği aşikar olan ve bizden olmayan Blues tarzı müzik karşısındaki duruşumuzu, çeşitli temsiller vasıtasıyla anlatıyor bu film. Hikayesi, Tanzimat’tan bu yana sürekli bir tartışma konusu olagelmiş Doğu - Batı çatışması üzerine kurulmuş olan bu film, ilk yazımda da belirttiğim gibi Yozgat’la tanışmama vesile olmuş bir film. Bu filmin bendeki etkisi ve anlamı çok büyüktür...

Filmin konusu değişik şekillerde birçok kez karşımıza çıkmış, alışılagelmiş bir konu. İstanbul’da müzik eğitimi veren bir müzisyen ve onun bir öğrencisi, Yozgat’ta mekan açan eski bir arkadaşın teklifi üzerine müzik yapmak için Yozgat’a doğru yola çıkarlar. Batılı tarzda müzik yapan müzisyenlerimiz, başlarda oldukça iyi tepki alır, yazılı basın ve radyo tarafından ön plana çıkarılırlar. Daha sonra, tipik bir Anadolu şehrinde karşılaşabilecekleri başlıca sorunlardan biri olan dinleyici tarafından benimsenememe/yadırganma sorunuyla karşılaşırlar ve bu durum müzisyenlerde bir çözülmeye sebep olur.Süsten, gösterişten uzak; oldukça sıradan ve birazda durağan olan bu hikaye, oyunculuklar, yönetmenin üslubu ve mekan olarak Yozgat’ın hikayeye dahil edilmesiyle, izlemesi keyif veren bir film haline dönüştürülmüş.

***
Yönetmeni her ne kadar “Yozgat’ı kimliksiz bir şehir olmasından dolayı seçtim” dese de, Yozgat, kimliksizliğini kimlik edinmiş bir şehir olarak karşımıza çıkıyor bu filmde.“Kimliksizliği kimlik edinmek” demekle kelime oyunu yapmıyorum, bilâkis şunu söylemek istiyorum: Kimliklerin çatışmalar ve farklılıklar/aykırılıklar üzerinden oluşturulmaya başlandığı bir dönemde (ki bu yalnızca bireyler için değil, tasarım adı altında nesneler ve insan eli değmiş her türlü varlık için de geçerlidir) özünü, yani olagelmişliğini, başka bir deyişle fıtratını ya da daha kaba ama kabul edilebilir bir tanımla sıradanlığını koruyabilmiş Yozgat, farklı olmamayı, sıradan olmayı, yani yönetmenin deyimiyle kimliksiz olmayı bilinçli bir şekilde kendine kimlik edinmiş, fıtratından kopmamış ve suniliklere bulaşmamış bir şehir olarakkarşımıza çıkıyor.

Peki, nedir bu Anadolu (Taşra) şehirlerinin fıtratı? Bu fıtratı, bunalmışlıkla karışık mahzunluk, istemsiz yalnızlık ve süreklidurağanlık şeklinde özetleyebiliriz. Bu noktada Yozgat’ı diğer şehirlerden bir adım daha öne çıkartan şeyin, bu üç durumu diğer birçok şehirden daha yoğun, daha derinden yaşaması olduğu söylenilebilir. Cumhuriyet sonrası dönemde kâh ilgi odağı haline gelip kâh unutulan, kendi insanı tarafından dahi içselleştirilmemiş, bütün cazibesini yitirip düzenli göç verir hale gelmiş olan bu şehir,bütün karanlığıyla, bütün bunalmışlıkları ve durağanlığıyla, Yılmaz Güney filmlerindeki şehirlerin yahut başka bir örnek olarak Ahmet Uluçay’ın filmlerindeki mekanların aksine, hikayeden sıyrılabilmiş veşehir/mekan olarak filmde kendisine yer edinebilmiş bir şekilde izleyiciye ulaşıyor.

***
Filmde,ön plana çıkartılmasa dahi varlığını hissettirebilen bir diğer unsur ise Yozgatlılardır. Filmdeki karakterler üzerinden Yozgatlılar ikiye ayrılır.Bir tarafta doğallığını koruyabilmiş, geleneklerine bağlı ve halktan biri olan “sıradan”Yozgatlılarvardır, ki filmdeki karakterlerden örnek vermek gerekirse evlilik görüşmesi sırasında sorduğu ilk sorulardan biri “Namaz kılıyor musun?” olan kız, bu soruya “Arada kılıyorum, ama cumaları hiç kaçırmam” şeklinde cevap veren erkek ya da cenaze evindeki taziye ziyareti sırasında arkadaşlarıyla muhabbet etmeye çalışan cenaze sahibi örnek olarak gösterilebilir. Diğer tarafta ise aydın olmaya çalışan ama şekilcilikten öteye geçemeyen tipik bir taşra aydını profili vardır, ki sanata ilgilisi olan, şiir geceleri düzenleyen,süslü ve derin cümleler kurmaya çalışan ama bunlara rağmen“kitap-kahve-fûlar” üçlemesiyle ön plana çıkanKâmil, bu tip insanların filmdeki temsilidir.

Filmde, üçüncü bir profil olarak doğallığını koruyabilmiş aydın profilinin olmaması, filmin konusu ve anlatmak istediği hikaye itibariyle anlayışla karşılanabilir olsa da, İstanbul aydınının Anadolu/Taşra halklarına bakışı olarak da okunmaya müsaittir. İstanbul aydınının gözündeki Anadolu halkını ve özelde bu halkın sanatla olan ilişkisini, filmdeki bir başka unsurdan da anlayabilmek mümkün. Kamil’in düzenlediği şiir gecelerinin birinde salondaki dinleyici sayısının azlığı, Anadolu halkının kültürel ve sanatsal faaliyetlere olan ilgisizliğinin bir eleştirisi olarak da görülebilir. Nitekim birkaç hafta önce Yozgat Gazetesi’nde yayınlanan bir haberde* filmdeki sahnenin bir benzeriyle gerçek hayatta karşılaşmak,bu eleştirinin/gözlemin çok da yersiz olmadığını hatta bir noktada gerçeklikle paralellik gösterdiğini düşündürtüyor.Geçen haftalarda tadilatı bitirilen ve tekrar kullanıma açılan Yozgattaki Büyük Sinema’nın 20 yıl boyunca kullanılamayacak halde kalması ve ancak bir sene önce tadilat çalışmalarına başlanması,bu ilgisizliğin yalnızca halkın kendisinden değil,ama ayrıca Anadolu halklarına yeterli imkanı sağlamayan ve gerekli ilgiyi göstermeyen, büyük şehirler hızla büyürken küçük şehirlerin hızla küçülmesine sebep olan dengesiz bir politika güden devletten ve özelde belediyelerden de kaynaklandığını gösteriyor.
(*http://www.yozgatgazetesi.com/haber.asp?haber=17247 )

***
Yozgat Blues, hikayesi ve yönetmeninin üslubu itibariyle bir sanat filmi olarak görülebilir. Yoğun felsefi anlamlar, iyi kurgulanmış metaforik monolog ve diyaloglar, yoğun sosyal teoriler yahut insan psikolojisinin derinlemesine incelemelerini barındırmasa da, insan hayatındaki sıradanlıkları ve nefes almak gibi unutulacak noktada alışılagelmiş durumları incelemesiyle birlikte Yozgat Blues’un, Kim Ki Duk filmlerini andıran bir tadı olduğu söylenilebilir. Uzun plan sahneleri, bilinçli bir tercih olarak sallantılı kamera kullanımları ve ışık kullanımındaki anlamı kurmaya yönelik olan denge ile Yozgat Blues, izleyiciyi filmin içine çeken, izleyici ile film arasında özdeşlik kurmayı hedefleyen bir sanat filmi olarak değerlendirilebilir.

04.04.2016

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Yozgat Blues...
Sana gurban olsun çankırılılar. Seni çankırıdan takip ediyorum. Bir gün nasip olursa Yozgat'ta görüşmek üzere inşallah...

Seni seve seve takip edeceğim.
Ömer -- 27.07.2016 16:08
Yozgat Blues...
Hamza Bey
Yazınızı okumak ilk kez bugün kısmet oldu.Yozgat Blues adlı bir filmin eleştirisini yapmışsınız.Bu filmi seyretmemiştim ama sizin deģerli yorumlarınızdan sonra merak ettim,en kısa zamanda seyredeceģim inşaallah.
Allah başarılarınızı daim etsin ve sizin gibi şuurlu gençlerin sayısını çoģaltsın.
Adınız ve Soyadınız -- 02.05.2016 16:33
Yozgat Blues...
Güzel insan.. Yazılarını heyecanla takip ediyorum ama şunu belirtmek isterim kullandığın dilin biraz ağır olduğu kanaatindeyim.Kalemine sağlık.
Murat Gezen -- 13.04.2016 13:38
Yozgat Blues...
Değerli yazar,
Maraş da küçük ve göç veren bir il, ama bir çok şair yetiştirdi ve coşkun bir edebî-fikrî ortam geliştirdi. Bu, en azından, bir dönem böyle idi; şimdiyi bilmiyorum. Yozgat için bu, niçin hiç mümkün olmadı acaba? Hiç düşündünüz mü? Bence üzerinde durmaya değer; çünkü bundan sonrası için,bu değerlendirme, belki, bir açılıma imkan sağlayabilir.
H H U -- 05.04.2016 16:28
Yozgat Blues...
Bahsettiğiniz filmi izlememiştim ama meraklandım en kısa sürede eleştirilerinğz ışığında izliycem
s. -- 05.04.2016 15:37
Yozgat Blues...
Kimlik: senin kalabalığın aynasındaki görüntün
Ben-idraki: senin kendi aynandaki görüntün
Yazınızda Yozgat'ın ve Yozgatlının ben-idraki anlayışını tarihsel süreç içerisindeki değişimleriyle birlikte çok güzel bir üslupla betimlemişsiniz. Keyifle okunan bir yazı olmuş, teşekkürler...
E K -- 04.04.2016 21:50
İnceleme Yöntemleri
Yorumunuz teorik açıklamalarını yaptığınız konuların pratiğini görmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz
sevil -- 29.03.2016 13:45
İnceleme Yöntemleri
Efendim,"Usulsüz vüsul olmaz" denilmiştir.
Yani anlatımın konusu/özü kadar, nasıl anlatıldığı da tabiî ki önemlidir. Usule de esasa da hakkıyla riyet eden yazılarınızı heyecanla bekliyoruz. Allah gönlünüze, zihninize kuvvet versin.
H H U -- 27.03.2016 11:58
Yozgat’a ve Yozgatlıya selam olsun
Hamza Bey! Güzel insan, hoşgeldin... Yazılarını dört gözle bekliyorum. Adın da kendin kadar güzel. İyi ki geldin güzel kardeşim sefa getirdin. Sana başarılar dilerim..
Bedri Öksüz -- 22.03.2016 16:08
Yozgat’a ve Yozgatlıya selam olsun
Yozgat 1969 da 20 Yaşında ürkerek öğretmenliğe başladığım, yedi yıl çalışıp vatanından ailesinden koparılan bir çocuk gibi ağlayarak ayrıldığım ama hiç unutmadığım insanı can kendi güzel şehir SELAM OLSUN
Tuna Demir -- 14.03.2016 08:13
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 45 45