BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 24.09.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
171
Dün
:
4890
Toplam
:
12983687
MEMLEKET HİKÂYELERİ Esra GAYRETLİ
Yeni Yıl, Eski Adet
tremarse@gmail.com
Küçük ve tozlu bir Anadolu şehrinde, kenti hareketlendirecek her şeyi severek büyüdük. Bu bir Ramazan davulu da oldu, yazın sokaklara kurulan düğün orkestraları da… Almancıların arabalarını sevdik; şehri kalabalıklaştırıyordu. Bando takımlarını sevdik; sokakları renklendiriyordu. Yılbaşını sevdik mesela, niye bilmem çarşıya bir hareket geliyordu.
Hadi eğri oturup doğru konuşalım, ben bütün yılbaşlarını sevdim çocukluğumun. Ama annem hiç hindi doldurmadı, babam çam ağacı almadı, bacadan Noel Baba girmedi ve yılbaşı geliyor diye birbirimize hediye de almadık. Noel ve yılbaşı ayrımını ezelden yapabilen bir nesildik sanırım. Sevinmek için bahane arayana sebep çoktur. Çocukluk da öyle bir dönemidir insan hayatının, sevinmeye yer ararsın. Ben mesela yılbaşında en çok, ertesi gün okula gitmeyecek olmamızı seviyordum. Ayşe Egesoy daha çok şiir okuyacaktı mesela ve ben geç yatabilecek, o tane tane konuşurken sobanın dibinde uyuşarak onu dinleyebilecektim. Emel Sayın daha çok şarkı söyleyecekti. Bu da demekti ki ellerini daha çok seyredebilecektim. Çünkü kamera Emel Sayın’ın ellerine yakın plan giriyordu ve onun elleri çevremdeki hiçbir kadının ellerine benzemiyordu. Biraz daha büyüyünce tombala oynamanın keyfini keşfettim. Üzerine adımızın yazılı olduğu kartlarla çok uzun yıllar oynadık. Mısır, kestane, portakal ve mandalinayla şölene çevirdiğimiz gecemiz, çoğunlukla arabaşı ile taçlanıyordu ve aslında bütün bunların yılbaşı ile hiç ilgisi yoktu.
Birbirimize bir tıkla ulaşabildiğimiz ve her anımıza vakıf olabildiğimiz teknoloji çağına inat, günler öncesinden para biriktirir ve yılbaşından on gün önce Yerköy’ün bütün kırtasiyelerini tek tek gezerdim. Yılbaşı kartı ve mektup, bizim kuşaktan sonra tarihin tozlu sayfalarına gömülen yürek sızısı bir gelenek… O geleneğin en ateşli yaşatıcılarından biri olarak hiçbir önemli günü atlamaz ve tabii ki yılbaşında da kartlarımı özenle seçerdim. En güzel kartpostallar Açıkgöz Kırtasiye’de olurdu hep. Bizim sokaklarımız çoğu zaman eğlenceli görünmediği ve Ankara’nın diplomatik kokusu Yerköy’ün üzerine sindiği için mi bilmiyorum, mutlu insanların beyaz karlar üzerinde eğlendiği süslü yılbaşı kartları seçerdim çoğunlukla. Pulları özenle yalar, onları tek tek bütün kuzenlerime postalardım. Bu arada fark ettim de biz kendi işini kendi yapan çocuklarmışız, ne güzel çocuklarmışız. Aslında çocuklar hep güzelmiş ama büyükler yeterince çirkin ve kötü değilmişler belki o zaman. O zaman kaç çocuk vuruluyordu sınırlarımızın ötesinde bilmiyorum. O zaman kaç şehit veriyorduk, onu da bilmiyorum. Sonra işte şarkıdaki gibi, biz büyüdük ve kirlendi dünya…
Yılbaşına dair sevdiğim hiçbir şeyin batı dünyasının kutsal yılbaşısı ile ilgisi yok. Ben kalabalık ve mutlu çocukluğumu ve belki de biraz fazla televizyon izlemeyi sevmişim belli ki. Babamın bizimle tombala oynamasını, babam hiç bilmese de çaktırmadan onunla aynı renkte kart seçmeyi sevmişim. Aslında ben Emel Sayın’ı da babam seviyor diye sevmiştim mesela ama bunu kendime bile çok sonra itiraf ettim. Babam yılbaşında doğmuş benim.. Aslında ben, yılbaşını da en çok bu yüzden sevdim.
Canı isteyince bizimle tombala oynayan babam, görevini ifa ettikten sonra Kur’an okurdu. Şimdi şimdi anlıyorum, yılın son günü geçmiş yılda yaşadığımız bütün kayıpların ruhunu şad etmek demekti bu, babam bunu yapıyordu ve ben bunu çok sonra anlıyordum. Muhafazakar bir adamdı babam. Ama bize yılbaşı geldiği için seviniyoruz diye kızdığını hiç hatırlamıyorum. Müslüman olarak uyuduğumuz o gecelerden hiç başka bir dine inanarak uyanmadık çok şükür. Bir sobanın etrafında akrabalarla toplanıp kestane kebap yapıyoruz ve tombala oynuyoruz diye hiçbirimiz büyüdüğümüzde marjinal insanlar olmadık.
Elimizdeki batı üretimi telefonlar ve ağzımızda batı markalı sigaralar ile yeni yılınız kutlu olsun diyenleri batıcılıkla suçlamak şakaların en güzeli gibi. Keşke elindeki tabletten, bin beş yüz kanallı televizyondan ve akıllı telefondan; evlerden ırak şarkılar dinleyen çocuklarımızın yozlaşma dozu bizim yılbaşı tebrik kartı seviyemizde kalmış olsaydı.
Bu sene bizim için pek çok anlamda farklı ve uzun geçti. Türkiye, başı dumanlı bir dağ gibi, efkârı bir türlü eksik olmadı. On beş Temmuz’da tarihinin ikinci İstiklâl Mücadelesi’ni verdi Türkiye. Bunlardan bir şey olmaz diye burun kıvrılan gençler göğsünü tanklara, mermilere siper etti. O gün anladık ki, Çanakkale’yi geçilmez kılan ruh hâlâ dipdiri ve bugün de ülkeyi geçilmez kılıyor. Bu benim için 2016’nın şükür sebebidir.
Çok uzun yıllardır Yerköy’de yılbaşı geçirmiyorum. Gitsem mesela eskisi gibi olur mu her şey? Sanmam. Bir Emel Sayın yok, iki soba… Sonra, Ayşe Egesoy da şiir okumuyor artık.
Bir de babam onu son öptüğüm yerde durmuyor…

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
İnsan: Hatıralar Emanetçisi
Sizin yazılarınızı okunca Yerköyün o eski ve güzel günlerini hatırlıyorum.Bizi maziye götürüyorsunuz.Teşekkürler..
Kenan -- 05.09.2017 08:52
İnsan: Hatıralar Emanetçisi
İki bayram var-mış dediğim günden beri,sonradan bulduğumu bi başkasında gördüğüm ilk bayramım oldu.eline emeğine yüreğine kalemine sağlık.
Elaselcen -- 04.09.2017 01:44
İnsan: Hatıralar Emanetçisi
Yazının kalıbına bakınca okunmassı zor gibi. Başlayınca da bitmesını istemediğimiz bir yazı.Geç farketmiş olsamda aynı ruh haliyle okumuş oldum.
Habib Coşkunsoy -- 31.08.2017 12:17
Yeni Yıl, Eski Adet
Yeni yılınız kutlu olsun Esra Hanımefendi.Ben de çocukluğuma döndüm sizi okurken. Çocukluğumun yılbaşılarına.O günler canlandı gözümün önünde.O günler ki gitti gelmez bir daha...
Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 2.1.2017 14:12:3
Ver elini karlı dağlar aşalım, Bayramlaşalım
Biraz geç oldu "Hoş geldiniz!" demek için. Hoşgörün. Başarılı yazılar dileğiyle.
Muhsin Köktürk -- 20.09.2016 20:25
Hoş Geldiniz
Okadar güzel anlatmışsın ki inan geçmişi çoçukluğumu Gözümde canlandırdın başarılarınızın devamını dilerim
Erol akbaba -- 13.09.2016 12:06
Bayramlar bayram ola
memleket midir acaba mazide bize özlem yaşatan yoksa bize yaşarken hissettirilenler midir özlenen bence hissettirilen içten gelen samimi yalansız riyasız ve en önemlisi üçgünlük dünyada menfaat gözetmeyen bozkıın iyi insanlarıdır özlenen ... işte onlar dediğimiz gibi birer birer gittiler bizse onların binde biri olamadık
uğur -- 29.07.2016 03:15
Bayramlar bayram ola
Ailenizi tanırım. Yazıda bahsi geçenlerden de tanıdıklarım var. Allah onlara da vefaat eden büyüklerinize de rahmet etsin inşallah. Anılarınıza yakın bir çocukluk geçirdiğim için gözlerim dolarak okuduğum bir yazı oldu.
asddsa@mynet.com -- 13.07.2016 14:19
Bayramlar bayram ola
Çok ğüzeldi bu gün İlk Mustafa (Gayretli) a bi ağlattı ikinci esra gayertliGayretli. İsmet amca İstanbula taşındı oda rahmetli oldu. Yazınızı okurken bir anda yıllar öncesine gittim başarılar dilerim yolunuz açık olsunolsun.
Adınız ve Soyadınız -- 04.07.2016 18:48
Bayramlar bayram ola
İçi buram buram samimiyet, Sevgi ve Sıla özlemi kokan muhteşem bir yazı olmuş...
Serkan Settar Yılmaz -- 04.07.2016 18:26
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00