BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 14.10.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
221
Dün
:
4716
Toplam
:
17170777
MEMLEKET HİKÂYELERİ Esra GAYRETLİ
“Gözlerinden öperim...”
tremarse@gmail.com
En çok hangi ağacı sevdiğimi sorduklarında, “söğüt” deyip uzun uzun ağlayacak kadar çok hasret biriktirdim.
Uçan kuşa, esen yele, bir söğüdün gölgesinde boy veren çocukluğuma..
O söğüdün allarına boyandım.. ve bir yare dağlar kadar güvendim.
Türkünün ruhuna sadakatle..
Ben kendi söğüt ağacımı kalp toprağımda yetiştirdim.
Geçtiğimiz 10 yılda çok acı biriktirdim. Geçtiğimiz 20 yılda, sancı.. Sahiden geçtik mi, bilmiyorum. Sizin alınız al, inandım; morunuz mor.. Seneniz 2019..
Ben, yaprakları koparılmamış eski takvimler gibiyim. Vakti hiç geçmeyen çamlara, hepsi aynı boydaki süslü japon ağaçlarına, şehirlere, kalabalıklara, sahil boylarına yenilmedim.
Yine bir bayram arefesinde çıkınıma türküler, hatıralar ve bir söğüt ağacı atıp huzurunuza geldim.
Konuşalım.
Eskici kafeleri -moda adıyla vintage mekanları- çok severim. Gittiğim her şehirde mutlaka böyle bir yer bulur, oranın hafızasını okumaya çalışır ve bundan büyük keyif duyarım. Ankara’da bunu Kale eteklerine kurulmuş eskici kafelerde yapmak mümkün. Evdeki eskileri atıp yerine çamaşır sepeti alan büyüklerimize selam olsun; çocuklarınız başkalarının eskilerini satın alıyor. Annem bunu okuyunca kızacak. Olsun. Hafızası ve hatırası ile başlı başına vintage kafe olan anneme de hassaten selam olsun.
Konuya dönersek; işte böyle bir mekanda eski mektuplar, tebrik kartları okuyorum sık sık. Fotoğraf arkası notlar bir de.. Buralara yolum ilk düştüğünde, bir insanın mazisi nasıl olur da kafede sergilenir, hatıraları nasıl yere düşer diye epeyce hayıflandım. Hatta eve gelince çocuklara, “Hatıramı yere düşürmeyin” diye vasiyet etmişliğim vardır. Zaman geçtikçe bu fikrim değişti. İnsan işte; cismiyle, fikriyle değişmeden duramıyor. 1920 doğumlu Keriman’ın hatıra defterini okuyup oradan enfes bir aşk hikayesi devşirdiğimde, aslında bu hikayelerin güçlü bir ilham kaynağı olduğuna ikna oldum. İlerleyen günlerde ise bu fikrin delisi idim.
O yıllarda üniversite okuyabilmiş, çok aşık olmuş, gözlerinin içi gülen bir hanımefendiyi nereden bulup hatıralarını anlattırabilirdim ki? Fotoğrafların arkasında hayat bulmuş birkaç kelimelik dev mektuplar, anı defterlerine oya gibi işlenmiş o zarafet abidesi cümleler.. Yazanının sanatkar olduğu fikrine kapıldığınız mektuplar.. Hep merak ettiğiniz o çağlara gidemiyordunuz ama o çağlar bütün sırlarıyla sizin önünüze seriliyordu.
Google’dan bakıp araştırdım çoğunu. Keriman, o çok aşık olduğu adamla evlenememişti. Bir miktar üzüldüm. Kavuşanlar da olmuş, sevinip avundum. Bazı mektupları ve fotoğrafları satın aldım. Başkasının hatırasına sahip çıkmak çok ince, hisli ama bunu para karşılığında yapmak epeyce ruhsuz bir davranış gibi geliyor bana. Ama kapitalizm bunu bile fırsata dönüştürdüğü için başka çareniz kalmıyor. Bu başka bir yazının konusu olsun. Ben bunu olanca iyi niyetim ve eski çağlara duyduğum aidiyet hissiyle yapıyorum. Bazı yaralar, insanların yolunu kesiştiriyor. Hiç bilmediğiniz hikayeler, solmuş bir çiçeğe can suyu verir gibi, okudukça kana karışıyor ve cana şifa oluyor. Tanımadığınız o insanların anısına saygı duyuyor ve insana bu saygınlığı kazandıran yaşanmışlıklara topyekün selam duruyorsunuz.
Bütün o eski mektuplarda, tebrik kartlarında bugün maalesef aramızda olmayan bir şeyi de çok yoğun hissediyorsunuz: Samimiyet..
Misal şöyle diyordu bir kartpostalda:
“Sevgili Eşret, geçtiğimiz yaz bizi aldattın, gelmedin. Bari bu yaz hiç olmazsa birkaç gününü bize ayır. Seni bekleyeceğiz..”
Sitem ederken bile insanı bu çağdan utandıracak kadar zarif olmaları can sıkıcı.
Ve bütün mektupların ve kartların sonu şöyle bitiyordu:
“Gözlerinden öperim..”
Nerede görsem, eski bir tanıdığa rast gelmişçesine seviniyor ve hurdacıdan çamaşır leğeni alır gibi uyduruk ifadelerle takas ettiğimiz bu ifadenin yavaş yavaş yok oluşunu, kederle seyrediyorum.
Sevdiklerimize kimi şatafatlı kimi sadecik kartpostallar göndermek için çok tatlı bahaneler bulduğumuz o gitti gelmez günlere özlemle, yeni bir bayram sevincinin birbirine karıştığı günlerdeyiz.
Başladığımız yere dönersek, topraklarında hala söğüt ağacı yeşeren memleketimde yine bir bayramı idrak edecek olmanın saadetini küçümseyemem.
Mektup, kartpostal yazma adetini geri getirmeye gücüm yetmez belki ama bayramınızı gönülden kutlar, büyüklerimin ellerinden ve sevdiklerimin “gözlerinden öperim.”

10.08.2019

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
“Gözlerinden öperim...”
tesadüfen birkaç yazınızı okumuştum ondan sonra yazılarınızı takip etmeye okumaya çalışıyorum akıcı samimi içten anlatımlarınız çok güzel yaşamış olduğunuz veya hayal ettiklerinizi çok güzel yazıyorsunuz güzel cümleler yazıyım diye bir gayretiniz yok zaten yazdığınız her şey çok güzel selamlar yazılarınızın devam etmesi dileğiyle ...
osman -- 15.08.2019 14:33
Belki Derdimize Çare Bir Çiçek..
Şiirsel bir anlatımla sunduğunuz özlemlerinize sonuna kadar katılıyorum.
Kaleminiz sürekli olsun.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 06.05.2019 12:47
İnsan: Hatıralar Emanetçisi
Merhaba Esra hanım, Ben de Memleket hasretiyle gurbette yaşıyor ve geride kalmış hatıralarla kendimi avutmaya çalışıyorum. Çoğu zamanda "Yozgat Gazetesi"ni okuyarak özlem gideriyorum. Memleketim insanına hizmet edememiş olmanın verdiği bir sorumluluk olmuş olacak ki, sizin gibi yazılar yazıp, edebiyat dünyasına katkıda bulunan kişilere destek amacıyla elimden geldiğince yorumlar yazarım. Okunmuş olduklarını anlasınlar, cesaret bulsunlar, önemsendiklerini önemseyip kendilerini geliştirsinler diye "Yozgat Gazetesi"nin aile fertlerinden biri sayılırım.

Yazıyı okurken bulunduğum alemden başka yerlere sürükleyip götürmüşse,az birazda düşündürmüşse; överek yazarın hakkını veririm. Çok taktir ettiğim bir kalem de olsa bazen tenkit etmeden geçemem. Bu bakımdan bu gazetede yazı yazan köşe yazarları çok değerli yazarlarımızdır. Asla saygıda kusur etmez, dönüp uygun bir üslupla tenkide hemen cevap verirler. Bu bakımdan burada yazan yazarlar çok değerli ve kıymetli kalemlerdir. sayın Çapanoğlu çok daha ayrıcalıklıdır. Okurlarının hatırını sorar, arada bir teşekkür ve saygılarını ileterek okuyucularla sürekli iletişim halindedir.

Bu çok özel kalemlerin arasında sizin gibi sürükleyici, okudukça aman bitmesin diyecek kadar kalemini ustaca kullanan, Yeşil Irmak gibi sakin fakat yoğun ve derin akan bir duygu seliyle karşılaşmak beni çok sevindirdi.

Benim memleketimde ne cevherler var ben bunu biliyorum fakat kimse bu cevherleri açığa çıkarma zahmetine katlanmıyor, bu imkanı tanımıyor. Bu bakımdan Hakan Kiracı Bey'e teşekkür ediyorum. Memleketimiz için en önemli görevi yerine getirmiş oluyor. Bir gün Yozgat da Erzurum gibi, izmir gibi, İstanbul gibi edebiyatçılarıyla tanınacak, memleketimin adını il sınırlarından dışarıya taşıyacaktır. Yeter ki bu imkan bu yeteneklere verilmiş olsun. Seslerini, duygu ve düşüncelerini kalemlerinin gücünü uzaklara taa uzaklara duyurmuş olsunlar.

Yazılarınızı zevkle okumak için bekliyor taktir ve sevgilerimi gönderiyorum.
SUZAN -- 08.10.2017 21:53
İnsan: Hatıralar Emanetçisi
Sizin yazılarınızı okunca Yerköyün o eski ve güzel günlerini hatırlıyorum.Bizi maziye götürüyorsunuz.Teşekkürler..
Kenan -- 05.09.2017 08:52
İnsan: Hatıralar Emanetçisi
İki bayram var-mış dediğim günden beri,sonradan bulduğumu bi başkasında gördüğüm ilk bayramım oldu.eline emeğine yüreğine kalemine sağlık.
Elaselcen -- 04.09.2017 01:44
İnsan: Hatıralar Emanetçisi
Yazının kalıbına bakınca okunmassı zor gibi. Başlayınca da bitmesını istemediğimiz bir yazı.Geç farketmiş olsamda aynı ruh haliyle okumuş oldum.
Habib Coşkunsoy -- 31.08.2017 12:17
Yeni Yıl, Eski Adet
Yeni yılınız kutlu olsun Esra Hanımefendi.Ben de çocukluğuma döndüm sizi okurken. Çocukluğumun yılbaşılarına.O günler canlandı gözümün önünde.O günler ki gitti gelmez bir daha...
Selam ve saygıyla.
Mustafa Topaloğlu -- 2.1.2017 14:12:3
Ver elini karlı dağlar aşalım, Bayramlaşalım
Biraz geç oldu "Hoş geldiniz!" demek için. Hoşgörün. Başarılı yazılar dileğiyle.
Muhsin Köktürk -- 20.09.2016 20:25
Hoş Geldiniz
Okadar güzel anlatmışsın ki inan geçmişi çoçukluğumu Gözümde canlandırdın başarılarınızın devamını dilerim
Erol akbaba -- 13.09.2016 12:06
Bayramlar bayram ola
memleket midir acaba mazide bize özlem yaşatan yoksa bize yaşarken hissettirilenler midir özlenen bence hissettirilen içten gelen samimi yalansız riyasız ve en önemlisi üçgünlük dünyada menfaat gözetmeyen bozkıın iyi insanlarıdır özlenen ... işte onlar dediğimiz gibi birer birer gittiler bizse onların binde biri olamadık
uğur -- 29.07.2016 03:15
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00