BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
190
Dün
:
4633
Toplam
:
13775158
ÇİZGİ Yasin Ali ER
KİM TAKAR ALO 182’yi?
yasinalier@hotmail.com
Ya da “alo 182 ne kadar gerçekçi”?
Yozgat bir şehir hastanesine kavuştu. Birkaç ay önce fiilen hizmete girip hasta kabulüne başlayan hastanenin resmî açılışı da; referandum süreci içinde propaganda gezilerinin Yozgat durağında başbakan tarafından yapıldı.
Her ne kadar konuşlandırıldığı mevki’in rüzgâra mütemayil ve sağlıklı insanları bile ağustosta zatürree edebilecek kadar soğuk olduğu gerçeği var ise de; mükemmel bir hastane binası olduğu da göz ardı edilemez.
Polikliniklere giriş kapısından itibaren vatandaşları, bu yapı içinde aradıkları birimi bulabilmesine yardımcı olmaya âmâde güleryüzlü elemanlar karşılıyor. Sorularınıza cevap alıyor ve klasik hastane stresinden bir nebze uzaklaşıyorsunuz.
Hastaneye ulaşım konusundaki tedirginlik de belediye tarafından giderilmiş durumda. Takriben her yarım saatte bir otobüs dolusu vatandaş aradığı şifayı bulma ümidiyle hastaneye taşınmakta.
***********
Sağlık Bakanlığının geliştirdiği bir hizmet şekli de malumlarınız üzere telefonla randevu alma yöntemidir. Sabahın köründe hastaneye varıp kayıt işlemlerini takiben sıranızın gelmesini beklemek yerine “alo 182 randevu” hattı aracılığı ile kendinize en uygun zamanı seçme hakkınız var.
Yani bu alo 182 hattının hizmet amacı; vatandaşın kendine uygun zamanı seçebilmesi imkânı sunmasıdır.
Zaman… Uzun uzun örneklemeye hâcet yok.
Bütün boyutlarıyla bu kavramın hangimizin hayatında önemi yok ki?
İşte bu hastanede sorun bu noktadan itibaren başlıyor.
Kapı girişinden itibaren başlayan bütün olumlu davranışları poliklinik önündeki sinir harbi ile unutuveriyorsunuz.
İşte orada sırtına üniforma veya yakasına görevli etiketi takılan tüm insanlarımızın o pek meşhur, HİZAYA SOKMA, SIRAYA KOYMA, DİLEDİĞİ GİBİ UTURUŞ DURUŞ ÖĞRETMEYE KALKMA HASTALIĞI kendini gösteriyor.
Çünkü “alo 182” den aldığınız randevu saatinde ya doktor yok, ya size önerilen doktor bu hastanede hiç görev almamış (yani yok oğlu yok), ya da aynı saatin aynı dakikasına verilen üç-beş tane randevu var.
Eski hastanede polikliniklerin kapı yanındaki monitörlerden sıranızın geldiğini okuyabilmekte iken, yeni hastanenin bazı polikliniklerinde bu teknoloji henüz oturmamış. (ne demekse)
Bir de “okuma yazması olmayan yaşlı hastaların varlığı gerekçe gösterilerek” görevlilerin inisiyatifine sıra işi bırakılmakta ki, trajikomik olan da bu!
Bu bahanenin adına ben, “ender durumu genele indirgeme/bindirme” olarak tanımladım.
Bu alo 182’nin ciddiyetine inanıp ilçelerden gelenlerin hayal kırıklığına uğramaları ise üstünde önemle durulması gereken, daha vahim bir durum.
Hasta ve hasta yakını, sağlık sorununa çare bulabilmek ümidiyle ikamet ettiği ilçe veya köyünden kalkıp ve üstelik randevu saatini kekitmeden bu şatafatlı hastaneye geliyor ama karşısına çıkan olumsuzluklarla canı burnuna, kanı beynine sıçrıyor.
Poliklinik kapısında bekleyen görevliye randevu onay fişini vereceksiniz ama sizi, farklı kıyafeti nedeniyle TOPLUMUN BİR GIDIM ÜSTÜNE ÇIKTIĞINI ZANNEDEN hadsizin biri sıraya koyup çağıracak.
Komut verici ses tonlarına bir kez tanıklık edenler, ne demek istediğimi anlayacaktır.
İstisnaları elbette tenzih ediyorum. Hatta hak etmedikleri halde sert çıkanlara bile saygıda kusur etmeyen gençleri teselli etmek de yine diğer hastalara veya hasta yakınlarına düşüyor.
*************
Pekiiii… Randevu ve veya normal kayıt sırası almış olmanıza rağmen doktorun bakabileceği günlük hasta sınırını aşması nedeniyle muayene olamayacağınız söylenirse ne yaparsınız?
Psikiyatri polikliniğine, doktorunun kontrol için gün verdiği hastalardan, birkaç kez “alo 182”den aldığı randevuya güvenerek gitmesine rağmen doktoruyla görüşme imkânı bulamayacağını anladığı için randevusunu iptal ettirenlerden biri de benim… Buna beklemeye sabrı olmayanların veya zamanı olmayanların tepkiselliği, ve hatta dilerseniz benim için zaten psikiyatrik zıplaması olduğu için çekip gitmişlik de diyebilirsiniz.
Artık psikiyatri polikliniğine gitmemeye karar verdim. Çünkü asabımı zapt etmeyi öğrendiğimi fark ettim. İnanın doktora ikrar ettiğim problemim de bu idi. Birini, birilerini, bir yerleri, bir şeyleri kırıp dökme korkumdan şikâyetimi de geri aldım.
Oradaki umursamazlığın uyardığı stres haline rağmen tebessüm edebilmiş ve doktorla görüşme inadından bir çırpıda vazgeçebilmişsem gayri gam yok.
Bu hal, sadece adı geçen poliklinikle sınırlı değil…
Acil vak’alar dışında da behemahal müdahale edilmesi gereken durumdaki hastalara verilen randevuların, doktorun bakabileceği hasta sayısı sınırının aşıldığı gerekçesiyle yok sayılmasına ne demeli?
**********
Bilinmelidir ki, aksaklık arama ve deşifre ederek tatmin olmaya çalışmak gibi basitlik içeren bir telaş ve hırs içinde değiliz.
Her anlamda gelişme, tekamül silsilesi içinde vücuda gelir, gelmelidir. Yani birkaç aşamadan müteşekkil bir planlama oluşturmazsanız, yapılan işin sonuçlarından memnuniyet sağlayamazsınız.
Tüm işlerimizde olduğu gibi önce son kerteyi milletin önüne koyup, aksaklıkları göçü yola vurduktan sonra gide gide düzeltmeye çalışıyoruz. İşin garibi şimdiden bazı sesleri de duyar gibiyim. Yahu hele düzelir.
Evet biliyorum, belki düzelir ama göle su gelinceye kadar, kurbağanın gözü patlar!
İnşallah bu eleştirimizin, kurumlar arası diyalog bağlamında sağlıklı bir duruma getirilmesi cihetinden ele alınarak tavsiye niteliğinde kabul edilmesi düşünülür.
Teknolojide çağ atladığını iddia eden sağlık sisteminin kendi içindeki çelişki, iletişim, bilgi alışverişi gibi yetersizliklerinden kendini arındırması gerekir vesselam!

29.04.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
GÜNCELLE(ME)
Değerli dostum, hakkını vererek okuyanı hakikaten irşat edecek yazını zevkle okudum. Amma, daha fatiha ve ihlas surelerini bile doğru okuyamayan bir toplum nereden bilsin "ve leddalinin" anlamını. Ataköy gibi kısmen elit bir zümrenin oturduğu semtte bile utanmadan ıskat yapanlara sanki merak etmişim gibi sormuştum. "Okuduğunuz her sureden sonra sadakallahü'l-azîm diyorsunuz, ne demek bu" diye. Verdikleri cevap "Adettir her duadan sonra söylenir" cevabı oldu. Şimdi mevlit olsun, kur'an kıraatı olsun tamamlandıktan sonra ikram faslı başlayıpta sohbete oturunca sorarım hep ve hep cevap aynı olur. Üstelik bunlar en yakın caminin hocalarıdır hep. Sevgi ve selamlarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 16.03.2018 23:29
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Abdulkadir Çapanoğlu üstadım.
Sayın Bilal Şahin'in nezdinde bütün iş adamlarımıza yaptığınız daveti; "ÜSTÜNE ALINAN ÇIKAR İNŞALLAH" olarak algıladım.
Biri veya birileri çıkıp; YOZGAT VAR, YOZGATLI VAR, YOZGATLILAR VAR desin diye beklemelerdeyiz.
Ümit fakirin ekmeği!
"Ye Mehmedim ye" hesabı dahilinde!
Katkınız için teşekkür ederim.
Yasin Ali ER -- 06.03.2018 13:35
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Değerli dostum,
Anlayana sivrisinek anlamayana davul zurna diyeceğim ama desem ne fayda. Yıllar önce rahmetli Abbas Sayar ağabeyimiz koymuştu teşhisi “Yozgat var da Yozgatlı yok” diye. Ben biraz şahıslara indirgeyeceğim çaresiz. Hayırsever iş adamımız Sayın Bilal Şahin’e buradan çağrı yapıyorum. Kazandığı sevaplar kadar sevap kazanmak istiyorsa Şeker Fabrikasını sahiplensin. Bütün Yozgat’ın hayır duasını alacaktır. Saygılarımla
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 05.03.2018 20:57
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Saygıdeğer Muhsin Köktürk Bey ve Kadriye Şahin hanımefendi...
Değerli katkılarınız ve sitayişleriniz için teşekkür ederim.
Nuhsin Bey! Bizim inatla biat alışkanlıklarımızın önüne geçmek mümkün değildir. Siyasi partisini eleştirdiğiniz herkes, kendi tercihinde yanılmış olmayı kabullenmemek adına; her yanlışı mubah saymanın anlamsız savunuculuğu içinde kalınıyor. Kuzu kuzu dinlemeye ve maalesef uyumaya devam etmekteyiz.
Kadriye Hanım!
Ereğli DÇ'ye dair hatırlatmanız, benim arzetmeye çalıştığım çözüm yollarına muhteşem bir emsal olmuş.
Konunun Yozgat Valisi Sayın Kemal Yurtnaç tarafından incelenmesi, araştırılması ve Turhal Şeker Fabrikasının da aynı makus akıbetle karşı karşıya kalacağının bilinciyle bütün şeker fabrikalarının üretim işlevinin devamlılığına katkı sağlamalarını ümit ediyorum.
İZ BIRAKAN bir Vali olarak tarihin temiz bir sayfası kendilerini bekliyor.
...ve evet!
Devlet mademki satmaya mecbur... O halde halkın malı olmasına hiç bir engel yok!
Yasin Ali ER -- 05.03.2018 14:42
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Yasin Ali Er,
Şeker fabrikaları ile ilgili konuyu köşenize taşıdığınız için teşekkürler. Ama öylesine suskun ve kabullenici bir toplum olduk ki hakkımızı arayamıyoruz. Altımızdan minderimizi çekseler sesimizi çıkarmıyoruz. Başımızdakiler de bizim bu garip yapımızın farkında olmalılar ki dilediklerini yapıyor ve en ufak bir geri adım atmıyorlar. Oyumuzla da cezalandıramıyoruz bizi dinlemeyenleri, cezalandırmak bir yana bir sonraki seçimde daha da çok oy veriyoruz. O zaman yapılanlara layığız demektir. Susuyoruz, dolayısıyla sıra bize gelecek. Bugün şeker fabrikamızı elimizden alacaklar, yarın bir başka fabrikamızı. Biz de Tarkan'ın "Kuzu Kuzu"sunu dinleyip uyumayı sürdüreceğiz.
Özellikle İç Anadolu bölgesi insanının aşırı kaderci yapısı; onu mücadeleden, hak aramadan vazgeçiriyor.
Bir gün akıllanırız ama, "Atı alan Üsküdar'ı geçer." çoktan.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.03.2018 16:28
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Ali Yasin Er Beyefendi;

Haberlerden okuduğumuz kadarı ile bilgi sahibi oluyoruz. Elbette ki halk, kendi güvencesini kendi sağlamalı. Birlik beraberlik ve güvenin şart olduğu ortamlarda başarılmayacak hiç bir şey yoktur. Ne yazı ki, bizim halkımız geminin kaptanı, gemiyi nereye sürüklerse oraya rıza gösteriyor. İnsan bindiği gemide nereye yolculuk yapacağına karar veremiyorsa, kaptana tabi olmak zorunda. Yozgat halkı da bu durumda. Gideceği limanın adresini kaptana bildirmekten aciz. Sadece (olacakları) etrafı seyretmekle meşgul. Sonrada benin ne işim var bu limanda? Diye, çırpınıyor... Zamanın birinde "Demir Çelik fabrikaları" Ereğli de aynı sorunu yaşamıştı. Lâkin, içinde çalışan işçiler kooperatif kurarak hisse payı ile kendileri satın almışlardı. Devlet "satacağım" derken illâ yabancı alsın demiyor. Öncelik elbette kendi halkına ait dir.

Her şey; birileri işletsin, birileri kazansın durumuna dönüştürülmeden, işçinin emeği taşeronların cebine girmeden... Kendin işlet, kendin kazan durumuna çevrilmeli.

Duyarlılığınız için teşekkürler. İnşAllah birlik olmanın değerini halkımız anlamış olur.

Selamlar saygılar...
Kadriye ŞAHİN -- 03.03.2018 19:23
Düne gitmek
Sayın Yasin Ali Er Beyefendi; Yazınızın başlığını görünce şöyle demek geldi içimden. "Ben hep dünlerde geziyorum. Eski günlerden ne var, ne yok bu güne taşımak için didiniyorum". Umarım güzel olanları günümüze taşıya bilirim. Elbetteki "dün" bu günün aynasıdır. O aynada yansıyanları irdeleyip daha güzel günler hazırlamak gayemiz.

Kaleminiz var olsun. Yeni yıl da beklediğimiz güzel yenilikler Ülkemizi, insanlarımızı, çocuklarımızın yüzünü güldürsün.

Saygılar selamlar.
Kadriye ŞAHİN -- 03.01.2018 01:41
KİM TAKAR ALO 182’yi?
Sayın Yasin Ali Er,
Güzel yazınızı beğeniyle okudum. Sanırım halk oylamasına katkısı olur düşüncesiyle sistem tam oturmadan ivedilikle açtılar kent hastanesini. Böyle demekle ülkeyi yönetenleri mazur görmeye çalışmıyorum. Bizim hangi işimiz dört dörtlük oluyor ki?... Çoğu zaman tribüne oynuyor bizi yönetenler. İşin içinde olmayıp da dışarıdan izleyenler o tribün gösterisine aldanıp alkış tutuyorlar.

Hükûmet yetkilileri, "Hastanelerde kuyruk sırası sorununu çözdük, kuyrukları sonlandırdık." diyorlar. Haklılar. Gerçek kuyruklar sonlandı, ama bu kez de sanal kuyruklar oluşmaya başladı. Hele büyük kentlerde bu kuyruklar uzadıkça uzamaya, beş altı aya ulaşmaya başladı.

Dediğiniz gibi, "Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar." Bizde de randevu sırasını beklerken ölür hastalarımız. Ardından bir iki sızlanır, "Ne yapalım yazgımız böyleymiş." der; ardından bir Fatiha okuyup huzur buluruz.

Saygılarımla.
Adınız ve Soyadınız -- 14.05.2017 21:43
Eski hamam, yeni taş ve bulanık su

2016 yılı, geçmişin hesabı çerçevesinde değerlendirilirken, ESKİ iktidar HAMAMI’na YENİ MİLLİYETÇİLİK “TAS”ı uydurulduğunu görüyoruz..
Şu iki satırınız bile çok şeyi özetlemiş , ellerinize sağlık...
NUR GÖKIRMAKLI -- 9.1.2017 16:09:5
Eski hamam, yeni taş ve bulanık su
Abi anlattıklarını yaşadığımız dönemlerde gerek akranlarımıza gerekse büyüklerimize aktardık, Allah şahit. Kardeşim, ne bahari? Bu büyük güçlerin kuklalarını değiştirme, silah satma, petrole hükmetme, Islam dünyasını boyunduruğu altında tutma oyununun yeni senaryolarıdır. Biz bu gaflet halindeyken Batı bize baharı yaşatır mi? dedik. Olan her türlü Islam dünyasına olacak, dedik. Bak adamlar Ortadogu'yu parcalayacaklarini açık acik söylüyor, ayık olunmalı, dedik. Dokuz var mı bilmem ama epey bir köyden, meclisten kovulduk. Şimdi ben bu söz dinlemeyenlerden olsaydım, ölen her bir Müslümanın görüntüsü vicdanımda çok daha onulmaz yaralar açardı, diye düşünüyorum. Topladigim yardımlar vs. O yarayı hafifletmeye yeter mi?.. Allah şahit ötesini de dedik. Ama sen daha güzel demişsin can abim. O kalemine ve yüreğine sağlık...
Yılmaz Ocak -- 2.1.2017 22:58:5
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00