BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.10.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
225
Dün
:
4633
Toplam
:
14643998
ÇİZGİ Yasin Ali ER
YOZGAT,İDARE EDİLMESİ EN KOLAY İL VESSELAM !
yasinalier@hotmail.com
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, AKP 6. Olağan il kongresi için Yozgat’a gelişi münasebetiyle hepimiz heyecanlanmış ve önümüzdeki seçimlerin de yüzü suyu hürmetine en azından göçün önüne geçilmesini sağlayabilecek müjdeler vermesini ümit etmiştik.
Yozgat’ı daha önceki ziyaretlerindeki meydan mitinglerinde; “Yozgat marka şehir olacak” cümleleri hafızalarımızdaki yerini koruyan Sayın Cumhurbaşkanı’ndan, vilayetimizin fabrika bacalarıyla donatılmasına imkân sağlayacak ve böylece göç sorunumuzu mutlaka durduracak tek ama tek alternatif proje olan doğu ve güneydoğu illerine yönelik özel teşvik yasasının kapsamına Yozgat’ın da ilave edileceği MÜJDESİNİ umduk, bekledik…
Her lider, ziyaret ettiği yerlerle ilgili olarak; ancak kendisine sunulan belgeler veya brifinglerde verilen bilgiler kadarını bilir. O çerçevede konuşur, anlatır ve vaatlerde bulunur.
Bizim meselelerimize somut çözüm önerileri veya vaatleri sadır olmadı diye serzenişlerde bulunacak değilim. Sorun bizi temsil edenlerde, sorun bizim sorunlarımızı masaya doğru yatırıp teşhisi doğru yapmayanlardadır.
Dünyanın en iyi cerrahının önüne apandisit ameliyatı olması gereken hastanın dalağını almasını söylerseniz, dalak gittiğiyle, apandisit patladığıyla, hasta da hayatını kaybettiğiyle kalakalır.

Yani?
Yanisi şudur. Cumhurbaşkanı Yozgat’a gelecek ve bu ili yönetenler, STK yöneticileriyle, iktidar ve muhalefet parti temsilcileri ayrımı gözetilmeksizin bütün siyasi partilerin temsilcileriyle, basın mensuplarıyla, icracı kamu kurumlarının yöneticileriyle, gerekirse günlerce toplantılar yapılarak bir konsensüs oluşturulup, ortak bir metin hazırlanılarak kendilerine takdim edilmeliydi.
Ki; hangi istimlak alanı, karayolunun genişletme çalışmasıyla, orta yere gidiş dönüşü raylı sistemin oturtulması sağlanacaksa, hangi teknik verilerle yapılacağı açıklanmalı değil miydi? O engebeli arazide kurulması düşünülen hayal banliyösü yerine çevre yolunu şehrin dışına alıp, ana arterlerdeki trafiği rahatlatmanın hesabı içeride yapılabilirdi.
Ki; Yozgat’tan göçüp başka illere yatırım yapan Yozgatlılar’ın veya başka yatırımcıların Yozgat’a gelmesini cazip hale getirebilecek YASAL YAKLAŞIM İÇİN sayın Cumhurbaşkanı’ndan START VERİLMESİ BEKLENSİN…
Zaten Sayın Erdoğan da, banliyö hattı konusunun araştırıldığını söyleyip geçti.
**************
Şehitler diyarı Yozgat…

Hangi lider, bu sözü Yozgat’ın neresinde söylerse söylesin, hele de hitabet san’atının inceliklerinin yansıdığı ses tonuyla da söylendi mi; bizde hoşafın yağı kesilir ve o cümleden sonrasında ne söylenmişin, ne söylenmemişin hiç önemi kalmaz.
Nitekim öyle oldu… Sayın Cumhurbaşkanı konuşurken salonda sloganlar susmadı. Sözün ne olduğuna dikkat edilmedi, verilmeye çalışılan bilgiler kimsenin umurunda değil gibi çılgınca alkışlar ve ‘İşte ordu.. İşte başkomutan.. ” gibisinden tezahüratlar arasında söylev tamamlandı.
Hatta, arada bir Cumhurbaşkanı, buraya dikkat, burası önemli gibi sözlerle müdahale etmese, susup dinlemeyi hiç düşünmeyeceklerdi.
O kalabalığın, sloganlar atarak kendini tatmin etmekten başka maksatları veya hançerelerini yırtarak bağırırken birilerine görünmeye çalışmaktan öte bir meseleleri yok muydu acep?

Yıllardır Yozgat için düşünebilen insanların BİR ORTAK NOKTAYI dile getirdiğine tanığız.
Bizi ancak kendimiz ayağa ve atağa kaldırabiliriz, biz ancak kendimiz yatırım yaparsak atılım yapabiliriz. Yeter ki sorunlarımızı icra makamlarına doğru iletmenin yollarını bilelim, bulalım ve başvuralım.
İşte tam bu noktada Sayın Cumhurbaşkanı da bizim gibi düşündüğünü beyan etti.
Konuşmasının son bölümünde, Yozgat’ın nüfusunun tabeladaki yazılan kadar az olmadığını, bir o kadar Avrupa’da, bir o kadar Ankara’da... velhasıl diğer yerlerde yaşayan Yozgatlıların 1,5 – 2 milyon nüfusu olduğunu belirten Sayın Erdoğan da aynı noktaya değinerek, “Artık devletin yatırım yapmadığını ama yatırım projelerini desteklediğini” belirtti.
O cümlenin akabinde bekledim.
“Hem de Yozgat’ı doğu ve güneydoğu illerini kalkındıracak o özel teşvik yasası kapsamına dâhil etmeye çalışacağız” der mi acaba diye heyecan bastı, damağım kurudu, yutkunamadım bile!
Ama hayır… Sayın Erdoğan, kendi göbeğinizi kendiniz kesmelisiniz anlamına gelecek şekilde; “Yozgat’ın tanıtımını kendiniz yapmalısınız” dedi.
Yozgat dışındaki Yozgatlıların yatırımlarını kendi memleketlerine yapmalarını sağlamak ve yatırımcı diğer iş adamlarının da Yozgat’a gelmeleri için bizim tarafımızdan ikna edilmeleri gerektiğini belirtti.
Bu da bir doğrudur!
Hayal kırıklığına uğradım diyemiyorum.
Çünkü çarşambalar, perşembelerin habercisiydi. Nitekim kafamdaki acabalar gidip, yerini erimeye devam etme kâbusuyla başbaşa bıraktı.
“Devlet kendi üzerine düşen sosyal hizmetleri yapar, bunun için gerekli kurum ve kuruluşları ihdas edip faaliyete geçirir ama yatırımı sen yaparsın kardeşim” anlamına gelen bu cümleye gık diyebilecek bir babayiğit çıkmaz, çıkamaz!
Yozgat’ın cazibe merkezi olmasının; sadece ulaşım sorunlarının çözülmesi ile mümkün olamayacağını Sayın Cumhurbaşkanına doğru anlatacak bir köprü heyet olabilseydi, 14 ocak 2018 bizim için bir milat olabilir miydi bilemem…
Ama sadece yapılan icraatları anlatıp, yapılacakları ise defalarca tekrar ettiğini “unutmadığı anlaşılır” şekilde anlatarak gitmezdi.
Ben, satır arasında söylediği o iki kelimelik cümleyi çok sevdim.
“proje bekliyoruz.”
Kalabalığın gürültüsüne kurban giden bu cümle, aslında ayıbımızı yüzümüze vuran çok önemli bir tespit idi. İstemek yerine yapmayı düşünmek gerektiğini en yetkili ağızın söylemesi isabet olmuştur.

Tüm konuşmanın kaseti DİNLENEREK seyredilirse, son bölümde kafamıza haklı yere inen bu balyozun tadına vakıf olunur.
Yozgat, müstahdem atamaları, daire müdürlerinin yerleriyle oynama ve cicili biçili, allı güllü binalarla avutulmakla mutlu…

Yozgat, idare edilmesi en kolay il vesselam!

158.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Yasin Ali Er,
Şeker fabrikaları ile ilgili konuyu köşenize taşıdığınız için teşekkürler. Ama öylesine suskun ve kabullenici bir toplum olduk ki hakkımızı arayamıyoruz. Altımızdan minderimizi çekseler sesimizi çıkarmıyoruz. Başımızdakiler de bizim bu garip yapımızın farkında olmalılar ki dilediklerini yapıyor ve en ufak bir geri adım atmıyorlar. Oyumuzla da cezalandıramıyoruz bizi dinlemeyenleri, cezalandırmak bir yana bir sonraki seçimde daha da çok oy veriyoruz. O zaman yapılanlara layığız demektir. Susuyoruz, dolayısıyla sıra bize gelecek. Bugün şeker fabrikamızı elimizden alacaklar, yarın bir başka fabrikamızı. Biz de Tarkan'ın "Kuzu Kuzu"sunu dinleyip uyumayı sürdüreceğiz.
Özellikle İç Anadolu bölgesi insanının aşırı kaderci yapısı; onu mücadeleden, hak aramadan vazgeçiriyor.
Bir gün akıllanırız ama, "Atı alan Üsküdar'ı geçer." çoktan.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.03.2018 16:28
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Ali Yasin Er Beyefendi;

Haberlerden okuduğumuz kadarı ile bilgi sahibi oluyoruz. Elbette ki halk, kendi güvencesini kendi sağlamalı. Birlik beraberlik ve güvenin şart olduğu ortamlarda başarılmayacak hiç bir şey yoktur. Ne yazı ki, bizim halkımız geminin kaptanı, gemiyi nereye sürüklerse oraya rıza gösteriyor. İnsan bindiği gemide nereye yolculuk yapacağına karar veremiyorsa, kaptana tabi olmak zorunda. Yozgat halkı da bu durumda. Gideceği limanın adresini kaptana bildirmekten aciz. Sadece (olacakları) etrafı seyretmekle meşgul. Sonrada benin ne işim var bu limanda? Diye, çırpınıyor... Zamanın birinde "Demir Çelik fabrikaları" Ereğli de aynı sorunu yaşamıştı. Lâkin, içinde çalışan işçiler kooperatif kurarak hisse payı ile kendileri satın almışlardı. Devlet "satacağım" derken illâ yabancı alsın demiyor. Öncelik elbette kendi halkına ait dir.

Her şey; birileri işletsin, birileri kazansın durumuna dönüştürülmeden, işçinin emeği taşeronların cebine girmeden... Kendin işlet, kendin kazan durumuna çevrilmeli.

Duyarlılığınız için teşekkürler. İnşAllah birlik olmanın değerini halkımız anlamış olur.

Selamlar saygılar...
Kadriye ŞAHİN -- 03.03.2018 19:23
Düne gitmek
Sayın Yasin Ali Er Beyefendi; Yazınızın başlığını görünce şöyle demek geldi içimden. "Ben hep dünlerde geziyorum. Eski günlerden ne var, ne yok bu güne taşımak için didiniyorum". Umarım güzel olanları günümüze taşıya bilirim. Elbetteki "dün" bu günün aynasıdır. O aynada yansıyanları irdeleyip daha güzel günler hazırlamak gayemiz.

Kaleminiz var olsun. Yeni yıl da beklediğimiz güzel yenilikler Ülkemizi, insanlarımızı, çocuklarımızın yüzünü güldürsün.

Saygılar selamlar.
Kadriye ŞAHİN -- 03.01.2018 01:41
KİM TAKAR ALO 182’yi?
Sayın Yasin Ali Er,
Güzel yazınızı beğeniyle okudum. Sanırım halk oylamasına katkısı olur düşüncesiyle sistem tam oturmadan ivedilikle açtılar kent hastanesini. Böyle demekle ülkeyi yönetenleri mazur görmeye çalışmıyorum. Bizim hangi işimiz dört dörtlük oluyor ki?... Çoğu zaman tribüne oynuyor bizi yönetenler. İşin içinde olmayıp da dışarıdan izleyenler o tribün gösterisine aldanıp alkış tutuyorlar.

Hükûmet yetkilileri, "Hastanelerde kuyruk sırası sorununu çözdük, kuyrukları sonlandırdık." diyorlar. Haklılar. Gerçek kuyruklar sonlandı, ama bu kez de sanal kuyruklar oluşmaya başladı. Hele büyük kentlerde bu kuyruklar uzadıkça uzamaya, beş altı aya ulaşmaya başladı.

Dediğiniz gibi, "Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar." Bizde de randevu sırasını beklerken ölür hastalarımız. Ardından bir iki sızlanır, "Ne yapalım yazgımız böyleymiş." der; ardından bir Fatiha okuyup huzur buluruz.

Saygılarımla.
Adınız ve Soyadınız -- 14.05.2017 21:43
Eski hamam, yeni taş ve bulanık su

2016 yılı, geçmişin hesabı çerçevesinde değerlendirilirken, ESKİ iktidar HAMAMI’na YENİ MİLLİYETÇİLİK “TAS”ı uydurulduğunu görüyoruz..
Şu iki satırınız bile çok şeyi özetlemiş , ellerinize sağlık...
NUR GÖKIRMAKLI -- 9.1.2017 16:09:5
Eski hamam, yeni taş ve bulanık su
Abi anlattıklarını yaşadığımız dönemlerde gerek akranlarımıza gerekse büyüklerimize aktardık, Allah şahit. Kardeşim, ne bahari? Bu büyük güçlerin kuklalarını değiştirme, silah satma, petrole hükmetme, Islam dünyasını boyunduruğu altında tutma oyununun yeni senaryolarıdır. Biz bu gaflet halindeyken Batı bize baharı yaşatır mi? dedik. Olan her türlü Islam dünyasına olacak, dedik. Bak adamlar Ortadogu'yu parcalayacaklarini açık acik söylüyor, ayık olunmalı, dedik. Dokuz var mı bilmem ama epey bir köyden, meclisten kovulduk. Şimdi ben bu söz dinlemeyenlerden olsaydım, ölen her bir Müslümanın görüntüsü vicdanımda çok daha onulmaz yaralar açardı, diye düşünüyorum. Topladigim yardımlar vs. O yarayı hafifletmeye yeter mi?.. Allah şahit ötesini de dedik. Ama sen daha güzel demişsin can abim. O kalemine ve yüreğine sağlık...
Yılmaz Ocak -- 2.1.2017 22:58:5
ÖĞRETMENİM


OKURKEN KIRK YIL GERİYE GÖNDERDİNİZ YA BENİ HELAL OLSUN ÜSTADIM, YAZINIZI YAZARKEN HİSSETTİKLERİNİZİ HİSSETTİM.HELE DE O SON SATIRLARDA GÖZLERİM DOLDU, öĞRETMENİNİZİN SİZE VERDİĞİ ŞU DOLMA KALEM! SANIRIM BİR KESE ALTIN VERİLSE BU DEĞERİ BULAMAZDI, ÖĞRETMENİNİZ DE O KIRK YILLIK KALEMİNİ KİME VERECEĞİNİ BİLECEK KADAR ŞUURLUYMUŞ, ONA DA BRAVO. SİZ O KALEMİ HAKKEDENLERDENSİNİZ ZİRA, DİLERİM KIRK YILDA SİZİN ELİNİZDE TAŞIP COŞAR ANLAMLI KELAMLARLA, SELAM SEVGİ SAYGIMLA..
ngokirmakli@gmail.com -- 24.11.2016 17:34
ALLAH RIZASI İÇİN
Yasin ağabey, yüreğine sağlık...
Yılmaz OCAK -- 15.11.2016 22:47
ALLAH RIZASI İÇİN

Bir dilencinin İstanbul'da bir villasının olduğunu gözlerimle gördüm emin olun.Amma biz Türk milletinin en zayıf tarafıdır merhameti, ben nelere maruz kaldım şaşarsınız anlatsam..Birini söyleyeyim: SABAH İŞİME GİDERKEN ARKAMDAN BİRİ SESLENDİ " BAYAN BAYAN BAYAN!" DÖNÜP BAKTIM MAZBUT GİYİMLİ 50 YAŞINDA BİR KADIN UTANGAÇ BİR TAVIRLA YAKLAŞTI" BAYAN BEN CÜZDANIMI ÇALDIRDIM EVE DÖNECEK PARAM YOK YARDIMCI OLUN" DEDİ, DERHAL ÇIKARIP ON TL UZATTIM VE GİTTİM.. ERTESİ SABAH ÇOK BAKIMLI, VE SAÇ ŞEKLİMİ DEĞİŞMİŞ BAŞIMA ŞAPKA TAKMIŞ OLARAK YİNE İŞİME GİDİYORUM VE YİNE ARKAMDAN AYNI SES DÖNDÜM Kİ AYNI KADIN VE BANA YAKLAŞTI, BELLİ Kİ BU DEĞİŞİK GİYİMİMLE BENİ TANIMADI. YİNE AYNI HİKAYE İLE BENDEN PARA İSTEDİ, İŞTE O ZAMAN BU SAHTEKARI ADAMAKILLI AZARLADIM,, AMA KAR EDER Mİ? BU KADINI HER GÜN AYNI YALANLA DİLENDİĞİNİ İZLEDİM,, DAHA BUNUN GİBİ NELER NELER..ÜSTADIM ZATEN YÜZSSÜZLÜĞÜ, PİŞKİNLİĞİ ELE ALAN USLANMAZ, BELEDİYE NE YAPSIN. BİR YERDE YEMEK BİLE YİYEMİYORSUNUZ, MASANIZA DİNELİNCE, YEMEK YEME BİLE ZEHİR OLUYOR..ELİNİZE SAĞLIK...SAYGILAR SELAMLAR...
NUR GÖKIRMAKLI -- 23.10.2016 11:47
KURBANLIK
Hem nalına, hem mıhına diyen bu kurban bıçağı kadar keskindi yazınız. Sadece gerçekleri yazan cesur gazetecilere mahsus kutlanacak bir cümlelerdi..Naylon insanlara bir şapka olsun , kaleminiz daim coşkulu olsun derken, dinimizin emrettiği Kutsallarımızdan biri olan Kurban bayramınızı kutluyorum, selam saygımla...
Kelami -- 11.09.2016 17:14
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
2
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00