BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.11.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
207
Dün
:
4633
Toplam
:
14856233
ÇİZGİ Yasin Ali ER
Katı bir benlik taassubu
yasinalier@hotmail.com
İmam, abdest tazelemeye üşenip o sıkışık haliyle geçmiş mihraba… Tam da namazın ortasında ince bir gıcırtıyla berbat bir koku salarak yellenivermiş. Namaza devam edip etmediği hakkında anlatılan bir şey yok ama utancından o beldeyi terk ettiği söylenir.
Yıllar sonra; “unutulmuştur ya hu! Hele bir gideyim diyerek yola koyulmuş. Vara vara varmış beldenin hemen dibine… Oracıkta oynamakta olan çocuklara yaklaşıp hal hatır sorduktan, kimine aferin, kimine maşallah derken, çocuklardan birine yönelip; “sen kimin oğlusun yavrum demiş. Çocuk babasını söylemiş. İmam; ooo maşallah! Sen kaç yaşındasın bakiiiyyym? El cevap; “valla emmi, ben gaç yaşında olduğumu bilmiyom emmeee, anam der ki, imamın namaz gıldırırken ossurduğu yıl doğdun!
Hoca efendi, o çok sevip özlediği beldeye giremeden gerisin geri dönüp gitmiş! Anlamış ki, unutulmuyor…
* * *
Bir beldenin veya ülkenin önemli mevkilerindeki şahsiyetlere de yaptıkları işlere ve veya karakterlerini sergiledikleri eylem ve davranışlarına göre lakaplar takılır. Hatta bu öyle bir hal alır ki akıllarda; isimlerden çok sıfatlar kalır.
Fatih, Atatürk, Millî Şef, Çoban Sülü, Karaoğlan, Daş Memmet gibi!
Şimdilerde Yozgat’ta “tek yön Kâzım” lafı edilir oldu.
Bu lakap, belediye başkanı seçilmesinin hemen akabinde ana caddeleri, bölünmüş yol standardına uygun olup olmadığına bakmaksızın daraltarak, orta yerine refüjler yerleştirmek suretiyle, dikine bölüp duble yol ihdas edişiyle verildi zannediyorduk.
Meğer bakış açısı da aynı minval üzere, “BEN BİLİR, BEN YAPARIM… BU MEMLEKETİN AĞASI DA, PAŞASI DA BENİM… NE ÖNCEKİ ESKİ YÖNETİMLERİN, NE DE ŞİMDİ ÖNERİLENLERİN BENİM NEZDİMDE İTİBARI YOK” mantığıyla hareket etme özelliği de bu lakabın takılmasındaki etkenlerden imiş.
Şehir hastanesi yakınındaki eczanelerden birinin önünde park yeri bulamadığımız için epey yürümek zorunda kalmış ve eczacıya, “kaldırımınız yoldan geniş olmuş. Yeni oluşturulan be yeni muhitte de mi park sorunu olacaktı? Şuracığa bir park cebi yaptıramaz mıydınız?” dediğimde; “başkana söylediğimizde azarlandığımız gibi üstüne bir de dayak yemediğimiz kaldı amca” deyişini aklım almamıştı.
* * *
Kurumlarda yöneticiler değişir, değişebilir. Ama ne hizmetin hedefi değişir, ne eski yöneticilerin başlattığı hizmetler durdurulur, ne de o dönemlerde yapılan antlaşmalar yok sayılır. Çünkü kurumlarda ve bilhassa DEVLETİN KURUMLARINDA devamlılığı esas kabul etme zarureti vardır.
Yok saymak, ya da daha iyisini önermeden ilga etmek ancak keyfilikle izah edilebilir.
Hele ki bir belediye başkanının, kendisinden önceki üstelik aynı partiye mensup olduğu eski başkan ve BELEDİYE MECLİSİ KARARIYLA yapılan bir protokolü tanımaması ise; katı bir benlik taassubu olarak algılanmaz mı?
* * *
Taha AKYOL, Ahmet Hakan COŞKUN, Saygı ÖZTÜRK, Dursun ERKILIÇ, Metehan DEMİR, Emin KOÇ, Latif ŞİMŞEK, Hakkı ÖCAL, Turgay İÇÖZ, Yurdagül ŞİMŞEK, Sürur ÖZTÜRK…
Hele ki İLK TÜRK GAZETECİSİ, Tercüman-ı Ahval gazetesinin kurucusu merhum Çapanzâde Agâh Efendi!
…ve merhum Nail Abbas SAYAR…
İlk etapta aklıma gelen isimlerden bir kaçını yazdım.
“Bu isimlerin Yozgatlı olduğunu, Yozgat’ın yeni nesilleri bilseler ne olur, bilmeseler ne” mi diyeceğiz?
Hani bu memleketin insanlarının büyük şehirlerde ayak işlerine koşturulan yeteneksiz ve beceriksizler taifesi olarak algılanması yerine, vasıflı ve özendirici yerlerdeki SÖZ SAHİBİ Yozgatlıların varlığının bilinmesinde, teşvik edicilik açısından fayda yok mudur?
Yozgat Bozok Üniversitesi’nde bir İletişim Fakültemiz var. Öğrencilerimize slaytlar veya ders kitaplarındaki resimleriyle anlatılan gazetecilik ekipmanlarının da sergilendiği bir ortam sağlanmış ve halkımızın, yeni nesil gençlerimizin istifadesine sunulmuş olmasının neresinde zararınız olurdu?
Yozgat Belediyesi - Yozgat Gazeteciler Cemiyeti Basın Müzesi ismi verilerek, Belediye Meclisi’nin OY BİRLİĞİYLE ALDIĞI kararına bağlanmak suretiyle Yozgat Belediye Başkanlığı ve Yozgat Gazeteciler Cemiyeti arasında protokolü yapılan bu müze projesi akim kalmıştır.
Bu tek yön anlayışı nedeniyle, kendisinden öncekilerin başlattığı projeler, aldığı kararlar ve yaptığı sözleşmeleri önemsizleştirmekle ne gibi bir kazanç elde edilir? Kuru bir ego tatmininden öte hangi amaca hizmet edilmektedir?
Meşhur darb-ı mesel geldi aklıma:
MAĞRURLANMA PADİŞAHIM, SENDEN BÜYÜK ALLAH VAR!
Ya da “Tek Yön Kâzım başkan iken” notları tarihe düşüyor haberiniz ola!
* * *
BAYRAMLIK
Bu senenin ramazan ayında şatafatlı iftar çadırlarını göremedik.
Milletvekili genel seçimleri ile rejim değişikliği ihtiva eden Cumhurbaşkanlığı seçimleri hengâmesine kurban giden çadırlar için ağıt dizenler olmuştur.
İyi niyetli ve kişisel olarak ihdas edilen birkaç istisnayı saymazsak; genellikle bürokrat ve siyaseten seçilme heveslilerinin buluşup boy gösterdiği mahfiller olarak akıllara yer eden çadırlarınızı bu sene kuramadınız.
Bu seneye kadar çadırlara ekilen şirin görünme tohumlarının meyvelerini kimileri topladı, kimilerinin elleri boş ve ümitleri başka baharlara kaldı.
Çadırların temsi ettiği tasadduk ve dayanışma anlayışındaki samimiyetinizin derecesi de bu vesile ile ortaya çıkmış oldu.
Güler yüzlü bir yazı ile bayramlaşmak isterdim.
İnşallah ömrümüz yeterse gelecek yılın Ramazan Ayı sonuda FITR BAYRAMINDA, bayram tadı taşıyan bir yazı ile bu köşede buluşuruz.
Bundan sonraki zaman için, hayırlara vesile olması duasıyla FITR BAYRAMINIZI tebrik ederim. Allah, oruçlarınızın feyzine vasıl etsin.

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Yasin Ali Er,
Şeker fabrikaları ile ilgili konuyu köşenize taşıdığınız için teşekkürler. Ama öylesine suskun ve kabullenici bir toplum olduk ki hakkımızı arayamıyoruz. Altımızdan minderimizi çekseler sesimizi çıkarmıyoruz. Başımızdakiler de bizim bu garip yapımızın farkında olmalılar ki dilediklerini yapıyor ve en ufak bir geri adım atmıyorlar. Oyumuzla da cezalandıramıyoruz bizi dinlemeyenleri, cezalandırmak bir yana bir sonraki seçimde daha da çok oy veriyoruz. O zaman yapılanlara layığız demektir. Susuyoruz, dolayısıyla sıra bize gelecek. Bugün şeker fabrikamızı elimizden alacaklar, yarın bir başka fabrikamızı. Biz de Tarkan'ın "Kuzu Kuzu"sunu dinleyip uyumayı sürdüreceğiz.
Özellikle İç Anadolu bölgesi insanının aşırı kaderci yapısı; onu mücadeleden, hak aramadan vazgeçiriyor.
Bir gün akıllanırız ama, "Atı alan Üsküdar'ı geçer." çoktan.
Saygılarımla.
Muhsin Köktürk -- 04.03.2018 16:28
YOZGAT ŞEKER FABRİKASINI YOZGAT KOOPERATİFLERİ BİRLİĞİ ALMALIDIR
Sayın Ali Yasin Er Beyefendi;

Haberlerden okuduğumuz kadarı ile bilgi sahibi oluyoruz. Elbette ki halk, kendi güvencesini kendi sağlamalı. Birlik beraberlik ve güvenin şart olduğu ortamlarda başarılmayacak hiç bir şey yoktur. Ne yazı ki, bizim halkımız geminin kaptanı, gemiyi nereye sürüklerse oraya rıza gösteriyor. İnsan bindiği gemide nereye yolculuk yapacağına karar veremiyorsa, kaptana tabi olmak zorunda. Yozgat halkı da bu durumda. Gideceği limanın adresini kaptana bildirmekten aciz. Sadece (olacakları) etrafı seyretmekle meşgul. Sonrada benin ne işim var bu limanda? Diye, çırpınıyor... Zamanın birinde "Demir Çelik fabrikaları" Ereğli de aynı sorunu yaşamıştı. Lâkin, içinde çalışan işçiler kooperatif kurarak hisse payı ile kendileri satın almışlardı. Devlet "satacağım" derken illâ yabancı alsın demiyor. Öncelik elbette kendi halkına ait dir.

Her şey; birileri işletsin, birileri kazansın durumuna dönüştürülmeden, işçinin emeği taşeronların cebine girmeden... Kendin işlet, kendin kazan durumuna çevrilmeli.

Duyarlılığınız için teşekkürler. İnşAllah birlik olmanın değerini halkımız anlamış olur.

Selamlar saygılar...
Kadriye ŞAHİN -- 03.03.2018 19:23
Düne gitmek
Sayın Yasin Ali Er Beyefendi; Yazınızın başlığını görünce şöyle demek geldi içimden. "Ben hep dünlerde geziyorum. Eski günlerden ne var, ne yok bu güne taşımak için didiniyorum". Umarım güzel olanları günümüze taşıya bilirim. Elbetteki "dün" bu günün aynasıdır. O aynada yansıyanları irdeleyip daha güzel günler hazırlamak gayemiz.

Kaleminiz var olsun. Yeni yıl da beklediğimiz güzel yenilikler Ülkemizi, insanlarımızı, çocuklarımızın yüzünü güldürsün.

Saygılar selamlar.
Kadriye ŞAHİN -- 03.01.2018 01:41
KİM TAKAR ALO 182’yi?
Sayın Yasin Ali Er,
Güzel yazınızı beğeniyle okudum. Sanırım halk oylamasına katkısı olur düşüncesiyle sistem tam oturmadan ivedilikle açtılar kent hastanesini. Böyle demekle ülkeyi yönetenleri mazur görmeye çalışmıyorum. Bizim hangi işimiz dört dörtlük oluyor ki?... Çoğu zaman tribüne oynuyor bizi yönetenler. İşin içinde olmayıp da dışarıdan izleyenler o tribün gösterisine aldanıp alkış tutuyorlar.

Hükûmet yetkilileri, "Hastanelerde kuyruk sırası sorununu çözdük, kuyrukları sonlandırdık." diyorlar. Haklılar. Gerçek kuyruklar sonlandı, ama bu kez de sanal kuyruklar oluşmaya başladı. Hele büyük kentlerde bu kuyruklar uzadıkça uzamaya, beş altı aya ulaşmaya başladı.

Dediğiniz gibi, "Göle su gelinceye kadar kurbağanın gözü patlar." Bizde de randevu sırasını beklerken ölür hastalarımız. Ardından bir iki sızlanır, "Ne yapalım yazgımız böyleymiş." der; ardından bir Fatiha okuyup huzur buluruz.

Saygılarımla.
Adınız ve Soyadınız -- 14.05.2017 21:43
Eski hamam, yeni taş ve bulanık su

2016 yılı, geçmişin hesabı çerçevesinde değerlendirilirken, ESKİ iktidar HAMAMI’na YENİ MİLLİYETÇİLİK “TAS”ı uydurulduğunu görüyoruz..
Şu iki satırınız bile çok şeyi özetlemiş , ellerinize sağlık...
NUR GÖKIRMAKLI -- 9.1.2017 16:09:5
Eski hamam, yeni taş ve bulanık su
Abi anlattıklarını yaşadığımız dönemlerde gerek akranlarımıza gerekse büyüklerimize aktardık, Allah şahit. Kardeşim, ne bahari? Bu büyük güçlerin kuklalarını değiştirme, silah satma, petrole hükmetme, Islam dünyasını boyunduruğu altında tutma oyununun yeni senaryolarıdır. Biz bu gaflet halindeyken Batı bize baharı yaşatır mi? dedik. Olan her türlü Islam dünyasına olacak, dedik. Bak adamlar Ortadogu'yu parcalayacaklarini açık acik söylüyor, ayık olunmalı, dedik. Dokuz var mı bilmem ama epey bir köyden, meclisten kovulduk. Şimdi ben bu söz dinlemeyenlerden olsaydım, ölen her bir Müslümanın görüntüsü vicdanımda çok daha onulmaz yaralar açardı, diye düşünüyorum. Topladigim yardımlar vs. O yarayı hafifletmeye yeter mi?.. Allah şahit ötesini de dedik. Ama sen daha güzel demişsin can abim. O kalemine ve yüreğine sağlık...
Yılmaz Ocak -- 2.1.2017 22:58:5
ÖĞRETMENİM


OKURKEN KIRK YIL GERİYE GÖNDERDİNİZ YA BENİ HELAL OLSUN ÜSTADIM, YAZINIZI YAZARKEN HİSSETTİKLERİNİZİ HİSSETTİM.HELE DE O SON SATIRLARDA GÖZLERİM DOLDU, öĞRETMENİNİZİN SİZE VERDİĞİ ŞU DOLMA KALEM! SANIRIM BİR KESE ALTIN VERİLSE BU DEĞERİ BULAMAZDI, ÖĞRETMENİNİZ DE O KIRK YILLIK KALEMİNİ KİME VERECEĞİNİ BİLECEK KADAR ŞUURLUYMUŞ, ONA DA BRAVO. SİZ O KALEMİ HAKKEDENLERDENSİNİZ ZİRA, DİLERİM KIRK YILDA SİZİN ELİNİZDE TAŞIP COŞAR ANLAMLI KELAMLARLA, SELAM SEVGİ SAYGIMLA..
ngokirmakli@gmail.com -- 24.11.2016 17:34
ALLAH RIZASI İÇİN
Yasin ağabey, yüreğine sağlık...
Yılmaz OCAK -- 15.11.2016 22:47
ALLAH RIZASI İÇİN

Bir dilencinin İstanbul'da bir villasının olduğunu gözlerimle gördüm emin olun.Amma biz Türk milletinin en zayıf tarafıdır merhameti, ben nelere maruz kaldım şaşarsınız anlatsam..Birini söyleyeyim: SABAH İŞİME GİDERKEN ARKAMDAN BİRİ SESLENDİ " BAYAN BAYAN BAYAN!" DÖNÜP BAKTIM MAZBUT GİYİMLİ 50 YAŞINDA BİR KADIN UTANGAÇ BİR TAVIRLA YAKLAŞTI" BAYAN BEN CÜZDANIMI ÇALDIRDIM EVE DÖNECEK PARAM YOK YARDIMCI OLUN" DEDİ, DERHAL ÇIKARIP ON TL UZATTIM VE GİTTİM.. ERTESİ SABAH ÇOK BAKIMLI, VE SAÇ ŞEKLİMİ DEĞİŞMİŞ BAŞIMA ŞAPKA TAKMIŞ OLARAK YİNE İŞİME GİDİYORUM VE YİNE ARKAMDAN AYNI SES DÖNDÜM Kİ AYNI KADIN VE BANA YAKLAŞTI, BELLİ Kİ BU DEĞİŞİK GİYİMİMLE BENİ TANIMADI. YİNE AYNI HİKAYE İLE BENDEN PARA İSTEDİ, İŞTE O ZAMAN BU SAHTEKARI ADAMAKILLI AZARLADIM,, AMA KAR EDER Mİ? BU KADINI HER GÜN AYNI YALANLA DİLENDİĞİNİ İZLEDİM,, DAHA BUNUN GİBİ NELER NELER..ÜSTADIM ZATEN YÜZSSÜZLÜĞÜ, PİŞKİNLİĞİ ELE ALAN USLANMAZ, BELEDİYE NE YAPSIN. BİR YERDE YEMEK BİLE YİYEMİYORSUNUZ, MASANIZA DİNELİNCE, YEMEK YEME BİLE ZEHİR OLUYOR..ELİNİZE SAĞLIK...SAYGILAR SELAMLAR...
NUR GÖKIRMAKLI -- 23.10.2016 11:47
KURBANLIK
Hem nalına, hem mıhına diyen bu kurban bıçağı kadar keskindi yazınız. Sadece gerçekleri yazan cesur gazetecilere mahsus kutlanacak bir cümlelerdi..Naylon insanlara bir şapka olsun , kaleminiz daim coşkulu olsun derken, dinimizin emrettiği Kutsallarımızdan biri olan Kurban bayramınızı kutluyorum, selam saygımla...
Kelami -- 11.09.2016 17:14
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
2
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00