BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
238
Dün
:
4936
Toplam
:
13338157
YANKI Kadriye ŞAHİN
YOZGAT'ın KAVURGA KOKULU ÇOCUKLARI
kadriyesahin64@gmail.com
Zamana bağlı yaşam şartlarının değişmesiyle, insanların beslenme şekilleri, beslendikleri yiyecek türleri, ana madde aynı kalsa da, özendirmek, ilgi çekmek, tükettirmek ve kazanma amaçlı çeşitlilikler oluşturuyor. Bunun yanında, daha ucuza üretip daha çok kazanmak için, renkli jelatinler, boyalar, bozulmaması için katkı maddeleri, albenili şekiller, ambalajlar...

En sağlıklısı, doğal olanı tüketmek. Çocuklara, sağlık sorunu olanlara, yaşlılra bu tür yiyecekleri yedirmemek gerekiyor. Ne yazık ki, hazır yiyeceklerin zararları bilinmesine rağmen, tüketmekten kimse kendini alamıyor. Annelerimizin zamanında; her şey, el emeği, göz nuruyla hazırlanırdı. Hazırlanan yiyecekler arasında eğlencelik yiyeceklerde yapılırdı. Her yörenin kendine has eğlencelik yiyecekleri olduğu gibi, Yozgat'ın da kendine has eğlencelik yemekleri, çerezleri vardır.

Yine biz çocukken, diyerek söze başlamak gerekiyor. Yozgat'ın Uzun kış gecelerinde, akşam oturmalarına gittiğimizde çocukların önüne bir tas kavurga, veya üzümlü leblebi koyarlar. Büyükler de tepsi tepsi arabaşı yutarlardı. Bazen o günlere insanın gidesi geliyor. Pazardan buğday alıp; İzmir'de,"kuş yemi" diye satılan çedene'yi hazır kavrulmuş halde baharatçılardan alıp, kavurga yapıyorum. Çocuklar; "Bu ne, yiyecek şey bulamadın mı?" Diyorlar. Yüzüne bile bakmıyorlar. Onlar bakmasınlar... Ben hem yer, hemde yazın sıcaklarında kaçacak serin yerler aradığımda; Gözlerimi kapatıp, yine uzanırım geçmişte kalan tenha sokaklarda, toprak duvarlı evlerin gölgesine... Memleketimin kış gecelerine...

Dolaşırım sokaklarda; Ellerimden hasretle, kışın sert rüzgarları tutar...
Evlerin çatılarından; Buzlar, kılıç olup sarkar. Bu şehirde pamuk şeker gibi karlar uçar. Bir bekçinin düdüğü, bir köpek sesi, gecenin karanlığını yırtar. Pencerelerde loş ışıklar; Pileli basma perdelerin arasından, sokaklara mutluluk sızar. Fırtına, ahşap pervazların, çatlamış çıraların dan, ıslık çalarak bir bebeğin yüzünü okşar. Evlerin bacalarından; Sıcaklığın verdiği huzur, göklere duman duman uçar. Çıtır çıtır şarkı söyleyerek yanan sobanın yanında. Kınalı parmaklarıyla Anam, kavurga helvası (Kavut) karar. Babam, tek eliyle okşadığı kedinin mır mırı'nda hatıralara dalar. Dalgalanır altın başaklar, "kavurga" kokulu Yozgat'ın tarlalarında...
Hatıralarını taşır bize, kavrulan kavurga kokusunda...

Bir çocuk okula gider sabahın ilk ışıklarında. Ne beslenme çantası yanında. Ne de, pet şişe çantasında. Ceplerinde nar gibi kızarmış buğday; Kavurga kokusu yayılır, kavrulmuş çedene buğday arasında. Susadığında hemen koşar mahalle çeşmesine. Avuçlarıyla su içer kana kana. Su taşır arkadaşına, iki ders arasında. Koparır daldan sarkan, sap sarı bir ayva... Tükenir kalemi yazarken, kaybolur iki parmak arasında. Kilim nakışları çizer, defter kenarlarının her sayfasına. Kara lastik çizme, amanda ne fiyakalı ayağında. Okul çıkışı zıplayarak yürür, okul servisi yok tasasında. Tüm kapılar açıktır. Evde yoksa annesi, kalmaz sokak ortasında... Fırınlı sobada kızarmış; Yağlı çörekler, pekmez, turşu okul dönüşü sofrasında... O çocukların kokusu; Üstüne sinmiş olan, cebindeki mis gibi "kavurga."

Işık yanmaz bazı konaklarda. Belli ki, akşam oturması var karşı komşuda. Görünür evin içi, perdesi sıyrılmış, kristal buz tutmuş camda. Çocuklar dizilmiş kitaplar yanında. Ders çalıştırır mahallenin büyük ağabeysi masa başında. Minik eller arada bir uzanır; Kirpikli, pırıl pırıl kalaylı çorba tasına. Bu sefer, o kavurga, masanın ortasında. Fırtınaya inat yanan sobada; Kaynar, "arabaşı" çorbası bakır kazanda. Tepsiler soğumaya bırakılmış avluda; Hamurdan buğulanan buhar, buz tutar gecenin ayazında. Memleketin hükumeti devrilir, yeni hükumet kurulur erkekler arasında. Evin gençleri, "arabaşı" yutma yarışında. Hanımlar, "Arkası Yarın" dinler radyonun başında. Genç kızlar, çeyiz yarışında. Okullu olduğunu anlatır; ince, tiz sesli çocuk şarkısında. Sonra, "congolos" masalı dolaşır gizemli sokakların, fırtınalı havasında. Uyku sarar çocukları...
Bitmiştir kavurga, kalaylı ikram tasın da.

Selam olsun; Geçmişte kalan "kavurga" kokulu Yozgat çocuklarına.



13.11.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Sayın Kadriye Şahin,

Yazınızı beğeniyle okudum. Şiirsel bir anlatımla yılbaşına bakış açınızı ne de güzel anlatmışsınız. Elbette bizler yılbaşına Noel mantığıyla yaklaşmıyoruz. Ama yeni yıla girerken eş dost, akraba, çoluk çocuk neşeli bir zaman geçirmeyi amaçlıyoruz. Bu bahaneyle birlikteliğimizi kutluyoruz. Bunda da bir sakınca görmüyoruz. Keşke her günümüz neşe içinde geçse.

Yaşama dar bir çerçeveden bakanlar, insanların mutlu olmak için kendilerine yarattıkları fırsatları ne yazık ki onlara çok görüyorlar.

Sayın Abdulkadir Çapanoğlu da yeni yılla ilgili ilginç bir yazı kaleme almış. Sanırım bu yazı, yeni yıl kutlamasını bir Hıristiyan geleneği olarak algılamanın ne denli yanlış olduğunu ortaya koyuyor.

Yeni yılınızı tüm içtenliğimle kutlar,esenlikler dilerim.

Saygılarımla.
Saadet -- 01.01.2018 18:47
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Geçmişe doğru sarsıntısız ve bir solukta yapılan yolculuğun ve hepimizin hatıralarından esintiler taşıyan dupduru bir anlatımını okudum. Gazetemizdeki bu müstesna renge, gecikmeli de olsa hoşgeldiniz demek istedim.
Gönlünüz gam görmeye inşallah...

Yasin Ali ER -- 31.12.2017 00:30
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Canim ablam yine yüreğin kaleminde işlenmiş
Bursa günay -- 30.12.2017 20:05
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Sayın Kadriye Hanım; "Sılada Kaybolan Çocukluğum" yazınızı bilmiyorum kaç kez okudum. Stres atmak için sayfanıza geliyorum. Yazılarınız beni dinlendiriyor. Yolculuk esnasında Yozgat'ın içinden bir kaç kez geçtim. Fakat bu kadar güzel bir şehir olduğunu sizin yazılarınızdan öğrendim. Bir daha ki geçişimde, parmak çörekleri tatmak, birazda madımak almak istiyorum. Tabi kavurga dan alıp yol boyu atıştırmalık yapmalı. Ancak, Madımak yemeğini tarif ederseniz, veya bu yemeği hangi mekanlarda bulabileceğimizi yazarsanız seviniriz. Buram buram Anadolu kültürü kokan yazılarınızı beklerken Yıl Başı na özel "zaman içinde sakladığınız sandığınızdan" hangi pırıltılar dökülecek merak ediyorum. Sevgi ve selamlarımla. İyi ki yazıyorsunuz.
Songül gül -- 28.12.2017 23:58
GURBET YOLLARI
Yüreğinizin güzelliği kaleminize yansımış. Çalışmalarınızda ki üslup alışılmış dan farklı. Düz yazılarınız bile manzume niteliğinde. Ters cümle kurarak, anlam bütünlüğü sağlamak her kalemin becerebileceği bir yetenek değildir. Ancak sizin yazılarınızda akıcılık ve cümle sonlarındaki benzerlik akışı, okuyucuyu yormadan, keyif alarak "bitmesin" sürükleyişine sokuyor."Sılada Kaybolan Çocukluğum", Kavurga Kokulu Yozgat Çocukları", Madımak Öyküsü", "Parmak Çörekler","Gurbet Yolları" gibi diğer yazılarınız bilgilendirici ve kültür aktarımının yanında çok ince duygular yansıtıyor.

Keyif alarak okuduğum edebi yazılarınızı yazan kaleminizi ve bu tür keyifler yaşatan "Yozgat Gazetesi"ni tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
Mualla Arısoy -- 21.12.2017 15:56
GURBET YOLLARI
Bu ne kadar güzel bir yolculuk öyküsü..Hem de şiir üslubuyla.Ben de gurbetteyim ve sanki sizinle birlik eşsiz bir yolculuk yaptım.Anlatımınıza,tasvirinize ve duygularınıza hayran kaldım.sağolsun,mutlu kalın...teşekkürler...
Tülin -- 19.12.2017 21:30
GURBET YOLLARI
Kadriye yine duygulu,anlamlı,naif bir yazıyı daha kaleminize almışsınız.Yazınızı büyük bir zevkle okuyoruz.Kaleminize ve düşüncelerine sağlık.sağolun..
Samet -- 17.12.2017 17:44
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Kaleme alınan bu hikayeyi okudum. Asıl beni etkileyen yazı hakkında ki yorumlar oldu.Neden se, Çapanoğlunun yorumu beni çoook gerilere götürdü. Aslında o soruya verilecek ne çok cevap var. Yani Atatürk elbete başımızın tacı. Fakat, asalet düşkünleri Ve...
Adem Bozok -- 17.12.2017 00:26
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi,
Cevabi yorumunuz için teşekkür ederim. Her zamanki müthiş değerlendirmeleriniz gibi bu yazınız da bir yorumdan öte ayrı bir makale olmuş. Haddim olmayarak derim ki, bu cümleler bir yorum yazısında kalmamalı.Mesela ilk iki paragrafı, bir 10 Kasım yazısı olsa ne güzel olurdu. Dilerim okuyucu, yazınızın sonuna geldiğinde bu yorumunuzu da sonuna kadar okur. Okuyucular adına ben teşekkür eder saygılarımı iletirim. Sağlıkla kalınız.
Abdulkadir Çapanoğlu
Abdulkadir Çapanoğlu -- 08.12.2017 09:48
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi,
Cevabi yorumunuz için teşekkür ederim. Her zamanki müthiş değerlendirmeleriniz gibi bu yazınız da bir yorumdan öte ayrı bir makale olmuş. Haddim olmayarak derim ki, bu cümleler bir yorum yazısında kalmamalı.Mesela ilk iki paragrafı, bir 10 Kasım yazısı olsa ne güzel olurdu. Dilerim okuyucu, yazınızın sonuna geldiğinde bu yorumunuzu da sonuna kadar okur. Okuyucular adına ben teşekkür eder saygılarımı iletirim. Sağlıkla kalınız.
Adınız ve Soyadınız -- 07.12.2017 11:12
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00