BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.02.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
188
Dün
:
5063
Toplam
:
13454537
YANKI Kadriye ŞAHİN
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
kadriyesahin64@gmail.com
- Anlat bakalım, Hanım Teyze!

-Hah şöyle dine (dinle) beni. Yozgat'a duşman (düşman) aya (ayağı) damedi. (değmedi)Yozgat insanı, vatanını gorumasını (korumasını) bilir. Esgerini de (askererini) gorur"(korur) Yiğitlerin harman olduğu yer" deyip, bu yüzden Atatürk; vatan evlatlarını buraya emanet etmiş. Şimdi biz onları goruyog (koruyoruz). Zamanı gelince esgerler de(askerler) vatanımızı goruyacak. Yozgat cezalıysa; Ceza verdiği yere, neden gelip gitsin Kemal Paşa? Bu paşa, Yaylı arabalara binip de; düşünüp, doğru gararlar (karar) vermek için süvarilerine, "sürün Bozok Yaylasına" Desin. Yozgat, ülkenin yüradir, yüra (yüreği)

Eliyle işaret ederek, kışlanın ortasında, sınır tellere yakın duran Atatürk'ün Koca Tepe de çekilmiş resminin; tüm ihtişamıyla ayakta duran, her gün;
Askerlerin nöbet değişimi yapılırken tekmil verilen, tekmil alınan noktada, lambalarla ışıklandırılarak canlılık kazandırılmış siluet heykeli gösterir.

-Aha bu heybetli Paşam, ülkesinin yurande (yüreğinde) huzur bulmuştur. En önemli gararları (kararları) Bozok yaylalarını gezerken almıştır. Bilir ki, Göz yanılır, akıl şaşar. Emmeee bu yurek var ya bu yurek, hep doğru yerde çarpar... İnsan, yurane (yüreğine) ceza verebilir mi?
Asker Evladım; Sizler bilmezsiniz. Yozgat'ın altınını, incisini aldılar. Topranı(Toprağını) talan edip, elani (eleğini)kepane (kepeği'ne) gaddılar (kattılar) Sona da(sonra) yalı (yağlı)urganlar da yiğitlerini sallandırdılar. Bu da yetmedi. "Cezalı" yaftasını yapıştırdılar. Sonada (sonrada) Atatürk'e, "Yozgat'a ceza verdi" diye iftira attılar. O hırsızlar var ya onlar; Yonan, Mosgof (Yunan,Bulgar) çetesine garıştılar... O zamanlar el kadar çocudum. Bi zaman sona Paşa, şu garşıda (karşı)gorünen gona'a (konağa) (Sakarya İlkokulu) gelip galdı ( kaldı). Ganılar (kağnı) goşup garşılamaya gettik. Pehlivanlar güleş (güreş)tuttu. Davullarla, zurnalarla haley (halay) çekilip toz duman savruldu. O karşı ki gonag da (Konak da) Madımak pişirip ikramda bulundug. Paşam, madımağı yemiş. Bek de baanmiş.(Pek de beğenmiş) "Bozok Yaylasının insanının yiğit olma sebebini anladım" demiş. Yozgatlıyı bole oyen (böyle öven)Ata, O cezayı Yozgat'a, Yozgat'lıya verirmi? Vermedi...! Eyi belledin mi?

Elini savurup karşı şehri gösterir.

-Aha bu Yozgat'ın toprana (toprağına) bir el atsalar, bir gabartsalar (kabartsalar). Neler çıgacak (çıkacak)neler... Emmeee,(Ama) her geçen çığnadı (çiğnedi). Her geçen, bestilini çıgarttı. Gaylen (artık)Otunu, çöpünü çıgmaz ettiler. Böle sölüye, sölüye (söyleye); Cezalı diye, diye ahalisi (insanları) devlet gapısından geçmez, halini arz etmez oldu.

Asker şaşırır... Dönüp; "Kocatepe'ye elinde sigarasıyla düşünerek tırmanan", Ata'nın siluet'ine uzun uzun bakar. Atatürk'ün duruşundan huzur ve güven duygusu yansır gözlerine. Elleriyle dokunur siluet'in dayandığı kireçle boyanmış taşlara. Yozgat'ın en uzak köşesinden görünen bu heykel, Yozgat'ı gölgesi altına almış gibi, tüm heybetiyle dimdik ayakta... Halâ, çözmesi gereken yığınlarca sorunlara çareler aramaya çalışır gibi düşünceli, yine tek başına...

Asker dönüp, geçmiş zamanın tanığı Nineyle biraz daha konuşmak ister. Ne var ki; Belliki Nine, kucağındaki madımakları askerin ayakları dibine bırakmış, çoktan telleri aşmıştır. Söylediği sözlerin yüreğinde esen serinliği, tepesini yakan öğle sıcağını bastırmıştır. Evine doğru yürürken.
"Bilinmedikleri bellet,(Öğret) Bellikiii, belliki... Belli ki, Dışarı adamı (Yabancı) bizi bir şey bilmiyog sanıyo. (zannediyor) Bilmiyo ki benim adım Belliki, yaşayıp bellemiş her şeyi. Belirsiz heç bişey gonuşur mu (konuşur mu) Belli ki? Ceza alanlar gacıp getti.(kaçıp gitti) Ceza lafı Yozgat'ıma bela galdı.

Diye; kendi kendine konuşarak, kapısını açıp, eteğinde kalan madımak kırıntılarını eliyle çırparak evine girer.

Ertesi gün talim saatinde komutan askerlere madımak türküsü söyletecek mi diye talimi takip eder. Fakat "o türküyü duyamadım emme" (ama)... Der, daha bir heyecanlanarak...

-Her bahar olduğu gibi. Esgerler (askerler); iki gün "Yozgat Alayı"nın atlarına ot biçtiler. Yozgat'ın asker gışlası temizlendi. O sabah, avlu süpürmek üçün(için) gapıyı (kapıyı) açtığımda; Torbalar dolusu madımag gapının önüne bırahılmış... Gomutan; onca otun arasından, asgerlere madımahları seçtirmiş. Belli ki, askerlere böyle ceza vermiş...

Gomşular (komşular) toplanıp, tandırları (Ocak) yagtıg. Üstüne sacları attıg. Saçgıları (kırıntı yakacak) saçıp, taze yufkalar yaptıg. Madımakları temizleyip, gümbür gümbür satırlarla gıydıg... goca goca gazanlarda pişirip; çolug çocug (çoluk-çocuk) mis goğulu (kokulu) dürümler sardıg. Sırgıta, sırgıta (Sırkıta) Ata'mın canı için, kışlanın yasag madımahlarını afiyetle yedig.(yedik) Gışlanın madımahlarından, gışlık (kışlık) madımahları mızı bile guruttuh.(kurttuk) O gomutan Yozgat dan gidesiye gader, mettup (mektup) yazıp, her bahar torbalar dolusu madımah gönderdi.

O günün heyecana bürünen Belliki Nine, yasağı aşmış, meramını anlatmış olmanın gururuyla; Yozgat Kışlasında dim dik duran Atatürk siluetini aynı eda ile gösterip.

-Aha bu Ata'nın sayesinde bu günlere geldik. Memleketime golgesi yetiyo (gölgesi yetiyor)...

Der, eklerdi.

-Demek ki, Devleti yönetene; Milletin derdini, Memleketin kıymetini, işin gerçaani (gerçeğini) anatmak, anatmasını (anlatmak, anlatmasını) bilmek gerekiyor...

Sözü bitince ayağa kalkar..

-Haydi bana müsaade. Bu günlük bu kadar.

Der...
Kendi sözü üstüne, ne söylenir, ne cevap verilir hiç dinlemez. Sadece sürekli söylediği o sözle "Belliki, belliki" diyerek, avlu kapısında kaybolmasına alışılmıştı. Fakat o gün, aynı mahallede oturan Şekerin Meelde (şekerin Mevlüde) lakabıyla anılan komşu, engelleyerek kapıdan çıkmasını engeller. Biraz şakayla karışık, biraz sırnaşık...

-Dur bakalım Belliki Hanım. Bugün kaçıp gitmek yok. Kışlanın madımaklarını anlatıyorsun ballandıra ballandıra. Yemişsiniz mahalle halkıyla madımakları dallandıra dallandıra. Söz geçirmişsin, Yozgat kışlasının koca alayına. Fakat, ne yazıyordu; Saklıyor, söylemiyorsun, o mektup da?

İri-yarı bedeniyle kapıyı kapatan komşusundan bu sefer kurtulamayacağını anlayan Nine;

-Çekil gapıdan Meelde. Belli ki söylenmez. Söylersem, hayrın hayrı galmaz.(kalmaz)
-Hayır, yıllarca beklemez. Yerini bulmuştur. Ne yazıyordu mektupta?
-Eh... Söleyim bali.(söyleyeyim artık)

"Atatürk'ün canı için...
Vatanı bekleyen askerlerden, askerini koruyan, Atasını seven mahalle sakinlerine hediyedir. Bu alayda kaldığım sürece, madımaklar aynı niyetle, her yıl gönderilecektir"



02.12.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
MEHMETÇİK SURİYE DAĞLARINDA
Yureğine emeğine saglik sermissin gercekleri gözler önüne
Adınız ve Soyadınız -- 07.02.2018 08:07
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Kadriye hanım, bu ne güzel bir anlatım. Şiir gibi. İnanın kendimi farklı bir alemde, aile sıcaklığının içinde buldum. Aslında ne çok şeyi kaybetmişiz. paylaşımı, beraberliği, mutlu olmanın yollarını kaybetmişiz. Masal gibi bir bahçe hayal ettirdiniz.

Harika,çok güzel bir anı yazısı olmuş. Selamlar..
Nurten Selvi -- 04.02.2018 02:58
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Kadriye Şahin hanımefendi, Gecenin üçü olmuş. Uyku tutmadı. Kalkıp yine bu yazıyı okumak istedim. Belki gerilere yaptığım yolculukta, etrafın manzarasından gözlerim yorulur; ruhum rahatlayıp, mutluluğu, huzuru bulur diye.

Bize bizi taşıdığınız, unuttuğumuz geçmişimizle tanıştırıp, huzur taşıdığınız için size minnettarım. Diğer yazılarınızda çok güzel fakat bu yazı başka bir güzel. Çocukluk ve çocuklar kadar özel. Teşekkürler sevgiler... Siz hep yazınız.
Mahinur Sezer -- 01.02.2018 03:20
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Kadriye hanım; Bir zamanlar Kapusuzoğlu'nun sayfasını takip etmekten usandık. Sizde usandırmayın bizi. O güzel yazılarınızı okudukça okuyasım geliyor. Yozgat'ın yarasına parmak basmışsınız. Keşkelerim kimseler göçmeseydi. Yozgat güzelleşti fakat sizin dediğiniz gibi içinde salınan yerlisi kalmadı. Selamlar, sevgiler... güzel kaleminiz her daim yazsın istiyoruz.
Nagihan Uslu -- 29.01.2018 03:16
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Sayın Şahin;
Yazının tamamı değerlendirilecek olur isek; teknolojide öndeyiz fakat, üretimde gerideyiz demek istemişsiniz.Bunun sebebini "yol sorunu, ulaşım" olarak nitelendirmiş siniz. Yol meselesi Yozgat ın kanayan bir yarasıdır. Şehir içi ve dış ulaşım yıllarca insanları canından bezdirmiştir.

Yazılarınızdaki betimlemeler ve benzetmeler her daim ilgiyle takip etmeme neden olan dikkat çekici noktalardır.

Kaleminiz var olsun. saygılar.
Songül gül -- 23.01.2018 17:01
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Kadriye hanım ,yine döktürmüşsünüz..
Evet,yozgat aynen dediğiniz gibi..
Yozgat yolları hala kardır.
Minareleri aynen dardır.
Artık,şerefeye çıkan yoktur
Hocalarda mikrofon vardır.
..........
kaleminiz her daim yazsın..saygılarla...
Kaan -- 21.01.2018 10:17
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Sayın Kadriye Şahin,

Yazınızı beğeniyle okudum. Şiirsel bir anlatımla yılbaşına bakış açınızı ne de güzel anlatmışsınız. Elbette bizler yılbaşına Noel mantığıyla yaklaşmıyoruz. Ama yeni yıla girerken eş dost, akraba, çoluk çocuk neşeli bir zaman geçirmeyi amaçlıyoruz. Bu bahaneyle birlikteliğimizi kutluyoruz. Bunda da bir sakınca görmüyoruz. Keşke her günümüz neşe içinde geçse.

Yaşama dar bir çerçeveden bakanlar, insanların mutlu olmak için kendilerine yarattıkları fırsatları ne yazık ki onlara çok görüyorlar.

Sayın Abdulkadir Çapanoğlu da yeni yılla ilgili ilginç bir yazı kaleme almış. Sanırım bu yazı, yeni yıl kutlamasını bir Hıristiyan geleneği olarak algılamanın ne denli yanlış olduğunu ortaya koyuyor.

Yeni yılınızı tüm içtenliğimle kutlar,esenlikler dilerim.

Saygılarımla.
Saadet -- 01.01.2018 18:47
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Geçmişe doğru sarsıntısız ve bir solukta yapılan yolculuğun ve hepimizin hatıralarından esintiler taşıyan dupduru bir anlatımını okudum. Gazetemizdeki bu müstesna renge, gecikmeli de olsa hoşgeldiniz demek istedim.
Gönlünüz gam görmeye inşallah...

Yasin Ali ER -- 31.12.2017 00:30
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Canim ablam yine yüreğin kaleminde işlenmiş
Bursa günay -- 30.12.2017 20:05
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Sayın Kadriye Hanım; "Sılada Kaybolan Çocukluğum" yazınızı bilmiyorum kaç kez okudum. Stres atmak için sayfanıza geliyorum. Yazılarınız beni dinlendiriyor. Yolculuk esnasında Yozgat'ın içinden bir kaç kez geçtim. Fakat bu kadar güzel bir şehir olduğunu sizin yazılarınızdan öğrendim. Bir daha ki geçişimde, parmak çörekleri tatmak, birazda madımak almak istiyorum. Tabi kavurga dan alıp yol boyu atıştırmalık yapmalı. Ancak, Madımak yemeğini tarif ederseniz, veya bu yemeği hangi mekanlarda bulabileceğimizi yazarsanız seviniriz. Buram buram Anadolu kültürü kokan yazılarınızı beklerken Yıl Başı na özel "zaman içinde sakladığınız sandığınızdan" hangi pırıltılar dökülecek merak ediyorum. Sevgi ve selamlarımla. İyi ki yazıyorsunuz.
Songül gül -- 28.12.2017 23:58
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00