BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
249
Dün
:
4633
Toplam
:
14475564
YANKI Kadriye ŞAHİN
ANALARIN YÜREĞİ KANIYOR
kadriyesahin64@gmail.com


Hüzün dolmuş sayfaları kapatıp, temiz sayfalar açarak; Huzur, mutluluk, güven dilediğimiz yeni yılın henüz başındayız. İlk ayın, ilk dördüncü günü.
Gökyüzüne savrulan yaldızlı havai fişekler henüz gök yüzünde sönmedi.
Dilenen dilekler, tamamlanıp " Amin" tasdikine ermedi...
Umutlar, sürgüne erip, taze tomurcuklarını henüz vermedi.
Hatta, gönlümüzde yeşerttiğimiz umut fidanları bu yılın baharına dikilip, can suyu henüz dökülmedi...
Yine... Yine, yine!
Çaresiz bir ananın yüreği alev alev yangınlarda...
Ve iki yeşil sandık da...
Tabut denilen ahir yolculuğun arabasında...
İki fidan, iki can... Henüz, emzikleri ananın parmakları arasında.
Emziklere sıkı sıkıya sarılıp, elleri titreyen annenin; Düğüm düğüm haykırmak istediği sözler boğazında.
"Uyan!!" diyerek sarılıyor küçük tabuta...! "Uyan!"; diyerek haykırıyor kısılmış sesiyle yavrularına...
"Üşümesinler, incinmesinler!" Haykırışıyla itiyor, etrafındaki kalabalığı...
O iki tabut, bir annenin tek kucağında. Acıdan çökmüş omuzlarında.

Titriyor yüreği, titriyor sesi, titriyor bedeni...!
Canından kopan can parçalarını, tek tutunduğu dallarını, uğurlamak için, geldiği zamansız zaman gemisinin limanında...
Dalgalar incitmesin, fırtına dinsin istiyor, küçük bedenlerin çıktığı yolculukta... Vefasızların tek vefa hatırası; Minik ellere yakılan kına; Öpüyor kınalı elleri, sesleniyor yavrularına!
"Bunlar henüz bebek. Gelin değil!.
Uyanın kınalı bebeklerim, emzikler/iniz yanımda!...
Tek umudum sizsiniz dünyada!..."
"Kına yakacaklarına; sahip çıkıp, bırakmasalardı tek başımıza!"
Kucaklıyor!.
Bağrından koparılan canından canlarını. Söküp atmak için tırmalıyor, sinesiyle yavrusu arasına girmiş tahta parçalarını. Dokunan elleri itiyor. Kırılmış yüreği... Zamanında, elinden tutmayan ellere.
"Konuşmayın" diyor.
Küsmüş.
Hatırını sormayan dillere.
Tek başına sahiplendiği can parçalarını, tek başına yolcu etmek için, "Allah'u Ekber" sesiyle can bulup, dim dik sığınıyor en emin, en güvenilir limanın sahiline. Metanetle Selam veriyor başıyla;
Yavrularını emanet edeceği meleklere.

O sessiz gemi, yavrularını taşırken; Kimsenin taşımasını istemiyor. Tek başına yüklendiği hayatın, acıyla harmanlanmış ağır yükünü taşıyor tabutları omuzlayıp, avuçlarının içinde.
"Sahip çıkmadınız, evinize almadınız, halimizi sormadınız" derken yalnız kalmanın korkulu ateşi alev alev düşüyor yine yüreğine...

Memnuniyetsizliğini haykırıyor, yavrularını uğurlamak isteyen insanlara. Çaresiz kalıp sığındığında kapısını kapatanlara, sahipsiz bırakanlara.
Merhametsiz ellere bırakmıyor.
"Onlar benim!" Haykırışlarıyla, sarılıyor tabut içindeki yavrularına.
Yüreğine kan doluyor...
Ayakta durup destek almıyor, dayanmıyor zamanında yalnız bırakanlara.

Yine; Bir annenin bir yüreği, iki yavrusu için alev alev yanıyor.
Yanan bu sine, bir yürekte iki tabut taşıyor...

Ve yine ertesi sabah, başka gün;
Yine ayrılıklar... Dağılan yuvalar!
Olan, çocuklara oluyor...!

Anneler, çocuklar yine korumasız kalıyor...
Umutsuz sabahlara uyanıyor.
Ne yazık ki; Kimsesizin halini, adres sormayan kurşunlardan başka soran olmuyor.

Ne acıdır ki; Yine bir annenin yüreği, iki yavruya yanarken alevler gökleri sarıyor...!
Neden"ÇARE" bulan olmuyor?
Anaların yüreği, al bayraklı tabutların üstünde yanıyor!
Bayrakların üstüne anaların yüreği kanıyor!

Kadriye ŞAHİN

05.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT LİSESİ (1978/1981) CENNETİ CEHENNEME ÇEVİRDİLER (BÖLÜM: 5)
Değerli kardeşim sınıf arkadaşım o günleri çok güzel yorumladığınız için size teşekür ediyorum.Yaşam dediğimiz şu fani dünyada her şeyin acısı, tatlısı olduğu gibi o günlerinde kendine has güzel yanları vardı bu günkü lise öğrencilerinin manadan vatandan,bayraktan uzak duran halleri ve aralarında çıkan kavgalar sudan sebepler,oysaki bizim gençlik yıllarımızda. atılan her adım vatan,bayrak,millet içindi.
Murat Çakmak -- 25.04.2018 10:44
YOZGAT LİSESİ (1978/1981) (OKUL YOLLARINDA) BÖLÜM 3
o gün gerçekten çok soğuk bir kış günüydü şeker pınar mahallesinde oturuyoruz kula gitsen bir dert gitmesen felsefe dersinden yazılı var yaşıyorsa kulakları çınlasın rahmetli olduysa Allah rahmet eylesin (namı değer baba anne ) Perihan TOK hocamız ın dersi sınıf dan bir arkadaşımız derse girse hocanın yazılı yapacağını bütün 6 EDEBİYAT D Sınıfı arkadaşlarımız biliyor. onun için sınıfın dörtte 3 gelmiştik,bir atasözü o şartlarda tam bize uymuştu (kurt kışı çıkarır fakat yediği ayazı asla unutmaz) bizlerde okula gelirken yediğimiz ayazı otuz yedi yıl geçmesine rağmen unutmamışız bizleri o günlere tekrar götüren sınıfımızın değerli kalemine teşekür ederim
murat cakmak -- 23.04.2018 14:53
YOZGAT LİSESİ (1978/1981) LİSE CADDESİ (BÖLÜM: 2)
Kadriye canım, can arkadaşım mesajını yeni gördüm. Biraz gec kaldim galiba.
Başarılar diliyorum yazılarını okudum. Ne kadar güzel yazıyorsun okurken ki, o lise yıllarına aldın götürdün beni. Okul çıkışında çoğu okulların lise caddesinde olması kızlı erkekli bütün gençlerin okul çıkışı gruplar halinde ki o kalabalığı unutamiyorum. sayende arkadaslari sosyal medyadan bulduk.sana çok teşekkür ederim.
Bu arada, Cengiz arkadaşımıza çok geçmiş olsun. Allah şifalar versin.
Zehra YILMAZ -- 20.04.2018 00:20
YOZGAT LİSESİ (1978/1981) LİSE CADDESİ (BÖLÜM: 2)
Muhterem Kadriye Şahin Hanımefendi!
Bazen bir yazıyı yazmaya başlarken, bu sefer kısa tutacağım dersiniz de konu sizi alır götürür ya!
Ya da bazen bir başkasının yazısına; baksam mı ki, çok mu uzun olmuş ne dersiniz ya?
Sonra bir sihir sarar sizi ve alıp götürür...
Yazarken veya okurken!
Bazen tekrar tekrar yukarıya döner bakarsınız.
O kabil bir yolculuk olmuş hepimizin ortak caddesine...
Bir zamanlar öyleydi Lise Caddemiz! Hepimizin birbirine yıllar sonra bile o caddenin simalarımızı birbirine aşina ettiği için değil midir ki bize; "vaaay gardaş, ya da vaaaay bacım" dedirten?
Şimdi orada, o caddede kendimi yabancı hissedişimi hatırladım ve gırtlağıma düğümlenen bir soluk soluksuzluk takılı kaldı.
Kırkbeş sene olmuş gençliğimizi oraya fatihasız gömeli...
Burnumun direği sızladı. Ellerinize sağlık.
Yasin Ali ER -- 20.04.2018 00:19
RUHU ÖLDÜRÜLEN ŞEHİR
"Sılada kaybolan Çocukluğum" isimli yazı için en son yorum yazan Hocam'a bende sevgilerimi iletiyorum. Sanırım, çalıştığım okullarda görev yapan benden küçük hocalarımızdan biri olmalısınız. Tahmin ediyorum fakat, isminizi yazmış olsaydınız daha net hatırlaya bilirdim. Çalıştığım ve tanıdığım insanların hiç birini unutmadım. Elbette ki, ikram edilen bir bardak çay, bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı varken, verilen Selâm'ın, söz olup dökülen kelâm'ın hatırı gönlümüzde sonsuzdur.

Güzel yorumunuz için teşekkür ederim. Selamlar, Sevgiler..
Kadriye ŞAHİN -- 16.03.2018 23:28
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Leylekler, "cemre"yle dönsün konakların yüksek bacalarına. Lak lak sesleri karışsın ılık meltem rüzgarlarının sancılarına. Büyük cami avlusundaki güvercinler pelte pelte karışsın Yozgat'ın gri bulutlarına. Gökyüzü lacivert akşamların kızıllığına boyandığında. Kırlangıçlar dans edip savrulsun, kara bulut giymiş balerin ustalığında. Sabahın seher rüzgarında çil horozların sesi yankılansın "Gelin kayası" ufuklarında. Sahipsiz köpekler yine olmasın bu şehrin sokaklarında.

Bu yazı ne kadar harika bir kalemden ve bahar kokulu bir yürekten dökülmüş. Ne doğanın güzelliği, ne komşuların özelliği, ne hayvanların sahipsizliği, ne de sosyal yaşanın şenliği unutulmuş. Nakış nakış işlenerek tüm desenler betimlemelerde can bulmuş.

Ne yazık ki, bu şehre leylekler dönmüyor.Güvercinler uçmuyor,kırlangıçlar artık buralardan geçmiyor. Kim bilir belkide siz yoksunuz diye!

Selam, sevgi ve hürmetlerimi kabul buyurunuz.
BELKİ DE HİÇ HATIRLAMADIĞINIZ HOCANIZ -- 10.03.2018 16:52
MEHMETÇİK SURİYE DAĞLARINDA
Yureğine emeğine saglik sermissin gercekleri gözler önüne
Adınız ve Soyadınız -- 07.02.2018 08:07
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Kadriye hanım, bu ne güzel bir anlatım. Şiir gibi. İnanın kendimi farklı bir alemde, aile sıcaklığının içinde buldum. Aslında ne çok şeyi kaybetmişiz. paylaşımı, beraberliği, mutlu olmanın yollarını kaybetmişiz. Masal gibi bir bahçe hayal ettirdiniz.

Harika,çok güzel bir anı yazısı olmuş. Selamlar..
Nurten Selvi -- 04.02.2018 02:58
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Kadriye Şahin hanımefendi, Gecenin üçü olmuş. Uyku tutmadı. Kalkıp yine bu yazıyı okumak istedim. Belki gerilere yaptığım yolculukta, etrafın manzarasından gözlerim yorulur; ruhum rahatlayıp, mutluluğu, huzuru bulur diye.

Bize bizi taşıdığınız, unuttuğumuz geçmişimizle tanıştırıp, huzur taşıdığınız için size minnettarım. Diğer yazılarınızda çok güzel fakat bu yazı başka bir güzel. Çocukluk ve çocuklar kadar özel. Teşekkürler sevgiler... Siz hep yazınız.
Mahinur Sezer -- 01.02.2018 03:20
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Kadriye hanım; Bir zamanlar Kapusuzoğlu'nun sayfasını takip etmekten usandık. Sizde usandırmayın bizi. O güzel yazılarınızı okudukça okuyasım geliyor. Yozgat'ın yarasına parmak basmışsınız. Keşkelerim kimseler göçmeseydi. Yozgat güzelleşti fakat sizin dediğiniz gibi içinde salınan yerlisi kalmadı. Selamlar, sevgiler... güzel kaleminiz her daim yazsın istiyoruz.
Nagihan Uslu -- 29.01.2018 03:16
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
2
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00