BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.06.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
196
Dün
:
4633
Toplam
:
14014007
YANKI Kadriye ŞAHİN
ANALARIN YÜREĞİ KANIYOR
kadriyesahin64@gmail.com


Hüzün dolmuş sayfaları kapatıp, temiz sayfalar açarak; Huzur, mutluluk, güven dilediğimiz yeni yılın henüz başındayız. İlk ayın, ilk dördüncü günü.
Gökyüzüne savrulan yaldızlı havai fişekler henüz gök yüzünde sönmedi.
Dilenen dilekler, tamamlanıp " Amin" tasdikine ermedi...
Umutlar, sürgüne erip, taze tomurcuklarını henüz vermedi.
Hatta, gönlümüzde yeşerttiğimiz umut fidanları bu yılın baharına dikilip, can suyu henüz dökülmedi...
Yine... Yine, yine!
Çaresiz bir ananın yüreği alev alev yangınlarda...
Ve iki yeşil sandık da...
Tabut denilen ahir yolculuğun arabasında...
İki fidan, iki can... Henüz, emzikleri ananın parmakları arasında.
Emziklere sıkı sıkıya sarılıp, elleri titreyen annenin; Düğüm düğüm haykırmak istediği sözler boğazında.
"Uyan!!" diyerek sarılıyor küçük tabuta...! "Uyan!"; diyerek haykırıyor kısılmış sesiyle yavrularına...
"Üşümesinler, incinmesinler!" Haykırışıyla itiyor, etrafındaki kalabalığı...
O iki tabut, bir annenin tek kucağında. Acıdan çökmüş omuzlarında.

Titriyor yüreği, titriyor sesi, titriyor bedeni...!
Canından kopan can parçalarını, tek tutunduğu dallarını, uğurlamak için, geldiği zamansız zaman gemisinin limanında...
Dalgalar incitmesin, fırtına dinsin istiyor, küçük bedenlerin çıktığı yolculukta... Vefasızların tek vefa hatırası; Minik ellere yakılan kına; Öpüyor kınalı elleri, sesleniyor yavrularına!
"Bunlar henüz bebek. Gelin değil!.
Uyanın kınalı bebeklerim, emzikler/iniz yanımda!...
Tek umudum sizsiniz dünyada!..."
"Kına yakacaklarına; sahip çıkıp, bırakmasalardı tek başımıza!"
Kucaklıyor!.
Bağrından koparılan canından canlarını. Söküp atmak için tırmalıyor, sinesiyle yavrusu arasına girmiş tahta parçalarını. Dokunan elleri itiyor. Kırılmış yüreği... Zamanında, elinden tutmayan ellere.
"Konuşmayın" diyor.
Küsmüş.
Hatırını sormayan dillere.
Tek başına sahiplendiği can parçalarını, tek başına yolcu etmek için, "Allah'u Ekber" sesiyle can bulup, dim dik sığınıyor en emin, en güvenilir limanın sahiline. Metanetle Selam veriyor başıyla;
Yavrularını emanet edeceği meleklere.

O sessiz gemi, yavrularını taşırken; Kimsenin taşımasını istemiyor. Tek başına yüklendiği hayatın, acıyla harmanlanmış ağır yükünü taşıyor tabutları omuzlayıp, avuçlarının içinde.
"Sahip çıkmadınız, evinize almadınız, halimizi sormadınız" derken yalnız kalmanın korkulu ateşi alev alev düşüyor yine yüreğine...

Memnuniyetsizliğini haykırıyor, yavrularını uğurlamak isteyen insanlara. Çaresiz kalıp sığındığında kapısını kapatanlara, sahipsiz bırakanlara.
Merhametsiz ellere bırakmıyor.
"Onlar benim!" Haykırışlarıyla, sarılıyor tabut içindeki yavrularına.
Yüreğine kan doluyor...
Ayakta durup destek almıyor, dayanmıyor zamanında yalnız bırakanlara.

Yine; Bir annenin bir yüreği, iki yavrusu için alev alev yanıyor.
Yanan bu sine, bir yürekte iki tabut taşıyor...

Ve yine ertesi sabah, başka gün;
Yine ayrılıklar... Dağılan yuvalar!
Olan, çocuklara oluyor...!

Anneler, çocuklar yine korumasız kalıyor...
Umutsuz sabahlara uyanıyor.
Ne yazık ki; Kimsesizin halini, adres sormayan kurşunlardan başka soran olmuyor.

Ne acıdır ki; Yine bir annenin yüreği, iki yavruya yanarken alevler gökleri sarıyor...!
Neden"ÇARE" bulan olmuyor?
Anaların yüreği, al bayraklı tabutların üstünde yanıyor!
Bayrakların üstüne anaların yüreği kanıyor!

Kadriye ŞAHİN

05.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Geçmişe doğru sarsıntısız ve bir solukta yapılan yolculuğun ve hepimizin hatıralarından esintiler taşıyan dupduru bir anlatımını okudum. Gazetemizdeki bu müstesna renge, gecikmeli de olsa hoşgeldiniz demek istedim.
Gönlünüz gam görmeye inşallah...

Yasin Ali ER -- 31.12.2017 00:30
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Canim ablam yine yüreğin kaleminde işlenmiş
Bursa günay -- 30.12.2017 20:05
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Sayın Kadriye Hanım; "Sılada Kaybolan Çocukluğum" yazınızı bilmiyorum kaç kez okudum. Stres atmak için sayfanıza geliyorum. Yazılarınız beni dinlendiriyor. Yolculuk esnasında Yozgat'ın içinden bir kaç kez geçtim. Fakat bu kadar güzel bir şehir olduğunu sizin yazılarınızdan öğrendim. Bir daha ki geçişimde, parmak çörekleri tatmak, birazda madımak almak istiyorum. Tabi kavurga dan alıp yol boyu atıştırmalık yapmalı. Ancak, Madımak yemeğini tarif ederseniz, veya bu yemeği hangi mekanlarda bulabileceğimizi yazarsanız seviniriz. Buram buram Anadolu kültürü kokan yazılarınızı beklerken Yıl Başı na özel "zaman içinde sakladığınız sandığınızdan" hangi pırıltılar dökülecek merak ediyorum. Sevgi ve selamlarımla. İyi ki yazıyorsunuz.
Songül gül -- 28.12.2017 23:58
GURBET YOLLARI
Yüreğinizin güzelliği kaleminize yansımış. Çalışmalarınızda ki üslup alışılmış dan farklı. Düz yazılarınız bile manzume niteliğinde. Ters cümle kurarak, anlam bütünlüğü sağlamak her kalemin becerebileceği bir yetenek değildir. Ancak sizin yazılarınızda akıcılık ve cümle sonlarındaki benzerlik akışı, okuyucuyu yormadan, keyif alarak "bitmesin" sürükleyişine sokuyor."Sılada Kaybolan Çocukluğum", Kavurga Kokulu Yozgat Çocukları", Madımak Öyküsü", "Parmak Çörekler","Gurbet Yolları" gibi diğer yazılarınız bilgilendirici ve kültür aktarımının yanında çok ince duygular yansıtıyor.

Keyif alarak okuduğum edebi yazılarınızı yazan kaleminizi ve bu tür keyifler yaşatan "Yozgat Gazetesi"ni tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
Mualla Arısoy -- 21.12.2017 15:56
GURBET YOLLARI
Bu ne kadar güzel bir yolculuk öyküsü..Hem de şiir üslubuyla.Ben de gurbetteyim ve sanki sizinle birlik eşsiz bir yolculuk yaptım.Anlatımınıza,tasvirinize ve duygularınıza hayran kaldım.sağolsun,mutlu kalın...teşekkürler...
Tülin -- 19.12.2017 21:30
GURBET YOLLARI
Kadriye yine duygulu,anlamlı,naif bir yazıyı daha kaleminize almışsınız.Yazınızı büyük bir zevkle okuyoruz.Kaleminize ve düşüncelerine sağlık.sağolun..
Samet -- 17.12.2017 17:44
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Kaleme alınan bu hikayeyi okudum. Asıl beni etkileyen yazı hakkında ki yorumlar oldu.Neden se, Çapanoğlunun yorumu beni çoook gerilere götürdü. Aslında o soruya verilecek ne çok cevap var. Yani Atatürk elbete başımızın tacı. Fakat, asalet düşkünleri Ve...
Adem Bozok -- 17.12.2017 00:26
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi,
Cevabi yorumunuz için teşekkür ederim. Her zamanki müthiş değerlendirmeleriniz gibi bu yazınız da bir yorumdan öte ayrı bir makale olmuş. Haddim olmayarak derim ki, bu cümleler bir yorum yazısında kalmamalı.Mesela ilk iki paragrafı, bir 10 Kasım yazısı olsa ne güzel olurdu. Dilerim okuyucu, yazınızın sonuna geldiğinde bu yorumunuzu da sonuna kadar okur. Okuyucular adına ben teşekkür eder saygılarımı iletirim. Sağlıkla kalınız.
Abdulkadir Çapanoğlu
Abdulkadir Çapanoğlu -- 08.12.2017 09:48
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi,
Cevabi yorumunuz için teşekkür ederim. Her zamanki müthiş değerlendirmeleriniz gibi bu yazınız da bir yorumdan öte ayrı bir makale olmuş. Haddim olmayarak derim ki, bu cümleler bir yorum yazısında kalmamalı.Mesela ilk iki paragrafı, bir 10 Kasım yazısı olsa ne güzel olurdu. Dilerim okuyucu, yazınızın sonuna geldiğinde bu yorumunuzu da sonuna kadar okur. Okuyucular adına ben teşekkür eder saygılarımı iletirim. Sağlıkla kalınız.
Adınız ve Soyadınız -- 07.12.2017 11:12
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; İlginiz için teşekkür ederim.

O zamanın insanları; dar zamanı, zor zamanı, açlığı, yokluğu bire bir yaşadıkları için, Milli ve ulvi değerlerimizin kıymetini daha çok biliyor, daha çok anlıyorlardı. Onlar için hayat okuldan öte okul, televizyondan öte görsel olmuştu. Paylaştıkları için bilgiliydiler. Her Anadolu kadını eşini, kardeşini, çocuğunu Atatürk'ün yanında, emrinde kaybetmiştir. Onlar için, gidenlerin tek bedende geri dönüş simgesi Kamal Paşa idi.

Hiç bir değeri, siyasete sermaye yapmayacak kadar da onurlu idiler. Şimdi ki siyasiler anlayamadıklarından, onların baktığı pencereden bakamadıklarından, sadece yırtık yerlerine yama yapmak için, asılacak dal maksadıyla dillerine doluyor. Değerlerin değerini, düşünce; farklılığın kıymetini başları sıkışınca ancak anlıyorlar.

"ne zaman yobazlaştık" sorunuza gelince, her yerde, her yerin yobazı vardır. Yine de bizim insanımızın kendi halkına, Milletine kurşun sıkacak kadar yobaz olduğunu sanmıyorum. Sadece aklımız omzumuz da gezeriz. İş başa düşünce aklımızı başımıza almasını biliriz. Az okur, az düşünürüz. Bu kusurumuz dan dolayı biraz saf kalırız.

O gün Mustafa kemal,in askerleri, bu gün, Yozgat sarıtopraklık Şehitliğinde yatan, vatanı için hayatının baharında toprağa düşen, genç fidanlarımız olmasaydı, onları doğuran analar, o acılara katlan-masaydı evlerimizde sıcacık oturamazdık. Allah onları yetiştirenlerden de şehitlerimizden de razı olsun. Her düşüncenin, her halin bir sebebi vardır.Farklı fikirler elbet olacak. Önemli olan, her şeye rağmen Milli değerlerimizin kıymetini bilip, aynı noktada birleşelim. Şehitlerimizin hatırına bir birimize saygılı, anlayışlı olalım..

Tekrar teşekkür eder, selam ve saygılar sunarım.
Kadriye ŞAHİN -- 06.12.2017 02:37
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
3
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00