BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 17.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
171
Dün
:
4633
Toplam
:
14108403
YANKI Kadriye ŞAHİN
ANALARIN YÜREĞİ KANIYOR
kadriyesahin64@gmail.com


Hüzün dolmuş sayfaları kapatıp, temiz sayfalar açarak; Huzur, mutluluk, güven dilediğimiz yeni yılın henüz başındayız. İlk ayın, ilk dördüncü günü.
Gökyüzüne savrulan yaldızlı havai fişekler henüz gök yüzünde sönmedi.
Dilenen dilekler, tamamlanıp " Amin" tasdikine ermedi...
Umutlar, sürgüne erip, taze tomurcuklarını henüz vermedi.
Hatta, gönlümüzde yeşerttiğimiz umut fidanları bu yılın baharına dikilip, can suyu henüz dökülmedi...
Yine... Yine, yine!
Çaresiz bir ananın yüreği alev alev yangınlarda...
Ve iki yeşil sandık da...
Tabut denilen ahir yolculuğun arabasında...
İki fidan, iki can... Henüz, emzikleri ananın parmakları arasında.
Emziklere sıkı sıkıya sarılıp, elleri titreyen annenin; Düğüm düğüm haykırmak istediği sözler boğazında.
"Uyan!!" diyerek sarılıyor küçük tabuta...! "Uyan!"; diyerek haykırıyor kısılmış sesiyle yavrularına...
"Üşümesinler, incinmesinler!" Haykırışıyla itiyor, etrafındaki kalabalığı...
O iki tabut, bir annenin tek kucağında. Acıdan çökmüş omuzlarında.

Titriyor yüreği, titriyor sesi, titriyor bedeni...!
Canından kopan can parçalarını, tek tutunduğu dallarını, uğurlamak için, geldiği zamansız zaman gemisinin limanında...
Dalgalar incitmesin, fırtına dinsin istiyor, küçük bedenlerin çıktığı yolculukta... Vefasızların tek vefa hatırası; Minik ellere yakılan kına; Öpüyor kınalı elleri, sesleniyor yavrularına!
"Bunlar henüz bebek. Gelin değil!.
Uyanın kınalı bebeklerim, emzikler/iniz yanımda!...
Tek umudum sizsiniz dünyada!..."
"Kına yakacaklarına; sahip çıkıp, bırakmasalardı tek başımıza!"
Kucaklıyor!.
Bağrından koparılan canından canlarını. Söküp atmak için tırmalıyor, sinesiyle yavrusu arasına girmiş tahta parçalarını. Dokunan elleri itiyor. Kırılmış yüreği... Zamanında, elinden tutmayan ellere.
"Konuşmayın" diyor.
Küsmüş.
Hatırını sormayan dillere.
Tek başına sahiplendiği can parçalarını, tek başına yolcu etmek için, "Allah'u Ekber" sesiyle can bulup, dim dik sığınıyor en emin, en güvenilir limanın sahiline. Metanetle Selam veriyor başıyla;
Yavrularını emanet edeceği meleklere.

O sessiz gemi, yavrularını taşırken; Kimsenin taşımasını istemiyor. Tek başına yüklendiği hayatın, acıyla harmanlanmış ağır yükünü taşıyor tabutları omuzlayıp, avuçlarının içinde.
"Sahip çıkmadınız, evinize almadınız, halimizi sormadınız" derken yalnız kalmanın korkulu ateşi alev alev düşüyor yine yüreğine...

Memnuniyetsizliğini haykırıyor, yavrularını uğurlamak isteyen insanlara. Çaresiz kalıp sığındığında kapısını kapatanlara, sahipsiz bırakanlara.
Merhametsiz ellere bırakmıyor.
"Onlar benim!" Haykırışlarıyla, sarılıyor tabut içindeki yavrularına.
Yüreğine kan doluyor...
Ayakta durup destek almıyor, dayanmıyor zamanında yalnız bırakanlara.

Yine; Bir annenin bir yüreği, iki yavrusu için alev alev yanıyor.
Yanan bu sine, bir yürekte iki tabut taşıyor...

Ve yine ertesi sabah, başka gün;
Yine ayrılıklar... Dağılan yuvalar!
Olan, çocuklara oluyor...!

Anneler, çocuklar yine korumasız kalıyor...
Umutsuz sabahlara uyanıyor.
Ne yazık ki; Kimsesizin halini, adres sormayan kurşunlardan başka soran olmuyor.

Ne acıdır ki; Yine bir annenin yüreği, iki yavruya yanarken alevler gökleri sarıyor...!
Neden"ÇARE" bulan olmuyor?
Anaların yüreği, al bayraklı tabutların üstünde yanıyor!
Bayrakların üstüne anaların yüreği kanıyor!

Kadriye ŞAHİN

05.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Sayın Çapanoğlu Beyefendi; İlginiz için teşekkür ederim.

O zamanın insanları; dar zamanı, zor zamanı, açlığı, yokluğu bire bir yaşadıkları için, Milli ve ulvi değerlerimizin kıymetini daha çok biliyor, daha çok anlıyorlardı. Onlar için hayat okuldan öte okul, televizyondan öte görsel olmuştu. Paylaştıkları için bilgiliydiler. Her Anadolu kadını eşini, kardeşini, çocuğunu Atatürk'ün yanında, emrinde kaybetmiştir. Onlar için, gidenlerin tek bedende geri dönüş simgesi Kamal Paşa idi.

Hiç bir değeri, siyasete sermaye yapmayacak kadar da onurlu idiler. Şimdi ki siyasiler anlayamadıklarından, onların baktığı pencereden bakamadıklarından, sadece yırtık yerlerine yama yapmak için, asılacak dal maksadıyla dillerine doluyor. Değerlerin değerini, düşünce; farklılığın kıymetini başları sıkışınca ancak anlıyorlar.

"ne zaman yobazlaştık" sorunuza gelince, her yerde, her yerin yobazı vardır. Yine de bizim insanımızın kendi halkına, Milletine kurşun sıkacak kadar yobaz olduğunu sanmıyorum. Sadece aklımız omzumuz da gezeriz. İş başa düşünce aklımızı başımıza almasını biliriz. Az okur, az düşünürüz. Bu kusurumuz dan dolayı biraz saf kalırız.

O gün Mustafa kemal,in askerleri, bu gün, Yozgat sarıtopraklık Şehitliğinde yatan, vatanı için hayatının baharında toprağa düşen, genç fidanlarımız olmasaydı, onları doğuran analar, o acılara katlan-masaydı evlerimizde sıcacık oturamazdık. Allah onları yetiştirenlerden de şehitlerimizden de razı olsun. Her düşüncenin, her halin bir sebebi vardır.Farklı fikirler elbet olacak. Önemli olan, her şeye rağmen Milli değerlerimizin kıymetini bilip, aynı noktada birleşelim. Şehitlerimizin hatırına bir birimize saygılı, anlayışlı olalım..

Tekrar teşekkür eder, selam ve saygılar sunarım.
Kadriye ŞAHİN -- 06.12.2017 02:37
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi
Bu günkü kadar yazılı ve görsel basının olmadığı Cumhuriyetin ilk yıllarının köylüsü,yani "Atatürk'ün milletin efendisi" diye tanıttığı köylü "BELLİKİ" bu günkünden daha "arif" imiş. Ne zaman ve nasıl bu kadar cahil ve yobaz olduk? Saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 02.12.2017 13:28
EFENDİMİZE MEKTUP
Sayın Kadriye Şahin,
Aramıza hoş geldiniz. Belki bu "hoş geldiniz" biraz geç oldu ama, özel durumum nedeniyle uzun zamandır gazeteye bakamamıştım. Şimdi fırsat bulabildim.
Başarınızın sürekli olması dileğiyle.
Muhsin Köktürk -- 20.11.2017 18:14
EFENDİMİZE MEKTUP
Yorumunuzcan arkafasim harika bir yazi olmus o canlar canina olan ozlemmimiz muhtacligimiz kaleminde hayat bulmus allah razi olsun senden rabbim gozumuzun nuru dertli gonullerimizin ilaci olan O resulun sefaatine nail eylesin refika caglayan
Adınız ve Soyadınız -- 18.11.2017 13:27
YOZGAT'ın KAVURGA KOKULU ÇOCUKLARI
cocuklugumuzu okul yillarimizi o donemin yozgatini o kadar guzel anlatmissin ki arkadasim o yillara goturdun beni daha bugun komsulara dedim ki rahmetli anamin kavurgasi hic eksik olmazdi masanin ustunde biz neden yapmiyoruz diye dertlendim dertlendim de yinede yapmiyorum nedense marketten aldigimiz kuri yemisler dahami cazip geliyor ne ellerine saglik canim yeni yazilarini bekliyorum kalemine kuvvet
Refika çağlayan -- 14.11.2017 20:52
YOZGAT'ın KAVURGA KOKULU ÇOCUKLARI
Kuruyemişin atası olarak da bilinen Yozgat’a özgü ‘Çedeneli Kavurga’, Yozgatlı kadınlar tarafından tandır ve ocak üzerinde ekmek sacı içerisinde üretilmeye devam ediyor.
Geçmişte kırsal kesimlerde; buğday ile Hint kenevirinden elde edilen çedenenin tandırlarda kavrulmasıyla hazırlanan ‘Çedeneli Kavurga’ unutulmaya yüz tutmuş kuruyemişler arasında yer alsa da Yozgat Belediyesinin kültürel değerleri ortaya çıkarması çalışmaları doğrultusunda yeniden evlerdeki yerini alacak.
Yozgat Belediyesinin destekleri ile yıllık ortalama 100 ton ‘Çedeneli Kavurga’ üretimi yaptıklarını söyleyen Yozgat Belediye Başkanı Kazım Arslan, kavurganın kuruyemişlerin atası olduğunu belirterek, “Kavurga, Yozgat’ın önem verdiği yiyeceklerden bir tanesidir. Bir manada kavurgaya kuruyemişin atası demek de mümkün. İmkanların daha kısıtlı olduğu dönemlerde insanların biraz da eğlencelik olarak yediği bir kuruyemiş türüdür. Son birkaç yıldır bunun üretimini biraz daha artırdık. Daha önce evlerde yapılıyordu ama son zamanlarda unutulmaya yüz tutmuştu. İnsanlarımız bu lezzeti özlemişler. Bir manada da insanlarımız bu lezzetle birlikte geçmişe, maziye de dönüş yapıyor. Yaklaşık senede 100 ton civarı kavurga üretiyoruz ve bunu küçük paketler halinde satışa sunuyoruz. Büyükte ilgi görüyor” dedi.

BU YAZI; BU ÇALIŞMAYA DESTEK OLMUŞ. SAYIN KAZIM ARSLAN TEŞEKKÜR ETMELİ. Ayrıca Yazar, Sayın Kadriye Şahin Hanıma Teşekkürler. Çok farklı bir kalem.
yusuf -- 14.11.2017 17:43
YOZGAT'ın KAVURGA KOKULU ÇOCUKLARI
canim arkadasim silada kaybolan cocuklugum baslikli yazini cok begenerek okudum ama tadi damagimda kaldi devamini bekliyorum allah yolunu acik etsin
refika caglayan
Adınız ve Soyadınız -- 14.11.2017 11:22
YOZGAT'ın KAVURGA KOKULU ÇOCUKLARI
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi,

Tahminimde yanılmamışım. Nostalji sandığınızda yıllardır özenle sakladığınız buram buram Yozgat kokan anılarınızı bizimle paylaşmaya başladınız. Bizler için iç çektiren sıla özlemi ama sonraki nesiller için kaynak olacak yazılarınızı merakla bekleyeceğiz.

“Yozgat’ın Kavurga Kokulu Çocukları” başlıklı yazınızdan esinlenerek bende bir şikayetimi dile getirmek istiyorum. Evvelki yıllarda yaptığımız Çapanoğulları toplantılarımızda Amerika dahil muhtelif şehirlerimizden gelen 120 civarındaki misafirlerimizi ören yeri Hattuşa dahil gezdirirken Hayri İnal konağında da misafir etmiş onlara kavurga ikram etmiştik. Misafirlerimiz o kadar sevmişlerdi ki artanları ceplerine doldurmuşlardı. Son toplantımızda yine ikram ettik ama bu kavurga değil adeta diş kıran idi. Tuz ayarı iyi olmamıştı. Konağın altında dört hanım kavuruyor küçük Torbacıklara koyup misafirlere hediye ediliyordu. Hanımlara sitem ettim. “Siz ya kavurga yapmayı bilmiyorsunuz, ya da baştan savma yapıyorsunuz, böyle kavurma olmaz dedim. “Siz onları bırakın biz size yeniden yapalım” dediler. Yorumu size bıraktım. Selam ve saygılarımla.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 13.11.2017 11:24
YOZGAT IN "PARMAK ÇÖREĞİ" VE 1980 Lİ YILLARIN NÜFUS ÇALIŞANLARI
Kadriye hanım..şimdi her iki yazınızı zevkle okudum.ne güzel anlatmışsınız yozgatımızı..kalemine ve yüreğine sağlık..
Bahadır -- 10.11.2017 23:11
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Kadriye ablam yüreğine saglik bu gurbet insanı böyle bülbül gibi sakitiyir tabi gurbette olmayanlar bilemez nede güzel anlatmissin mahallemizi ama şimdi nerdeeeeee o eski günler seninle bir yenicami ve Yozgatli olarak gurur duydum bu gurbet ellerde
meryem ekici sonme -- 10.11.2017 20:22
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
4
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00