BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 23.04.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
198
Dün
:
4633
Toplam
:
13787375
YANKI Kadriye ŞAHİN
ANALARIN YÜREĞİ KANIYOR
kadriyesahin64@gmail.com


Hüzün dolmuş sayfaları kapatıp, temiz sayfalar açarak; Huzur, mutluluk, güven dilediğimiz yeni yılın henüz başındayız. İlk ayın, ilk dördüncü günü.
Gökyüzüne savrulan yaldızlı havai fişekler henüz gök yüzünde sönmedi.
Dilenen dilekler, tamamlanıp " Amin" tasdikine ermedi...
Umutlar, sürgüne erip, taze tomurcuklarını henüz vermedi.
Hatta, gönlümüzde yeşerttiğimiz umut fidanları bu yılın baharına dikilip, can suyu henüz dökülmedi...
Yine... Yine, yine!
Çaresiz bir ananın yüreği alev alev yangınlarda...
Ve iki yeşil sandık da...
Tabut denilen ahir yolculuğun arabasında...
İki fidan, iki can... Henüz, emzikleri ananın parmakları arasında.
Emziklere sıkı sıkıya sarılıp, elleri titreyen annenin; Düğüm düğüm haykırmak istediği sözler boğazında.
"Uyan!!" diyerek sarılıyor küçük tabuta...! "Uyan!"; diyerek haykırıyor kısılmış sesiyle yavrularına...
"Üşümesinler, incinmesinler!" Haykırışıyla itiyor, etrafındaki kalabalığı...
O iki tabut, bir annenin tek kucağında. Acıdan çökmüş omuzlarında.

Titriyor yüreği, titriyor sesi, titriyor bedeni...!
Canından kopan can parçalarını, tek tutunduğu dallarını, uğurlamak için, geldiği zamansız zaman gemisinin limanında...
Dalgalar incitmesin, fırtına dinsin istiyor, küçük bedenlerin çıktığı yolculukta... Vefasızların tek vefa hatırası; Minik ellere yakılan kına; Öpüyor kınalı elleri, sesleniyor yavrularına!
"Bunlar henüz bebek. Gelin değil!.
Uyanın kınalı bebeklerim, emzikler/iniz yanımda!...
Tek umudum sizsiniz dünyada!..."
"Kına yakacaklarına; sahip çıkıp, bırakmasalardı tek başımıza!"
Kucaklıyor!.
Bağrından koparılan canından canlarını. Söküp atmak için tırmalıyor, sinesiyle yavrusu arasına girmiş tahta parçalarını. Dokunan elleri itiyor. Kırılmış yüreği... Zamanında, elinden tutmayan ellere.
"Konuşmayın" diyor.
Küsmüş.
Hatırını sormayan dillere.
Tek başına sahiplendiği can parçalarını, tek başına yolcu etmek için, "Allah'u Ekber" sesiyle can bulup, dim dik sığınıyor en emin, en güvenilir limanın sahiline. Metanetle Selam veriyor başıyla;
Yavrularını emanet edeceği meleklere.

O sessiz gemi, yavrularını taşırken; Kimsenin taşımasını istemiyor. Tek başına yüklendiği hayatın, acıyla harmanlanmış ağır yükünü taşıyor tabutları omuzlayıp, avuçlarının içinde.
"Sahip çıkmadınız, evinize almadınız, halimizi sormadınız" derken yalnız kalmanın korkulu ateşi alev alev düşüyor yine yüreğine...

Memnuniyetsizliğini haykırıyor, yavrularını uğurlamak isteyen insanlara. Çaresiz kalıp sığındığında kapısını kapatanlara, sahipsiz bırakanlara.
Merhametsiz ellere bırakmıyor.
"Onlar benim!" Haykırışlarıyla, sarılıyor tabut içindeki yavrularına.
Yüreğine kan doluyor...
Ayakta durup destek almıyor, dayanmıyor zamanında yalnız bırakanlara.

Yine; Bir annenin bir yüreği, iki yavrusu için alev alev yanıyor.
Yanan bu sine, bir yürekte iki tabut taşıyor...

Ve yine ertesi sabah, başka gün;
Yine ayrılıklar... Dağılan yuvalar!
Olan, çocuklara oluyor...!

Anneler, çocuklar yine korumasız kalıyor...
Umutsuz sabahlara uyanıyor.
Ne yazık ki; Kimsesizin halini, adres sormayan kurşunlardan başka soran olmuyor.

Ne acıdır ki; Yine bir annenin yüreği, iki yavruya yanarken alevler gökleri sarıyor...!
Neden"ÇARE" bulan olmuyor?
Anaların yüreği, al bayraklı tabutların üstünde yanıyor!
Bayrakların üstüne anaların yüreği kanıyor!

Kadriye ŞAHİN

05.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Kadriye ablam yüreğine saglik bu gurbet insanı böyle bülbül gibi sakitiyir tabi gurbette olmayanlar bilemez nede güzel anlatmissin mahallemizi ama şimdi nerdeeeeee o eski günler seninle bir yenicami ve Yozgatli olarak gurur duydum bu gurbet ellerde
meryem ekici sonme -- 10.11.2017 20:22
YOZGAT IN "PARMAK ÇÖREĞİ" VE 1980 Lİ YILLARIN NÜFUS ÇALIŞANLARI
80 li yıllar dan bu yana Nüfusçuların hayatında da (yazını okurken yemiş kadar olduğum ama tadını hiç bilmediğim) tıpkı parmak çörekte olduğu gibi hiç bir değişiklik olmadı sürünmeye devam ediyoruz.Değil parmak çörek simit bile yiyemiyoruz artık çünkü bunları yiyecek samimi dürüst güvenilir dostlar bulamıyoruz.Ne mutlu ki o yılları yaşamışız sevgiyle kalın.
Sıdıka YERDEKALMAZER Ermenek Nüfus Müdürü -- 08.11.2017 09:29
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Gazetemizin saygıdeğer yazarı sayın ÇAPANOĞLU Beyfendi, asaletiniz'e yakışan davranışınızla köşeme lütfedip "Hoş geldiniz" diyerek karşılayıp, zahmet buyurup kıymetli ve zarif yorum bıraktığınız için teşekkür ve hürmetlerimi sunarken. Sizlerin arasına layık görmekle, beni onurlandıran Sayın "OSMAN HAKAN KİRACI" Beyfendiye ayrıca teşekkür ederim.

Köşemde paylaşılan "Yozgat'ta Kaybolan Çocukluğum" başlıklı ilk yazımı okuyarak yorum yazma zahmetinde bulunan; SİBEL Hanıma, yeğenim Dc Doktor MUSTAFA ŞAHİN'e, ATİLLA ERSOY kardeşime,REFİKA arkadaşıma, kuzenim ALİ GÖLCÜK'e, Memuriyet hayatımın unutulmaz ilk iş arkadaşı SIDIKA YERDEKALMAZER' e, HATİCE Hanım'a, mahalle arkadaşım AHMET KOCA'ya Söke'den yazan SELMA SARICA' ya, isimsiz yorum yazan kardeşlerime, özel mesajla tebrik mesajları yazan tüm (sayı kalabalık olduğu için isimleri tek tek yazamayacağım) dostlarıma teşekkür ediyor, selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Ayrıca SIDIKA Hanımın sorusuna aynı zamanda cevap vermek istiyorum.

Zaman; geçmişi,geride kalanları değerli kılıyor. Şimdiki zamanımızın, bu yaşların mutluluk olduğunu dönülmez göç de anlayacağız sanırım.Ancak, pişman mı olduk, asıl mutluluğumu bulduk? Malesef bunu kimselere anlatamayacağız.

Tüm okurlarıma sevgi ve hürmetler
Kadriye ŞAHİN -- 07.11.2017 18:12
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM

Değerli Yozgat gazetesi ailesine yeni katılan Kadriye ŞAHİN, canım arkadaşım ilk yazını duygulanarak okudum çok beğendim hayırlı olsun yeni yazılarını heyecanla bekliyorum.
Selma Sarıca -- 04.11.2017 22:58
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Değerli Yozgat gazetesi ailesine yeni katılan Kadriye ŞAHİN, canım arkadaşım ilk yazını duygulanarak okudum çok beğendim hayırlı olsun yeni yazılarını heyecanla bekliyorum.
Selma Sarica -- 04.11.2017 13:21
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Bunca üniversite, okul, akademisyen ne yapar bu halk bilimi konusunda? Neyi araştırır neyi yazarlar? Neyi öğretirler? Biri açıklasın ben cahilim. "Eline, yüreğine sağlık" gibi ifadeler basit kalır bu yazı karşısında.
Adınız ve Soyadınız -- 04.11.2017 13:05
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Yenicami mh.lesi başka nasıl anlatılırdı bilmiyorum. Başarılar diliyorum
Ahmet Koca -- 02.11.2017 19:14
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Ablam; ben bu gurbete geldiğimde annem beni seninle tanıştırdı. Gözüm arkada kalmaz demişti. Önce sana ısınamadım. Hep kusurları önde tutuyor diye biraz soğuk davranmıştım. Bana neden okumadın diye ikide bir soruyordun. Ben sıkılıyordum. Sonra çok zekisin sen okursun dedi. İki çocuk 37 yaşında orta okul terk bir insanı okumaya teşvik etti. Günlerce gece yarılarına kadar bana ders çalıştırdı. En çok da edebiyat tarih çalışıyorduk beraber. Sınavdan çıkınca soruları ablama getirirdim. Sonra liseyi açıktan bitirdim. Üniversiteye başladım. Ehliyet de al dedi. Onuda aldım. Beni hep teşvik etti. Anladım ki söylediği her söz yararımaymış. Şimdi bende kurs hocasıyım. Yol gösteren, herkesin elinden tutan, sözünü esirgemeyen, kendini feda eden ablam.Şimdi seni aramadan okuyacağım. Yazarların çoğunu tanıyorum diye hep rumuz kullanarak destek oluyordun. Beni ararken bir kaçda makale okuyorsunuz diyordu. Bayıldım Yozgat'ın betimlemelerine. Telefondan yazamadım ablama geldim. O çayı getirmeden ben lafı bitireyim. Süprüz olsun. başarılar diliyorum canım ablacıım.
-- 01.11.2017 23:00
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Değeri ölçülmez, kıymet biçilmez altın yürekli arkadaşım. Yozgatlı olmadığım halde sadece senin yorumlarını okumak için bu gazeteye sürekli konuk oluyordum. Yorum değil, adeta makale niteliğinde çok değerli düşünce ve fikirlerini her zaman takip etmiş,hep şunu söylemişimdir. Arkadaşım gözünden rahatsız olmana rağmen çok emek veriyorsun. Başka yerlerde yazmış olsaydın çok daha faydalı yararlı olursun. Arkadaşımın cevabı; --Benim memleketimin insanları. Hepsine destek olmamız gerekli. Bir işin ya önünden gitmeli veya yanında durup destek vermeli-- diyordu. Hiç bir yazar alınmasın, gücenmesin diye kendilerini değerli hissettirecek herkesin sayfasına ayrı ayrı yorumlar yazardı. Çapanoğlu için daha yaşlı diye ayrıcalık tanırdı. Bence asıl değerli olan kendisiydi. Bu gazetede yazı yazan yazarlar elbette ki çok değerli kalem sahipleri. Umarım ki senin gibi altın yürekli, iyi niyetli bir yazarın değerini bilir ve vermiş olduğun emeği takdir ederler. Bundan sonra " SUZAN" rumuzunu aramama gerek kalmadığı için çok seviniyorum. Sevgili Kadriye Hanım Başarılar diliyor, yazılarını bekliyorum.
Hatice/İzmir -- 01.11.2017 21:07
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Sayın Kadriye Şahin Hanımefendi,
Köşenize hoş geldiniz.Binbir ihtimamla sakladığınız Yozgat sandığınızı birden bire açmışsınız önümüze, seçip seçip alalım diye.Yazının başındakileri hemen aldım. Yazıyı okudukça onları bırakıp ötekileri aldım. Aldım koydum, aldım koydum. Hepsini ben alırsam ayıp olur diyerek fotoğraflarını çektim. Sanırım sandık odasında başka küçük sandıklarda var. Sabırla bekleyelim bakalım.Sağlıcakla kalınız.
ABDULKADİR ÇAPANOĞLU -- 01.11.2017 10:50
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
4
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00