BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 21.09.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
206
Dün
:
4633
Toplam
:
14474374
YANKI Kadriye ŞAHİN
LEYLALARIN SESİ
kadriyesahin64@gmail.com

Bazı zamanlar vardır unutulmaz. Bu zamanların içinde dostluklar, dostlukların içinde dostu dost kılan değerler, paylaşımlar, aktarımlar saklıdır. Belkide bu yüzden değerlidir ve unutulmazlığı bundandır. Ya da, gelecekten bir ses, bir söz taşır da kimse bilmez değeri neyin değerlendirdiğini.

Bazı sözler gibi, bazı mısralar gibi, bazı kişilerde yer eder benliğimizde. Aslında pek çok şeyin nedensiz ve niçinsiz yerleştiğini sanırız bilinç altına. Oysa, her şeyin bir sebebi vardır.

1984 yılında ilk memuriyet hayatıma başladığımda, Ankara Kızılay, Karanfil sokaktaki 8. tescil adı altında çalıştığımız büroda beraber çalıştığım iş arkadaşlarım gelir, zaman zaman aklıma. Bir kısmıyla görüşüyor ve o günlerin hatıralarını paylaşıyor olmanın mutluluğunu hep yaşarım.

Sekiz kız arkadaş, sekiz bedende bir ruh gibiydik. Aynı anda sabah kapıda buluşur. Aynı anda asansöre biner. Aynı anda mesai saati bitiminde birlikte asansörle iner. Aynı kapının önünden farklı semtlere dağılırdık.

O zamanlar vatandaşsız ortamda çalıştığımız için, çalışma saati içinde de olsa, işin stresine kapılıp, yorulduğumuzda zaman zaman şarkı söyler, şiirler okur, kültürel sohbetler de yapardık. Sonra, günün işini tamamlamak için, bir birimize yardım eder, bir an önce işimizi bitirip, bu tür muhabbetlere zaman ayırmaya çalışırdık.

O zamanlardan aklımda kalan, arkadaşımız Emine'nin ince ve tiz sesiyle sanat müziği söyleyerek yorgunluğumuzu dağıtan billur sesi halen kulaklarımdadır. Diğer arkadaşım Erzurumlu Mahbup'un anlattığı esprili köy hikayelerine kahkahalarla gülüşümüz...

Kızılay'ın sokaklarına kar yağmaya başladığında. Bazen pencereye toplanıp yağan kar tanelerini seyrederdik. Zemine düşer düşmez eriyeceği, arabaların altında kaybolacağı için o kar tanelerini yere düşmeden görmek için pencereyi açıp yere düşüşünü izlerken, arkadaşımız Sıdıka, hep aynı şiiri okurdu. Çocuk sesi, çocuksu sözcükler ile okuduğu o şiiri kendine has yorumuyla dinlerken, hem hüzünlenir hem de adeta farklı bir aleme yolculuk yapardık.

Ne zaman, birimizi üzgün görse, hep aynı şiiri okuyup, bizi bizden uzaklaştırmayı becerirdi. O şiiri çocuk taklit'i yaparak, çok güzel yorumlamasından dolayı, sürekli kendisine okuttuğumuz için ezberimde kaldığının farkında bile değildim. Şu anda, Konya Ermenek Nüfus Müdürü olan arkadaşım ile geçenlerde telefonda sohbet ederken, bu şiir aklıma geldi. Şairi kimdi? Dedim." Hatırlamıyorum. Bende nereden okudum, ezberledim bilmiyorum? Ama siz sevdiğiniz için hep okurdum" dedi.

Son günlerde, hani kaybolduğu düşünülerek günlerce aranıp, sonra komşusu tarafından direğin dibine gömülen Leyla'nın ölüm haberi ve o çocuğun öldürülme nedenini okuyunca içim kan ağlayarak, o kötülüğü, masum bir yavruya yapan mahluk adına insan adı taşımasından tiksinti duyarak... O masum yavrunun fotoğrafını görüp;

Yem yeşil, orman yeşili, ışıl ışıl, ışık dolu o gözlerine, melek yüzüne bakıp, yüreğim yanarken... Sıdıka'nın o çocuksu sesi, çocuksu sözcükler, yılların ötesinden adeta kulaklarımda yankılandı. Sanki o zamanlar, Leyla'nın sesi Sıdıka'nın dudaklarından söz olup dökülüyormuş gibiydi okuduğu mısralar... Ve Leyla'lar seslenmişti zaten zamanın gerisinden o zamanlar... Yere düşen kar taneleri gibi eriyorlar. Engellenemeyen kötülüklerin içinde kar tanesi kadar temiz çocuklar...

Rahat uyuyabilirim anneciğim,
İnsanlar artık yok yanımda.
Kolların bıraktı mı beni?
Kara toprak etrafımda.

Bir de böcekler var ki,
Geldiğimden beri beni eylediler.
Ne oldum... Bilmiyordum,
Öldüğümü söylediler.

Bu muydu ölüm anneciğim?
Sen ki hala yanımdasın,
Korkmuyorum gecelerden,
Biliyorum uyanıksın.

Şimdilik işler yolunda,
Ölüm de başka şeymiş.
Postayı sordum söylediler,
Gönülden gönüleymiş.

Bunun için yazamıyorum.
Kusuruma bakmayınız.
Belki bir daha gönderemem...
Bu mektubumu saklayınız.

Ara sıra anarsanız,
Selamınız beni bulur.
Telaşınız çoğalmıştır,
Ölenler unutulur.

Yeniden dünyayı düşünüyorum,
Darıldım gelmeyeceğim.
Eğer yanılır da gelirsem,
Böyle ölmeyeceğim.

İyi değilim birkaç gündür,
Izdırap çekmekteyim.
Küçük kazdırmışsınız mezarımı,
Bense büyümekteyim.

Oyuncaklarım için de kızmıştım,
Lüzum yokmuş meğerse,
Öylesine değiştim ki, öylesine
Belki tanıyamazdı,
Ahhh annem bir görse.

Toprak attılar üstüme
Beyaz elbisem kirlendi,
Oldu artık olan,
Öldüğüm de söylendi...

Unutulmaktan korkmuyorum,
Ara sıra mezarıma uğrasınlar,
Karanlıklar içindeyim,
Bir fatiha, bir dua göndersinler

Ölüm günümü hatırlayıp,
Sevdiklerim ağlamasınlar.
Ölmüşüm ölmüşüm ben ama,
Tüm çocuklar mutlu kalsınlar.

Ben acılar çektim anneciğim,
O alemdekiler ders alsınlar.
Ahımızı alanlarsa...
Cehennem ateşlerinde yansınlar.

Kadriye ŞAHİN

03.07.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Sayın Şahin;
Yazının tamamı değerlendirilecek olur isek; teknolojide öndeyiz fakat, üretimde gerideyiz demek istemişsiniz.Bunun sebebini "yol sorunu, ulaşım" olarak nitelendirmiş siniz. Yol meselesi Yozgat ın kanayan bir yarasıdır. Şehir içi ve dış ulaşım yıllarca insanları canından bezdirmiştir.

Yazılarınızdaki betimlemeler ve benzetmeler her daim ilgiyle takip etmeme neden olan dikkat çekici noktalardır.

Kaleminiz var olsun. saygılar.
Songül gül -- 23.01.2018 17:01
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Kadriye hanım ,yine döktürmüşsünüz..
Evet,yozgat aynen dediğiniz gibi..
Yozgat yolları hala kardır.
Minareleri aynen dardır.
Artık,şerefeye çıkan yoktur
Hocalarda mikrofon vardır.
..........
kaleminiz her daim yazsın..saygılarla...
Kaan -- 21.01.2018 10:17
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Sayın Kadriye Şahin,

Yazınızı beğeniyle okudum. Şiirsel bir anlatımla yılbaşına bakış açınızı ne de güzel anlatmışsınız. Elbette bizler yılbaşına Noel mantığıyla yaklaşmıyoruz. Ama yeni yıla girerken eş dost, akraba, çoluk çocuk neşeli bir zaman geçirmeyi amaçlıyoruz. Bu bahaneyle birlikteliğimizi kutluyoruz. Bunda da bir sakınca görmüyoruz. Keşke her günümüz neşe içinde geçse.

Yaşama dar bir çerçeveden bakanlar, insanların mutlu olmak için kendilerine yarattıkları fırsatları ne yazık ki onlara çok görüyorlar.

Sayın Abdulkadir Çapanoğlu da yeni yılla ilgili ilginç bir yazı kaleme almış. Sanırım bu yazı, yeni yıl kutlamasını bir Hıristiyan geleneği olarak algılamanın ne denli yanlış olduğunu ortaya koyuyor.

Yeni yılınızı tüm içtenliğimle kutlar,esenlikler dilerim.

Saygılarımla.
Saadet -- 01.01.2018 18:47
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Geçmişe doğru sarsıntısız ve bir solukta yapılan yolculuğun ve hepimizin hatıralarından esintiler taşıyan dupduru bir anlatımını okudum. Gazetemizdeki bu müstesna renge, gecikmeli de olsa hoşgeldiniz demek istedim.
Gönlünüz gam görmeye inşallah...

Yasin Ali ER -- 31.12.2017 00:30
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Canim ablam yine yüreğin kaleminde işlenmiş
Bursa günay -- 30.12.2017 20:05
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Sayın Kadriye Hanım; "Sılada Kaybolan Çocukluğum" yazınızı bilmiyorum kaç kez okudum. Stres atmak için sayfanıza geliyorum. Yazılarınız beni dinlendiriyor. Yolculuk esnasında Yozgat'ın içinden bir kaç kez geçtim. Fakat bu kadar güzel bir şehir olduğunu sizin yazılarınızdan öğrendim. Bir daha ki geçişimde, parmak çörekleri tatmak, birazda madımak almak istiyorum. Tabi kavurga dan alıp yol boyu atıştırmalık yapmalı. Ancak, Madımak yemeğini tarif ederseniz, veya bu yemeği hangi mekanlarda bulabileceğimizi yazarsanız seviniriz. Buram buram Anadolu kültürü kokan yazılarınızı beklerken Yıl Başı na özel "zaman içinde sakladığınız sandığınızdan" hangi pırıltılar dökülecek merak ediyorum. Sevgi ve selamlarımla. İyi ki yazıyorsunuz.
Songül gül -- 28.12.2017 23:58
GURBET YOLLARI
Yüreğinizin güzelliği kaleminize yansımış. Çalışmalarınızda ki üslup alışılmış dan farklı. Düz yazılarınız bile manzume niteliğinde. Ters cümle kurarak, anlam bütünlüğü sağlamak her kalemin becerebileceği bir yetenek değildir. Ancak sizin yazılarınızda akıcılık ve cümle sonlarındaki benzerlik akışı, okuyucuyu yormadan, keyif alarak "bitmesin" sürükleyişine sokuyor."Sılada Kaybolan Çocukluğum", Kavurga Kokulu Yozgat Çocukları", Madımak Öyküsü", "Parmak Çörekler","Gurbet Yolları" gibi diğer yazılarınız bilgilendirici ve kültür aktarımının yanında çok ince duygular yansıtıyor.

Keyif alarak okuduğum edebi yazılarınızı yazan kaleminizi ve bu tür keyifler yaşatan "Yozgat Gazetesi"ni tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
Mualla Arısoy -- 21.12.2017 15:56
GURBET YOLLARI
Bu ne kadar güzel bir yolculuk öyküsü..Hem de şiir üslubuyla.Ben de gurbetteyim ve sanki sizinle birlik eşsiz bir yolculuk yaptım.Anlatımınıza,tasvirinize ve duygularınıza hayran kaldım.sağolsun,mutlu kalın...teşekkürler...
Tülin -- 19.12.2017 21:30
GURBET YOLLARI
Kadriye yine duygulu,anlamlı,naif bir yazıyı daha kaleminize almışsınız.Yazınızı büyük bir zevkle okuyoruz.Kaleminize ve düşüncelerine sağlık.sağolun..
Samet -- 17.12.2017 17:44
BELLİKİ NİNE ve YOZGAT KIŞLASININ MADIMAKLARI (BÖLÜM 3)
Kaleme alınan bu hikayeyi okudum. Asıl beni etkileyen yazı hakkında ki yorumlar oldu.Neden se, Çapanoğlunun yorumu beni çoook gerilere götürdü. Aslında o soruya verilecek ne çok cevap var. Yani Atatürk elbete başımızın tacı. Fakat, asalet düşkünleri Ve...
Adem Bozok -- 17.12.2017 00:26
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
3
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00