BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 20.05.2019 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
193
Dün
:
4633
Toplam
:
16386680
YANKI Kadriye ŞAHİN
KÖPEKLERDE KÖYDEN İNDİ ŞEHRE
kadriyesahin64@gmail.com
Bu aralar pek çok şeye canım sıkılıyor galiba. Sık sık yazı yazmak geliyor içimden.
Al işte, nasıl sıkılmasın.
Gün geçmiyor ki, sokak köpekleri birilerini parçalayıp hastahanelik etmesin. Köpek yüzünden, alış veriş yaptığım yol güzergahını değiştirmiş, almam gereken pek çok şeyi almadan eve dönmüştüm ki, televizyonun düğmesine basar basmaz, genç bir delikanlının, köpek yaralaması sonucu öldüğü haberiyle karşı karşıya kaldım.
Hadi gel de üzülme.!
Canın sıkılmasın.!
Zaten canım burnuma gelmiş köpekler yüzünden. Gel de sinirlenme!

Köpek; en sadık dost. En çok sevdiğimiz hayvanlardan biri. Varlıkları, her zaman huzur ve güven vermiştir biz insanlara.

Asla, ev hayvanlarının beslenmesine ve yaban hayvanlarının korunmasına karşı değilim. Hatta, gereğinden fazla da hayvan severim. Çocuklarım küçükken, sevgi ve merhamet duygusuyla beslensinler diye, her türlü hayvanı evin içinde geçici olarak barındırıp besledim. Hepimiz biliyoruz ki, hayvanlar olmadan hayat olmaz. Canlısı olmayan Dünya, ne Güneş etrafında, ne kendi etrafında dönmez.

Fakat, her şeyi yerli yerinde yaşatmak ve korumak gerekir. "Hayvan severlik" adı altında, köpekleri sadece doyurup sokaklara salmak, insanların yaşam alanlarını kısıtlamak, hangi hayra alamet.? Hangi sevginin göstergesi?

Artık insanlar toplu halde, toplu mekanlarda yaşar hale gelmiş. Apartmanların bahçesinde köpek beslemek istesen de; komşunun biri rıza gösterse, diğeri karşı çıkıyor. Hayvan sevmek için, kimse rahatsız edilsin istenmiyor. Hal böyle olunca insanlar, hayvan sevgisini, sokaklarda beslediği köpekler, kediler ile gidermeye çalışıyor, yada onlara merhamet gösterdiğini sanıyor.

Bir hayvana bakmak sevap, insanlık gereği de onları korumamız, barındırmamız gerekir. Fakat, hayvanları hazır yemeğe alıştırmak ne kadar doğru bilmiyorum? Sokak köpekleri, kedileri hazır mamalar ile besleniyor. Çöp kenarlarına bırakılan etleri, yemekleri, ekmekleri kesinlikle yemiyorlar. Hatta, kuru mama atıldığı zaman bile yanına yaklaşmıyor; hazır yaş mama bırakılırsa kokusunu alıp karınlarını doyuruyorlar.

Köylerde, şehirlerde ihtiyaç dışı fazladan üreyen veya yaşlanmış olan köpekler, şehirlerde lokanta kapılarına, kasap önlerine, parklara bırakılıyor... Avlanarak, kendisi aranarak yiyecek arama yerine, sürekli hazır yiyecek yiyebilmek için, bu mekanların önünde bekliyorlar. Çoğu zaman, ses çıkarmasalar bile, alıştıkları saatte yiyecek verilmediği zaman, iç güdüsel olarak saldırdıkları oluyor.

Şehirlere gezinti alanları yapılıyor. Parklar kuruluyor. Parklar, öylesine masraf edilerek süsleniyor, öylesine konforlu hale getiriliyor ki, apartman arasına sıkışıp kalan insanlar oturup, biraz nefes alsın, yürüyüşünü yapsın, kafelerde, mekanlarda çaylarını yudumlansın diye, dayanıp döşeniyor.

Gel gör ki, köpeklerin yattığı kaldırımlarda yürümek ne mümkün. Parklar, köpeklerin barınma mekanı haline gelmiş durumda. Alış veriş yapmak için, kasap dükkanına giremiyorsunuz. Lokantanın kapısından geçmek için, önce köpekleri doyurmak zorunda kalıyorsunuz. Parklarda, çimlerin üzerinde yatan köpekler, sandviç, simit yemeye alışmış, sürekli insanların, çocukların etrafında dolanıyor. Yiyecek kokusuna yaklaşan hayvandan çocuklar korkuyor. Korku kokusu alan köpek fırsat bulduğu an, çocuklara saldırıyor.

Sabah erken saatlerde yürüyüşe çıkanlar farkındadır. Sokak köpekleri, haçlı ordusu gibi, onbeş, yirmişerlik gruplar halinde bir birine zincirlenmiş şekilde sokaklarda, kaldırımlarda, parklarda, şehrin her yanında... Nereden ne zaman karşınıza çıkacağını kestiremediğiniz şekilde geziniyor ve sabahın erken saatlerinde aç oldukları için, en ufak tepki karşısında nasıl bir saldırıyla karşılaşacağınızı bilemiyorsunuz. Erken saatlerde okula giden çocuklar için korkulu rüya gibiler.

Geçenlerde, bir arkadaşımla köye gitmiştik. Her evde köpek olmasına rağmen, köy sokaklarında bir tane hayvana rastlamadık. Köy sakinleri köpeklerini bahçelerine bağlamış, sadece uzaktan uzağa nadiren avlama sesleri duyuluyor. Özgürlüğü kısıtlanmış, mal, can güvenliğini sağlama görevi yüklenmiş, velhasılı sorumluluk verilmiş bu hayvanlar, kuru kemik, kuru ekmek, duru sudan başka bir şey yemediği halde, saldırma hareketine geçmeden, avlama sesiyle geleni, geçeni haber verip, görevini yerine getiriyor. Sahiplenilmekten dolayı olacak ki, hepside çok mutlu.

Anlaşılan o ki, hayvanlar bile her şeyi hazır elde edip, türlü türlü beslendiklerinden, psikolojileri bozulup, gereksiz tepkiler göstere biliyor. Başka ne yapa bilir? Karnı doyan köpek, yapacak iş bulamayınca; elbetteki bazende, içgüdülerinin peşine takılıyor. Bu kadar çeşitli yiyecek yeseler de, sahipsiz oldukları için de mutsuz yaşıyorlar.

Hayvanları kendi doğalarında, doğaları gereği davranarak koruma altına almak en doğru olanıdır diye düşünüyorum. "Hayvan sever" görünmek için, hayvanları pahalı, ithal mamalarla besleyip, tembelleştirmek, tabiatlarına aykırı şekilde, hayır kazanacağım diye hazırcı alıştırmak, ne hayvanın, ne insanın hayrınadır. O mamalar, önlerine dökülmese, çöp kenarına bırakılan ekmekleri yiyerek beslenecekler.Yada, en azından yiyecek aramak için şehirden uzaklaşacaklar. Hayvan Severler mamalara verilen para ile, bir öğrenciye burs vermeyi düşünseler... İçinde ne olduğu belirsiz, hayvan psikolojisini bile bozan bu mamalara verilen paralar ile daha hayırlı iş yapmış olurlar. Zaten, bu hayvanların çoğuda, yol kenarlarına, caddelere, bahçe dışına dökülen mamalar nedeniyle, gece arabalar çarpıp öldürüyor. Sabah, onlarca kedi ve köpeğin leşini çöp arabaları topluyor.

İthal yemeye alışan insan, hayvanlara da ithal mama yedirerek, doğadan uzaklaştırdığının bilmem farkında mı? Hayvanlar da ithal yemenin rahatlığına alışmış olacak ki, doğayı bırakıp, çoktan şehre yerleşmeye başladılar.
Evet, başladılar başlamasına lâkin, bu rahat yaşamın bedeli, ne yazık ki araba altında kalarak ölmekten öteye gitmiyor.

Nihayetinde; ithal yeme, yedirme lüksüne kapılıp, köyleri boşaltıp, köyden şehre indik, hayvanları da indirdik de... Kimseye zarar vermeyecek şekilde nasıl sahiplenilir, bu hayvanların psikolojileri nasıl düzelir, saldırmalarının önüne nasıl geçilir, ölmemeleri ve öldürmemeleri için nasıl tedbir alınır...?
Bu kadarını bilemiyorum.! Bildiğim tek şey, doğanın zinciri dağılıyor. Hiç hayra alamet değil.

Kadriye ŞAHİN

07.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Kadriye hanım, bu ne güzel bir anlatım. Şiir gibi. İnanın kendimi farklı bir alemde, aile sıcaklığının içinde buldum. Aslında ne çok şeyi kaybetmişiz. paylaşımı, beraberliği, mutlu olmanın yollarını kaybetmişiz. Masal gibi bir bahçe hayal ettirdiniz.

Harika,çok güzel bir anı yazısı olmuş. Selamlar..
Nurten Selvi -- 04.02.2018 02:58
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Kadriye Şahin hanımefendi, Gecenin üçü olmuş. Uyku tutmadı. Kalkıp yine bu yazıyı okumak istedim. Belki gerilere yaptığım yolculukta, etrafın manzarasından gözlerim yorulur; ruhum rahatlayıp, mutluluğu, huzuru bulur diye.

Bize bizi taşıdığınız, unuttuğumuz geçmişimizle tanıştırıp, huzur taşıdığınız için size minnettarım. Diğer yazılarınızda çok güzel fakat bu yazı başka bir güzel. Çocukluk ve çocuklar kadar özel. Teşekkürler sevgiler... Siz hep yazınız.
Mahinur Sezer -- 01.02.2018 03:20
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Kadriye hanım; Bir zamanlar Kapusuzoğlu'nun sayfasını takip etmekten usandık. Sizde usandırmayın bizi. O güzel yazılarınızı okudukça okuyasım geliyor. Yozgat'ın yarasına parmak basmışsınız. Keşkelerim kimseler göçmeseydi. Yozgat güzelleşti fakat sizin dediğiniz gibi içinde salınan yerlisi kalmadı. Selamlar, sevgiler... güzel kaleminiz her daim yazsın istiyoruz.
Nagihan Uslu -- 29.01.2018 03:16
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Sayın Şahin;
Yazının tamamı değerlendirilecek olur isek; teknolojide öndeyiz fakat, üretimde gerideyiz demek istemişsiniz.Bunun sebebini "yol sorunu, ulaşım" olarak nitelendirmiş siniz. Yol meselesi Yozgat ın kanayan bir yarasıdır. Şehir içi ve dış ulaşım yıllarca insanları canından bezdirmiştir.

Yazılarınızdaki betimlemeler ve benzetmeler her daim ilgiyle takip etmeme neden olan dikkat çekici noktalardır.

Kaleminiz var olsun. saygılar.
Songül gül -- 23.01.2018 17:01
YOZGAT YOLU, GÖÇ KERVANI
Kadriye hanım ,yine döktürmüşsünüz..
Evet,yozgat aynen dediğiniz gibi..
Yozgat yolları hala kardır.
Minareleri aynen dardır.
Artık,şerefeye çıkan yoktur
Hocalarda mikrofon vardır.
..........
kaleminiz her daim yazsın..saygılarla...
Kaan -- 21.01.2018 10:17
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Sayın Kadriye Şahin,

Yazınızı beğeniyle okudum. Şiirsel bir anlatımla yılbaşına bakış açınızı ne de güzel anlatmışsınız. Elbette bizler yılbaşına Noel mantığıyla yaklaşmıyoruz. Ama yeni yıla girerken eş dost, akraba, çoluk çocuk neşeli bir zaman geçirmeyi amaçlıyoruz. Bu bahaneyle birlikteliğimizi kutluyoruz. Bunda da bir sakınca görmüyoruz. Keşke her günümüz neşe içinde geçse.

Yaşama dar bir çerçeveden bakanlar, insanların mutlu olmak için kendilerine yarattıkları fırsatları ne yazık ki onlara çok görüyorlar.

Sayın Abdulkadir Çapanoğlu da yeni yılla ilgili ilginç bir yazı kaleme almış. Sanırım bu yazı, yeni yıl kutlamasını bir Hıristiyan geleneği olarak algılamanın ne denli yanlış olduğunu ortaya koyuyor.

Yeni yılınızı tüm içtenliğimle kutlar,esenlikler dilerim.

Saygılarımla.
Saadet -- 01.01.2018 18:47
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Geçmişe doğru sarsıntısız ve bir solukta yapılan yolculuğun ve hepimizin hatıralarından esintiler taşıyan dupduru bir anlatımını okudum. Gazetemizdeki bu müstesna renge, gecikmeli de olsa hoşgeldiniz demek istedim.
Gönlünüz gam görmeye inşallah...

Yasin Ali ER -- 31.12.2017 00:30
YILDIZLARDA ASILI KALAN GÜLÜŞLER ( Yeni Yıl )
Canim ablam yine yüreğin kaleminde işlenmiş
Bursa günay -- 30.12.2017 20:05
SILADA KAYBOLAN ÇOCUKLUĞUM
Sayın Kadriye Hanım; "Sılada Kaybolan Çocukluğum" yazınızı bilmiyorum kaç kez okudum. Stres atmak için sayfanıza geliyorum. Yazılarınız beni dinlendiriyor. Yolculuk esnasında Yozgat'ın içinden bir kaç kez geçtim. Fakat bu kadar güzel bir şehir olduğunu sizin yazılarınızdan öğrendim. Bir daha ki geçişimde, parmak çörekleri tatmak, birazda madımak almak istiyorum. Tabi kavurga dan alıp yol boyu atıştırmalık yapmalı. Ancak, Madımak yemeğini tarif ederseniz, veya bu yemeği hangi mekanlarda bulabileceğimizi yazarsanız seviniriz. Buram buram Anadolu kültürü kokan yazılarınızı beklerken Yıl Başı na özel "zaman içinde sakladığınız sandığınızdan" hangi pırıltılar dökülecek merak ediyorum. Sevgi ve selamlarımla. İyi ki yazıyorsunuz.
Songül gül -- 28.12.2017 23:58
GURBET YOLLARI
Yüreğinizin güzelliği kaleminize yansımış. Çalışmalarınızda ki üslup alışılmış dan farklı. Düz yazılarınız bile manzume niteliğinde. Ters cümle kurarak, anlam bütünlüğü sağlamak her kalemin becerebileceği bir yetenek değildir. Ancak sizin yazılarınızda akıcılık ve cümle sonlarındaki benzerlik akışı, okuyucuyu yormadan, keyif alarak "bitmesin" sürükleyişine sokuyor."Sılada Kaybolan Çocukluğum", Kavurga Kokulu Yozgat Çocukları", Madımak Öyküsü", "Parmak Çörekler","Gurbet Yolları" gibi diğer yazılarınız bilgilendirici ve kültür aktarımının yanında çok ince duygular yansıtıyor.

Keyif alarak okuduğum edebi yazılarınızı yazan kaleminizi ve bu tür keyifler yaşatan "Yozgat Gazetesi"ni tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
Mualla Arısoy -- 21.12.2017 15:56
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
4
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00