BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 22.08.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
176
Dün
:
4890
Toplam
:
12844670
Sanal Bakış Mehmet SANAL
İnsan ve gül
yozgatgazetesi@yahoo.com
Gülü sever misiniz?
Sevip - sevmediğini hiç düşünmeyen bir insana bir gül uzatın, yüzünde sevginin harelendiğini görürsünüz.
Aksi, ters, zalim, gaddar, ne kadar hoyrat insan varsa yumuşadığını mizacının değiştiğini fark edersiniz.
Gül, sıradan bir bitki değil, kötülükleri iyiliğe, çirkinlikleri güzelliğe dönüştüren ilahi bir iksirdir sanki.
Bu yüzden değil midir ki çocuklar gül goncasına benzetilir. Güzel bir insan tarif edilirken "Gülü tarife ne hacet" diye anlatılır.
İnsan ile gül arasında görünmeyen bir bağ, tarifi zor bir benzeşim vardır.
İşinden emekli olmayı bekleyen her insan az veya çok uğraş alanı olarak bir gül bahçesi hayal eder. Gerçekte gül dikip yetiştirmese de kendisini meşgul edecek uğraşın gül gibi olmasını düşler. Ahir ömründe zakkum gibi bir yaşam isteyene rastladınız mı?
Gülü seven insan dikenine niye katlanır? Kim bilir? belki de kendi gönlündeki dikene çare bulamadığındandır.
¨ ¨ ¨
Gönlümce bir bahçe oluşturup sarı – kırmızı güzel güller diktim. İnsan olarak dile getirmediğim feryadımı toprağa suya karıştırıp güzel güller yetiştirdim. İkinci yıl, gördüm ki sevgimizi değilde feryadımızı döktüğümüz kırmızı güllerin kökünden yeni sürgünler fışkırıyor ve süratle boy veriyor, çabuk büyüyecek diye sevinmiştim. Yeni sürgünlerin ne dalının gül dalına, ne de yaprağının gül yaprağına benzemediğini geç fark ettim. Hele çiçeği güle hiç benzemiyordu. Pıtrak misali beyaz sineklerin sardığı ağaç dalı gibi.
Yılda dört defa açan güzel kırmızı güllerim gitmiş yerine bahar aylarında bir defa açan ve üç-beş günde solup dökülen çalılar kalmıştı.
Erbabına sordum. "Ya yeni sürgünlere güzel güllerden aşı yapacaktın ya da o sürgünleri kesip atacaktın" dediler
Bu sene, Sarı güllerim sürgün verdi. Baktım aynı olay onun başına da gelecek, aşı işini de beceremeyeceğime göre kesip attım, o gülü yozlaştıran çalıları.
Sarı gelin sevdası çekmedik amma sarı güllerimizle muhabbetimiz iyi şimdilik.
¨ ¨ ¨
Bin türlü meşakkat ile yuva kurup, gül goncası misali çocuklar yetiştirmeyi hayal eden insan oğlu , ömrünü heba ederek oluşturduğu soy ağacına ve onun itibarına gölge düşmesin diye gayret gösteriyor.
"Ben okuyamadım çocuğum okusun."
Sanıyor ki, okumak gülü yozlaşmaktan, çalılaşmaktan kurtarır! Keşke kurtarsa.
Kurtarabilmiş olsaydı; ailesine, ülkesine, memleketine yabancılaşan, devleti soyan, yetimin hakkına el uzatan, yetişen nesillerin geleceğini çalan, yüksek öğrenim yapmış binlerce diplomalı eşkiya türermiydi?
Yılların süzgecinden geçip gelen ata sözlerimiz, kitaplara sığmayacak olayları bir cümle ile ne güzel ifade eder.
"Bir ağaçtan okluk da çıkar, odunluk da."
Odun malum da, okluğu yeni nesiller bilirmi bilmem. Makineleşmeden önce yük taşıma aracı olarak kullanılan kağnı ve at arabalarında, arabanın hareketini kolaylaştıran, kontrolünü sağlayan ve çekici hayvanların bağlandığı araç, ok.
Kalem gibi düzgün, demir gibi sağlam olmayan ağaçtan ok olmaz. Her ağaçtan okluk çıkmaz ama odun çıkar .
Zalim babadan alim evlat olacağı gibi, alim babadan zalim evlat da olur.
Aynı kökten süren gül ve çalı misali.
¨ ¨ ¨
Yozgat daima okumuş insanların çokluğu ile övünür. Ülke vilayetlerinin hangisine, ülkenin hangi köşesine gitsek Yozgatlı kamu görevlilerini buluruz da; Yozgat’ı geri kalmışlığından, gelir seviyesinin düşüklüğünden hep şikayet ederiz.
Sadece okumak yetiyor olsaydı bu çelişkiyi yaşamamamız gerekirdi. Yapamadığımız, eksik bıraktığımız şeyler olmalı!
Fidanı dikmek sulamak yetmiyor. Kökünden yabani sürgünler fışkırdığında ya aşılamak, ya kesip atmak lazım. Ama insanı gül dalı misali kesip atamazsınız. Tek çareniz var, aşılamak. Bunun aşısı icad edildi mi bilmiyorum.
İnsanı aşısı eğitim olsa gerek. Okuturken, öğretirken eğitmek. Hayatın her safhasında her anında eğitmek.. Oturuken, kalkarken, yatarken, çalışırken, eğlenirken, konuşurken, susarken eğitmek.
Bakarken, görürken, yürürken, dururken, gülerken, ağarken, düşünürken, susarken eğitmek.
Oturuyoruz, öğretiyoruz ama eğitemiyoruz. Ailede, okulda, iş yerinde, sokakta eğitmediğimiz için yozlaştırıyor, gülü çalıya döndürüyoruz.
Gülünüz, güzeliniz çok, gönlünüz gülistan ve Ramazan Bayramınız da kutlu olsun.

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Şimdi gurbet vatan, sıla gurbet oldu
sevgili hemşehrim sevgili dostum yazınızı dikkatle okudun katılmadım yer yok ancak sizlerinde sorumluluğu oldugununu düşünüyorom hamasi nutuk atanları deşifre etmediğiniz için
hep aynı şikayetleri okumaktan vede yazmaktan gına geldi eylem zamanı olduğunu düşünüyorm hakikatları halk öğrensin
tüm insanları bayramını kutlar esenlikler dilerim selamlar
hasan baycan -- 07.10.2014 12:31
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Kalemine sağlık hemşerim çok güzel yazmışsı ama yeni okudum ,Selamlar
Salih -- 24.08.2014 12:32
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Sayın Başkanım,Siz çok saygı duyduğum bir şahsiyetsiniz ama size bu konuda katılmıyorum.Sayın İhsanoğlu kendi iradesiyle aday olmuş biri değil,öyle olsaydı hakaten Yozgat milliyetçiliği düşünülürdü.İhsanoğlu Yozgat'ı düşünseydi bu şekilde aday olmaması gerekirdi.
Saygılar
semih -- 08.08.2014 01:39
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
sayın m.sanal soy adınız sanal ama siz gerçeleri yazarak olması gerekenleri çok güzel özetlemişsiniz ellerinize ve yüreğine sağlık bizler Yozgat dışında yaşayan vede yazgatta yaşayan herkesin kendisi ile imtihanını dile getirmişminiz 0y kullanan herkesin bu güzel mesajınızı okumalarını tavsiye ederim ankarada yaşayanbir kısım mühendisler.herkese selamlar
hasan baycan -- 07.08.2014 13:08
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın sayın yazar gerçekten yüreğinize kaleminize sağlık inşallah torunlarımızın yüzü kararmayacak yozgatlının bu konudaki hassasiyetini görebiliyorum .Bu arada sayın Recep Tayyip Erdoğan herkese gazetede fikir yazma özgürlüğünü verdi .Kendine güvenenler lütfen çıksın şahsi fikirlerini yayınlasın....
yozgatlı -- 07.08.2014 11:30
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
Üstadım elinize, yüreğinize sağlık, emin olun ki kendini Yozgat'lı hissedenler torunlarına mahcup olmayacaktır.
Yücel UZUN -- 07.08.2014 09:37
Torunlarınızın yüzünü bugünden karartmayın
gözüken köy kılavuz istemez elinde gazete imkanı olan bol keseden yazıyor.o sizin şahsi fikriniz.
hasan yarar -- 07.08.2014 09:09
Alamut kalesini bilir misiniz?
Ağzına sağlık, kalemine sağlık sevgili dostum.Yazının hülasasına demek istiyorsunki,hak hukuk ve dürüstlük insanın temel çizgisi olmalı.Bence çok doğru katılıyorum.Diliyorum ki yaradanının sabrı çabuk tükensin ne yapacaksa yapıp bu sahte karları,din bezirganlarını,allah diye diye insanlardan oy devşirenleri başımızdan atsın.
Süleyman -- 10.03.2014 17:24
Alamut kalesini bilir misiniz?
Mehmet Kardeşim selamlar,Nasılsınız ben Hasbekten Necati keleşer.Yazınızı görünce bir hatırınızı sorayım dedim.
Selam ve saygılarımla
Necati Keleşer -- 13.01.2014 20:57
Alamut kalesini bilir misiniz?
Köşe yazınızı değerlendirmek haddimize düşmese de Ülke gündemindeki bu vahim hadiseyi en güzel anlatan yorumlardan biri olması sebebiyle teşekkür etmeden geçemeyeceğim. Kaleminize, yüreğinize sağlık yalnız lütfen engin tecrübe ve bilginizi size has üslubunuzla birleştirdiğiniz o güzel yazıları daha sık yazarak, bizleri mahrum etmeyin. Saygı, selam ve Dua ile Allah'a emanet olun.
METEHAN DOĞAN -- 08.01.2014 18:04
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
1
 
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00