BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.11.2017 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
220
Dün
:
4601
Toplam
:
13175546
Sanal Bakış Mehmet SANAL
Bırakın çıldırsınlar
yozgatgazetesi@yahoo.com
Bayramlar,insanları sevindirmek, sevindirdiklerinizle birlikte sevinebilmek için insanlığa armağan edilmiş özel günlerdir.
Sevinmek ve sevindirmek bayramların 'olmazsa olmaz' vasfıdır. Sevinç,sevgi ve neşenin olmadığı güne bayram demenin de, o günün bayram olmasınında bir önemi yoktur.
Toplumlar bütün fertleri ile bayramları doya doya yaşayabilsin diye; bayramlarda, düşmanlıklar, kırgınlıklar, dargınlıklar, küskünlükler unutulur. Bunlar unutulunca; bir ve beraber olmanın filizleri yeşerir. 'Birlik' dirliği, 'dirlik' refahı doğurur.
Refaha ermiş müreffeh toplumlar,kavgası,gürültüsü olmayan dargınlık ve küskünlükleri önsemeyen medeni toplumlardır. Dolayısıyla bayramlar,medeni toplumların özel günleri olmaya daha layık günlerdir.
Aynı etnik kökeni,aynı inancı,aynı meşrebi paylaşan insanların,birbirlerine;"bayramınız karalı gelsin" diye beddua ettikleri toplumlarda bayram bayram sevincinden söz edebilir mi?
Ne yazık ki, islam cografyasının hemen her köşesinde; bayram sevincini birlikte yaşayan insanlara,"bayramınız karalı gelsin" diye beddua eden insanların varlıgı da yadsınamayan bir gerçek. Çünkü müslümanlar, başka dinlerin mensuplarından çektikleri kadar,kendi dindaşlarından da çekmişlerdir ve çekmektedirler.
Bayramlar, sevinmeye ve sevindirmeye vesiledir dedik. Çocuklardan başlayarak, eşleri,ebeveny; hısım-akrabayı dostları ve arkadaşları sevindirmenin ötesinde; öksüz ve yetimleri, fakir-fukarayı, düşkün-hasta ve acizleri sevindirmenin sevinci tarif edilmez.
Aile büyüğü,ailesini ve yakınlarını,
Zengin,fakir-fukara, düşkün ve acizleri,
Patron, bütün çalışanlarını,
Devlet, bütün vatandaşlarını, sevindirebiliyorsa eğer; Bayramlar mübarek, bayramlar kutlu olacaktır.
İşcisini, esnafını, memurunu, çifcisini, ve bütün bunların emeklisini bayram öncesi, çeşitli müjdelerle sevince boğan devletin ve yönetenlerin 'bayramı kutlu' kabul edilmez de ne olur ?
Yüce devletimizin, yüce diyaneti; kredi kartı ile ve taksitle kurban kesmenin mübarek olduğuna dair fetva ile gönüllere su serpmiş, milletin bütün fertlerini sevince boğmuştur!
Bayramdan sonraya denk gelen maaşların, bayram öncesi veriliyor olması ayrı bir sevinç kaynağıdır.Yüce millete ve icinde yaşadığı topluma, böyle bircok sevinci bir arada yaşatanlara minnet ve şükran duyulmazda ne olur ?
Endişem şudur ki; bu yüce milletin, önü alınamaz sevincini birbirleri, " millet sevinçten çıldırıyor." diye yöneticilere ulaştırırda, milletine aşık yöneticilerde "aman millet çıldırmasın" diye yaşanan sevinçlerin önünü kesecek KHK’lere başvurmazlar.
Hani, meşhur hikayedir; kral vergileri arttırdıkça halk hic bir tepki vermemiş. Vergiler vatandaşın ödeyemeyecegi kadar arttırılınca vatandaş gülüp oynamaya başlamış. Kralin sadık bendeleri; "devletli hünkarım halk o kadar memnunki gülüp-oynuyor." demişler. Kral da o zaman, "daha fazla arttırmayalım" demiş
İç ve dış düşmanların şerrinden kafası iyice karışmış, güveneceği dostu-ahbabı kalmamış ama imanı bütün yöneticileri sayesinde yarınından emin! Bu yüce millet, bu bayram vesilesiyle bırakın "sevinçten çıldırsın. Sakın bayram sevincinden çıldırmasına mani olmayın."
Bu vesileyle ülkenin her köşesinde hain arayacağımıza, ülkeyi toptan karantinaya alır, bayram sevincinden 'çıldırmayanları' hain ilan eder kurtuluruz.
Yüce kitabımız Kur'an, Ali İmran suresi 188. Ayetinde şöyle buyuruyor : "Sanmaki yaptıklarından memnun olanlar, yapmadıklarıyla övülmekten hoşlananlar, evet, sanma ki onlar azaptan kurtulacaklardır! Onlar için elem verici bir azap vardır."
Bu milletin birliğine ve dirliğine kastedenler, kendi yaptiklarından memnun olsalarda, birileri onları yapmadıkları ile övse de, onlar kendilerini herşeyin ve herkesin üstünde görsede, ilahi hükmün sahibi hükmünü icra edecektir.
Nitekim Kur'an, Tin suresi 8.ayettinde ;"Allah,hüküm verenlerin en üstünü değilmidir ?" Buyuruyor.
Bu yüce dinin muazzam peygamberi (s.a.v) bu ayete cevaben; "Evet ben de buna şahid olanlardanım." Buyuruyor. O peygamberin ümmeti de 'buna şahid olanlardan' olacaktır elbette.
Kurbanınız kabul edilsin, bayramınız karalı gelmesin.

NOT: Ayet mealleri; Diyanet işleri başkanlığı yayınlarından kur'an yolu Türkçe meal ve tefsiri 1. Cilt 730. Sahife ve 5. Cilt 646. Sahife den alınmıştır.
Resulullah'ın (s.a.v.) cevabı olan hadis; İ.Hakkı Bursevi'nin Ruhu'l Beyan isimli tefsirinin 23. Cildinden alınmıştır.

31.08.2017

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Ortalık toz duman
Büyük Oyun ve Ortalık Toz Duman

O tozlar, dumanlar önümüzdeki günlerde zuhur edecek 'BÜYÜK KAOS' un adeta ayak sesleri. Büyük Oyun isimli makalenize yaptığım yorumda; Altın Vuruş değerindeki, bu oyunu durduracak '...siyasi kadro var mı?...' sorunuza 'Hayır böyle bir kadro yok' demiştim. Bu sözümle ne demek istediğimin siz ve okuyucularınız tarafından anlaşılması adına; müsaade ederseniz, devamı niteliğinde aşağıda görüşlerimi arz ediyorum.
Antik Çağ'ın Patara'sı tarihde 'Temsili Demokrasi'nin ilk uygulamasıdır. Fakat tırnak içindeki temsili kelimesine dikkatinizi çekiyorum. Bu kelime o kadar derin, geniş anlamlı ki, bu sebeple tartışmalı. Demokrasinin Antik Çağ'da bir görünüp, uzak yörüngedeki bir yıldız gibi kaybolmasının sebebi de bu.
Bugün adeta herkes demokratlık-demokrasi yarışına çıkmış bulunuyor fakat, ortada DEMOKRASİ NEDİR BİLEN YOK..! Geçin demokrasiyi, İlk defa iki gün önce bir vesile ile ifade ettiğim gibi; insanlar siyaset ile politikanın bile aynı şey olduğunu zannediyorlar...Bizim gibiler için durum daha da trajik...Çünkü onlar tarihsel teçrübelerinin sezgisi ile bu açıklarını bir anlamda kapatıyorlar.
Çok sayıda bilinmeyeni olan bir varsayımı, yine o bilinmeyenleri içinde barındıran çok sayıdaki varsayımlarla çözümleyebilirsiniz. Elde ettiğiniz sonuç bir anormallik, anomali haline işaret etmiyorsa çözüm, içinde bulunduğunuz zaman-mekana göre doğrudur.
Şimdi düşünün: İnancına, fikrine, zekasına...göre her insanın bu evrende ayrı bir konumu, 'kendisine göre bir doğrusu' var. Fakat demokrasinin '' Tek Bir Doğru''su var. Değil dokuz köyden...peygamberler gibi kendinize bir mağara, yüksek topraklarda mekan ya da denizler de liman ararsınız. Çünkü herkes kendi doğrusunu yutturmaya çalışacaktır. En şiddetli tartışmalar-savaşlar da o noktada başlıyor. Tarihden söze girdik, birkaç cümlede konu kendiliğinden, gündemle nasıl da örtüştü..! Çünkü sorun geçmişten günümüze uzanıyor. Yukarıdaki cümleler bildiğimizi zannettiğimiz fakat, aslında bilincinde olmadığımız, günlük,rutin yaşantılarımızın bile en yalın hakikatleri.
Demokrasi budalaların zannettiği gibi araç veya amaç değil, resmen bir İLKE'dir...

Politik kadro çok, siyasi kadro yok. Fakat oyunu durduracak ve tamamen tersine çevirecek, tertipcilerinin yüzdeyüz aleyhine tecelli ettirecek bilinçli, teşkilatcı, cesur çok sayıda insan var... Bu gibi işler zaman, sabır ister ve mücadele akılla, inançla, gerekiyorsa çelikle olur...
KAĞAN -- 10.09.2010 13:47
Büyük oyun
yazinizin bir kismini begeniyorum ancak kendilerine kanunla verilen gorevlerini amaclari ve gorevleri disinda kullananlara ne demeli,masabasinda millete tuzak kurma hevesi olanlara planlar yapanlara ne demeli,dahasi milet adina karar verenlerin hangi kritikleri (konustuklari)kasetlerle orataya cikmisken hatta bolucu basi apodan medet unamlar bulunduklari gorev yerlerinimillet adina terk etmeliler,yok sis vardi helikopter inemedi,goruntulere nedemeli,sayin yazar ustad gercekleri kimse kapatamaz,adaletde,siyasetde,orduda,vatandasda kanunlar onunde esit olmali suclu cezasini cekmeli,bu nedenle 12 eylul refarandumunu ulkmemin gelecegi adina onemsiyorum,bu sansin kullanilacagini umut ederim saygilar sunarim.
murat ertugrul -- 08.09.2010 15:09
Büyük oyun
YorumunuzSayın M.SANAL: Anlamlı ve değerli, gündemle tam olarak kesişen makalenizin son satırları 'Altın Vuruş' değerindedir. Diyorsunuz ki;...demokrasi inancına, strateji zekasına...tecrübesine sahip, adaletsizliği zulüm sayan bir siyasi kadro...var mı? Bu soruya vaziyete tüm açılardan bakamayan bir insanın cevap vermesi imkansızdır, zaten oyunun 'Büyük Oyun' olmasının sebebi hikmeti bu...HAYIR BÖYLE BİR KADRO YOK. Fakat o kadroyu kurarak 'Büyük Oyunu' tersine cevirebilecek insanlar mevcuttur; olmayan 'Teşkilat'dır. Müsaade ederseniz, görüşlerinizle uyumlu, onlara ayrıtıda derinlik verme adına kendi görüşlerimi de arz etmek isterim:BOP kapsamında: Ellerinde en gelişmiş silahlar,çuvallar,ipler,ceplerinde prezervatiflerle '...kahraman ABD'li bay ve bayan askerlerin...' ve en müslüman! ortaklarının Irak'a 'Malum Demokrasi' ! yi götürdükleri günleri hatırlayınız: Bizdeki muadilleri gibi Saddam muhalifleri işgali demokrasi geliyor diye nasıl da alkışlıyorlardı. Şimdi ne bir vatanları nede insanların yüzüne bakabilecek cesaretleri var...
Saddam: '...Irak'ı ABD'ye teslim et, Irak'dan çık...' diyenlere '...bakalım Irak'dan sonra Türkiye ne yapacak ...' diyordu. Zannediyordu ki Türkiye ne pahasına olursa olsun çıkarlarını müdafaa edecek. Evet, akıl ve sağduyunun gereği bu idi. Fakat..., '...bizde her şeyin çaresini bulan...' sonrada '...olan oldu,yeni duruma bakalım...' diyen, diyebilen üst kimliği türk'de alt kimliği NATO'cu (müzik notası değil) kurmaylar ; özellikle havada iken tarihi fırsatları(...biz yapmassak onlar yapar cinsinden) çok uzaktan görebilen '...az kaldı istifa edecektim ...' türünden, varlığı ABD ve yönetimi için tanrı lütfû ! olan dindar ve duâen politikacılar! vardı. Sayelerinde Türkiye 'Malum Demokrasi' ! den kurtuldu...yoksa!...DERKEN: Şimdi sıra Türkiyede idi ve hatta geç kalınmıştı. Gerçi '...durumu iyi idare...' den ABD yönetimi takdirli kedibilevermez Barzani kaç kez demokrasi...demokrasi...diye uyarmıştı. Fakat kendileri aşiret reisi olduğundan...devlet idaresi bambaşka bir şey...bi çakılırsa hepimiz mahvoluruz...
Durumu bu şekilde karikatürize etmemin sebebi başkalarını söz ve davranışlarından dolayı rencide etmek değil, uzun lafın kısası vaziyetin ne kadar kaotik ve trajik olduğunu anlatmak içindir. Herkese, Hacıvatla-Karagöz misali içi boş demokrasinin yine demokrasi adına İÇİBOMBOŞ paketi TARTIŞTIRILIYOR. ABD' sinden Ermenisine el alem Türkiye'ye demokrasi geliyor diye mi bayram yapıyor?..Paketin İÇİBOMBOŞ ama MONARŞİZM - DİKTA adına arkası DOPDOLU...Bilen, anlatan var mı?..Sömügede DİKTA NE İÇİN kurulur?..
12 Eylül, gösterilmeyen yüzü 24 Ocak kararları denilen ÇUVALIN ordu kullanılarak milletin başına geçirilmesi hadisesi idi...Bugün Türkiye bir SÖMÜRGE' dir. Şimdi sıra bu sömürgenin siyasi yapısının ve sınırlarının yeniden tanımlanmasına gelmiş bulunuyor.İran'da içinde, MultiSevr planı olan BOP projesinin Türkiye ayağındaki bu düzenlemelerin, GEÇMİŞTEKİ tecrübeler ışığında (Türkiye'yi eyaletlere bölme teşebbüsü...) ordu tarafından yapılabilmesi, eşyanın tabiatına aykırı olduğundan: ordusu da, hukuku da bertaraf edilerek önündeki engeller kaldırılmış, kendini bu anlamda güvende hisseden, sadakatı test edilmiş, DİKTA 'sını kurmuş 'Siyasi Casusluk Prosesleri' nin figüranları tarafından yapılacağı ve onlara yaptırılacağı AÇIK'tır.(...)
Tarih; 31 Mart 2003, The Wall Street Journall, R.Tayyip ERDOĞAN: ' Irak'da savaşan kahraman bay ve bayan askerlere, en az zaiyatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri arzusu ile duâ ediyoruz.'...
12 Eylül Askeri Darbesine EVET diyenlerden; resmen alay edilerek o darbenin yıl dönümünde ;O'nun tamamlayıcısı ve devamı niteliğindeki BOP tertibi(Deşifre, 16.05.2005,..Manifesto-onaylı klasör), ' ne için ' ini yukarıda izah ettiğim, Türkiye'yi Irak'laştırma projesinin 'İlk Adım' ı olarak 12 EYLÜL SİVİL DİKTASI' na da EVET demeleri istenmektedir. Irak getirilen ' Malum Demokrasi! ' sayesinde param parça oldu. ABD ve en müslüman! ortakları bilinçli olarak ne kadar bomba o kadar kâr hesabıyla tüm alt ve üst yapıları yok ettiler. Milyonlarca ölü, sakat, tecavüze uğramış kadın, kız ve çocuklar...Oruç tutup, namaz kılıp, kabeye gidip şeytan taşlarken, sınır tanımayan yalanlarla şeytanla yarışanlara, oylarıyla O malum DUÂ ! enlere bile bile amin ve EVET diyerek, cehenneme giden yolun taşlarını döşeyenlere soruyorum; O Tanrı'nın adı ne, O kitap hangi kitap?..
'...Tanrı kendini bozmamış hiçbir milletin vatanını elinden almaz...'
KAĞAN -- 08.09.2010 07:43
‘Kalem tutan eller’ projesinin gerçek fotoğrafı
Siyasilerin, görevlilerin ve breylerin okuyunca anlatılanları çok iyi anlayacaklarından eminim. Tamamiyle gerçeğin ta kendisi; herkes bulunduğu konumuna göre bu yazıdaki gerekli vurgudan dersini almalı...
Yüreğinize, kaleminize ferasetinize sağlık... teşekkürler ediyorum.
Nurettin İNÖNÜ -- 03.08.2010 11:02
‘Kalem tutan eller’ projesinin gerçek fotoğrafı
sayın yazar ,bur gün bu üzerine ölü toprağı saçılmış ahali uyanırsa sarsıntı başlar ama bu halk ne zaman uyanacak ki.saygılar.
latif -- 13.06.2010 08:43
Düşmanlığın sebebi
değerli üstad,yazılarınızla türkiye gerçeğine ışık tutuyorsunuz,kaleminizden istifade edenlerdenim.teşekkürler.
hulusi -- 08.05.2010 08:45
Düşmanlığın sebebi
mehmet bey,ülkemizin içinde bulunduğu buhranı çok güzel özetlemişsiniz.düşüncelerinize yürekten katılıyorum.hürmetlerimle.
sultan -- 01.05.2010 09:08
Köpeksiz köy,değneksiz gezgin
bu sene bu iktidarın takkesinin düşeceği senedir,bu milletin jetonu da geç düştüğüne göre,türkiyede herşey çok geç anlaşılıyor..
rafet -- 28.03.2010 11:06
Köpeksiz köy,değneksiz gezgin
bundan sonra bu hükümet bu memlekette ileebet eli deynekle iktidar kalacaktır.çobuna nefes tüketmeyin..adamlar romanları bile 66'ya bağladılar,gördünüz değil mi?selam..
ziya -- 21.03.2010 14:35
Köpeksiz köy,değneksiz gezgin
dediğin gibi adamlar köpeksiz köyde eli deynekle geziyorlar.ve farkındaysanız devamlı gündem değiştirip bu milletle dalga geçilorlar.aziz milletimiz de hiçbişeyin farkıdna değil..konuştuğunuzda başka hangi partiye oy vereceğiz diyorlar.yazık..çok yazık...
mevlüd -- 20.03.2010 08:42
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
5
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00