BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 13.12.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
177
Dün
:
4633
Toplam
:
14954741
Sanal Bakış Mehmet SANAL
Kudüs mes’elesi
yozgatgazetesi@yahoo.com
Yeni bir yıla girerken,bitip giden yılla ilgili muhasebenin yanında o yılın önemli olayları da zikredilerek kayda geçirilir.Yıl içinde yaşanan olayların önemi kişiler,halklar,ülkeler,milletler açısından tartışılır olsada mutlaka o olaylardan biri öne çıkar ve dünya kamuoyunu daha çok meşgul eder.
2017 yılının dünya da öne çıkan olayı,şüphesiz Kudüs'ün ABD tarafından İsrail'in başkenti olarak ilan edilmesi ve ABD'nin büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşıyacağını dünyaya duyurmasıdır.
Dünya ülkelerinin Birleşmiş Milletlere üye olması,BM kararlarının şöyle veya böyle bütün üye ülkeleri bağlaması,ABD'nin tek yanlı ve 'ben yaparsam olur' kibriyle aldığı kararın BM genel kuruluna taşınması neticesi, Kudüs dünyanın en önemli olayı haline geldi.Bu vesileyle sadece müslümanların değil, yahudiliğin olduğu gibi hıristiyanlığın da kutsal mekanı sayılan Kudüs, halkı hırıstiyan olan ülkelerin de doğu Asya'daki diğer dinlere (Çin ve Japonya gibi) mensup ülkelerinde gündemine oturdu.
ABD temsilcisinin BM genel kurulunda tehditler savurmasına karşılık 129 üye ülke ABD'nin bu kararına HAYIR dedi.
Dünya imparatorluğu açısından belki de bu HAYIR, ABD için sonun başlangıcıdır.Her neyse yaşayan zaten görecek.
Bu olay bana ittihatçıların Osmanlı sultanına CİHAT ilan ettirmelerini çağrıştırdı.Sultan ıı.Abdulhamid'in karşı çıkmasına rağmen onu Osmanlı tahtından indirip yeni sultana CİHAT ilan ettiren ittihatçılar, büyük bir hayal kırıklığı ile gördüler ki; Arap alemi başta olmak üzere (Kuzey Afrika'da Sunusi'ler hariç) dünyadaki hiç bir müslüman ülke veya halk, İslamın Halifesi'nin ilan ettiği CİHAT'a ne itibar ne de iştirak ediyor.Ve Osmanlı'nın malum sonu! Dünyanın itirazına rağmen ABD'nin mahalle pardon dünya kabadayılığı devam ediyor. Bakalım sonu nereye varacak? Sonu gelmeyen imparatorluk da kalmadı dünyada.
Osmanlı yönetiminde bölgede 400 yıl huzur içinde yaşayan üç semavi dinin mensupları, Filistin ve Kudüs'ün Osmanlı'dan koparılıp İngiliz idaresine verildiği günden beri huzursuz ve birbirini boğazlıyor.
Türkiye Cumhuriyeti'nin müslüman vatandaşı yanıbaşındaki müslüman komşusunu değil, 'din kardeşi' diye Arap müslümanı daha çok sevince; "Araplar bize bir şey yapmadı ki, o toprakları biz kendimiz terkettik." yalanları ile kendi milletine yıllarca akla sığmayacak iftiralar ettiler.
Bu teraneler bana hep, küçükken kardeşimin beceremediği yalanı hatırlatır.Ben 12, kardeşim 5 yaşında.Küçük kardeşimin,"karnım ağrıyor" bahanesiyle mızmızlanması dinmek bilmeyince, babaannemiz onu diğer odaya götürüp çay içiriyor.O tarihlerde çocuğun çay içmesi büyük ikramiye.Fakat sıkı sıkı da tembih ediyor."sakın çay içtiğini söyleme." kardeşim önde, baba anne arkada yanımıza gelir gelmez, kardeşim arsızca "biz çay içmedik ki." deyiverdi.
Yaşanmış bir olay yaşanmamış gibi bundan daha güzel nasıl anlatılır?
İsterseniz,çocuksu bir dürüstlükle tarihi hafızamızı, yeniden yoklamaya çalışalım.
Arap yarımadasında Osmanlı'ya karşı ilk isyanı, bugünkü Suudi'lerin dedeleri başlatmadı ki! Kanal(süveyş) seferinde, İngiliz Lavrens'in İngiliz altınları ile satın aldığı Araplar Osmanlı'yı arkadan vurmadı ki! Filistin cephesinde Osmanlı askerini Araplar sırtından hançerlemedi ki! Bedevi Araplar, her yıl hac mevsimi öncesi Kabe'nin ihtiyaçlarını götüren Osmanlı kervanlarına(surre alayları) saldırmadılar ki! O saldırılarda öldürdükleri Osmanlı askerlerinin karınlarını yarıp(altını saklamak için yutmuşlardır diye) altın aramadılar ki! Kıbrıs davamızda Arap dünyası(Libya hariç) bizi Yunan'a satmadı ki! İsrail tarafından öldürülen çocuklarına ağıtlar yaktığımız Gazze'nin hakimi Hamas'ın lideri, Türkiye'yi değil Mısır'ı kendine arabulucu tayin etmedi ki! Bunların hepsini tariten silemeyiz ama hafızamızdan sildik varsayalım!
Daha dün, BAE Dış işleri bakanı, Medine Müdafii kahraman Fahreddin paşamızı kutsal emanetleri çalan hırsız olarak ilan etmedi ki!!!
Görüldü ki, Kudüs özelinde ve ülkelerin çıkarları temelinde ABD'nin kararına müslüman da, hırıstiyan da, diğer dinlerin mensupları da karşı çıktılar.Demekki olay, sadece din-iman ve kutsallık olayı değil, dünyanın bugünkü konjonktürü ve enerji kaynaklarından dolayı orta Doğu'daki siyasi denge meselesi.
Kudüs vesilesiyle,yıllardır aklımı kurcalayan bir soruya, bu ülkenin Kudüs'ü kendisine mabet edinen müslümanları bir cevap verir sanırım!
Osmanlı ecdadımız,dünya müslümanlarının halifesi ve zamanının süper gücü olarak, Orta Çağ Avrupa'sının engizisyonundan müslümanları ve yahudileri kurtarmış, o zaman Osmanlı'nın kendi mülkü sayılan Kuzey Afrika,Mısır,Filistin,Selanik,İzmir ve İstanbul'a iskan etmiştir.Bu yüzden,bir zamanlar Selanik yahudi kenti olarak anılmıştır.
Keza 2.dünya harbinde nazi soykırımından kaçan Avrupa yahudileri genç Türkiye Cumhuriyeti'nin misafiri olmuşlardır.
Soru şu:"Avrupa hırıstiyanları bütün yahudileri ortadan kaldırmaya çalışırken,ecdadımız Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti onlara niye sahip çıktı?Onlar yahudilere sahip çıkmakla doğru yaptılarsa bugünkü yahudi düşmanlığı niye?Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti yahudilere sahip çıkıp korumakla yanlış yaptı ise bu Osmanlı tapınıcılığı niye? Cumhuriyetten intikam alırcasına devletin tepesinde tepinmek niye?
Din-iman-itikat,ifrat ve tefritde sınır tanımamazlığın sebebi olmamalı değil mi?
İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu'l Beyan tefsirinde yüce pegamberimizin(s.a.v.)bir hadisinden bahseder.Kendisine soru soran bir sahabeye şöyle cevap verir:"sana zarar vermeyen ve seni huzursuz-rahatsız etmeyen yahudi komşun,sana zarar veren ve seni daima rahatsız ve huzursuz eden müslüman komşundan senin için daha hayırlıdır."
Filistin Kurtuluş örgütü'nün kurucu lideri Yaser Arafat'ın, "Osmanlı'dan sonra Ortadoğunun huzur bulmadığını" söylediği rivayet edilir.İş sadece Osmanlı ile kalsa tarihe mal eder geçeriz.
1970’li yıllarda, Filistin halkının yanında onun mücadelesine omuz veren sol görüşlü gençlerimiz El-Fetih kamplarında eğitilip, Filistinlilerle yan yana öldüler.Sanırım bir kısmının mezarı hala Filistin topraklarındadır.Çünkü sol görüşlerinden dolayı suçlu sayıldıkları için ülkeye dönememişlerdir.Gazzeli çocuklara ağıt yakanlar, bu çocuklar için 'vah' bile dememiştir.
O yıllarda,El-Fetih kamplarında ASALA militanlarının da eğitildiği yazıldı söylendi.Yanlış hatırlamıyorsam; bu ASALA militanları otuzbeş dış işleri mensubumuzu(Büyükelçi,Konsolos, elçilik görevlisi) Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde ve Amerika'da şehit ettiler.Bu katliamdan sonra, ASALA militanlarını kamplarında eğiten Filistin'e hep mesafeli durdum.Ve o yıllarda çok sevgili kardeşim merhum Ahmet Zeren'in YÖRE gazetesinde "sana artık acımıyorum Filistin" başlıklı bir yazı yazdım.
Filistin ve Kudüs'te yaşanan olaylar,insanlığa karşı işlenmiş suçlardır ve insana yapılan ZULÜM nerede olursa olsun iğrendiğim bir olaydır.Bunun ötesinde,Kudüs beni pekde ilgilendirmiyor.Ancak,kendini dünyanın hakimi sanan hegemonik güce de itirazım var.
İslam ülkelerini,gönüllü-gönülsüz katılımla toplayıp Doğu Kudüs'ü Filistin'in Başkenti ilan etmek, Batı Kudüs'ü İsrail'e alenen terk etmek değil mi?
Dileğim o ki;Kudüs,müslüman yöneticilerin seçim propagandalarına hamaset mezesi yapılarak saf ve samimi müslümanlar kandırılmasın,Filistin halkı bu hamaset rüzgarında yeni acılara sürüklenmesin.
Huzurlu bir dünya da bağımsız ve özgür yaşamak diliğiyle nice yıllara.

01.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
ÜCRETLER
MEHMET SANAL BEY ÇOK GÜZEL BİR KONUYU ELE ALMIŞ ÇOK TEŞEKKÜR EDERİM. GERÇEKTEN BEN ŞUNU HEP MERAK ETMİŞİM DİR
MİLLETVEKİLİNİ SEÇEN HALK MİLLETVEKİLİNDEN ÇOKMU ZENGİN.
VEYA BİR BAĞKUR SSK EMEKLİSİ VEKİLİN ALDIĞI AYLIĞIN 10 DA 1 İNİ BİLE ALAMIYOR.ARADA UÇURUMLAR VAR! BİZİM SEÇTİĞİMİZ
VEKİLLER DEVLETİN HER İMKANINDAN FAYDALANIYOR DA EMEEKLİYE
ÇALIŞANA İNSAN GİBİ ONURLU BİR ŞEKİLDE YAŞAYACAĞI MAAŞINI
NEDEN VERMEK İSTEMİYORLAR.VEKİLLER ASGARİ ÜCRETLE GEÇİMİNİ TEMİN ETSELERDİ ACABA NE YAPARLARDI...
bayram -- 05.06.2012 13:51
ÜCRETLER
Bu hükümet ilk iş başına geçtiği yıllarda memur ve emekli maaşlarının enfilasyon oranında artacağını kayıt altına aldı. İlk yıllarda enfilasyon düşük olduğu için vadedildiği şekilde artırıldı. Son yıllarda enfilasyon artmasına rağmen düşük gösterilmeye çalışarak maaşların artışını düşürdü. Şimdi enfilasyon fırladı hala düşük gösteriliyor. Bir ev kadını pazara beşyıl önce 20 lirayla çıkabilirken şimdi 50 lirayla eli boş dönüyor. Enfilasyonu tencere kaynatana hesplatsalardı maliye bakanından daha çabuk hesabın içinden çıkardı. Hoş, hükümet artık enfilasyon oranına değip dokunmadan memur ve emeklisine % 4 artış veriyor. Bu artışı ikiye bölüyor. Hatta artış farklarını ve artışlarıda altı ay sonra maaşlara yansıtıyor.

Ben bir emekli olarak, maaşımın artırılmasınıda istemiyorum. Yeterki yavan ekmeğimizide elimizden almasınlar. Sayın başbakan, üç çocuk tavsiye ediyor fakat, dünyaya getirilmiş olan çocukları, gençleri hangi garati, hangi güvence altına alıyor? Sağlık sigortası adı altında işsiz gençlere ayda en az 35 lira yük yükledi. Bu yük gençlere değil; emekli, gariban evladına iş, aş bulamayan ailelerin sırtına yüklendi. Zenginin okulu paralı, iş kurma hayali zaten çantada keklik. Sağlık sigortasıyla ne işi olacak.

Diğer taraftan kaçak elektirik paraları dürst vatandaşa yükleniyor. Su parasına katı atık adı altında 8 lira zam ekleniyor.

Maaşlarda henüz zam göremedik fakat, faturalarda öyle çok eklemeler, ödemeler görüyoruzki!

Milletin oyunu alarak, millet vekili seçilenler, meclise bakan olarak koltuk işgal edenler bu milletin karşısında bu kadar maaşa imza atıp ceplerine indirirken, bu milletin nasıl geçindiğini, nasıl yaşadığını düşünüyorlar mı acaba? Gece başlarını yastığa koyunca vicdanları azıcık sızlıyor mu?

İnşallah merhamet ve vicdan sahibidirler.

Bu hükümet böyle olursa, başka hükümet nasıl olurdu? Allah korusun!
suzan -- 04.06.2012 23:47
KORUMA KANUNU GÖLGESİNDE İSTİSMAR
Uzun olmasına rağmen her kelimesi dikkatle okunup konu üzerinde düşünülmesi gereken emek verilerek yazılmış bir yazı.

Halkının hakkını korumaktan aciz yaratıkların Hakkın Rahmetine kavuşmuş liderleri ve Allahın seçtiği koruduğu kulunu koruma cürretini göstemeye çalışması cehaletinin göstergesidir.

suzan -- 14.05.2012 23:32
KORUMA KANUNU GÖLGESİNDE İSTİSMAR
hocam,mükemmel bir analiz yapmışsınız.tebrik ve teşekkürler..
fulya -- 08.05.2012 09:25
KORUMA KANUNU GÖLGESİNDE İSTİSMAR
sayın yazar bu son yazınız cok ciddi bir araştırma sonucu hazırlanmış..yorumunuza katılmamak mümkün değil.doğru görüşlere hep saygı duymak gerekir ama ben şahsen sizin yazılarınızı takdirle de okuyorum.iyi günler..
lale -- 22.04.2012 16:03
AYET Mİ? HADİS Mİ?
Bravo,bravo,alkış,alkış.Bu kadar açık,bu kadar duru,bu kadar aydınlık bir anlatım ancak sizin kaleminizden çıkardı.Teşekkürler Mehmet beyciğim.İstanbuldan selam ve saygılar.
Abdülkadir Çapanoğlu -- 20.04.2012 14:10
Vasiyet
Yazılarınızı oldukca dolu ve sürükleyici buluyorum ve bu sebeple sürekli okuyorum.Kaleminize uzun ömürler diliyorum.Saygılarımla..
lütfi -- 16.04.2012 08:20
Vasiyet
Nereden başlasam diye karar veremedim ama önce bu şekildeki yazınızı tebrik etmemek çok bencillik olur. Sizin düşünceleriniz ve yazmış olduğunuz yazılar daima bana ortaokul da yan yana oturduğumuz rahmetli Necip ALTINOK'u hatırlatmaktadır. Bazı düşünceler ve çapraşık görüşler bu değerli kardeşimize kıymışlar ve şehit etmişlerdir.

Kardeşim lütfen bağışlayın sizi tekrar tebrik eder başarılarınızın devamını dilerken saygı ve selamlarımı sunarım. Nezih KÖKSAL
Nezih KÖKSAL -- 10.04.2012 21:18
Vasiyet
Yazılarınızdan anlıyorum ki,oldukca kültürlü ve birikimlisiniz.üslubunuz da oldukca hoş..Bu köşeden daha sık yazabilirseniz çok sevineceğim.başarı dileklerimle..
Ayla -- 09.04.2012 09:32
Vasiyet
Değerli Mehmet Beyciğim.Gözlerim yaşararak okuduğum bu makalenizi bende torunlarıma miras bırakmak için kopyaladım dosyama koydum.Yüreğinize sağlık der, İstanbuldan sevgi ve selamlarımı sunarım..
ABDÜLKADİR ÇAPANOĞLU -- 04.04.2012 23:37
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
3
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00