BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 18.01.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
269
Dün
:
4936
Toplam
:
13334657
Sanal Bakış Mehmet SANAL
Kudüs mes’elesi
yozgatgazetesi@yahoo.com
Yeni bir yıla girerken,bitip giden yılla ilgili muhasebenin yanında o yılın önemli olayları da zikredilerek kayda geçirilir.Yıl içinde yaşanan olayların önemi kişiler,halklar,ülkeler,milletler açısından tartışılır olsada mutlaka o olaylardan biri öne çıkar ve dünya kamuoyunu daha çok meşgul eder.
2017 yılının dünya da öne çıkan olayı,şüphesiz Kudüs'ün ABD tarafından İsrail'in başkenti olarak ilan edilmesi ve ABD'nin büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşıyacağını dünyaya duyurmasıdır.
Dünya ülkelerinin Birleşmiş Milletlere üye olması,BM kararlarının şöyle veya böyle bütün üye ülkeleri bağlaması,ABD'nin tek yanlı ve 'ben yaparsam olur' kibriyle aldığı kararın BM genel kuruluna taşınması neticesi, Kudüs dünyanın en önemli olayı haline geldi.Bu vesileyle sadece müslümanların değil, yahudiliğin olduğu gibi hıristiyanlığın da kutsal mekanı sayılan Kudüs, halkı hırıstiyan olan ülkelerin de doğu Asya'daki diğer dinlere (Çin ve Japonya gibi) mensup ülkelerinde gündemine oturdu.
ABD temsilcisinin BM genel kurulunda tehditler savurmasına karşılık 129 üye ülke ABD'nin bu kararına HAYIR dedi.
Dünya imparatorluğu açısından belki de bu HAYIR, ABD için sonun başlangıcıdır.Her neyse yaşayan zaten görecek.
Bu olay bana ittihatçıların Osmanlı sultanına CİHAT ilan ettirmelerini çağrıştırdı.Sultan ıı.Abdulhamid'in karşı çıkmasına rağmen onu Osmanlı tahtından indirip yeni sultana CİHAT ilan ettiren ittihatçılar, büyük bir hayal kırıklığı ile gördüler ki; Arap alemi başta olmak üzere (Kuzey Afrika'da Sunusi'ler hariç) dünyadaki hiç bir müslüman ülke veya halk, İslamın Halifesi'nin ilan ettiği CİHAT'a ne itibar ne de iştirak ediyor.Ve Osmanlı'nın malum sonu! Dünyanın itirazına rağmen ABD'nin mahalle pardon dünya kabadayılığı devam ediyor. Bakalım sonu nereye varacak? Sonu gelmeyen imparatorluk da kalmadı dünyada.
Osmanlı yönetiminde bölgede 400 yıl huzur içinde yaşayan üç semavi dinin mensupları, Filistin ve Kudüs'ün Osmanlı'dan koparılıp İngiliz idaresine verildiği günden beri huzursuz ve birbirini boğazlıyor.
Türkiye Cumhuriyeti'nin müslüman vatandaşı yanıbaşındaki müslüman komşusunu değil, 'din kardeşi' diye Arap müslümanı daha çok sevince; "Araplar bize bir şey yapmadı ki, o toprakları biz kendimiz terkettik." yalanları ile kendi milletine yıllarca akla sığmayacak iftiralar ettiler.
Bu teraneler bana hep, küçükken kardeşimin beceremediği yalanı hatırlatır.Ben 12, kardeşim 5 yaşında.Küçük kardeşimin,"karnım ağrıyor" bahanesiyle mızmızlanması dinmek bilmeyince, babaannemiz onu diğer odaya götürüp çay içiriyor.O tarihlerde çocuğun çay içmesi büyük ikramiye.Fakat sıkı sıkı da tembih ediyor."sakın çay içtiğini söyleme." kardeşim önde, baba anne arkada yanımıza gelir gelmez, kardeşim arsızca "biz çay içmedik ki." deyiverdi.
Yaşanmış bir olay yaşanmamış gibi bundan daha güzel nasıl anlatılır?
İsterseniz,çocuksu bir dürüstlükle tarihi hafızamızı, yeniden yoklamaya çalışalım.
Arap yarımadasında Osmanlı'ya karşı ilk isyanı, bugünkü Suudi'lerin dedeleri başlatmadı ki! Kanal(süveyş) seferinde, İngiliz Lavrens'in İngiliz altınları ile satın aldığı Araplar Osmanlı'yı arkadan vurmadı ki! Filistin cephesinde Osmanlı askerini Araplar sırtından hançerlemedi ki! Bedevi Araplar, her yıl hac mevsimi öncesi Kabe'nin ihtiyaçlarını götüren Osmanlı kervanlarına(surre alayları) saldırmadılar ki! O saldırılarda öldürdükleri Osmanlı askerlerinin karınlarını yarıp(altını saklamak için yutmuşlardır diye) altın aramadılar ki! Kıbrıs davamızda Arap dünyası(Libya hariç) bizi Yunan'a satmadı ki! İsrail tarafından öldürülen çocuklarına ağıtlar yaktığımız Gazze'nin hakimi Hamas'ın lideri, Türkiye'yi değil Mısır'ı kendine arabulucu tayin etmedi ki! Bunların hepsini tariten silemeyiz ama hafızamızdan sildik varsayalım!
Daha dün, BAE Dış işleri bakanı, Medine Müdafii kahraman Fahreddin paşamızı kutsal emanetleri çalan hırsız olarak ilan etmedi ki!!!
Görüldü ki, Kudüs özelinde ve ülkelerin çıkarları temelinde ABD'nin kararına müslüman da, hırıstiyan da, diğer dinlerin mensupları da karşı çıktılar.Demekki olay, sadece din-iman ve kutsallık olayı değil, dünyanın bugünkü konjonktürü ve enerji kaynaklarından dolayı orta Doğu'daki siyasi denge meselesi.
Kudüs vesilesiyle,yıllardır aklımı kurcalayan bir soruya, bu ülkenin Kudüs'ü kendisine mabet edinen müslümanları bir cevap verir sanırım!
Osmanlı ecdadımız,dünya müslümanlarının halifesi ve zamanının süper gücü olarak, Orta Çağ Avrupa'sının engizisyonundan müslümanları ve yahudileri kurtarmış, o zaman Osmanlı'nın kendi mülkü sayılan Kuzey Afrika,Mısır,Filistin,Selanik,İzmir ve İstanbul'a iskan etmiştir.Bu yüzden,bir zamanlar Selanik yahudi kenti olarak anılmıştır.
Keza 2.dünya harbinde nazi soykırımından kaçan Avrupa yahudileri genç Türkiye Cumhuriyeti'nin misafiri olmuşlardır.
Soru şu:"Avrupa hırıstiyanları bütün yahudileri ortadan kaldırmaya çalışırken,ecdadımız Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti onlara niye sahip çıktı?Onlar yahudilere sahip çıkmakla doğru yaptılarsa bugünkü yahudi düşmanlığı niye?Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti yahudilere sahip çıkıp korumakla yanlış yaptı ise bu Osmanlı tapınıcılığı niye? Cumhuriyetten intikam alırcasına devletin tepesinde tepinmek niye?
Din-iman-itikat,ifrat ve tefritde sınır tanımamazlığın sebebi olmamalı değil mi?
İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu'l Beyan tefsirinde yüce pegamberimizin(s.a.v.)bir hadisinden bahseder.Kendisine soru soran bir sahabeye şöyle cevap verir:"sana zarar vermeyen ve seni huzursuz-rahatsız etmeyen yahudi komşun,sana zarar veren ve seni daima rahatsız ve huzursuz eden müslüman komşundan senin için daha hayırlıdır."
Filistin Kurtuluş örgütü'nün kurucu lideri Yaser Arafat'ın, "Osmanlı'dan sonra Ortadoğunun huzur bulmadığını" söylediği rivayet edilir.İş sadece Osmanlı ile kalsa tarihe mal eder geçeriz.
1970’li yıllarda, Filistin halkının yanında onun mücadelesine omuz veren sol görüşlü gençlerimiz El-Fetih kamplarında eğitilip, Filistinlilerle yan yana öldüler.Sanırım bir kısmının mezarı hala Filistin topraklarındadır.Çünkü sol görüşlerinden dolayı suçlu sayıldıkları için ülkeye dönememişlerdir.Gazzeli çocuklara ağıt yakanlar, bu çocuklar için 'vah' bile dememiştir.
O yıllarda,El-Fetih kamplarında ASALA militanlarının da eğitildiği yazıldı söylendi.Yanlış hatırlamıyorsam; bu ASALA militanları otuzbeş dış işleri mensubumuzu(Büyükelçi,Konsolos, elçilik görevlisi) Avrupa'nın çeşitli şehirlerinde ve Amerika'da şehit ettiler.Bu katliamdan sonra, ASALA militanlarını kamplarında eğiten Filistin'e hep mesafeli durdum.Ve o yıllarda çok sevgili kardeşim merhum Ahmet Zeren'in YÖRE gazetesinde "sana artık acımıyorum Filistin" başlıklı bir yazı yazdım.
Filistin ve Kudüs'te yaşanan olaylar,insanlığa karşı işlenmiş suçlardır ve insana yapılan ZULÜM nerede olursa olsun iğrendiğim bir olaydır.Bunun ötesinde,Kudüs beni pekde ilgilendirmiyor.Ancak,kendini dünyanın hakimi sanan hegemonik güce de itirazım var.
İslam ülkelerini,gönüllü-gönülsüz katılımla toplayıp Doğu Kudüs'ü Filistin'in Başkenti ilan etmek, Batı Kudüs'ü İsrail'e alenen terk etmek değil mi?
Dileğim o ki;Kudüs,müslüman yöneticilerin seçim propagandalarına hamaset mezesi yapılarak saf ve samimi müslümanlar kandırılmasın,Filistin halkı bu hamaset rüzgarında yeni acılara sürüklenmesin.
Huzurlu bir dünya da bağımsız ve özgür yaşamak diliğiyle nice yıllara.

01.01.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Özür, öteki demokrasi
yeni yiliniz kutlu olsun evet herkes birseyler bekler ve kazanir her zaman otekilerden ama kendindende asla kabuletmez sadece menfaati oldugu muddetce selam verir oda cebindeki para kadar selam alir duzeyine gelmis bulunuyoruz ne yazikki kapilazm toplumu olduk zaten herseyi menfaatten baska gormuyoruz allah encemini hayreylesin ne yapalim bizim sadece kaderciligimiz var onunlada bu gune kadar idare ettik bundan sonrada ne olur allah u aleherkese selam insallah yeni yilimz iyi gelir gerci gelen gideni aratirmis ama ne diyelim baska yapacak yok ...
halit yagiz -- 02.01.2009 02:41
Mecburiyet
mecburiyet. Sayın agbiciğim.Uzun zaman oldu sizle görüşmeyeli.Yazılarınızı büyük bir zevkle okumaktayım.mecburiyet, yazınızıda negüzel işlemissiniz siyasi partilerdeki demokrasi yoksunluğunu.Bu konuda kimin suçlu olduğu aslında çok önemli değil,suçlu aramayada gerek yok,yazınızda halkın önceliğinin seçim değil geçim olduğunu güzel bir dille yazmıssınız.evlerinde hergün yakacak ve gıda yardımı beklentisinde olan bizim gariban halkımızın nasıl önceliği seçim olabilirki?güzel ilçeme her geldiğimde sadece kahve sayısının bolca arttığı,işyerlerinin kapandığını ve büyük şehirlere göçün bolca arttığını üzülerek görmekteyim.siyasetcisi bol bir il ve ilçeye sahip olmamıza rağmen bu olumsuz görüntülerin neden olduğunu sizin o güzel bilegilerinize sunuyor ve saygılar sunuyorum.
n.kemal adıbelli -- 30.12.2008 13:45
Mecburiyet
çok güzel müğkemmel devamlı takip ediyorum
basri taştan -- 16.12.2008 22:38
Mecburiyet
selamun aleykum millet yerel secimler ve yerel yonetimler konusu senin ihtisas alanina girer mevzuyu dazha iyi bilen icerisinde yasayan birisi olarak detayli ve ornekleriyle anlatarak bizi aydinlatman fikir sahibi yapmandan daha tabii ne olabilrki bildigin seyleri paylasman diger insanlarada yardimci olman haset olmadini gosterir daha uzun zaman senin fikirlerinden yararlanacagiz inssallah sadata gelince kim istemezki bu dunyada sadik arkadas/ evlat /es/ dost ahbap ve sadik isci arar siyasette ise daha cok aranir sadik insan ama bu devirde cok sadiklik cok saflik olarak algilaniyor gibime geliyor sen ne dersin abi yanlismi birileri birilerinin omuzunda geziniyor garibimde omuzlayip goturuyor gotururkende hatta biraz zilgit yiyor ustune ustluk bu son donemde kanun oldu birazda bizde suc var cunku simdiye kadar elimizden hic tuzluk dusmediki bazi seyler bizim icin normal herkes layik oldugu sekliyle idare edilirzaten gecmis kurban bayraminiz kutlu olsun tum sarikayali dostlarim allah selamet versin hepinize
halit yagiz -- 12.12.2008 22:49
Mecburiyet
öyle güzel yazıyorsunuzki biz de sizin yazınızı okumaya mecburuz.saygılar
taner -- 09.12.2008 23:01
Gül
gülle eğitimi ne güzel işlemişsin,eğitilmemiş insanla eğitilmiş insan hiç eş olurmu?hiç bilenle bilmeyen bir olurmudiyen yüce dinimiz bunu ne güzelde perçinlemiş,eğitiminsana ekmek kadar su kadar hava kadar gerekli,bir ülkenin kalkınmışlığını eğitilmiş insanlarla ölçülmüyormu?o halde okluk olmak varıken odunluk olmak niye... ağzına ,kalemine ,yüreğine sağlık. gülü çalıya döndürmeyelim, gülümüz çok olunki güler yüzler çoğalsın...iyiki varsın mehmet ağbi...
SELAHATTİN ASLAN -- 26.11.2008 14:58
Sis
Merhaba sayın Mehmet bey yazınızı itina ile okudum aşagıya aldıgım size ait olan mezkur cümlelerin beni derinden üzdügünü ifade etmek istiyorum zira bu ülkede hangi cenahtan olursa olsun ( chp kısmen hariç)anayasa mahkemesinin bizi ne kadar her konuda fasit daireye hapsettiği dile getiriliyor genelde bunu özelde ise anayasa mahkemesinin meclisin üzerinde vesayet perdesi örttüğünütemellendirebilirim ama uzun soluklu bir bahis olacagı için bu konuda bire bir görüşmek isterim saglıcakla kalın... Hazır, anayasa mahkemesi, parti kapatma ile ilgili gerekçeli kararı açıklamış iken bir sis perdesi de hukukun üzerine çekelim. Milletin hukuka-mukuka ihtiyacı kalmasın. Bizim adımız adalet değil mi ?! Anayasa Mahkemesinin kararı, meclisin üzerine vesayet perdesi örtüyormuş !
cicek market -- 08.11.2008 19:11
Sis
Şiir tadında bi yazı.Yüreğine kalemine sağlık değerli ağabeyim.Ama incecik bi sis perdesinin katmanlaşmaya başlaması 94 baharından sonraya rast gelir.
Kerimhan -- 06.11.2008 14:48
Suçlu kim ?
Yorumunuz slm değerli ağabey yine döktürmüşün kalemini.
MÜRŞİT KOZAN -- 05.11.2008 20:54
Suçlu kim ?
selamun aleykum ey cemati muslimin mehmet abi yazar nede olsa eski mekteplilerdendir eline saglik abi fransada bile okuyoruz ve tartisiyoruz arkadaslarla bu tur mevzulari ama yinede ince hicivleri cogunun anlayacagini zannetmiyorum anlayan anlasin kor degilya yaziyor anlamak icin okusunlar devamini diler saygilar sunarim selamlar herkese
halit yagiz -- 02.11.2008 05:28
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
9
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00