BİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYIN

                
 19.07.2018 YOZGAT'IN ve YOZGATLININ GAZETESİ SIK KULLANILANLARA EKLE  
 
 
Arama
 
Google
 
Şu anda
:
182
Dün
:
4633
Toplam
:
14113021
Sanal Bakış Mehmet SANAL
Gelen bir gün gider
yozgatgazetesi@yahoo.com
Kâinattaki her şeyi zıddı ile birlikte çift olarak yaratan yüce yaratıcı 'geliş'in karşısında 'gidiş'i de yaratandır.
Bu minval üzere iktidara gelenler de bir gün gidecektir.
Bu,her şeye 'vade' koyan yüce yaradanın değişmez ve değiştirilemez kanunudur.
İktidara bir şekilde (verasetle, darbeyle, diktatörlükle veya seçimle) gelenler geldikleri gibi giderler.
Dünya ve ülke siyaseti; iktidara gelip gidenlerin,iktidardan gidip yeniden gelemeyenlerin,iktidardan gittikten sonra yeniden gelebilenlerin,iktidara bir defa geldikten sonra gitmemek için direnenlerin örnekleri ve kimi acı akıbetleriyle doludur.
Dini, siyasetinin çıkış noktası sananların ve sayanların çok iyi bilmeleri gerektiği gibi;yüce yaradan, "emanetleri ehline verin" buyuruyor.
Bir kısım iktidar heveslileri,yaradanın bu açık emri hilafına 'ehil olmadıkları halde'iktidara gelebilirler.
Kendileri 'ehil' olmadıkları için iktidarlarını 'ehil' zannettikleri bir kısım cemaat mensupları ile paylaşabilirler.
Dinden başka sermayesi olmayan zevat halkı, dinin sahibi olan Allah(cc) ile aldatarak iktidara gelebilir.
Yasakları kaldıracağız deyip ülkeyi 'olağanüstü hal' ile açık hapishaneye dönüştürebilir.
Yoksulluğu bitireceğiz deyip daha çok yoksul yaratarak sadakaya muhtaç oy deposu haline getirebilir.
Yolsuzluğu ortadan kaldıracağız deyip yandaşları devlet hazinesinden zengin ederken muhalefeti yolsuzlukla suçlayabilir.
Adaleti hakim kılacağız diyerek toplumun yarısını 'hain,fetöcü,öteki' damgası ile damgalayabilir.
Kendilerini islamın ve ortadoğunun hamisi gibi görüp bütün dünyanın kendilerine karşı olduğu iddiası ile milletin ordusunu çıkmaz savaşlara sokabilir.
İşte bu ahval ve şerait içinde; geldikleri gibi gitmeyi içlerine sindirebilen ve milletin iradesine kayıtsız-şartsız, amasız-fakatsız boyun eğip köşesine çekilenler; iktidar olmayı demokrasi içinde ve demokratik şartlarde becerememiş olsalar da ülkeye hizmette samimi olduklarına hükmedilebilir.Yeter ki, iktidar dönemlerinin hesabını vermeyi göze alabilsinler.
Seçimle iktidara geldikten sonra, mevcut kurumların ve hukuki düzenin altını üstüne getirerek, iktidardan gitmemek için direnen, sürekli iktidarda kalabilmek için kanun üstüne kanun çıkaran o da yetmeyince olağanüstü hal ile kararname üstüne kararname çıkaranlar, bunu sadece bu milleti ve ülkeyi çok sevdikleri için mi isterler? Belki!!! Fakat sürekli iktidarda kalmayı istemenin başka sebepleri de olsa gerek!
Bir bilge kişi, "Güç ve iktidar insanı bozar.Mutlak güç ve mutlak iktidar mutlaka bozar." diyor.Söz, iktidar gücünün insanı nerelere sürükleyeceğinin veciz ifadesi değil mi?
Uzun süreli iktidarlar, istenmese de kirlilik biriktirirler. hele de denetim devletin bütün kurumlarında ortadan kaldırılarak, yolsuzluğa zemin hazırlanırsa,çıkar ilişkileri ayrık otu gibi bünyeyi sarar.
İktidar sahipleri, birikmiş suç ve kirlerin ortaya çıkmasından korktukları için iktidarı bırakmak istemezler.İktidardan maddi manevi çıkarı bulunanlar, çıkar ve ayrıcalıklarını kaybetmek istemiyecekleri için, her şeye rağmen iktidarın devam etmesini isterler.
İktidarda kalabilmek için yapılan baskı,zulüm,haksızlıklar, "milli irade böyle istiyor." denilerek halka yutturulmaya çalışılır.
Çıkar ve menfaat sahiplerinden sivil "Haccac" orduları kurulur.
Bir zamanların, 'Bizim Radyo'su gibi besleme medya ve yayın organları oluşturulur.
Maddi olarak satın alınamayan halkın, Hitler vari propoganda ile beyni yıkanır.
Oysa, dünyayı kana bulayan Mussolini ve Hitler'in seçimle iş başına geldikleri unutulur.
Mısır'ın devrik başkanı Mübarek'in,Tunus'un devrik başkanı Bin Ali'nin, Irak ve Libya'nın devrik başkanları Saddam ile Kaddafi'nin ve bizimkilerin çok istemesine rağmen bir türlü devrilemeyen Suriye devlet başkanı Esad'ın ülkelerindeki her seçimde oyların tamamına yakınını aldıkları hatırlatılmaz bile.
Unutulmamalıdır ki, İran devlet başkanı Şah Rıza'nın ve Romanya devlet Başkanı Çavuşesko'nun yıkılmaz sanılan iktidarlarını bir günde yerle bir eden sadece bir kadın çığlığıdır.
"YETER ARTIK YALAN
SÖYLÜYORSUN"
İktidarın ayakta kalmak için kamu kaynaklarını, 'reklam bedeli' adı altında hoyratça aktardığı besleme medya ve basın, gerçeklerden uzak ve sadece 'YALAN'ın yayılmasına vesile oluyor.
Yüce dinimiz, 'YALAN'ın ocaklar söndürdüğünü, aileleri, şehirleri, ülkeleri, toplumları mahvettiğini söylüyor olsa da, iktidar mensupları,hergün,her yerde, hiç bir mahcubiyet ve utanç duymadan, yüzleri kızarmadan, 'YALAN'I gerçek gibi iftiharla anlatıyorlar.
İktidarda kalabilmek için örümcek ipliğinden ittifaklara sarılanlar, ülkedeki ana muhalefeti kolayca zan altında bırakabilecekleri ittifaklara zorladılar.
Çok istemelerine rağmen ana muhalefet liderini aday yaptıramayınca hesap bozuldu.
Çok zorlamalarına rağmen ana muhalefet ile HDP ittifakını da oluşturamayınca hesap bir daha bozuldu.Üstüne üstlük, İYİ PARTİ ve SAADET PARTİSİ kendi Cumhur Başkanı adaylarını çıkarıp CHP,İYİ PARTİ,SAADET,DP ittifakı oluşunca iktidarın pusulası şaştı!
İktidardan düşme korkusu, son çare olarak seçim kanunları ile oynayıp her türlü hukuksuzluğu kanun haline getirmekte arandı.Seçim kanunları ile muhalefete tuzak üstüne tuzaklar kurmaya girişildi.Fakat,müslüman olmakla övünen ve dindarlıklarını muhalefetin sırtında kırbaç gibi kullanmayı marifet sanan iktidar mensuplarının unuttukları bir şey var!
Malum Ramazan ayını geride bıraktık.Mutadımız veçhile Kur'an'ı Arapça ve Türkçe olarak hatmetmeye çalıştık.Prof.Dr.Abdulkadir Şener, Prof.Dr.M.Cemal Sofuoğlu, Prof.Dr.Mustafa Yıldırım tarafından hazırlanan;"YÜCE KUR'AN ve Açıklamalı-Yorumlu meâli" isimli kitabın 142 ve 143. sahifelerinden noktasını virgülünü değiştirmeden aktarıyorum.
En'am suresi 123.âyet: İşte biz (Mekke'de olduğu gibi)her beldede günahkarlara da iktidar olma fırsatı tanırız. Sonuçta onlar(bu fırsatı kötüye kullanarak kendi emelleri uğruna) orada türlü türlü hilekârlık yaparlar,tuzaklar kurarlar.(sonuçta onlar bu fırsatı iktidarlarını devam ettirmek veya o konumdan güç alarak insanları hak ve hakikatten uzak tutmak için hile ve tuzaklar kurar,çaba sarf ederler.) Aslında onlar sadece kendilerine tuzak kurmaktadırlar,fakat bunun farkında değildirler.(kazdıkları kuyuya kendileri düşmektedirler.)
Birbirlerine söylenmedik söz, yapılmadık hakaret bırakmayanların iktidar da kalmak adına bir araya gelmelerine yüce kitabımız Kur'an ne diyor bakın!
En'am suresi 129.âyet: İşte(şeytanların bir kısım insanları saptırmasında olduğu gibi) Biz,zâlimleri yaptıkları kötü işlerde;bibirlerini ayartmada böyle dost yaparız.
Kur'an'ın bu muhteşem âyetleri üzerine başka söze gerek var mı?
Her yıl tekrar tekrar gelen Ramazan da Bayram da geldi ve gittiler.
Nice Ramazanlara ve Bayramlara birlik ve dirlikle.

BASIN MÜZESİ MESELESİ
Basın Müzesi meselesi
Yozgat'ın ve insanının tanıtımında büyük bir kültür hizmeti olacağına gönülden inandığım,'BASIN MÜZESİ'nin halen yapılamamış olması Yozgat için büyük eksikliktir.
Yok sayılan ve hangi bahane ile olursa olsun,yapımından vazgeçildiği algısı yaratılan bu eser için, yapılması konusunda alınan belediye meclisi kararının uygulamaya konulmaması en hafifinden 'görevi ihmal' suçunu içerir.Belediye Başkanı meclis kararlarını uygulamakla mükelleftir.
Bugün olmasa da ileride seçilecek başka bir başkan bu kararı uygulamaya koyabilir.
Müzeler,eskileri sergilemesi açısından tarihi olsa da, konusunda emeği ve hizmeti geçmiş insanlar için ölümsüzlük mekanlarıdır.
İnsan ister istemez şüpheye düşüyor!Bu önemli kültürel eserin ötelenmesinde; sergilenecek basın araçlarından çok, basın dünyasında ömür tüketmiş basın mensuplarının sergilenmesine, yaşayan muktedirlerin duyduğu kıskançlık ve haset mi dir?
Unutulmamalıdır!Bu yaşlı dünyaya nice Tiranlar, Diktatörler, Despotlar, Seçilmişler ve hatta İlah olduğunu ilan edenler geldiler ve gittiler!!!

13.06.2018

Sosyal  Medyada  Paylaş

     
YAZARIN DİĞER YAZILARI
OKUR YORUMLARI
Ortalık toz duman
Büyük Oyun ve Ortalık Toz Duman

O tozlar, dumanlar önümüzdeki günlerde zuhur edecek 'BÜYÜK KAOS' un adeta ayak sesleri. Büyük Oyun isimli makalenize yaptığım yorumda; Altın Vuruş değerindeki, bu oyunu durduracak '...siyasi kadro var mı?...' sorunuza 'Hayır böyle bir kadro yok' demiştim. Bu sözümle ne demek istediğimin siz ve okuyucularınız tarafından anlaşılması adına; müsaade ederseniz, devamı niteliğinde aşağıda görüşlerimi arz ediyorum.
Antik Çağ'ın Patara'sı tarihde 'Temsili Demokrasi'nin ilk uygulamasıdır. Fakat tırnak içindeki temsili kelimesine dikkatinizi çekiyorum. Bu kelime o kadar derin, geniş anlamlı ki, bu sebeple tartışmalı. Demokrasinin Antik Çağ'da bir görünüp, uzak yörüngedeki bir yıldız gibi kaybolmasının sebebi de bu.
Bugün adeta herkes demokratlık-demokrasi yarışına çıkmış bulunuyor fakat, ortada DEMOKRASİ NEDİR BİLEN YOK..! Geçin demokrasiyi, İlk defa iki gün önce bir vesile ile ifade ettiğim gibi; insanlar siyaset ile politikanın bile aynı şey olduğunu zannediyorlar...Bizim gibiler için durum daha da trajik...Çünkü onlar tarihsel teçrübelerinin sezgisi ile bu açıklarını bir anlamda kapatıyorlar.
Çok sayıda bilinmeyeni olan bir varsayımı, yine o bilinmeyenleri içinde barındıran çok sayıdaki varsayımlarla çözümleyebilirsiniz. Elde ettiğiniz sonuç bir anormallik, anomali haline işaret etmiyorsa çözüm, içinde bulunduğunuz zaman-mekana göre doğrudur.
Şimdi düşünün: İnancına, fikrine, zekasına...göre her insanın bu evrende ayrı bir konumu, 'kendisine göre bir doğrusu' var. Fakat demokrasinin '' Tek Bir Doğru''su var. Değil dokuz köyden...peygamberler gibi kendinize bir mağara, yüksek topraklarda mekan ya da denizler de liman ararsınız. Çünkü herkes kendi doğrusunu yutturmaya çalışacaktır. En şiddetli tartışmalar-savaşlar da o noktada başlıyor. Tarihden söze girdik, birkaç cümlede konu kendiliğinden, gündemle nasıl da örtüştü..! Çünkü sorun geçmişten günümüze uzanıyor. Yukarıdaki cümleler bildiğimizi zannettiğimiz fakat, aslında bilincinde olmadığımız, günlük,rutin yaşantılarımızın bile en yalın hakikatleri.
Demokrasi budalaların zannettiği gibi araç veya amaç değil, resmen bir İLKE'dir...

Politik kadro çok, siyasi kadro yok. Fakat oyunu durduracak ve tamamen tersine çevirecek, tertipcilerinin yüzdeyüz aleyhine tecelli ettirecek bilinçli, teşkilatcı, cesur çok sayıda insan var... Bu gibi işler zaman, sabır ister ve mücadele akılla, inançla, gerekiyorsa çelikle olur...
KAĞAN -- 10.09.2010 13:47
Büyük oyun
yazinizin bir kismini begeniyorum ancak kendilerine kanunla verilen gorevlerini amaclari ve gorevleri disinda kullananlara ne demeli,masabasinda millete tuzak kurma hevesi olanlara planlar yapanlara ne demeli,dahasi milet adina karar verenlerin hangi kritikleri (konustuklari)kasetlerle orataya cikmisken hatta bolucu basi apodan medet unamlar bulunduklari gorev yerlerinimillet adina terk etmeliler,yok sis vardi helikopter inemedi,goruntulere nedemeli,sayin yazar ustad gercekleri kimse kapatamaz,adaletde,siyasetde,orduda,vatandasda kanunlar onunde esit olmali suclu cezasini cekmeli,bu nedenle 12 eylul refarandumunu ulkmemin gelecegi adina onemsiyorum,bu sansin kullanilacagini umut ederim saygilar sunarim.
murat ertugrul -- 08.09.2010 15:09
Büyük oyun
YorumunuzSayın M.SANAL: Anlamlı ve değerli, gündemle tam olarak kesişen makalenizin son satırları 'Altın Vuruş' değerindedir. Diyorsunuz ki;...demokrasi inancına, strateji zekasına...tecrübesine sahip, adaletsizliği zulüm sayan bir siyasi kadro...var mı? Bu soruya vaziyete tüm açılardan bakamayan bir insanın cevap vermesi imkansızdır, zaten oyunun 'Büyük Oyun' olmasının sebebi hikmeti bu...HAYIR BÖYLE BİR KADRO YOK. Fakat o kadroyu kurarak 'Büyük Oyunu' tersine cevirebilecek insanlar mevcuttur; olmayan 'Teşkilat'dır. Müsaade ederseniz, görüşlerinizle uyumlu, onlara ayrıtıda derinlik verme adına kendi görüşlerimi de arz etmek isterim:BOP kapsamında: Ellerinde en gelişmiş silahlar,çuvallar,ipler,ceplerinde prezervatiflerle '...kahraman ABD'li bay ve bayan askerlerin...' ve en müslüman! ortaklarının Irak'a 'Malum Demokrasi' ! yi götürdükleri günleri hatırlayınız: Bizdeki muadilleri gibi Saddam muhalifleri işgali demokrasi geliyor diye nasıl da alkışlıyorlardı. Şimdi ne bir vatanları nede insanların yüzüne bakabilecek cesaretleri var...
Saddam: '...Irak'ı ABD'ye teslim et, Irak'dan çık...' diyenlere '...bakalım Irak'dan sonra Türkiye ne yapacak ...' diyordu. Zannediyordu ki Türkiye ne pahasına olursa olsun çıkarlarını müdafaa edecek. Evet, akıl ve sağduyunun gereği bu idi. Fakat..., '...bizde her şeyin çaresini bulan...' sonrada '...olan oldu,yeni duruma bakalım...' diyen, diyebilen üst kimliği türk'de alt kimliği NATO'cu (müzik notası değil) kurmaylar ; özellikle havada iken tarihi fırsatları(...biz yapmassak onlar yapar cinsinden) çok uzaktan görebilen '...az kaldı istifa edecektim ...' türünden, varlığı ABD ve yönetimi için tanrı lütfû ! olan dindar ve duâen politikacılar! vardı. Sayelerinde Türkiye 'Malum Demokrasi' ! den kurtuldu...yoksa!...DERKEN: Şimdi sıra Türkiyede idi ve hatta geç kalınmıştı. Gerçi '...durumu iyi idare...' den ABD yönetimi takdirli kedibilevermez Barzani kaç kez demokrasi...demokrasi...diye uyarmıştı. Fakat kendileri aşiret reisi olduğundan...devlet idaresi bambaşka bir şey...bi çakılırsa hepimiz mahvoluruz...
Durumu bu şekilde karikatürize etmemin sebebi başkalarını söz ve davranışlarından dolayı rencide etmek değil, uzun lafın kısası vaziyetin ne kadar kaotik ve trajik olduğunu anlatmak içindir. Herkese, Hacıvatla-Karagöz misali içi boş demokrasinin yine demokrasi adına İÇİBOMBOŞ paketi TARTIŞTIRILIYOR. ABD' sinden Ermenisine el alem Türkiye'ye demokrasi geliyor diye mi bayram yapıyor?..Paketin İÇİBOMBOŞ ama MONARŞİZM - DİKTA adına arkası DOPDOLU...Bilen, anlatan var mı?..Sömügede DİKTA NE İÇİN kurulur?..
12 Eylül, gösterilmeyen yüzü 24 Ocak kararları denilen ÇUVALIN ordu kullanılarak milletin başına geçirilmesi hadisesi idi...Bugün Türkiye bir SÖMÜRGE' dir. Şimdi sıra bu sömürgenin siyasi yapısının ve sınırlarının yeniden tanımlanmasına gelmiş bulunuyor.İran'da içinde, MultiSevr planı olan BOP projesinin Türkiye ayağındaki bu düzenlemelerin, GEÇMİŞTEKİ tecrübeler ışığında (Türkiye'yi eyaletlere bölme teşebbüsü...) ordu tarafından yapılabilmesi, eşyanın tabiatına aykırı olduğundan: ordusu da, hukuku da bertaraf edilerek önündeki engeller kaldırılmış, kendini bu anlamda güvende hisseden, sadakatı test edilmiş, DİKTA 'sını kurmuş 'Siyasi Casusluk Prosesleri' nin figüranları tarafından yapılacağı ve onlara yaptırılacağı AÇIK'tır.(...)
Tarih; 31 Mart 2003, The Wall Street Journall, R.Tayyip ERDOĞAN: ' Irak'da savaşan kahraman bay ve bayan askerlere, en az zaiyatla ülkelerine mümkün olan en kısa zamanda dönmeleri arzusu ile duâ ediyoruz.'...
12 Eylül Askeri Darbesine EVET diyenlerden; resmen alay edilerek o darbenin yıl dönümünde ;O'nun tamamlayıcısı ve devamı niteliğindeki BOP tertibi(Deşifre, 16.05.2005,..Manifesto-onaylı klasör), ' ne için ' ini yukarıda izah ettiğim, Türkiye'yi Irak'laştırma projesinin 'İlk Adım' ı olarak 12 EYLÜL SİVİL DİKTASI' na da EVET demeleri istenmektedir. Irak getirilen ' Malum Demokrasi! ' sayesinde param parça oldu. ABD ve en müslüman! ortakları bilinçli olarak ne kadar bomba o kadar kâr hesabıyla tüm alt ve üst yapıları yok ettiler. Milyonlarca ölü, sakat, tecavüze uğramış kadın, kız ve çocuklar...Oruç tutup, namaz kılıp, kabeye gidip şeytan taşlarken, sınır tanımayan yalanlarla şeytanla yarışanlara, oylarıyla O malum DUÂ ! enlere bile bile amin ve EVET diyerek, cehenneme giden yolun taşlarını döşeyenlere soruyorum; O Tanrı'nın adı ne, O kitap hangi kitap?..
'...Tanrı kendini bozmamış hiçbir milletin vatanını elinden almaz...'
KAĞAN -- 08.09.2010 07:43
‘Kalem tutan eller’ projesinin gerçek fotoğrafı
Siyasilerin, görevlilerin ve breylerin okuyunca anlatılanları çok iyi anlayacaklarından eminim. Tamamiyle gerçeğin ta kendisi; herkes bulunduğu konumuna göre bu yazıdaki gerekli vurgudan dersini almalı...
Yüreğinize, kaleminize ferasetinize sağlık... teşekkürler ediyorum.
Nurettin İNÖNÜ -- 03.08.2010 11:02
‘Kalem tutan eller’ projesinin gerçek fotoğrafı
sayın yazar ,bur gün bu üzerine ölü toprağı saçılmış ahali uyanırsa sarsıntı başlar ama bu halk ne zaman uyanacak ki.saygılar.
latif -- 13.06.2010 08:43
Düşmanlığın sebebi
değerli üstad,yazılarınızla türkiye gerçeğine ışık tutuyorsunuz,kaleminizden istifade edenlerdenim.teşekkürler.
hulusi -- 08.05.2010 08:45
Düşmanlığın sebebi
mehmet bey,ülkemizin içinde bulunduğu buhranı çok güzel özetlemişsiniz.düşüncelerinize yürekten katılıyorum.hürmetlerimle.
sultan -- 01.05.2010 09:08
Köpeksiz köy,değneksiz gezgin
bu sene bu iktidarın takkesinin düşeceği senedir,bu milletin jetonu da geç düştüğüne göre,türkiyede herşey çok geç anlaşılıyor..
rafet -- 28.03.2010 11:06
Köpeksiz köy,değneksiz gezgin
bundan sonra bu hükümet bu memlekette ileebet eli deynekle iktidar kalacaktır.çobuna nefes tüketmeyin..adamlar romanları bile 66'ya bağladılar,gördünüz değil mi?selam..
ziya -- 21.03.2010 14:35
Köpeksiz köy,değneksiz gezgin
dediğin gibi adamlar köpeksiz köyde eli deynekle geziyorlar.ve farkındaysanız devamlı gündem değiştirip bu milletle dalga geçilorlar.aziz milletimiz de hiçbişeyin farkıdna değil..konuştuğunuzda başka hangi partiye oy vereceğiz diyorlar.yazık..çok yazık...
mevlüd -- 20.03.2010 08:42
YAZARA GELEN DİĞER OKUR YORUMLARI
5
Yozgat Gökhan BALCI
YOZGAT GAZETESİ WEB SİTESİ Yayın başlangıcı Mart 2006
YOZGAT Gazeteclik, Matbaacılık ve Reklamcılık Ltd.Şti. Kurucusu : Osman Hakan KİRACI
© Copright (Tüm Hakları Saklıdır. ) izin alınmadan ve kaynak gösterilmeden alıntı yapılmaz
Tel : 0 (354) 212 46 46 Sitemiz Basın Meslek ilkelerine uymayı taahhüt eder. / yozgatgazetesi@yahoo.com
FAX: 0 (354) 217 49 00